İletişim : info@mebhaberim.com

Eğitim-Öğretim

Zamanın ruhuna saygı göstermek için değişimlerin içindeyiz

Yayınlandı

Ankara

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, eğitimde dünyada ne olup bittiğini çok yakından izlediklerini ve ülkenin durumunu gözden geçirdiklerini belirterek, “Süreç içerisinde Türkiye’nin bu manzarai umumiyesini yeniden tasarlamak ve zamanın ruhuna saygı göstermek için değişimlerin içindeyiz.” dedi.

Selçuk, OSTİM Teknik Üniversitesinin yeni akademik yıl açılış töreninde yaptığı konuşmada, üniversitenin kuruluşu ile ilgili hayale ortaklık ettiğini ifade etti.

Ankaralı olarak OSTİM’in çağrışımları konusunda derin hatıralarının bulunduğunu dile getiren Selçuk, çocukluğumdan beri herhangi bir problemde ne yapalım diye soru sorulduğunda “Merak etmeyin OSTİM’de yaptırırız” ifadesini çok sık duyduğunu aktardı.

OSTİM’in bu kadar derinlerde yer alan fotoğrafının aslında geleceğin de bir müjdesini verdiğine dikkati çeken Selçuk, bu geleceği iyi tartışmak gerektiğini, 2040’lara doğru yepyeni bir dönemden söz edildiğini anlattı.

“Tekillik çağı” adı verilen bu çağda, biyolojik olanla, fiziksel ve yazılımsal olanın buluşacağını, insan beynine yazılım yükleneceğini, insan vücudunda fiziksel nano robotların dolaşacağını, robotlara organların ekleneceğini ifade eden Selçuk, “Çok yakın bu çağ, 15-20 yıllık bir süreçten söz ediyoruz. Bugün ilkokulda okuyan çocukların nasıl bir geleceğe doğru yöneldiğine dair basit ipuçları bunlar.” diye konuştu.

Bu çağda insanın aklından geçenlerin uzaydan okunabilmesi gibi birçok farklılığın gündeme geleceğini dile getiren Selçuk, “Bilgi, bilim, teknoloji, inovasyon gibi kavramları yeniden tarif etme, daha sahih bir hale getirme mecburiyetimiz var. Eğer bizler, kendi terminolojimizi kurmazsak sadece ezberin üzerine inşa edilen bir iş yaparız. Zemin olmadan şekil yapmanın çok da büyük faydası yok.” değerlendirmesinde bulundu.

Ehliyet ve liyakatın önemine değinen Selçuk, şunları kaydetti:

“Bugün yaptığımız bütün iş ve işlemleri, bu ülkenin topraklarına hürmeti olan, bu ülkenin bayrağına saygısı olan bütün insanlarımızı kucaklayarak yapmazsak bütün beyinlerimizi bir araya getirmezsek çok fazla mesafe almamız söz konusu değil. Ben diyerek bir yere varmamız mümkün değil. Ben yerine hepimiz demeye ihtiyacımız var. Bunun için de ehliyete hürmet etme şartı var. ‘Benim görüşüme yakın’ ya da ‘benim akrabam, benim hemşehrim’den ziyade ‘bu işin ehli kimdir’ meselesi çok çok önemli.”

“Bilimi ahlakla yıkamazsanız o bilim insanın hayrına çalışmaz.” ifadesini kullanan Selçuk, bilimde etik olmadığında finans sektörüne yönelik çabaların hizmetkarı olan bir durumun ortaya çıkacağı uyarısını yaptı.

Dünyanın en iyi eğitim veren üniversitelerinde yetişmiş insanların dünyaya en çok zarar veren insanlar olduğunun görüldüğüne işaret eden Selçuk, iklim, açlık gibi meselelerin bilimin ahlakla yıkanmamasıyla doğrudan ilgili olduğunu söyledi.

Açlığın ve obezitenin aynı anda doruk noktaya çıktığı, eğitim seviyesi arttıkça çevre kirliliğinin arttığı, eğitim yükseldikçe dünyadaki çatışmaların ve silahların öldürme gücünün arttığı bir çağın yaşandığına dikkati çeken Selçuk, “Bu çağın iyi okunması lazım.” vurgusunu yaptı.

Bakan Selçuk, üniversitelerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:

“Disiplinlerarası ya da interdisipliner üniversitelerden sonra şimdi transdisipliner dediğimiz bir üniversite anlayışından söz ediyoruz. Bu üniversite, tümüyle hayatın içinde olan, paydaşların ortak üretim yaptığı ve bütünüyle sektör odaklı değil ama çözüm odaklı çalışan bir bakış açısına sahip. Neden çözüm odaklı bakış açısı? Çünkü üniversitenin artık laboratuvarlarının olmasından ziyade laboratuvarların ihtiyaç duyduğu üniversitelere gereksinim var. Yani cep telefonu üreteceksen bunun için sosyolog, psikolog, yazılım mühendisi, kimyacı gibi çok fazla bilim dalından insanlara ihtiyaç var. Çözüm odaklı bir çalışmada, bu insanların hepsi aynı laboratuvar mantığı içinde buluşurlar ve çözümü üretmek için gayret sarfederler.”

Selçuk, bütün bunlar dikkate alınmadığında üniversitenin sadece bir istihdam kapısı gibi algılanabileceğine işaret etti.

“Talep etmezseniz sadece rutini yerine getirirsiniz”

OSTİM Teknik Üniversitesini çok önemsediğini dile getiren Selçuk, “Burası tam da hayal ettiğimiz bilimin, uygulamanın iç içe olduğu yer. Bunun ne anlama geldiğinin öğrenciler tarafından içselleştirilmesi lazım.” dedi.

İşe girerken yazdırılan “özgeçmiş” yerine kendisinin “özgelecek” kavramına daha çok önem verdiğini ifade eden Selçuk, bu kavramın yetişkinler tarafından çok fazla bloke edildiğini vurguladı. Yetişkinlerin yapamadıklarını kendi çocuklarının kimliğine yüklediklerini aktaran Selçuk, “Öğrencilerin muhakkak özgeleceklerine yönelik olarak duygu, düşünce ve hareket planı geliştirmeleri gerekiyor.” dedi.

İyi bir öğrencinin ders dışında ne yaptığının önemli olduğunu vurgulayan Selçuk, “Diplomayı herkes alıyor. 4 sene boyunca hangi kongrelere, hangi sosyal sorumluluk projelerine katıldım? Hangi hobileri edindim? Enstrüman çalıyor muyum? Halk oyunundan haberdar mıyım? gibi sorularla ilgili bir hesap cetveline ihtiyaç var. Öğrencilerin talep etmeye dikkat etmesi lazım. Eğer talep etmezseniz sadece rutini yerine getirirsiniz, talep ederseniz talip olmuş olursunuz, etrafınız genişler, havzanız büyür.” değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Selçuk, üniversite eğitimi süresince sadece 3-4 arkadaş edinmenin öğrencilerin zihinsel gelişimi açısından uygun olmadığını, farklı dünya görüşlerine sahip insanlarla bir arada bulunmanın gerektiğini vurguladı.

Bakan Selçuk, şunları kaydetti:

“Üniversite bilişsel kurum değildir; üniversite, duygu, düşünce ve eylemin aynı anda işlenmesi gereken ve bu bütünsellik içinde yönetilmesi gereken bir süreçtir. İlkokulda, ortaokulda ve lisede, üniversite ile bütünleşik olarak yapmaya çalıştığımız çerçeve budur. Türkiye’nin dünyadaki bu gelişmelere bağlı olarak, zamanın ruhuna tabi olarak ilkokulu, ortaokulu, liseyi ve yükseköğretimi bu bağlam içinde ele alma zarureti var. Biz bütünsel olarak bunun gayretindeyiz. Ekip arkadaşlarımızla beraber ‘bu sistemi bütünsel olarak nasıl çerçevelendiririz?’ sorusuyla muhatabız. Bu anlamda dünyada ne olup bittiğini çok yakından izliyoruz, kendi fotoğrafımızı da gözden geçiriyoruz. İnşallah süreç içerisinde Türkiye’nin bu manzarai umumiyesini yeniden tasarlamak ve zamanın ruhuna saygı göstermek için değişimlerin içindeyiz. Bu değişimler, hep alt yapısı kurularak, fizibilitesi yapılarak, gereken çalışmalar tamamlanarak hayata geçirilmeli.”

“Dünyada örneği az olan bir üniversite”

OSTİM Teknik Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Orhan Aydın da OSTİM Organize Sanayi Bölgesi’nin 50 yıllık köklü bir geçmişe sahip olduğunu hatırlatarak, “Burası 50 yılda çok ders almış ve vermiş önemli işlere imza atmış bir kurum. Sadece bölgesi ve şehrinden değil coğrafya ve tarihten aldığı değerleri kendisine sorumluluk edinmiş bir bölge olarak bu üniversiteyle bir yeni atılım daha yapmış oluyoruz.” dedi.

Aydın, OSTİM’in Ahilik felsefesiyle kurulmuş Ankara’da sanayileşmenin öncüsü bereketli bir bölge olduğunu belirterek burada yetişecek öğrencilere önemli fırsatlar sunulacağını kaydetti.

OSTİM Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Yülek ise üniversitenin ilk açılış törenini gerçekleştirdiklerini belirterek, “Geçmişi 5 yılı bulan fakat düşünce olarak 40 senelik bir gayretin sonucunu bugün alıyoruz. 200 bin kişilik mavi ve beyaz yakalı sanayici-iş insanının emeğiyle kurulan büyük bir sanayi havzasının tam ortasında, dünyada örneği az olan bir eğitim kurumunun bugün ilk dersi yapılıyor.” şeklinde konuştu.

Yülek, sanayi bölgesinde, iş dünyasının içinde olan ve üreten mühendislerle pratikle teoriyi bir araya getiren insanları yetiştiren bir üniversite olacaklarının altını çizdi.

Yorum için tıkla

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğitim-Öğretim

366 gönüllü genç Kudüsü anlatacak

Yayınlandı

Yazar :

İstanbul

Dernekten yapılan açıklamaya göre, “Kudüs’ü Gönlüne Yaz” projesi final programı, Üsküdar’daki dernek merkezinde yapıldı. 

Programda konuşan Gençlik Birimi Başkanı Mehmet Şirin Karpuz, “Kudüs’ü Gönlüne Yaz” projesi hakkında bilgi verdi.

Karpuz, Türkiye’de Kudüs bilincini yayarak Mescid-i Aksa ve Kudüs’e yönelik projeler geliştiren Burak Derneğinin “Kudüs’ü Gönlüne Yaz” projesiyle evlere, okullara Kudüs’ü taşıdığını anlattı.

Genç Burak ekibinin 65 il ve 2 ülkeden 366 katılımcı ile yola çıktığını ifade eden Karpuz, bu proje ile Kudüs’ü anlatabilecek yaş, cinsiyet, meslek fark etmeksizin gönüllüler yetiştirmeyi amaçladıklarını belirtti.

Türkiye’de Kudüs bilinci ve Filistin konusunda insanların yeterli bilgiye sahip olmadığını düşünerek böyle bir proje oluşturduklarını ifade eden Karpuz, şunları aktardı:

“Bizler evlerimizde, okullarımızda temel düzeyde Kudüs’ü anlatabilecek kişi yetiştirelim gayretiyle yola çıktık. Katılımcılar ister Burak Derneği çatısı altında sunumlara gitsin isterlerse bireysel gidip anlatsınlar istiyoruz. Projemize başvuran kişiler arasından 366 arkadaşımızı seçtik ve çalışmaya başladık. Bu süreçte Kudüs’le ilgili araştırmalar, okumalar, görsel çalışmalar yaptık. Aylarca süren çalışma sonunda üç kitap, çok sayıda makale ve doküman ürettik. Çok başarılı interaktif bir eğitim süreci geçirdik.”

“Gönüllere Kudüs’ü nakşedeceğiz”

Proje Koordinatörü Sevanur Caner ise eğitim süreci boyunca çalışmalara katılan ve başarılı olan gençlere hazırladıkları materyalleri göndererek yola devam edeceklerini belirterek, bu kişilerin de Kudüs hakkında sunum yapmaya yetkin hale geleceklerini kaydetti.

Projenin eğitim safhası sonunda başarılı olan gençlerin bireysel anlatımlar dışında dernekle iş birliği içerisinde de okullara ve düzenlenen toplantılara giderek Kudüs’ü insanlara anlatacaklarını bildiren Caner, “Ümit ediyoruz ki bu çalışma Türkiye’de önemli bir eksikliği giderecek, gönüllere Kudüs’ü nakşedeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Programda ayrıca Kudüs konusunda araştırma ve çalışmaları bulunan Zahide Tuba Kor, “Pusulamız Kudüs” isimli bir konferans verdi.

Konferansta “İsrail nasıl başarılı oldu?”, “Filistinliler ve Araplar neden başarısızlığa uğradı?” soru başlıkları altında anlatımda bulunan Kor, bugün bölgedeki mevcut durum karşısında neler yapılabileceğine değindi.

Program sonunda projeye katılarak başarılı olan gençlere sertifika takdimi yapıldı.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

Öğrencileri için sebzeleri enstrüman yaptı

Yayınlandı

Yazar :

İstanbul

Silivri Çağrıbey Ortaokulunda müzik öğretmenliği yapan Volkan Yaran, öğrencilerine müziği daha çok benimsetebilmek için sebzeleri enstrüman haline getirdi.

Havuç, turp, kabak, brokoli gibi sebzeleri enstrümana dönüştüren Yaran’ın amacı, öğrencilerine doğadaki müziği de hissettirebilmek.

Volkan Yaran, AA muhabirine yaptığı açıklamada, müzik ve seslerin yaşamın her anında olduğunu, sebzelerin yanı sıra yumurtayı da müzik aleti olarak kullandığını belirtti.

Herkesin doğadaki sesleri duyması gerektiğini dile getiren Yaran, “Sadece gerçek çalgılarla ve kültürlerle yaşayan, var olan, günümüze kadar bizlere ulaşmış o çalgıları tanıyoruz. Özellikle genç neslin ilgisini çekmek, müziğin evrende her yerde olduğunu hissetmelerini sağlamak için böyle bir deneme yaptım.” dedi.

“Ben de havucun sesini duymak istiyorum”

Volkan Yaran, havuç, turp, kabak, brokoli gibi sebzelerin yanı sıra yumurtayı da bir matkap ucuyla delip akını boşaltarak müzik aleti olarak kullandığını dile getirdi.

Öğrencilerin özellikle havuçtan elde ettiği sese büyük ilgi gösterdiğini aktaran Yaran, şöyle devam etti:

“Akabinde hemen hemen her gün birkaç öğrenci, havuçlarla gelip, ‘Öğretmenim bana da flüt yapar mısınız? Ben de havucun sesini duymak istiyorum.’ dedi. Bu merakla acaba hangi sebzelerden de olabilir diye düşünerek, çeşitli denemeler yaptım. Çocukların yine çok sevdiği bir sebze, özellikle kızartmasına bayıldıkları bir sebzeden yola çıkıp, patatesten de okarina çalgısı yaptım. Onların ilgisini çekmesi adına sebzelerden müzik aletleri denemeleri yaptım. Umuyorum ki birçok öğrencimiz merakla evde bulunan birçok nesneden ses üretmeye, ses duymaya çalışıyor. Benim bu uğraşımı gören birçok öğrencimiz kantinden aldığı nesnelerden de sesleri merakla üretmeye başlıyorlar. Bu, çocukların sesin her yerde olduğunu bilmeleri açısından sevindirici.”

Volkan Yaran, öğrenciliğinden beri enstrümanlara ilgi duyduğunu belirterek, 17 yıldır 400’ün üzerinde telli, vurmalı, yaylı ve tuşlu çalgıdan koleksiyon oluşturduğunu kaydetti.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

İnsan Kaynakları Ofisi 3 yeni hizmeti üniversitelerin erişimine açtı

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

İnsan Kaynakları Ofisinden yapılan açıklamaya göre, üniversite öğrencilerinin kariyer planlamalarına destek olunması ve kariyer merkezlerinin etkin yönetiminin sağlanması amacıyla “Yetenek Kapısı Platformu” ve “Kariyer Planlama Dersi Örnek Müfredatı” ile “Üniversite Kariyer Merkezleri Kitabı” hazırlandı. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi aracılığıyla izlenen, kariyer merkezlerinin etkin çalışması amacıyla kaleme alınan ve üniversitelere gönderilen kitap kariyer merkezlerinin temel taşını oluşturuyor.

Kitapta, kariyer merkezlerinin organizasyon yapısı ve verilecek hizmetlerin uygulanma şekilleri detaylı anlatılırken, Kariyer Merkezi Çalışma Planı’nda ise gençlere sunulacak kariyer hizmetleri, paydaşların rolleri, sorumluluk ve katkıları hakkında bilgiler veriliyor.

Gençler ve işverenlere sürekli iletişim imkanı sağlanıyor

Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi, öğrenci ve mezunların nitelikli istihdamına katkı sağlamak amacıyla bir internet platformu olan “Yetenek Kapısı”nı üniversitelerin hizmetine sundu. Kariyer merkezlerinin ihtiyaçlarına göre hazırlanan “Yetenek Kapısı Platformu”, gençler ve işverenlerin zamandan ve mekandan bağımsız şekilde sürekli iletişimde kalabilmelerini sağlıyor.

Öğrenciler ve mezunlar “Yetenek Kapısı”nda profil oluşturarak, kariyer ağına ilk adımı atabilecek. Profil aracılığıyla kariyer fuarları, etkinlikleri ve eğitimler incelenebilecek. Gençler söz konusu etkinlik ve eğitimlere, “Yetenek Kapısı” üzerinden başvurabilecek.

“Yetenek Kapısı” işverenler için de doğru ve hızlı insan kaynağına ulaşmayı kolaylaştıracak. İşverenler, bünyelerindeki iş ve staj ilanlarını, fuar ve etkinlikleri ağ üzerinden gençlere daha kolay duyururken, gençler de bu duyurular aracılığıyla işverenlerle iletişime geçebilecek.

Ayrıca ağ da yer alan farklı modüllerle gençler kariyer merkezlerindeki danışmanlardan randevu alabilecek. Kariyer merkezleri ve Yetenek Kapısı üzerinden öğrenci ve işveren arasındaki iletişim takip edilebilecek.

Kariyer Planlama Dersi’nin zorunlu olması öngörülüyor

Ofis tarafından üniversitelere gönderilen “Kariyer Planlama Dersi Örnek Müfredatı”nın üniversitelerin birinci sınıflarında zorunlu olarak verilmesi öngörülüyor. Bu dersle gençlerin yükseköğrenimlerinin erken döneminde kariyer bilincine sahip olmaları hedefleniyor.

Böylece reel sektörün beklentileri ve talepleri hakkında fikir sahibi olan öğrencilerin kişisel ve profesyonel gelişimlerine ilişkin beceriler edinmeleri ve eğitimlerinden maksimum verim almaları sağlanacak.

Okumaya Devam