İletişim : info@mebhaberim.com

Eğitim-Öğretim

Özel okullarda yüz yüze telafi eğitimi için özelleştirilmiş eğitim hazırlığı

Yayınlandı

İstanbul

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Muammer Yıldız’ın telafi eğitimleri için tarih vermesinin ardından özel okullar, verdiği uzaktan eğitimden öğrencilerinin ne kadar faydalandıklarının ölçümünü yaparak konu tekrarı veya yüz yüze eğitim alınmasına ihtiyaç duyulan alanlarda telafi eğitiminin yapılabilmesi için harekete geçti. 

Bu kapsamda öğrenciler, telafi eğitimi öncesinde seviye belirleme sınavıyla farklı sınıflara ayrılacak. Böylece öğrencilerin gereksinimleri dikkate alınarak, kişiye özel yoğunlaştırılmış ya da seyreltilmiş özel eğitim programı planlanacak.

Yüz yüze telafi eğitimleri özel okullarda 15 Ağustos 2020’den sonra başlayacak olup ağustos ve eylül aylarında toplam süresi en az üç hafta olacak şekilde düzenlenecek.

Telafi eğitimi yapacak özel okullar, eğitimin zamanı ve süresini il/ilçe milli eğitim müdürlüklerine bildirecek. Eğitime başlamadan önce ve eğitim süresince ise yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle okullarda tedbirler alınacak.

“Eğitim sisteminin sarmal yapısı dolayısıyla telafi eğitimleri çok gerekli”

Tüm Özel Öğretim Kurumları Derneği (TÖDER) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Taşel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, MEB’in verilen online derslerin de ders olarak sayılmasını kararlaştırdığını ancak bu konuların yüz yüze yoğunlaştırılmış bir programla tekrar edilmesinin öğrenciler için yararlı olacağını ifade etti.

Özel okullar olarak ağustos ayının başından itibaren öğretmenlerle çalışma yapacaklarını, 15 Ağustos’da da telafi eğitimlerine başlayacaklarını aktaran Taşel, “Telafi eğitimleri çok gerekli eğitimlerdir. Çünkü öğrenciler ikinci dönem konularının tamamını online olarak takip ettiler. İkinci dönem konuları da daha sonraki yıllarda karşılarına çıkacak konulardır. Türk milli eğitim sistemimizde sarmal bir yapı var. Bir yılki konu, bir sonraki yılın ya da daha sonraki yılların ön bilgisi niteliğindedir. Bu sarmal modelden dolayı arada boşlukların oluşmaması gerekir.” değerlendirmesini yaptı.

Telafi eğitimlerinin içeriği konusunda derneğe üye özel okullara örnek programlar sunacaklarını dile getiren Taşel, ancak bu konuda okulların kendi insiyatifleriyle karar vereceğini, okulların ve velilerin istekleri doğrultusunda çocukların zorluk çektiği dersleri ön plana almak kaydıyla telafi eğitimlerinin yapılacağını anlattı.

Matematik, fen, yabancı dil ve Türkçe eğitimine yoğunlaşılacak

TÖDER Yönetim Kurulu Başkanı Taşel, telafi eğitimlerinin içeriğine ilişkin şunları söyledi:

“Yoğunlaştırılmış bir eğitim olacak. Çünkü çocuklarımız bu konulara yabancı değil. Gerek EBA gerek özel okulları online sistemleri üzerinden bu dersleri aldılar. Dolayısıyla öğretmenlerimizin bu süreçte işi kolay olacaktır. Görülmüş olan derslerin üzerinden giderek biraz daha pekiştirme sağlayacaklar. Özellikle daha çok öğrencilerin zorluk çekebileceği konulara yoğunlaşacaklar. Bu nedenle çok yararlı olacağını düşünüyorum. Eğer herhangi bir eksiklik kalırsa, özel okullarımız yeni eğitim öğretim dönemi başladıktan sonraki haftasonlarında ya da programlarına ders ekleyerek de bu telafiyi yıl içinde sürdürecekler.”

Bu süreçte bazı ülkelerin matematik ve dil eğitimine ağırlık verdiğini belirten Taşel, “Türkiye’de de birinci derecede matematik ve fen ağırlığı oldukça önemli. Ayrıca, çocuklarımızın Türkçe ve yabancı dil eksikliklerini gidermek lazım. Sözel dersler biraz daha okumaya dayalı ve anlaşılması daha kolay olan dersler. Ağırlıklı olarak matematik, fen, yabancı dil ve Türkçe eğitimi yoğun olacak.” diye konuştu.

Taşel, salgın nedeniyle günün şartlarına göre telafi eğitimi sürecinde öğrencilerin okula girişte ateşinin ölçüleceğini, el ve ayak hijyeninin sağlanacağını, sınıflarda sosyal mesafe kuralının uygulanacağını ve Bilim Kurulu’nun önerileri doğrultusunda gerekli olursa maskeyle derslere katılacağını kaydetti.

Velilerin de bu kararı memnuniyetle karşıladığını aktaran Taşel, özellikle telafi eğitimlerinin ağustosta yapılacak olmasının öğrencilere tatil imkanı da sağlayacağını sözlerine ekledi.

“Çocukların eğitimsel kazanımlarını tamamlamasını amaçlıyoruz”

Türkiye Özel Okullar Derneği (TÖZOK) Yönetim Kurulu Başkanı Nurullah Dal ise telafi eğitimlerine ihtiyaç olduğunu belirterek, bu kararın alınmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Uzaktan eğitimle telafiye başladıklarını, yüzde 95’ini de tamamladıklarını belirten Dal, çocukların kazanımlarında eksikliklerin olabildiğine, bunun için yüz yüze eğitimin gerekliliğine dikkati çekti.

Telafi eğitimlerine katılımın zorunlu olmadığına, devamsızlık uygulanmayacağına işaret eden Dal, şöyle konuştu:

“Amacımız çocukların eğitimsel olarak kazanımlarının sağlıklı bir şekilde tamamlanması, bir dahaki döneme eksiksiz başlamaları. Okullarımız, telafi eğitimini ihtiyaçlarına göre sınıf ve öğrenci bazında planlayacak. Telafi, terzi usulü bir eğitim olacak. Çünkü müfredatı ve eğitimleri tamamladık ama bazı çocuklarımızın tekrara ihtiyacı var, bazıları uzaktan eğitimde istediği kadar verimi alamadı. Bunların bir kısmı konu tekrarına ihtiyaç duyuyor. Her öğrenci için durum tespiti yaparak program belirleyeceğiz. Her sınıfta farklı bir uygulama olacak. Her öğrencimizin eğitim anlamında kazanımları hangi noktada takip edebiliyoruz. Belli sınıflar için ilk günde bir test yapılacak. Çocukların ve o sınıfın seviyesi belirlenerek, ona göre 3 haftalık program dizayn edilecek. Kimisi yoğunlaştırılmış kimisi seyreltilmiş programlar olacak.”

İhtiyacı olan öğrencilere birebir ders imkanı sağlanacak

Telafi programının her sınıf için içerik ve süre olarak farklı uygulanacağını dile getiren Dal, “Hatta sınıf bazında öğretmenlerimizin yapacağı hazırlıklarla öğrenciler için de değişik programlar uygulayacağız. İhtiyacı olan öğrencilerimize ek olarak birebir dersler de vereceğiz. Kurumlarımız ve öğretmenlerimiz buna hazır. Bu yılın eksiklerini tamamlayarak bir dahaki seneye başlamak için hazırlanıyoruz. Telafi eğitimi, özel bir program olacak.” ifadelerini kullandı.

Nurullah Dal, 1 Haziran’da ciddi tedbirler alarak anaokullarında eğitime başladıklarını anımsatarak, bu konuda mihenk taşının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da dile getirdiği gibi maske, mesafe ve temizlik olduğunu, bunlara uygun bir eğitim sistemi kurguladıklarını anlattı.

Telafi eğitimleri sürecinde de dezenfektasyon, temizlik ve hijyen konularında tedbirlerini normal rutinlerinin 2-3 katı artıracaklarını belirten Dal, “Sosyal mesafe için öğretmenlere ve okul personeline eğitimlerimiz olacak. Telafi döneminde seyreltilmiş bir sınıf modeli çıkacak. Sınıflarımız maksimum 24 kişilik, fiili olarak şu anda 20 kişilik. Bunun yüzde 70’si gelse, 15 ya da 13 kişilik sınıflar olacak. Bu durum sosyal mesafeye uyuyor. Eğitimlerin maskeyle olup olmayacağına Bilim Kurulu karar verecek. Maskeyle olabileceği kanaatinde değilim. Bütün gün çocuğu okulda dolaştırmak ne kadar mümkün? Ancak öğretmenlerimiz ve çalışanlarımız maske ve siperlik takacak.” diye konuştu. 

Yorum için tıkla

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğitim-Öğretim

Milli Eğitim Bakanı Selçuk: 7 binin üzerinde köy okulu öğretmeni mesleki gelişim eğitimlerine katıldı

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü, Sabancı Vakfı iş birliği ile hayata geçirilen “Köy Okulları Birleştirilmiş Sınıf Öğretmenleri Mesleki Gelişim Programı“nın çıktılarını, ilkokula başladığı okul olan Ankara’nın Gölbaşı ilçesindeki Emirler Köyü İlkokulunda gerçekleştirilen toplantıda tanıttı. 

Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Doç. Dr. Adnan Boyacı, Sabancı Vakfı Genel Müdürü Nevgül Bilsel Safkan, Köy Okulları Değişim Ağı Derneği (KODA) Genel Koordinatörü Mine Ekinci’nin hazır bulunduğu toplantıya, Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı da canlı bağlantı ile katıldı.

Törenin gerçekleştirildiği köy okulunun bahçesinde konuşan Selçuk, “Bugün doğduğum köydeyiz. Bugün hatıralarımın başladığı yerdeyiz. Köy öğretmenleri ve köyde okuyan öğrencilerimizle ilgili bir konuda, özellikle bu okulu tercih ettik. Çünkü bu heyecanın bütün köy okullarına yansıması konusunda bir niyetimiz vardı. Burada sadece bir Bakan olarak konuşmuyorum, buranın bir öğrencisi, öğretmeni olarak da konuşuyorum. Benim nezdimde köy okullarının çok ama çok ayrı bir yeri var. Çünkü oradaki enerji, oradaki güzellik, oradaki çalışma aşkı, şevki bizi her zaman heyecanlandırıyor.” dedi.

Eğitimde fırsat adaleti sağlamayı çok önemsediğini dile getiren Selçuk, “Herkese eşit davranmak neticede adaleti doğurmayabilir. Herkese adil davranmak eşitliği doğurur. O yüzden de köy okullarımıza her zaman ayrıcalıklı bir şeklide imkanlar sağlamayı tercih ediyoruz.” diye konuştu.

“7 binin üzerinde köy okulu öğretmeni eğitimlere katıldı”

Köyde eğitimin ve şartların zor, iklimin de sert olduğunu ifade eden Selçuk, ancak hep menfi şeyler söylemenin doğru olmadığını vurguladı.

Köy okullarında öğretmen ve öğrenci ilişkisinin, öğretmen ve toplum ilişkisinin çok daha sıcak olduğunu anlatan Selçuk, “Yani köy okullarının hayatı öğrenmek bakımından çok ciddi avantajları da var. Bu avantajları daha da yükseltmek için köy öğretmenlerimize destek olmak için her türlü çalışmayı yapıyoruz.” dedi.

2023 Eğitim Vizyonu’nda köy okullarına ilişkin çalışmaların hızlandırılacağı hedefinin yer aldığına işaret eden Selçuk, buna ulaşmak için Bakanlığın imkanları ile sınırlı kalmayarak Türkiye’nin imkan ve birikimini kullanmayı tercih ettiklerini anlattı.

Köy okullarında birleştirilmiş sınıflarda görev yapan öğretmenlere yönelik mesleki gelişim programını hazırladıklarını belirten Selçuk, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunu tam da öğretmenimizin sahada ve mutfakta neye ihtiyacı var? Bu sorunun cevabını ortaya koyarak çalışmayı başlattık. Projede 7 binin üzerinde köy okulu öğretmeni mesleki gelişim eğitimlerine katıldı. Mesleklerinin ilk yılında ‘Neyi, nasıl yapacağım?’ sorusunu soran öğretmenlerimize ‘Hiç merak etmeyin, biz size dünya standartlarında bir eğitim vererek neyi, nasıl yapacağımızı çok açık ve net biçimde ortaya koyacağız.’ dedik. Birleştirilmiş sınıflarda görev yapan öğretmenlerimiz için özel yayınlar, kitaplar çıkardık. ‘Her gün bu kitaplara bakarak okulda, sınıfta, köyde neyi nasıl yapabiliriz?’ sorusunun cevabını bulabilirsiniz dedik. Bu çalışmalar sadece köy öğretmenleri için değil, bütün sınıf öğretmenleri için faydalı bir çalışma. Yani sadece köydeki öğretmenlerin ihtiyacına yönelik bir içerik de değil, mesleğine yeni başlayan her öğretmenin, her şekilde faydalanabileceği bir içerik var bu kitaplarda.”

“Köy okulu öğretmeni, köyde aynı zamanda liderdir”

“Güçlü Öğretmen Güçlü Gelecek” vizyonu içerisinde Sabancı Vakfının desteğinin büyük olduğunun altını çizen Selçuk, öğretmenlerin bu desteklerle daha iyi yetiştiklerini gördüklerini söyledi.

Dünyanın sürekli değiştiğini, her nesil farklılaştıkça öğretmenin ihtiyacının da farklılaştığını, bu nedenle öğretmenlerin hayat boyu eğitime ihtiyacı olduğunu anlatan Selçuk, “Sadece öğretmenlerin değil, hepimizin sürekli öğrenmesi gerekiyor.” dedi.

Köydeki öğretmenlerin başka bir özelliğinin bulunduğunu dile getiren Selçuk, şöyle devam etti:

“Köy okulu öğretmeni köyde aynı zamanda liderdir, onlar aynı zamanda bir psikolog, sosyologdurlar. Köy öğretmenleri, mesleklerinin ilk yılında köye gittikleri için başka tecrübeye ihtiyaç duyarlar ve köyde bu uyumu sağlamak için bizim bu eğitimimizin ve kitaplarımızın büyük ölçüde faydasını görecekler. Bakanlık olarak başta ben olmak üzere bütün ekip arkadaşlarım bu işe baş koymuş vaziyetteler. Biz bu iyi görevlerden görev, işlerden bir iş olarak görmüyoruz. Bu işi gönülden bir iş olarak görüyoruz. Bundan dolayı da çok daha büyük bir sahipliğimiz var.”

“Öğretmen, bütün bir köyü dönüştürebilir”

Mesleki gelişim programına katılan öğretmenlerin “Burası bizde Ziya Hoca.” dediklerinde çok mutluluk duyduğunu ve gözünün arkada kalmadığını dile getiren Selçuk, şunları kaydetti:

“On binlerce öğretmenimiz ‘Burası bizde.’ dediğinde aslında ‘Türkiye bizde, çocuklar bize emanet.’ demek istiyorlar. Bu emanetin de şuurunda olduklarını, öğretmenlik vazifesinin ilahi bir vazife olduğunu, bize emanet olan çocukların hakkını hukukunu korumak meselesi olduğunun farkındalar. Bu nedenle, öğretmenlerimiz bu şuurla işlerini çok daha kolay yapacaklar. Bize düşen onlara hizmet etmektir, ihtiyaçlarını karşılamaktır, problemlerini çözmektir. Bu vazifeyi mutlu şekilde yaparken, Allah rızası için yaparken biz daha büyük bir gayret buluyoruz. Biliyoruz ki bir öğretmene dokunursanız o öğretmen, sadece bir çocuğu değil bütün bir köyü dönüştürebilir.”

Selçuk, projenin hayata geçirilmesinde ve diğer eğitim konularında desteğini esirgemeyen Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı’ya, vakıf çalışanlarına ve KODA’ya teşekkür etti.

“Çok güzel kazanımlara sahip oluyoruz”

Güler Sabancı ise canlı bağlantı ile yaptığı konuşmada, Sabancı Vakfı olarak 46 yıldır bu topraklardan kazandıklarını, bu toprakların insanlarıyla paylaşmak için çalıştıklarını anlattı.

Toplumsal gelişme için yürüttükleri çalışmaların içinde en öncelikli konular arasında eğitimin bulunduğunu aktaran Sabancı, “Vakıf olarak eğitimde fırsat eşitliğinin sağlandığı bir toplumu hayal ediyoruz herkesle beraber. Eğitimin hakkı tartışılmaz diyoruz. Türkiye’nin her yerinde ve eğitimin her kademesinde desteklediğimiz projelerle kadın, genç ve engellilerin eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak için çalışıyoruz.” dedi.

Kırsalda eğitimin niteliğinin artırılması için de KODA ile 4 yıl önce çalışmaya başladıklarını ifade eden Sabancı, şöyle konuştu:

“Bakan Selçuk’un her fırsatta belirttiği gibi köy okullarının, eğitimin göz bebeği olduğuna biz de gönülden inanıyoruz. Yaklaşık bir yıl önce Bakanlık ile çıktığımız bu yolda çok güzel kazanımlara sahip oluyoruz. Online eğitimlerle Türkiye’nin neredeyse tüm köy okullarında hedeflediğimiz sayıda öğretmene ve öğrenciye ulaşıldığı haberini aldım ve çok mutlu oldum. Yüzlerce köy öğretmeni de yüz yüze eğitimlere katıldılar. Toplumsal gelişimin teminatı, eğitimin göz bebeği olan köy okullarımızın aydınlanması için meşaleyi her zaman en yukarıda tutan öğretmenlerimize bir kez daha çok teşekkür ediyoruz.”

“Nice Ziya Hocalar, nice mühendisler, nice öğretmenler bu köylerden yetişsin”

MEB Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Adnan Boyacı da 7 bin dolayında köy okulunda 240 bin dolayında öğrencinin eğitim aldığını kaydetti.

Köy okullarındaki öğretmenlere yönelik ısınmadan, tarım ve hayvancılığa kadar pek çok konuda farkındalık sağlayacak, velilerle etkileşimi artıracak, birleştirilmiş sınıflardaki öğrencilerde fark yaratacak eğitimlere başladıklarını anlatan Boyacı, şunları kaydetti:

“Köyler her zaman Anadolu’da medeniyetin ışığı oldular. Köylerden yetişenler, cumhuriyetle birlikte bugünün Türkiye’sinin değişimini yönlendiren, fark yaratan insanlar oldular. Bugün sayın Bakan’ın köyünde olmak bunun en önemli göstergesi. Bu köyden, bu okuldan çıkmış Ziya Hoca, Milli Eğitim Bakanı olmuş, biz istiyoruz ki daha nice Ziya Hocalar, nice mühendisler, nice öğretmenler bu köylerden yetişsin ve ilerlesin. Bu projeyle birlikte köylerde görev yapan öğretmenleri desteklemeye devam edeceğiz.”

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

Milli Eğitim Bakanı Selçuk: Yüz yüze eğitime yüzde 80lere yakın bir katılım var

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, okuduğu ilkokul olan Gölbaşı Emirler İlkokulu‘nda düzenlenen “Birleştirilmiş Sınıflarda Görev Yapan Öğretmenlerin Mesleki Gelişim Programı”nın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Emirler İlkokulu’na 5 yaşında başladığını anlatan Selçuk, Sabancı Vakfı iş birliğinde başlattıkları projenin de köy okullarında görev yapan ve okuyan öğrencileri desteklemek için hayata geçirildiğini ifade etti.

Yaklaşık 7 bin öğretmenle asgari 56 saat süren bir eğitim yaptıklarını, programın kitaplarının hazırlandığını aktaran Selçuk, “Bunu da benim okuduğum köy okulunda yapmayı özellikle istedik. Öğretmenlerimizle yaptığım temas sonucunda gerçekten çok yararlı bir çalışma olduğunu gördük. Benim kendi okuduğum okula dönüşüm ve bir köy okulunda okumam dolayısıyla bütün köy okullarını ilkokullar ve ortaokullar dahil olmak üzere 5 tam gün eğitim, öğretime açtık. Eğer İl Hıfzıssıhha Kurullarının özel bir sınırlaması olmazsa bütün okullarımızı eğitim öğretime açtık. Onun için de köy okullarındaki çocuklarımızın herhangi bir eksiği kalmaması noktasında her türlü tedbiri almaya devam ediyoruz.” diye konuştu.

“Okul daha kontrollü bir ortamdır”

Yüz yüze eğitime geçişte üçüncü aşamada 5’inci ve 9’uncu sınıfların okullara başlamasına ilişkin bir soru üzerine Selçuk, “5 ve 9’uncu sınıflar pedagojik olarak belirli bir öğretim kademesinden, yani ilkokul ve ortaokuldan bir üst kademeye geçişteki ilk senedir. Henüz yeni öğretmenlerle tanışma, yeni bir müfredatla karşılaşma aşamasındalar. Onların erken başlaması çok önemliydi.” değerlendirmesinde bulundu.

Eğitim ve öğretim yılının uzun bir dönem, bir maraton koşu olduğunu vurgulayan Selçuk, şunları kaydetti:

“Aşama aşama, salgının seyrine bağlı olarak sınıfları kademe kademe açacağız. Bunu da çok büyük bir kontrol içinde yapıyoruz. Birçok ülkede olduğu gibi bütün sınıfları her gün açmak ve maskesiz bir şekilde açmak şeklinde bir tercih değil de belirli sınıfları ve yaşları istatistiklere bakarak, bilim insanlarının ortaya koyduğu kanıtlara bakarak, aşama aşama, kontrollü bir şekilde açmayı tercih ettik. Bu da devam ediyor.

Bizi en çok mutlu eden okula devam eden çocuklarımızın kendilerinde ve ailelerinde bir artış olmadığı gibi bir azalmanın söz konusu oluyor olması da bizi ayrıca mutlu ediyor. Okul daha kontrollü bir ortamdır. Tatil yerinden, sokaktan, çarşı pazardan çok daha kontrollü bir yerdir. Bundan dolayı da bilimsel verilere dayalı ortaya koyduğumuz görüşün gerçekleşmesi bizi ayrıca memnun etti. Yüzde 80’lere yakın bir katılım var. Bu katılımın bizim beklentimizin üstünde olduğunu söyleyebilirim. Genel olarak tüm kademelerde yüzde 70’in üstünde bir katılım var. Ama bazılarında yüzde 90’lara varıyor, bazılarındaysa yüzde 75’lerde kalıyor. Genel olarak yüzde 80’lerde bir katılım var.”

Selçuk, 5’inci ve 9’uncu sınıfların usul ve esaslarının da diğer sınıflarla benzer olacağını vurgulayarak yarın bu konuda bir tebliğ yayınlanacağını ve hangi sınıfta hangi derslerin, kaçar saat olacağına ilişkin daha ayrıntılı bilgilerin paylaşılacağını sözlerine ekledi.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

Okulların 2021 yılı pansiyon ücretleri belirlendi

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

AA muhabirinin 2021 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi verilerinden yaptığı derlemeye göre, pansiyon ücretleri ilköğretim kurumları ve ortaöğretim okullarında gelecek yıl yüzde 9,8 artışla 4 bin 20 liraya yükselecek.

Mesleki-teknik okul ve kurumlar ile 3308 sayılı Kanun kapsamında olan okulların da pansiyon ücretleri yüzde 9,9 artacak ve 4 bin 520 liraya çıkacak.

2021 bütçe teklifiyle belirlenen pansiyon ücretleri ve bu yıla göre artış oranları şöyle:

Okul türleri ve kademesi

2020 (TL-Ücret)

2021 (TL-Ücret)

Artış Oranı (Yüzde)

İlköğretim Kurumları

(İlkokul, ortaokul, yatılı ortaokullar, imam hatip okulları ile özel eğitim okulları)

3.660

4.020

9,8

Ortaöğretim Okulları

(Genel ve mesleki teknik liseler ile imam hatip liseleri)

3.6604.0209,8
Mesleki ve Teknik Eğitim Okul ve Kurumları

(3308 sayılı Kanun kapsamındaki okullar)

4.1104.520

9,9

Okumaya Devam
Advertisement