İletişim : info@mebhaberim.com

Eğitim-Öğretim

YKSye ilişkin sistem değişikliği gündemimizde yok

Yayınlandı

Ankara

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) ilişkin bir sistem değişikliğinin şu an gündemlerinde olmadığını bildirdi.

Saraç, Türkiye’de eğitim gören uluslararası öğrencilere yönelik dün düzenlediği iftarın ardından eğitim muhabirleriyle sohbet toplantısı gerçekleştirdi.

Yeni lise modelinin açıklanmasının ardından YKS’de bir değişikliğin olup olmayacağı yönündeki tartışmalara değinen Saraç, bu konuda bazı basın kuruluşlarına bir açıklama yaptıklarını hatırlattı.

Bu açıklamalarında söz konusu değişiklik ile ilgili bilimsel çalışma ya da raporun Milli Eğitim Bakanlığından kendilerine ulaşmadığına vurgu yaptıklarını aktaran Saraç, “YKS’nin TYT oturumunda sayısal ve sözel okuryazarlığın sorgulandığı bir sistem getirdik. Bu sistem olumlu sonuçlar üretti.” değerlendirmesinde bulundu.

“Üniversite giriş sistemlerinin gökten inmiş kurallar, kanunlar olmadığına” vurgu yapan Saraç, “Ama bunların gerekliliklerinin bilimsel olarak ispatlanması ve kamuoyunun da içine sinmesi lazım. Şu an sistem değişikliği gündemimizde yok. Bunun olması için herhangi bir sebep görmüyoruz.” dedi.

Yükseköğretime giriş sistemlerinin sosyal adalet ve fırsat eşitliğini temin etmesi gerektiğine işaret eden Saraç, “Eğitim öğretimin bütününde olduğu gibi yükseköğretimde de ‘piyasa’ şartlarının egemen olmamasını istiyoruz. Eğitim öğretim, ana gövde olarak kamusal bir hizmettir. Bu bağlamda, mezunlarını 4-5 sene sonra göreceğimiz bilinmezliklerle dolu bir sisteme ilişkin bir süreç başlatmamız aklen, bilimsel olarak mümkün değil.” ifadelerini kullandı.

Milli Eğitim Bakanlığının lise çıktısının yükseköğretimin girdisi olacağını dile getiren Saraç, “Bu girdi ile ilgili planlamayı o çıktıya göre yapabiliriz. Şu an o çıktıyı görmüyoruz. Şu an gündemimizde sistem değişikliği yok.” diye konuştu.

“Yeni lise tasarımı ilk mezunlarını 2024’te verecek. Bu kapsamda o yıl üniversite sınavı değişecek mi” şeklindeki soru üzerine Saraç, “TYT’de sözel ve sayısal okuryazarlık getirdik. YÖK olarak en azından ben ve ekibimiz, bundan vazgeçilmesi için bir neden görmüyoruz. Ne pedagojik ne bilimsel bir neden görüyoruz ama müfredatla ilgili bir değişiklik söz konusu olursa bu ikinci aşama olan AYT’ye elbette yansır. O zamanki duruma bakılır ve değerlendirilir.” vurgusu yaptı.

Üniversite giriş sistemlerinde, genel yetenek ağırlıklı bir model dışında müfredattan soru sorma oranının yüzde 99’un üzerinde olduğunu aktaran Saraç, “Sınavlarda zaten müfredattan soru soruluyor. Yükseköğretime giriş sistemi her zaman için lise eğitimini destekleyici olmak durumundadır. Burada bir sıkıntı yok.” şeklinde konuştu.

“Yeni lise tasarımını irdeleyecek bir grup oluşturmak istiyoruz”

Saraç, “Yeni lise tasarımı ile alakalı eğitim bilimcilerinden bir grup oluşturmayı ve bu tasarımı irdelemelerini istiyoruz. Yeni sistemin eğitim öğretime katkısı, uygulanabilirliği, muhtemel uygulama ile ilgili sorunlar olabilir mi ve bu hususları da Milli Eğitim Bakanlığına iletelim ve onların da yararına olsun diye düşünüyoruz. Bu tasarımın bu tarzda bilimsel çalışmaya konu olması gerektiğini düşünüyoruz. Böyle bir inceleme ve irdelemenin yapılmasında yarar görüyoruz.” değerlendirmesini yaptı.

Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK’ün farklı yetki alanları bulunduğuna dikkati çeken Saraç, bu yetki alanlarına girmeden süreçleri sürdüreceklerine inandıklarını, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un da son açıklamalarında bu hususa vurgu yaptığını dile getirdi.

YKS ile pek çok düzenleme yapıldığını, soru başına sürenin artırıldığını hatırlatan Saraç, şöyle konuştu:

“Dolayısıyla bunlardan vazgeçilmesini istemiyoruz. Yükseköğretim sistemi, lise eğitimini desteklemek durumunda, lise eğitimi de yükseköğretimi desteklemek durumunda. Yani üniversite giriş sınavında lise eğitiminin çıktısını ve müfredatı ve sistemi dikkate alacağız. Bu konuda bir problem yok ama şu aşamada yani 4-5 sene sonra doğacak çocuk için YÖK’ten don biçmesi beklenemez.”

Sistemi bir bütün olarak algılamak gerektiğine değinen Saraç, “Sistemin bir bütün halinde bir eğitim iklimi çerçevesinde değerlendirilmesi ve kurgulanması lazım. Lise, aslında eğitimin zirvesidir. Lise eğitimi sağlam olursa yükseköğretim güçlü olur. Ama lise eğitiminin de güçlü olması, kendisinden önceki merhalelerin sağlam ve güçlü olmasına dayanır. Bunlar herhalde Milli Eğitim Bakanlığında görüşülmüştür, tartışılmıştır, ondan sonra bu kurgu yapılmıştır diye düşünüyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Kaliteyi artırıcı tedbirler açıklayacağız”

Yekta Saraç, yeni YÖK olarak yükseköğretim sistemine üniversitelerde çeşitliliği getirdiklerini vurgulayarak, “Aynı şekilde, sisteme ‘öncelikli alanlar’ diye bir kavram soktuk, terminolojiyi değiştirdik. Ülkenin öncelikli alanlarındaki doktoralı insan kaynağını artırmak için yükseköğretim tarihinde ilk defa ulusal ölçekte bir doktora programı başlattık.” dedi.

Gelecek günlerde, üniversitelerde uygulamaya koyacakları kaliteyi iyileştirici birtakım tedbirleri açıklayacaklarını bildiren Saraç, “Açıklayacaklarımız hazırlıklarını uzun zamandır yürüttüğümüz ve bir kısmını birkaç ay içinde hayata geçireceğimiz şeyler olacak. İleriye yönelik hayallerimiz olmayacak, hayali olmayacak.” şeklinde konuştu.

“Eğitim öğretim kuramlarla değil eylemlerle iyileşecek”

Saraç, 4 yıl önce 40 bin olan yabancı uyruklu öğrenci saysının 150 bine ulaşmasının tesadüf olmadığına işaret ederek, şöyle konuştu:

“Eğitim öğretimin kuramlarla değil eylemlerle iyileşeceğine inanıyorum. Pratiğin de kendi içerisinde teorisini üreteceğine inanıyorum. Eğer sırf teoride kalırsanız, bugün ve yarın için kayıp nesilleri göze almış olursunuz. Teori, eylem, fiiliyat hemen ne yapılacaksa bugün yapılması lazım. ‘Köklü değişiklikler’ diyerek bir şeyi ötelemek eğitim öğretim için zarardır. Onun için küçük küçük bugün için atabileceğimiz bir adım varsa bugün o adımları atalım. Bu çeşitli lokal iyileştirmeler, bir noktadan sonra sistemin bütününe yönelik bir iyileştirmeyi ortaya koyacak.”

Yaptıkları ve yapacakları uygulamalarda kaliteyi önceledikleri için Yükseköğretim Kalite Kurulunu (YÖKAK) kurduklarını belirten Saraç, aldıkları kararların başka bir göz tarafından değerlendirilmesinin önemli olduğuna inandıklarını söyledi.

“Meslek icra sınavının getirilmesi gerektiğine inanıyoruz”

Saraç, Türkiye’ye meslek icra sınavının getirilmesi ve bunun ilk adımın hukuk fakülteleri için atılması gerektiğine inandıklarını dile getirerek, “Mezun olanlara ve öğrencilere hiçbir mağduriyet oluşturmaksızın ve onları kapsama almaksızın, yeni girecek öğrenciler için mezun olduktan sonra nesnel kriterlere bağlı bir meslek icra sınavının yapılması hususunu yükseköğretimde çok büyük atılım gerçekleştireceğine inanıyoruz. Bununla ilgili Sayın Adalet Bakanımız ile Türkiye Barolar Birliği ile görüşüyoruz. Belli bir noktaya da gelindi.” açıklamasında bulundu.

Yorum için tıkla

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğitim-Öğretim

Kız Kardeşim Projesi ile yıl sonuna kadar 9 bin kadına ulaşılacak

Yayınlandı

Yazar :

Trabzon

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Habitat Derneği, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ve Coca-Cola Türkiye’nin katkılarıyla kadınların ekonomik hayata etkin şekilde katılımını desteklemek üzere 2015’te başlatılan “Kız Kardeşim Projesi” ile bu yıl sonuna kadar 9 bin kadına eğitim verilmesi hedefleniyor.

Proje kapsamında, Ortahisar ilçesine bağlı Yeni Mahalle’deki fuar alanına konuşlanan Kız Kardeşim Eğitim Tırı’nda Trabzonlu kadınlara eğitim veriliyor.

Coca-Cola Türkiye Sürdürülebilirlik ve Kurumsal Sorumluluk Müdürü Tülin Kara Özger, eğitimin ilk oturumunda yaptığı konuşmada, Coca-Cola’nın 2020 yılına kadar dünyada 5 milyon kadının ekonomik hayatta etkin şekilde yer almasını destekleme hedefi bulunduğunu söyledi.

Bu hedef doğrultusunda, Türkiye’de 2015 yılında Kız Kardeşim Projesi’nin haya geçirildiğini vurgulayan Özger, “Eğitimler ile kadınların ekonomik hayatta etkin şekilde yer alması için çalışıyoruz. Projemiz bugüne kadar 30 ilde 11 binden fazla kadının kendini geliştirerek toplum içinde daha aktif rol almasına destek oldu.” dedi.

Özger, 2019 yılında 9 bin kadına ulaşmayı hedeflediklerinin altını çizerek, “Coca-Cola Türkiye olarak, kadınların ekonomik kalkınmada etkin rol almalarını ve ekonomik hayata katılım konusunda gerekli bilgi ve becerilerle donatılarak toplumsal ve ekonomik konumlarının güçlenmesini desteklemeye devam edeceğiz.” diye konuştu.

TOBB Trabzon Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Nurcan Göç ise Kız Kardeşim Projesi’nde yer almaktan mutluluk duyduğunu söyledi.

Eğitim, kurs ve kurum destekleri ile; üreten, istihdam yaratan, katma değer kazandıran, kendi evine ve aynı zamanda yaşadığı bölgeye ekonomik açıdan değer katan girişimci kadınlar yaratmayı arzuladıklarına işaret eden Göç, şu değerlendirmede bulundu:

“Bir diğer deyişle Karadeniz kadınının gücünü harekete geçirmeyi amaçlıyoruz. Bu kapsamda Kız Kardeşim Projesi’ne katılarak yetenek, birikim ve cesaret özelliklerini bir arada kullanan, aynı zamanda risk alan ve ekonomik değer üreten kadınlarımızın yanındayız. Bütün katılımcı kadınlarımıza başarılar diliyorum.”

Habitat Derneği Kız Kardeşim Projesi Operasyon Koordinatörü Uğurcan Top, kendi potansiyelini açığa çıkaran kadınların ekonomik hayata ve dolayısıyla topluma katkılarının artacağına dikkati çekti.

Teknolojinin her geçen gün daha da geliştiği ve yeni olanaklar sunduğu günümüzde yenilikçi teknolojilere ayak uydurmanın hem kişisel gelişim hem de çağın gerisinde kalmamak adına önemli olduğunu belirten Top, “Bilgiye ulaşmanın kolaylaştığı bu dijital dünyada kuşkusuz ki bilgi güvenliği de ciddi önem taşıyor. Ebeveyn ve bilgi güvenliğine ilişkin sunduğumuz eğitim ile katılımcıların internet kullanımlarında bu alandaki donanımlarının artırılmasını amaçlıyoruz.” dedi.

Eğitimler 30 ilde devam ediyor

Ordu’dan başlayan eğitimlerin ikinci durağı Trabzon’da iki gün kalacak Kız Kardeşim Eğitim Tırı, kasım ayına kadar Kayseri, Elazığ, Gaziantep, Adana, Diyarbakır, Nevşehir, Isparta, Denizli, Aydın, Bursa ve Kırklareli olmak üzere toplam 13 şehre ulaşmış olacak.

Küresel çapta başarılı bulunan kurumsal sosyal sorumluluk çalışmalarını ödüllendiren Global Sosyal Sorumluluk Zirvesi tarafından “Kadının Güçlendirilmesi” kategorisinde altın ödüle layık görülen projenin çalışmaları 30 ilde devam ediyor.

Bugüne kadar 11 binden fazla 15-55 yaş arası kadına Kız Kardeşim Eğitim Tırı içinde dijital okuryazarlık, ebeveyn ve bilgi güvenliği, bireyler için finansal bilinç ve uygulamalı temel finans konularında bilgi aktarıldı.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

Kıbrıs bizim için milli dava olarak çok ayrı bir yere sahip

Yayınlandı

Yazar :

Lefkoşa

Resmi temaslarda bulunmak üzere Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) gelen Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk,Cumhuriyet Meclisi Başkanı Teberrüken Uluçay ile Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nu ziyaret etti.

Selçuk, Uluçay’a yaptığı nezaket ziyaretinde, Milli Eğitim Bakanlığı olarak KKTC’deki eğitim faaliyetlerini yakından izlediklerini, Bakan Çavuşoğlu’nun bu konudaki samimiyeti ve problem çözücü anlayışının işleri karşılıklı şekilde kolaylaştırdığını söyledi.

“Kıbrıs bizim için elbette milli dava olarak çok ayrı bir yere sahip.” diyen Selçuk, eğitimle ilgili iş birlikleri vasıtasıyla bu ilişki ve iletişimi daha da güçlendirmek istediklerini ifade etti.

Selçuk, eğitimle ilgili teknik bazı işlemlerin hayata geçirildiğini kaydederek “Bunları daha da derinleştirmek ve ileri götürmek için her türlü tedbiri almaya da hazırız. Sizlerin ortaya koyduğu yaklaşım ve buradaki eğitimin kalitesinin artmasına dönük faaliyetler bizim için de bir çalışma alanı olarak görülebilir.” diye konuştu.

KKTC’de eğitim alanında yürüttükleri çalışmaları daha verimli şekilde sürdürebileceklerine inandığını söyleyen Selçuk, bu çalışmaların takipçisi olacaklarını vurguladı.

“KKTC, bunu başarmış bir ülkedir”

Uluçay, Selçuk’un Cumhuriyeti Meclisini ziyaret etmesinin kendileri açısından önemine işaret etti.

Eğitimin bir ülke için en önemli unsur olduğuna dikkati çeken Uluçay, eğitime yapılan yatırımın, uzun vadeli ve geleceğe yönelik olduğunu söyledi.

Uluçay, “KKTC, yıllardır bunu hakkıyla yerine getirmiş ve başarmış bir ülkedir. Biz gerek bakanlık personelimiz gerekse öğretmenlerimizle bir bütün olarak KKTC’de eğitim sisteminin arzu ettiğimiz şekilde olabilmesi için canla başla çalışıyoruz. Ülkemizi geleceğe taşıyacak olan nesilleri hazırlıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Teknik anlamda birtakım eksikliklerin mevcut olduğunun altını çizen Uluçay, bunların giderilmesi için Türkiye ile iş birliklerini sürdürdüklerini belirtti.

“Bakan Selçuk ve ekibine teşekkürü borç biliriz”

Selçuk, daha sonra KKTC Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Çavuşoğlu’nu makamında ziyaret etti.

Çavuşoğlu, Ankara’da Selçuk’u ziyaret ettiklerini hatırlatarak iki ülkenin milli eğitim bakanlıkları arasındaki ilişkilerin karşılıklı geliştirilmesi, dünya insanına hizmet eden sağlıklı ve mutlu nesiller yetiştirmenin ve iş birliğini en yüksek seviyede yapmanın temelini imzalanan mutabakat zaptıyla tekrar teyit ettiklerini söyledi.

Bu mutabakat zaptının imzalanmasından kısa süre sonra Ada’da öğretmenlerin mesleki gelişimine katkı yapılması için program düzenlediklerini anlatan Çavuşoğlu, “Bu programın öğretmenlerimiz tarafından da çok takdir gördüğünü biliyorsunuz. Bu anlamda da Bakan Selçuk ve ekibine teşekkürü bir borç biliriz.” diye konuştu.

Çavuşoğlu, KKTC Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı olarak kendi anayasa ve milli eğitim yasalarına göre nesillerini yetiştirmek için tüm personelin takım ruhuyla çalıştığını sözlerine ekledi.

“Öğretmenlerimize yönelik bazı çalışmalar başlatılmış bulunuyor”

Selçuk, KKTC’de ciddi sayıda Türkiye’den gelen öğrenci olduğunu, onları kendi öğrencilerinden ayırt etmediklerini söyledi.

Bakan Selçuk, Çavuşoğlu ile KKTC’nin eğitim meseleleri konusunda görüş alışverişinde bulunmak ve imzaladıkları mutabakat zaptı çerçevesinde ne tür planlamaların yapılacağını müzakere etmek için KKTC’de bulunduklarını belirtti.

Ada’da bulundukları sürede, KKTC’nin bütün okullarında verilen eğitimin kalitesinin artması için ne tür iş birliklerinin yapılabileceğini değerlendireceklerini ifade eden Selçuk, Türkiye’deki bazı yeni proje, çalışma ve altyapıların paylaşılması konusunda ne tür girişimlerin yapılabileceğini de görüşeceklerini vurguladı.

Selçuk, ekip arkadaşlarıyla eğitim sisteminin çeşitli alt bileşenleri konusunda ayrıntılı çalışmalar yapma imkanlarının bulunduğunu söyleyerek şu ifadeleri kullandı:

“Geçtiğimiz haftalarda da Bakan Çavuşoğlu’nun ifade ettiği gibi, öğretmenlerimize yönelik bazı eğitim çalışmaları da başlatılmış bulunuyor. Bu çalışmaların daha da derinleştirilerek ve geliştirilerek ilerlemesi ve mesleki eğitim gibi çeşitli alanlarda da daha ayrıntılı bir hale getirilmesi hedefleniyor.”

“Biz eğitimi çözüm olarak görüyoruz”

Selçuk, Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı ile KKTC Milli Eğitim Bakanlığı arasında hangi konularda, ne tür ortak çalışmalar ve projeler yürütülebileceği hususundaki değerlendirmelerinin alt ekiplerce çalışıldığı bilgisini paylaşarak “Bu çalışmalar neticesinde, çocuklarımızın gözündeki ışıltı ve pırıltıyı artırmak için hep beraber ne yapabiliriz, Türk çocuklarının dünyada rekabet edebilir, ayakta durabilir ve dünyanın yeni çağının becerilerine sahip çocuklar olarak yetişmesi için neler yapılabilir sorusunun cevabı üzerinde çalışıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

KKTC’deki okullarda eğitim sisteminde de bazı şikayetlerin olabileceğini belirten Selçuk, “Biz eğitimi en büyük sorun olarak görmüyoruz, en büyük çözüm olarak görüyoruz.” dedi.

Bakan Selçuk, eğitim sistemindeki kalitenin artmasının KKTC’nin ekonomisini de geliştireceğini kaydetti.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

Dezavantajlı bin 600 kişi için mesleki eğitim desteği

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Reha Denemeç, 800’ü Türk ve 800’ü Suriyeli bin 600 kişiye mesleki eğitim imkanı tanıyacak “Geçici Koruma Altındaki Suriyeliler ve Ev Sahibi Toplum için Ekonomik Fırsatların Desteklenmesi Projesi”nin önemine işaret ederek “Bu projeyle onlara balık vermeyeceğiz balık tutmayı öğreteceğiz.” dedi.

Milli Eğitim Bakanlığı, Alman Uluslararası İşbirliği Kurumu (GİZ) ile Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD) iş birliğinde başlatılan “Geçici Koruma Altındaki Suriyeliler ve Ev Sahibi Toplum için Ekonomik Fırsatların Desteklenmesi Projesi”nin açılış toplantısı yapıldı.

Bir otelde düzenlenen toplantıya Bakan Yardımcısı Denemeç ile Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Mehmet Akarca, MEB Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürü Mehmet Nezir Gül katıldı.

Denemeç, burada yaptığı konuşmada, Türkiye’nin ağırlıklı olarak Suriyeliler olmak üzere 4 milyonun üzerinde düzensiz göçmene ev sahipliği yaptığına dikkati çekti.

Söz konusu insanların canlarını kurtarabilmek için Türkiye’ye geldiklerine dikkati çeken Denemeç, bu çocuklar ve yetişkinlerin eğitilmesinin, onlara bir gelecek vadedilmesinin çok önemli olduğunu vurguladı.

Aksi halde tehditlerin ortaya çıkabileceğine işaret eden Denemeç, şöyle konuştu:

“Çocuklar çok önemli. Bizlerin onlara hayal vermesi lazım. Hayalleri olması lazım ki hayata tutunabilsinler. İşte eğitim bu anlamda çok önemli. Yaklaşık 650 bin Suriyeli çocuğumuzu kendi okullarımızda ağırlıyoruz, onlara eğitim veriyoruz. Dışarıdan bakıldığında birçok insan başka ülkelerde olduğu gibi bu çocukların kamplarda, çadırlarda eğitim gördüğünü zannediyor. Hayır değil. Kendi okullarımızda, kendi çocuklarımızla beraber, aynı sıraları paylaşıyorlar, aynı öğretmenlerden ders alıyorlar.”

– “Balık vermeyeceğiz, balık tutmayı öğreteceğiz”

Bu süreçte bazı sıkıntıların yaşanabildiğini ama asla bir ayrımcılık yapılmadığını dile getiren Denemeç, şu bilgileri paylaştı:

“Projeyle hayata tutunmalarına destek verecek olan maddi imkanları kendilerinin sağlamalarını sağlayacağız. Yani bu projeyle onlara balık vermeyeceğiz balık tutmayı öğreteceğiz.

Türkiye’nin 5 farklı ilinde bu projeyi başlattık. Sadece il merkezlerinde de değil. Bakanlığımıza bağlı halk eğitim merkezlerimiz illerimizin tümünde, hemen her ilçemize yayılmış durumda. Bu nüfusun yoğun olduğu illerimiz ve ilçelerimizde bu projeyi başlattık. Türk vatandaşlarımızla beraber kaynaştırmalı bir proje. Sonuçlarının çok iyi olacağına inanıyorum. Baktığınızda rakam küçük ama anlamı büyük. Bunun çarpan etkisiyle dalga dalga yayılacağına da inanıyorum.”

Projeye katkı veren herkese teşekkürlerini ileten Denemeç, insanların, çocukların hayat boyu eğitimlerinde gelecek her türlü desteğe açık olduklarını söyledi.

– “Önümüzdeki üç yıl içinde 3 milyar avro kaynak geliyor”

Bakan Yardımcısı Denemeç, AB’nin Türkiye’deki Mülteciler için Mali Yardım Programı’na (FRIT) ilişkin de şu değerlendirmede bulundu:

“FRIT önemli bir proje. Avrupa Birliği’nden, diğer kurumlardan gelen kaynaklar da öyle. Önümüzdeki üç yıl içinde 3 milyar avro bir kaynak geliyor. Eğitime aktarılan kısmı 400 milyon avro kadar. Az mı? Değil ama baktığımızda bizim harcadığımızın sekizde, onda biri kadar bir para geliyor. Hiç yoktan iyi ama bu katkıların artmasını bekliyoruz. Suriye ile sınırdaş olduğu için bu yükü sadece kaldırması gereken ülke Türkiye değil. Çünkü 21. yüzyılda göç hareketleri, göçmenler dünyanın her yerinde risk, problem olabilecek unsurlar eğer kontrol edilemez, yönlendirilemezlerse, eğer bu insanlar iyi eğitilemezlerse, umutlarını kaybederlerse en büyük riski, tehdidi oluştururlar. Eğitim bu anlamda her yaşta çok önemli ve Türkiye, Milli Eğitim Bakanlığı olarak tüm kurum ve kuruluşlarla iş birliğine hazırız.”

SGDD Yönetim Kurulu Başkanı Cumhur Özen ise projenin önemine ilişkin bilgileri paylaştı. Göçmenlerin yaşadıkları zorluklara dikkati çeken Özen, Türkiye’nin mazlumlara kapılarını ve kalbini sonuna kadar açık tutarak dünyaya örnek bir tavır ortaya koyduğunu vurguladı.

Törende GIZ Ülke Direktörü Rubeena Esmail ile Program Yöneticisi Alberto Vega Exposito da birer konuşma yaptı.

– İş verenlere istihdam teşviki sağlanacak

Geçici Koruma Altındaki Suriyeliler ve Ev Sahibi Toplum için Ekonomik Fırsatların Desteklenmesi Projesi, Adıyaman, Denizli, Diyarbakır, İstanbul ve Tekirdağ illerinde yer alan 18 Halk Eğitim Merkezi’nde gerçekleştirilecek. 12 ay sürecek proje ile 800’ü Türk ve 800’ü Suriyeli olmak üzere toplam bin 600 kişiye ulaşılması hedefleniyor.

İstihdam odaklı proje kapsamında Suriyeli katılımcılara Türkçe dil eğitiminin ardından, Türk yararlanıcılar ile iş gücü piyasasının talepleri doğrultusunda belirlenen mesleki eğitimler verilecek. Proje ile eğitimlerini tamamlayanların kısa dönemli istihdamı desteklenecek. Bu kapsamda, işverenlere 3 aylık istihdam teşviki sağlanacak.

Kadın istihdamının da artırılmasının hedeflendiği projede yararlanıcıların yüzde 30’unun kadın olması planlanıyor.

Proje yararlanıcılarına iş sağlığı ve güvenliği, “Türkiye’deki çalışma etiği, kültürü ve şartları” ile çalışma izinleri hakkında bilgilendirici seminerler düzenlenecek. KOSGEB desteği ile Türkiye’de iş kurmayla ilgili çalıştaylar yapılacak. İş arayanlara yönelik İŞKUR ve diğer iş arama veritabanlarına kayıt için danışmanlıklar verilecek.

Ayrıca yerel otoritelere, sanayi ve ticaret odaları ve özel sektör temsilcilerine yönelik sığınmacılar için çalışma izin prosedürlerinin ve yasal düzenlemelerinin, teşvik ve iş fırsatlarının aktarılacağı seminerler gerçekleştirilecek.

Okumaya Devam