İletişim : info@mebhaberim.com

Eğitim-Öğretim

Özel gereksinimli çocukların eğitiminde yeni dönem

Yayınlandı

Ankara

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, geçen hafta Resmi Gazete’de yayımlanan Özel Eğitim Kurumları Yönetmeliği’ndeki değişikliklerin hem ailelere hem de kurumlara sağladığı yeni olanaklar hakkında değerlendirmelerde bulundu. 

Özel gereksinimli çocuklar ve ailelerinin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik çalışmalarda her zaman büyük bir hassasiyetle hareket ettiklerinin altını çizen Selçuk, bu yönetmeliğin de ilgili tüm tarafların görüşü alınarak, ortak bir çalışmayla hazırlandığını bildirdi.

Selçuk, yönetmeliğin yürürlüğe girmesiyle kurumlardan ve ailelerden çok sayıda teşekkür mesajı aldıklarını anlatarak, “Sayın Cumhurbaşkanımızın himayeleri ve vicdani duyarlılığıyla 2005’te sosyal güvenlik kapsamında sunulan özel eğitim ve rehabilitasyon hizmeti, 5378 sayılı Kanun ile vatandaşlık temeline yayılmış ve o tarihte 60 bin özel gereksinimli birey hizmet alabilirken, günümüzde bu sayı 380 bine ulaşmıştır.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin 81 ilindeki 2 bin 605 özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde 28 bin 968 eğitim personeli, 9 bin 995’i de diğer alanlarda görevli personel olmak üzere toplam 38 bin 963 kişinin görev yaptığı bilgisini paylaşan Selçuk, özel eğitimin engelli bireyler, aileleri ve alanda çalışanlarla birlikte 1,5 milyon kişilik bir camia olduğuna dikkati çekti.

Milli Eğitim Bakanlığı olarak böylesine büyük bir hizmet alanında yürütülen çalışmaların kalitesini sürekli artırmayı hedeflediklerini vurgulayan Selçuk, “Bakanlık olarak özel gereksinimli bireylerin yapabilirliklerini en üst düzeye çıkararak kendilerine yeterli, topluma adapte olmuş, üretken bireyler olmalarına katkı sağlamayı, özel eğitim ve rehabilitasyon hizmetini dünyaya model oluşturacak şekilde geliştirmeyi hedefliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Destek eğitimi alan öğrenciler “yarım gün” izinli sayılacak

Yönetmelik değişikliğiyle birlikte getirilen yenilikler hakkında bilgi veren Selçuk, “Yönetmelikte yapılan değişikliklerin en önemli ayaklarından biri tam gün eğitim veren örgün eğitim okullarımızda okuyan özel gereksinimli öğrencilerimiz, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde bulundukları vakitte okullarından yarım gün izinli sayılacaklar. Daha önce böyle bir uygulama olmadığı için devamsızlık gibi sebeplerle çocuklarımız özel eğitim derslerinden yeterince faydalanamayabiliyordu. Yeni düzenlemeyle bu alandaki sıkıntıları çözüme kavuşturmuş olduk.” ifadelerini kullandı.

Bakan Selçuk, böylelikle özel gereksinimli öğrencilerin destek eğitimlerini en verimli şekilde alabileceğinin altını çizerek, çocukların ayda 8 seans bireysel, 4 seans da grup eğitimi alma haklarının bulunduğunu, bunun yıllık 96 seans bireysel, 48 seans da grup eğitimine karşılık geldiğini anımsattı.

Çocuklar katılamadıkları eğitimlerini yıl içinde telafi edebilecek

Daha önce çeşitli mazeretleri sebebiyle özel eğitim merkezine gidemeyen çocukların kullanamadığı seans haklarını kaybettiğini belirten Selçuk, “Bir başka yeni düzenlemeyle çocukların kullanamadığı eğitim seanslarını 12 ay süresince telafi etme hakkı getirildi. Bu çok önemli bir düzenleme. Örneğin, çocuğumuz haziran ayında alamadığı iki bireysel ya da grup eğitimini yıl içerisinde alabilecek. Hakları kaybolmayacak.” diye konuştu.

Evinden çıkamayan çocuklara “özel eğitim” imkanı

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, “Üçüncü önemli düzenleme de bedensel engeli sebebiyle evinden çıkamayacak durumda olan özel gereksinimli çocuklarımız için evde fizyoterapi hizmeti alabilme imkanını getirdik. Esasen çocuklarımızın akranlarıyla beraber özel eğitim ve rehabilitasyon hizmeti almaları çok önemli iken bu uygulama ile evinden çıkması riskli olduğu için ya da hiçbir koşulda evinden çıkamayan özel gereksinimli çocuklarımızın mağduriyetini ortadan kaldırmış olacağız.” dedi.

Bu eğitim hakkından faydalanabilmek için öncelikle Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinden (RAM) “evde eğitim alabilir” yönündeki raporun alınması gerektiğini aktaran Selçuk, “Evde özel eğitim ve rehabilitasyon hizmeti alacak çocuklarımızın eğitim süreleri aynen özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerindeki gibi olacak. Yani ayda 8 seans bireysel eğitim alacaklar.” şeklinde konuştu.

Selçuk, ailelere de “Evinde özel eğitim ve rehabilitasyon hizmeti ihtiyacı bulunan çocuklarımızın ailelerinin bu süreçte Rehberlik ve Araştırma Merkezlerine başvurması sonrasında yapılan değerlendirme sonucunda ‘evde eğitim alabilir’ yönündeki raporu alması büyük önem taşıyor. Bu başvuru sonrasında çocuklarımızın ihtiyaç duyduğu özel eğitim ve rehabilitasyon desteği merkezlerimizce sağlanacak.” çağrısını yaptı.

“Çocuklara verilen eğitimin kalitesi artacak”

Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin önündeki bazı bürokratik süreçleri de azalttıklarını aktaran Selçuk, iş takviminin kaldırıldığını, günde 3 seans bireysel ya da 3 seans grup eğitiminin verilebilmesi, aynı haftada 4 seans bireysel, 2 seans grup eğitimi ile telafi eğitimlerinin yıl boyunca yapılabilmesi gibi kolaylaştırıcı teknik düzenlemelerin de yapıldığını dile getirdi.

Bakan Selçuk, “Tüm bu düzenlemeler sayesinde bürokrasi azaltılacak. Kurumlarımız bürokratik süreçler yerine çocukların eğitimine daha fazla odaklanabilecek. Çocuklara verilen eğitimin de kalitesi artacak.” değerlendirmesinde bulundu.

Yorum için tıkla

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğitim-Öğretim

YÖK yerli ve milli savunma sanayisi için doktoralı mühendis yetiştirecek

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Türkiye’nin savunma sanayisinde yerli ve milli teknoloji hamlesine katkı amacıyla, YÖK 100/2000 Doktora Projesi’ne aralarında denizaltı tasarımları, bacaklı robotlar, biyomekanik robotlar, uydu tasarımı, radar ve görünmezlik teknolojilerinin bulunduğu 7 yeni bilim alanı daha ekledi.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Yeni YÖK olarak ilk kez kurgulayarak 2016-2017 akademik yılında hayata geçirdikleri YÖK 100/2000 Doktora Projesi kapsamında, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu 100 öncelikli tematik alanda doktora yapan öğrenci sayısının 4 bin 250 olduğunu, bu sayıyı yıl sonuna kadar 5 bine çıkarmayı hedeflediklerini ifade etti.

Saraç, 11’inci Kalkınma Planı’ndaki hedeflerin yıl sonuna kadar pek çoğunu gerçekleştirmiş olacaklarını; buna 100/2000 Doktora Projesi’nin de dahil olduğunu söyledi.

YÖK’ün verdiği burs miktarının yanında TÜBİTAK tarafından tanımlanmış başarı ölçütlerini yerine getiren adayların da “çift burs” imkanından yararlandığını belirten Saraç, böylece burs miktarının aylık 4 bin 700 lirayı bulacağını bildirdi.

Proje kapsamında burs verilecek Türkiye’nin öncelikli bilim alanlarına yönelik kapsamlı bir çalışma yaptıklarını anlatan Saraç, tematik alanlar belirlenirken kurum ve kuruluşlardan kendi alanlarında doktoralı insan yetiştirilmesi için gelen talepleri dikkate aldıklarını vurguladı.

Son olarak Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir ile savunma sanayisinde doktoralı insan gücüne hangi alanlarda ihtiyacın bulunduğu konusunu da görüştüklerini aktaran Saraç, sonrasında YÖK ve Savunma Sanayii Başkanlığından uzmanların bu konu üzerine çalışma yürüterek önerilerini YÖK’e aktardığını dile getirdi.

Saraç, çalışmaya ilişkin şu bilgileri verdi:

“Yükseköğretim Kurulunun Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde başlatılan Türkiye’nin yerli ve milli savunma sanayi hamlesine katkı için özellikle ihtiyaç duyulan niteliklerin hangi alanlarda olması gerektiği konusundaki çalışmayı tamamladık. YÖK olarak, her çağrı döneminde, ülkemizin öncelikleri doğrultusunda 100 öncelikli alanımızı, ilgili kamu kurumlarımızla yaptığımız istişareler neticesinde gözden geçiriyoruz ve güncelliyoruz. Bu dönem de YÖK 100/2000 Doktora Projesi’ndeki öncelikli alanlarımıza, geçmiş çağrı dönemlerinde açılanların yanı sıra yeni alanlar ekledik. Bu kapsamda, daha önce savunma teknolojileri, savunma sistemleri entegrasyonu, savunma bilişimi, modelleme ve simülasyon alanları açılmıştı.

Bu alanlara, Savunma Sanayii Başkanlığının önerileri doğrultusunda, savunma malzeme teknolojilerini kapsayan ‘akıllı ve yenilikçi malzemeler’, denizaltı tasarımını da içeren ‘deniz ve gemi mühendisliği’, görünmezlik teknolojileri, uydu tasarımı, radar teknolojileri, güdüm teknolojilerini içeren ‘savunma teknolojileri’, bacaklı robotlar, biyorobotik, biyomekanik, insan-robot beraber çalışabilme gibi alanları içeren ‘ileri robotik sistemler ve mekatronik’, ileri düzeyde veri işleme konularını içeren ‘uzaktan algılama ve coğrafi bilgi sistemleri’, büyük veri teknolojilerini içeren ‘veri bilimi ve bulut bilişim’ ile ‘yapay zeka ve makine öğrenmesi’ olmak üzere 7 yeni bilim alanını daha ekledik. Bu yeni bilim alanları, aynı zamanda geleceğin teknolojilerine de işaret ediyor. Bu teknoloji alanları, savunma sanayi içinde bu açıdan da fevkalade önemli.”

Saraç, YÖK olarak yeni savunma sanayi alanlarında doktora programı açıp çağrıya çıkarak yükseköğretim kurumlarının başvurularını aldıklarını, sürecin önemli bir kısmının tamamlandığını anlattı.

Başvuruların YÖK tarafından değerlendirilme sürecinin sona erdiğini duyuran Saraç, “Belirlenen üniversitelerde doktora yapmak isteyenler, 1-2 gün içinde YÖK’ün belirlediği bu üniversitelere başvurabilecek. Türkiye’nin yerli ve milli savunma sanayi hedefine katkı vermek isteyen idealist, vatanperver, bilim sevdalısı genç araştırmacılarımızı bu alanlarda doktora yapmaya davet ediyoruz.” diye konuştu.

Saraç, Yeni YÖK’ün başlattığı ve Türkiye’ye kazandırdığı yurt içi ve dışında örneği bulunmayan YÖK 100/2000 Doktora Projesi’nin artık mezunlarını vermeye başladığını, bu projenin ülkenin geleceğinin inşasında önemli rol oynayacağını aktardı.

Türkiye’de savunma sanayisinde yerlilik oranı yüzde 70’e çıktı

Türkiye’de Savunma Sanayii Başkanlığı bünyesinde yürütülen savunma projesi sayısı 700’e yaklaştı. Savunma sanayisi bütçesi 60 milyar dolarlık proje hacmine ulaştı.

Sektörün cirosu, 2002 yılında 1 milyar dolarken bugün 9 milyar dolar düzeyine yükseldi. Alandaki araştırma-geliştirme harcaması 1,5 milyar doları buldu. Türkiye’de geliştirilen savunma teknolojilerindeki yerlilik oranı da yüzde 70’e çıktı.

Ülkenin ihtiyaç duyduğu diğer yeni güncel alanlar da eklenmişti

YÖK, Türkiye’nin Otomobili’nin üretiminde ihtiyaç duyulacak doktoralı insan gücünün yetiştirilmesi için YÖK 100/2000 Doktora Projesi kapsamına “enerji depolama”, “güç elektroniği” ve “motor teknolojileri” alanları olmak üzere 3 yeni bilim alanı eklemişti.

Üniversitelere yapılan son çağrıda eklenen ülkenin ihtiyaç duyduğu yeni güncel alanlar arasında ayrıca “Doğu Akdeniz çalışmaları, uluslararası çatışma çözümleri/müzakere ve arabuluculuk, kamu diplomasisi ve soykırım çalışmaları” gibi alanlar da yer aldı.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

ÖSYM STSye ilişkin ilk değerlendirme raporunu yayınlandı

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

STS ile 2019-Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (TUS) birinci ve ikinci dönem değerlendirme raporları, ÖSYM’nin “http://osym.gov.tr” internet adresinden Araştırma, Yayın ve İstatistikleri başlığı altında erişime açıldı. Raporda, 2019-TUS-STS’nin detaylı analizleri ve üniversitelerin bu sınavlardaki başarı sıralamaları yer aldı.

Rapora göre, 2019-STS birinci dönem birinci aşama doğru cevap sayısı ortalaması 26,97 ve ikinci aşama doğru cevap sayısı ortalaması 40,70 olarak belirlendi. 2019-STS birinci dönem birinci aşamanın ortalama güçlük düzeyi 0,22 iken ikinci aşamanın ortalama güçlük düzeyi 0,34 olarak hesaplandı.

Güvenirlik analizinde 2019 STS birinci dönem birinci aşamaya ait puanlardan elde edilen iç tutarlık katsayısının 0,79; 2. aşamaya ait puanlardan elde edilen iç tutarlık katsayısının 0,89 olduğu görüldü. 2019-STS ikinci dönem birinci aşama doğru cevap sayısı ortalaması 27,79 ve ikinci aşama doğru cevap sayısı ortalaması 40,38 olarak belirlendi.

2019-STS ikinci dönem birinci aşamanın ortalama güçlük düzeyi 0,23 iken ikinci aşamanın ortalama güçlük düzeyi 0,34 olarak hesaplandı. Güvenirlik analizinde 2019-STS ikinci dönem birinci aşamaya ait puanlardan elde edilen iç tutarlık katsayısının 0,81; ikinci aşamaya ait puanlardan elde edilen iç tutarlık katsayısının 0,89 olduğu görüldü.

Birinci dönem gerçekleştirilen 2019-TUS’ta ise Temel Tıp Bilimleri Testinde (TTBT) doğru cevap sayısı ortalaması 51,80, ortalama güçlük düzeyi 0,43 ve Klinik Tıp Bilimleri Testi (KTBT) doğru cevap sayısı ortalaması 64,88, ortalama güçlük düzeyi 0,54 olarak hesaplandı. Güvenirlik analizinde 2019-TUS birinci dönem TTBT’ye ait puanlardan elde edilen iç tutarlık katsayısının 0,93; KTBT’ye ait puanlardan elde edilen iç tutarlık katsayısının 0,90 olduğu görüldü.

2019-TUS ikinci dönem TTBT doğru cevap sayısı ortalaması 53,48 ve KTBT doğru cevap sayısı ortalaması 63,42 olarak belirlendi. 2019-TUS ikinci dönem TTBT’nin ortalama güçlük düzeyi 0,45 iken KTBT’nin ortalama güçlük düzeyi 0,53 olarak hesaplandı. Güvenirlik analizinde TTBT’ye ait puanlardan elde edilen iç tutarlık katsayısının 0,93; KTBT’ye ait puanlardan elde edilen iç tutarlık katsayısının 0,91 olduğu görüldü.

“Değerlendirmeler iyileştirmelere imkan veriyor”

Bu arada ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Halis Aygün, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, raporun ÖSYM’nin internet sitesi üzerinde yayınlandığını duyurdu. Değerlendirme raporlarının, 18’incisini yayınladıklarını belirten Aygün, “Sınavlara ilişkin hazırladığımız raporlardaki analiz ve değerlendirmelerin, sınavlara yönelik iyileştirmelerin yapılmasına imkan verdiğinin ve sınavların şeffaf bir şekilde uygulandığının göstergesi olduğu kanaatindeyiz. Bu raporlar, ÖSYM’nin temel değerlerinden hesap verebilir olmayı gerçekleştirmenin bir parçasını oluşturmaktadır.” ifadelerini kullandı.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

EKPSSde yaklaşık 85 bin aday ter dökecek

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), Başkanı Prof. Dr. Halis Aygün, Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı’na (EKPSS) bu yıl yaklaşık 85 bin adayın katılacağını bildirdi.

Aygün, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 7-9 Şubat’ta Antalya’da “2020 ÖSYM Sınav Koordinatörleri Bilgilendirme ve Değerlendirme Toplantısı” gerçekleştirdiklerini ifade etti.

Toplantıya 81 il, 103 ilçe, KKTC Lefkoşa ve Kırgızistan Bişkek’ten 189 sınav koordinatörü, 25 üniversite rektörü ve ÖSYM yetkililerinin katıldığını aktaran Aygün, 2019 yılı faaliyetlerinin değerlendirildiğini ve 2020’de yapılması planlanan sınavlara yönelik takvim ve tedbirlerin istişare edildiğini söyledi.

Toplantıda, 2019’da kurumun yaptığı sınavların içeriğiyle ilgili bilgilendirmelerde bulunduğunu anlatan Aygün, “Geçen yıl 47 sınavda uygulanan 179 testte 9 bin 276 soru kullanıldı. 2019’da soruların oluşturulması ve bilimsel denetim sürecinde 2 bin 914 akademisyen, öğretmen görev aldı. 2019’da 188 merkezde yaptığımız sınavlara 8 milyon 181 bin 654 aday girdi, sınavlarda 1 milyon 136 bin 874 kişi görev aldı. En fazla sınav görevlisinin yer aldığı sınav ise 693 bin 163 görevliyle Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) oldu.” açıklamasında bulundu.

Aygün, sınavlarda 1 milyon 136 bin 874 kişinin görev aldığını, bunların 399 bin 848’inin gözetmen, 386 bin 120’nin salon başkanı, 102 bin 969’unun emniyet mensubu olduğunu ifade etti.

Aygün, “Sınavların uygulanacağı standartlar, sınavın kalitesi ve adayların konforu açısından önemli. Bu konularda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. ÖSYM, 2019’da uyguladığı sınavlar için 24 bin 977 sınav binası kullandı. Bu binalarda sınav yapılan sınav salonu sayısı ise 389 bin 372. En fazla bina kullanılan sınav YKS. Temel Yeterlilik Testi’nde kullanılan bina sayısı 8 bin 35, Alan Yeterlilik Testi’nde kullanılan bina sayısı 6 bin 450 ve Yabancı Dil Testi’nde kullanılan bina sayısı 869’dur. Böylelikle YKS’de toplam 15 bin 354 bina kullanıldı.” dedi.

Kırgızistan’ta bazı sınavlar yapılacak

Toplantıda çift yıllarda uygulanan Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı (EKPSS) hakkında da sunum yapıldığını aktaran Aygün, sözlerini şöyle sürdürdü:

“EKPSS’ye başvurular, 12 Şubat’ta sona erdi, geç başvurular 11-12 Mart’ta yapılacak. 26 Nisan’da gerçekleştirilecek sınava bu yıl yaklaşık 85 bin aday katılacak. Kuraya başvurular, 28 Nisan-12 Mayıs, geç başvuru ise 3-4 Haziran’da yapılacak. Toplantıda, sınavla ilgili dikkat edilmesi gereken hususları ve yapılması gerekenleri ayrıntılarıyla ele aldık. Bunun yanı sıra geçtiğimiz yıl Türk dünyasına bir ziyaret gerçekleştirmiştik. Bu ziyarette Özbekistan ve Kırgızistan’da eğitim alanındaki çalışmalarını ve sınav deneyimlerini gözlemledik. Daha önce ÖSYM olarak sınav uygulaması yaptığımız Kırgızistan’da bu yıl da bazı sınavları gerçekleştirmeye karar verdik.”

Halis Aygün, sınavların sorunsuz bir şekilde hazırlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi süreçlerinde görev alan herkese teşekkür etti.

Okumaya Devam