İletişim : info@mebhaberim.com

Eğitim-Öğretim

YÖKten üniversite programlarındaki isim kargaşasına son verecek düzenleme

Yayınlandı

Ankara

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, ön lisans ve lisans programlarındaki isim kargaşasına ve bu nedenle yaşanan mağduriyetlere son vermek üzere benzer içerikli lisans programlarının yeniden isimlendirilmesi ve eğitim alanlarına göre tasnif edilmesi üzerine taslak bir çalışma yaptıklarını bildirdi.

Saraç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yükseköğretim alanındaki gelişmelere bağlı olarak üniversitelerde artan, çeşitlenen ve farklılaşan ön lisans ve lisans programlarının sayısının 2 bin 191 olduğunu belirtti.

Bu yüksek sayının, programların farklı içeriklere sahip olmasının yanı sıra aynı içeriklere sahip birçok programın farklı isimlerle açılmış olmasından da kaynaklandığını aktaran Saraç, şöyle konuştu:

“Bu durum, bazı mezunlarımızın yatay ve dikey hareketliliklerinde ve iş başvurularında mağdur olmalarına ya da iş hayatında diplomalarını kullanırken unvan ve mesleki yetki çatışması yaşamalarına neden oluyor. Yükseköğretim Kuruluna yıllık ortalama 3 bin kişi, sahip olduğu diplomanın benzer isimli başka bir diplomaya eş değer olup olmadığıyla ilgili başvuru yapıyor. Yaşanan bu ve benzeri olumsuzluklar, konuya ilişkin çalışma yapılmasını zorunlu kıldı.”

“Bazı bölümlerde tire bazılarında bağlaç ekleniyordu”

Saraç, onlarca yıldır üniversitelerin, bazı programların adlarında kelimeler arasına tire koyduğunu, bazı üniversitelerin aynı kelimeler arasına “ve” bağlacını eklemeyi tercih ettiğini söyledi. Kimi üniversitelerin tiresiz ve bağlaçsız aynı kelimeleri kullandığını, kimilerinin program adındaki iki kelimenin yerlerini değiştirdiğini anlatan Saraç, uzun zamandır süregelen bu “savruk” tavrın yaygınlaşarak devam ettiğini, bunun da sisteme olumsuz sonuçlarının yansıdığını ifade etti.

“YÖK olarak ön lisans ve lisans programlarındaki isim kargaşasına ve bu nedenle yaşanan mağduriyetlere son vermek üzere bir çalışma yürüttük.” bilgisini veren Saraç, bu konudaki çalışmayı katılımcı ve şeffaf bir yöntemle sürdürdüklerini söyledi.

55 farklı üniversiteden alanında uzman 120 akademisyenin yer aldığı 17 komisyonun bir yıl süreyle çalıştığını belirten Saraç, bu komisyonların ortak akıl ve geniş mutabakat arayışı ile yeni öneriler getirdiğini aktardı.

Saraç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu kapsamda, yükseköğretimde benzer içerikli veya benzer isimli lisans programlarının yeniden isimlendirilmesi ve eğitim alanlarına göre tasnif edilmesi üzerine taslak bir çalışma yaptık. Bu çalışma ile yükseköğretim sistemimizdeki lisans programları, UNESCO Uluslararası Standart Eğitim Sınıflaması referans alınarak 10 geniş alan 53 dar alan ve 144 ayrıntılı alan altında bilimsel ölçütlere göre sınıflandırılarak eş değer programlar, bilim kurullarınca üzerinde geniş mutabakat sağlanan ortak isim altında birleştiriliyor.”

Saraç, aynı muhtevaya sahip farklı isimli programlardan mezun olanlar için herhangi bir mağduriyet söz konusu olmayacağını, mevcut öğrencilerin haklarının ve statülerinin korunacağını, hatta bu çalışma sonucunda isim kargaşasının doğurduğu belirsizlikler sonucu yaşanan mağduriyetlerin giderilmesine katkı sağlanacağını kaydetti.

10 geniş alanda tasnif yapıldı

Saraç, yapılacak çalışmanın bir dayanağının olması gerektiğini, bu konuda evrensel bir referans noktasının en makul tercih olduğu konusunda karar kılındığını ifade etti. UNESCO Uluslararası Standart Eğitim Sınıflaması’nı bunun için esas aldıklarını dile getiren Saraç, buna göre programların “Eğitim Bilimleri”, “Sanat ve İnsani Bilimler”, “Sosyal Bilimler”, “Gazetecilik ve Enformasyon”, “İş, Yönetim ve Hukuk”, “Doğa Bilimleri, Matematik ve İstatistik”, “Bilişim Teknolojileri”, “Mühendislik, İmalat ve Yapı”, “Tarım, Ormancılık, Su Ürünleri ve Veterinerlik”, “Sağlık, Sağlık Bakımı ve Desteği” ve “Hizmetler” olmak üzere 10 geniş alan altında tasnif edildiğini bildirdi.

Programların “meslek sınıflaması” değil “eğitim alanı” sınıflaması yapıldı

Saraç, çalışmanın amacının mesleklerin yetki ve sorumluluk alanlarına müdahale edip “meslek sınıflaması” yapmak değil yükseköğretim sistemindeki mevcut ön lisans ve lisans programlarının “eğitim alan sınıflamasını” yapmak olduğunu kaydetti.

“Çalışmanın tamamlanmasıyla program açma teklifleri, bu referans sınıflandırmaya göre değerlendirilecek.” açıklamasını yapan Saraç, “Ayrıca yükseköğretim kurumlarında mevcut programlar arasında olmayıp yeni açılacak programlar da bu sınıflandırmaya uyumlu hale getirilecek ve sistem, programlar açısından daha rafine hale gelecek.” değerlendirmesinde bulundu.

“Türkiye’nin eğitim alanı haritası çıkarılacak”

Çalışma kapsamında yükseköğretim ön lisans ve lisans programlarına dijital kodlar verileceğini kaydeden Saraç, “Bu kodlarla, alanlara göre öğrenci ve öğretim elemanı gibi temel verilerin izlenmesine, bu verilere ilişkin analiz yapılmasına, alan ve mesleklere ilişkin istatistiki veriler çıkarılmasına imkan sunabilen büyük bir veri tabanı oluşturulacak.” ifadelerini kullandı.

Bu sayede yükseköğretimde beşeri kaynakların etkin planlaması yapılarak söz konusu kaynağın daha etkili ve verimli kullanılmasının sağlanacağına işaret eden Saraç, “Aynı zamanda Türkiye’nin eğitim alanı haritası çıkarılmış olacak. Artık hangi alanda ne kadar insan kaynağı olduğu ortaya çıkacak ve devletimizin ilgili kurumları tarafından üst planlamalar da veriye dayalı yapılabilecek.” vurgusunu yaptı.

Uluslararasılaşmaya katkı sağlanacak

Yekta Saraç, bu çalışmanın yükseköğretimde yatay ve dikey hareketliliğe olumlu katkı sağlayacağına dikkati çekti. Saraç, şunları kaydetti:

“Uluslararası bir referans sisteminin esas alınması, ülkemizde alınan diplomaların yurt dışında tanınmasını ve denkliğini daha da kolaylaştıracak. Bu uygulamanın, ülkemizde bulunan uluslararası öğrenci sayısındaki artışa olumlu katkılar sağlayacağını düşünüyoruz. İleride ülkemizin yükseköğretim tarihi yazılırken yeni YÖK dönemi, uluslararası öğrenci sayısındaki sıçrama ve olağanüstü gelişme itibarıyla hak ettiği yeri alacaktır. Bu düzenleme özel önem verdiğimiz uluslararasılaşma için çok önemlidir.”

“Görüş ve öneriye açıldı”

YÖK Başkanı Saraç, YÖK’ün hazırladığı taslağın, üniversite ve diğer paydaşların görüş ve önerilerine açıldığını belirterek, “Üniversiteler, akademisyenler, kamu kurum ve kuruluşları, iş çevreleri, odalar yani bütün paydaşlar, görüş ve önerilerini, 25 Kasım 2019’a kadar prsiniflama@yok.gov.tr adresine gönderebilecek. Gelen görüş ve öneriler, komisyonlar marifetiyle tekrar değerlendirilerek çalışma tamamlanacak ve uygulamaya konulacak.” şeklinde konuştu.

Saraç, yükseköğretim sistemini aklın ve bilimin ışığında, dünyadaki gelişmeleri dikkate alarak yeniden şekillendirdiklerini, bunu adım adım ve her adım bir plan dahilinde olacak şekilde sürdürdüklerini ifade etti.

Programlarda sadeleştirme ve yalınlaştırmaya örnekler

Taslak çalışmaya göre, “Muhasebe” alanındaki 12 benzer lisans programı için UNESCO Uluslararası Standart Eğitim Sınıflaması dikkate alınarak ortak bir program adı önerildi.

Buna göre; “Muhasebe ve Finans Yönetimi”, “İşletme Muhasebe”, “İşletme-Muhasebe”, “Finansal Muhasebe”, “Muhasebe”, “Muhasebe Bilgi Sistemleri”, “Muhasebe ve Denetim”, “Muhasebe ve Finans”, “Muhasebe ve Finansal Yönetim”, “Muhasebe ve Finansman”, “Muhasebe ve Vergi Uygulamaları”, “Muhasebe-Vergi” isimli 12 program için önerilen ortak programın adı “Muhasebe ve Finans Yönetimi” oldu.

Öte yandan “Uluslararası İşletme” alanındaki, “Uluslararası İşletme Yönetimi”, “Uluslararası İşletme”, “Uluslararası İşletmecilik” adlı üç benzer lisans programı için UNESCO Uluslararası Standart Eğitim Sınıflaması dikkate alınarak “Uluslararası İşletme Yönetimi” ortak program adı önerildi.

“Görsel Sanatlar” alanındaki benzer lisans programları için “Görsel İletişim Tasarımı” ortak program adı önerisinde bulunuldu.

Böylece bu alandaki “Görsel İletişim Tasarımı”, “Görsel Sanatlar”, “Görsel Sanatlar ve Görsel İletişim Tasarımı”, “Görsel Sanatlar ve İletişim Tasarımı”, “Görsel İletişim”, “Görsel Sanatlar ve Tasarım”, “Görsel-İşitsel Teknikler ve Medya Yapımcılığı”, “İletişim Sanatları”, “İletişim Tasarımı”, “İletişim Tasarımı ve Medya”, “Medya ve Görsel Sanatlar”, “Medya ve Uygulamalı Görsel Sanatlar”, “İletişim Tasarımı ve Yönetimi”, “İletişim ve Tasarım”, “İletişim Tasarım”, “Görüntü Sanatları”, “Sanat ve Görüntü Sanatları” adlı 17 benzer lisans programının tek program altında isimlendirilmesi hedeflendi.

Ön lisans programlarının adları ve eş değerlikleri güncelleniyor

Yükseköğretim Kurulunca ön lisans programları, 2009 yılında Uluslararası Standart Eğitim Sınıflaması dikkate alınarak sınıflandırılmıştı. Belirlenen ön lisans program adları, meslek yüksekokullarında bölüm ve program açma ile eş değerliklerin yapılmasında 2009-2010 eğitim ve öğretim yılından bu yana uygulanıyor. Bu yeni çalışma ile ön lisans programlarının eğitim sınıflaması ve adları da ISCED-F 2013 dikkate alınarak güncellenecek.

Taslak çalışma ile “Elektronik” alanında 11 farklı isimde açılan “Elektronik Teknolojisi”, “Elektrik ve Elektronik Teknolojisi”, “Elektrik-Elektronik”, “Elektrik-Elektronik Teknikerliği”, “Elektronik”, “Elektronik Yüksek Teknisyenliği”, “Endüstriyel Elektronik”, “Endüstriyel Elektronik Teknikerliği”, “Endüstriyel Elektronik Teknolojisi”, “Deniz Elektroniği”, “Gemi Elektroniği” program için “Elektronik Teknolojisi” adı kullanılacak.

“İlk ve Acil Yardım” adı altındaki “İlk ve Acil Yardım”, “Acil Bakım Teknikerliği”, “Acil Tıp Teknikerliği”, “Acil Yardım”, “Acil Yardım Teknikerliği”, “Ambulans ve Acil Bakım Teknikerliği”, “Ambulans ve Acil Yardım”, “Paramedik” programları için “İlk ve Acil Yardım” isminin kullanılması önerisi yapıldı.

Yorum için tıkla

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğitim-Öğretim

MEB, Doğa Kolejine ilişkin her türlü tedbirin alındığını bildirdi

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB) Doğa Koleji özel öğretim kurumlarında yaşanan finansal sorunun yol açtığı sıkıntıların, ilgili kanun ve yönetmeliklerin verdiği imkan ve yetkiler dahilinde çözülmesi için gerekli her türlü tedbirin alındığı bildirildi.

Bakanlıktan, Doğa Koleji özel öğretim kurumlarına ilişkin basına ve kamuoyuna yansıyan gelişmelerle ilgili yazılı açıklama yapıldı.

Açıklamada, Doğa Koleji ile ilgili kamuoyuna yansıyan tüm gelişmelerin yakından takip edildiği belirtilerek, “Söz konusu özel öğretim kurumunun bazı kampüslerinde ‘maaş ödemelerinin yapılmadığı’ gerekçesiyle öğretmenlerin derslere girmemesi ile ilgili 4 Aralık 2019 tarihi itibariyle Bakanlığımıza ulaşan başvurular hakkında gerekli inceleme/soruşturma işlemleri hemen başlatılmıştır.” ifadelerine yer verildi.

Doğa Koleji adında 51 ilde toplam 411 özel okulun bulunduğu ifade edilen açıklamada, kamuoyuna yansıyan sorunların kurucu işletmeye ait 15 ildeki 214 okulda yaşandığı, 41 ildeki 197 okulda ise imtiyaz hakkı kullanımı yöntemiyle eğitim öğretim faaliyetlerinin düzenli şekilde sürdürüldüğü vurgulandı.

Kurum açma şartlarını kaybeden bir özel okulun Bakanlık tarafından kapatılması halinde öğrencilerin eğitim öğretim süreçlerinin aksamadan devamı için il milli eğitim müdürlüklerince gerekli tedbirlerin alındığı kaydedilen açıklamada, velilerin talepleri doğrultusunda öğrencilerin resmi veya özel okullara nakledildiği ve olası mağduriyetlerin önlendiği belirtildi.

“Eğitim öğretim sürecinin aksamaması için gerekli önlemler alınmıştır”

Açıklamada, özel okullardaki personel ve öğrenci haklarının ilgili kanunlarla korunduğunu vurgulanarak, şunlar kaydedildi:

“Özel okullarda görev yapan bir personelin ücretinin tam ve zamanında ödenmemesi veya sigorta primlerinin yatırılmaması gibi hususlar hakkında işverene uygulanacak idari yaptırımlar ilgili kanunlarda açıkça düzenlendiği gibi görev yapan personelin karşılanmayan özlük haklarını dava yoluyla ilgili okulun kurucusundan talep etme hakları da bulunmaktadır. Bir özel öğretim kurumuna devam ederken kurumdan ayrılan öğrencilere daha önce ödenen ücretlerin ne şekilde iade edileceği hususu Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nin ilgili maddesinde düzenlenmiştir. Bakanlığımız, söz konusu özel öğretim kurumunda yaşanan finansal sorunun yol açtığı sıkıntıları ilgili kanun ve yönetmeliklerin verdiği imkan ve yetkiler dahilinde çözmek için gerekli her türlü tedbiri almaktadır. Eğitim öğretim sürecinin aksamaması için tüm olasılıklar göz önünde bulundurularak gerekli önlemler alınmıştır. Olası bir durumda öğrencilerimizin resmi veya özel okullara nakillerinin gerçekleştirilebilmesi için tüm planlamalar yapılmıştır.”

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

Atalık tohumlar öğrencilerin elinde filizleniyor

Yayınlandı

Yazar :

Karabük

Karabük’te öğretmenlerinin yardımıyla bahçede kokusu ve aromasıyla dikkati çeken atalık tohumları eken öğrenciler, elde ettikleri yeni tohumları kargoyla çeşitli illerdeki okullara gönderiyor.

Şehit Şendoğan Topçu İlkokulu Sınıf Öğretmeni Halil Bulut, öğrencileriyle çeşitli ürünler ekti. Bu ürünleri gören Bulut’un bir arkadaşı, öğrencilerin kullanması için bahçe verdi. Bulut ile öğrencileri, tahsis edilen bahçeye kabak, bamya, fasulye, tere, nane, roka ve kavun gibi 15 çeşit tohum ekti.

Milli Eğitim Bakanlığı 2023 Eğitim Vizyonu kapsamında yapılan ekimlerde kullanılan ata tohumlarından yeni tohumlar elde edildi.

Hasadı öğrenciler tarafından gerçekleştirilen ürünlerin tohumları, 30 ildeki okullara gönderilmek üzere yine öğrenciler tarafından paketlendi.

Öğrencilerin her biri paketlere konulmak üzere birer de şiir yazdı.

“Tohumları ülke genelinde yaklaşık 30 okula göndereceğiz”

Sınıf öğretmeni Bulut, AA muhabirine, dört yıldır bu tür etkinlikler yaptıklarını, ekilen bütün ürünlerin atalık tohumlar olduğunu söyledi.

Bulut, atalık tohumları ekerek bu ürünlerin yok olmasının önüne geçmek istediklerini belirterek, şunları kaydetti:

“Bunu öğrencilerimizle uygulamalı şekilde yaşatıyoruz. Elde ettiğimiz ürünlerin tohumlarını da paketledik. Bu tohumları ülke genelinde yaklaşık 30 okula göndereceğiz. Okullardaki öğretmen arkadaşlarımız da öğrencilerle bu tohumları uygulama bahçesine ekecekler. Ektikten sonra onlar da elde ettikleri tohumları Türkiye’nin değişik okullarına gönderecekler.”

Atalık tohumları gönderirken herhangi bir ücret almadıklarını dile getiren Bulut, işin tamamen gönüllülük esasına dayalı yapıldığını vurguladı.

Bulut, gönderdikleri okullarda gönüllü öğretmenlerin bu işi üstlendiğini ifade ederek, “Onların da uygulama bahçeleri var. Atalık tohumları bahçelerde ekecekler ve elde ettikleri tohumları başka okullara gönderecekler. Bu yolla atalık tohumlarımıza sahip çıkıyoruz. Çocuklarımıza doğal beslenmenin ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalışıyoruz.” diye konuştu.

Öğrencilerden Buğlem Ekmekci de atalık tohumları öğretmenleriyle yetiştirdiklerini ve çeşitli okullara göndereceklerini anlattı.

Okul Aile Birliği Başkanı Aynur Düz de birinci sınıftan bu yana atalık tohumları öğretmenleriyle bahçelerine ektiklerini söyledi.

Bahçede fideleri büyüttüklerini belirten Düz, “Yazın muhteşem bir sonuç aldık. Amacımız çocuklarımızın organik ürünlerle beslenmesine destek olabilmektir. Hedefimiz Türkiye’deki bütün çocukların GDO’lu değil de atalık tohumlarla beslenmesini sağlamaktır. Bu nedenle 30 ilimize bu tohumları ücretsiz gönderiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

Öğretmen ve öğrencilere su okuryazarlığı eğitimi

Yayınlandı

Yazar :

Rize

Rize’de Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi tarafından yürütülen “ProjectWET Etkinlikleriyle Öğretmenlere Su Okuryazarlığı Eğitimi” projesi ile öğretmen ve eğitim fakültesi öğrencilerinin su kullanımı ve sorunlarına yönelik farkındalığının artırılması hedefleniyor.

Proje Sorumlusu Doktor Öğretim Üyesi Nazihan Ursavaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, su okuryazarlığının, bireylerin su ile ilgili bilgileri disiplinler arası bir yaklaşımla benimseyip, günlük yaşantıda su ile ilgili karşılaşılan problemlere çözüm üretmede kullanılan bir kavram olduğunu söyledi.

Yeni bir kavram olan su okuryazarlığının, çevre okuryazarlığı kavramı altında tanımlandığını belirten Ursavaş, “Su, başlı başına her bilim alanına hitap eden, canlıların temel yaşam kaynağıdır. Artan nüfus ve çevre kirliliği nedeniyle sularımızın tehlike altında olduğunu biliyoruz. Artan nüfusla birlikte kişi başına düşen su miktarı giderek azalıyor ve biz suyu kirleterek bu olumsuz etkiyi hızlandırıyoruz.” dedi.

Ursavaş, bu nedenle yetişen neslin suyun neden hayat için bu kadar önemli olduğunu bilinmesi amacıyla yaklaşık 4 yıl önce su kullanımı ve sorunlarına yönelik farkındalığı artırmak için çalışma başlattıklarını aktardı.

Çalışma kapsamında ilk etapta, üniversitenin Çayeli Kampüsü’ndeki Eğitim Fakültesinde öğretmen adayı 24 öğrenciyi eğittiklerini ifade eden Ursavaş, ardından bu bilgilerin daha fazla kitleye ulaşması için öğretmenleri bilgilendirmeye karar verdiklerini vurguladı.

Ursavaş, bu fikirden yola çıkarak hazırladıkları ve TÜBİTAK’ın da “4005 Bilim ve Toplum Yenilikçi Eğitim Uygulamaları Destekleme Programı” kapsamında desteklediği “ProjectWET Etkinlikleriyle Öğretmenlere Su Okuryazarlığı Eğitimi” projesini hayata geçirdiklerini dile getirdi.

Proje çerçevesinde iki yıl içinde Türkiye’nin çeşitli illerinde görev yapan 52 fen ve biyoloji öğretmenine 7 konuyu temel alan bir haftalık eğitimler verdiklerine işaret eden Ursavaş, onların da burada edindikleri bilgileri okullarındaki öğrencilere aktardıklarının altını çizdi.

Projeye ilk yıl katılan 24 öğretmen ile 2 bin öğrenciye ulaşıldı

Suyun her canlının yaşam kaynağı olduğunu vurgulayan Ursavaş, şöyle devam etti: 

“Suyu en iyi şekilde kullanacak, tasarrufunu bilecek nesiller yetiştirmeyi amaçlıyoruz. Projenin ilk yılında eğittiğimiz 24 öğretmen ile 2 bin öğrenciye ulaştık. İkinci yılda veriler tam olarak ulaşmasa da bu sayının çok arttığını biliyoruz. Su okur yazarlığı eğitimi ile suyu daha bilinçli kullanan nesiller yetiştirmeyi hedefliyoruz. Gelecek yıl için en az 60 öğretmen adayının eğitimi için gerekli planlamamızı yaptık. Bunlar sahaya çıktığında pek çok öğrenciye ışık olacaklar.”

Ursavaş, Dr. Ayşe Aytar ile Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğrencilerine su okuryazarlığı eğitimlerini vermeyi sürdürdüklerini sözlerine ekledi.

Okumaya Devam