İletişim : info@mebhaberim.com

Eğitim-Öğretim

YÖK üniversitelerde Engelliler Destek Programını açıyor

Yayınlandı

Ankara

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü dolayısıyla yükseköğretim kurumlarındaki engelli bireyleri temsilen bazı engelli öğrenciler ile YÖK’te bir araya geldi. 

Engelleri ortadan kaldırmanın, bu yolda hizmet etme ve kalıcı çözümler üretmenin herkesin en önemli görevi olduğunu vurgulayan Saraç, “Yeni YÖK” olarak yükseköğretim kurumlarında engelsiz bir ekosistemin oluşturulmasına büyük önem verdiklerini, YÖK bünyesinde yer alan Engelli Öğrenci Çalışma Grubu ile engelli adaylara ve yükseköğrenim gören öğrencilere yönelik çalışmalar yürütüldüğünü anlattı.

“Yükseköğretim sistemimizdeki öğrenci sayımız 8 milyona yaklaştı ve YÖKSİS verilerine göre, yükseköğretim sistemimizdeki bu öğrencilerimizin 47 bin 751’ini engelli öğrencilerimiz oluşturuyor.” diyen Saraç, bu sayının yükseköğretim sistemindeki öğrencilerin ciddi bir oranını teşkil ettiğine dikkati çekti.

Saraç, 2015’te 13 bin 235 olan engelli öğrenci sayısının bugün 47 bin 751’e çıkmasının önemine dikkati çekerek, bu öğrencilerin 25 bin 136’sının ön lisans, 22 bin 289’unun lisans ve 290’ının da lisans üstü programlarda eğitim gördüğünü kaydetti.

Engelli öğrencilere engelsiz bir eğitim öğretim ortamı sağlamak, sosyal ve kültürel faaliyetlere daha fazla katılımları için teşvik edici çalışmalar ve projeler geliştirdiklerini, kararlar aldıklarını dile getiren Saraç, YÖK olarak işitme engelli öğrencilerin yabancı dil muafiyeti, engelli öğrenciler için TYT puanı 100 ve üzerinde olanların özel yetenek sınavlarına kabul edilmesine ilişkin düzenlemeleri hayata geçirdiklerini anımsattı.

Özel yetenek sınavı ile öğrenci alan programların kontenjanlarının yüzde 10’unun engelli öğrenciler için ayrıldığını aktaran Saraç, ayrıca sadece özel yetenek sınavında geçerli olmak üzere kullanılacak baraj puanının sınavın yapıldığı yıl dahil olmak üzere 2 yıl süreyle geçerli olmasına karar verdiklerini söyledi.

Saraç, ÖSYM’nin de engelli adaylar için dezavantajları önleyen sınav uygulamalarının yürütüldüğüne de işaret ederek, 100/2000 Doktora Projesi’nde öncelikli alanlar kapsamında ilk kez Türk İşaret Dili Tercümanlığı Tezli/Tezsiz Yüksek Lisans Programları ile Türk İşaret Dili Doktora Programını sisteme dahil ettiklerini dile getirdi.

“Eğitimleri de erişilebilir olsun istiyoruz”

YÖK Başkanı Saraç, ayrıca “Otizm Spektrum Bozukluğu Erken Çocuklukta Otizm Spektrum Bozukluğu Yüksek Lisans Programları”nın açıldığını belirterek, “Engelli öğrencilerimizin sorunlarına çözüm üretebilmek, daha etkin bir eğitim-öğretim ortamının oluşturulmasına katkıda bulunabilmek için çalışmalarımıza devam ediyoruz ve yükseköğretim kurumlarımızın da engelli öğrencilerimize yaklaşımı hususunda daha duyarlı olmalarını ve üniversitelerimizin de daha fazla sorumluluk almalarını bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.

İlk kez 2018’de engelli bireylerin eğitime tam, etkin ve eşit katılımını sağlamak için başarılı çalışmalar yapan üniversiteleri teşvik etmek üzere Engelsiz Üniversite Ödüllerini başlattıklarını, programlarını farklı engel gruplarına erişebilir kılan üniversitelerin ilgili programlarına da “Engelsiz Program Nişanı” verildiğini anımsatan Saraç, şöyle konuştu:

“Üniversitelerimizden engellilere yönelik toplantıların yanı sıra engellilerin yaptığı, aktif katıldığı, sosyokültürel faaliyetler de bekliyoruz ve her öğrenci kulübünde yer alsınlar istiyoruz. Üniversitelere sadece rampa yapılmasın, geldiklerinde eğitimleri de erişilebilir olsun istiyoruz. Bir programın görme engelliye uyarlanması farklı, otizmli bir öğrenciye uyarlanması farklı. Yükseköğretimimiz, Anadolu’nun kucaklayıcı iklimi ve asırlardır kapsayıcı kültürüyle tüm engelleri aşacak ve engelleri kaldırarak özel öğrencilerimizi eğitim sistemimize ve kampüs yaşamına dahil edecektir. Buna inancımız tamdır.”

Üniversitelerde “Engelliler Destek Programı”

YÖK Başkanı Saraç, Engelsiz Üniversite Ödülleri’ne başvuruların da bugün itibarıyla başladığını bildirerek, “Yükseköğretim Kurulu olarak aldığımız kararları Ankara Üniversitesi’nin katkısıyla işaret diline çevirerek artık web sitemize ekliyoruz.” dedi.

Saraç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bugün yükseköğretim sistemimizde de bir değişiklik meydana getiren hususu sizlerle paylaşmak istiyoruz. Uzun yıllardır bir eksiklik ve arayış olarak dile getirilen bir konu ile ilgili çalışmalarımızın tamamlandığını kamuoyuna duyurmak istiyoruz. Engelliler Destek Programını eğitim öğretim programı olarak sisteme dahil ediyoruz. Bu program iki yıllık bir ön lisans programı olacak.

Yurt dışında ‘gölge eğitici’ adıyla bilinen kişileri akademik ortamda yetiştirecek olan bu program mezunlarının engellilerin hayatında önemli bir yer tutacağını, onlara refakat, rehberlik etme noktasında önemli bir işleve sahip olacağını ve onların topluma kazandırılmasında daha aktif bireyler olarak yer almalarına katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Engelliler Destek Programı, önümüzdeki sene sisteme dahil olacak. İlk yıl bu program 3 devlet, 2 vakıf üniversitemizde açılacak ve öğrenci alacaktır. Bu husus Türk yükseköğretim sistemi için olduğu kadar üniversitelerin toplumda mükemmeliyet merkezi olmaları hasebiyle toplum için de çok önemli bir gelişme olduğunu düşünüyoruz.”

MEB ile eğitim fakültelerinde yürütülecek yeni model

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un açıklamaları anımsatılarak, eğitim fakültelerinde öğretmen yetiştirmeyle ilgili ne gibi yeni çalışmalar yürütüleceğinin sorulması üzerine Saraç, YÖK’ün öğretmen yetiştirme konusundaki çalışmaları her zaman MEB ile koordineli bir şekilde sürdürdüğünü vurguladı.

Eğitim fakültelerindeki öğretmen yetiştirme programlarının müfredatı, kazanımları, aranan yetkinlikler ve yeterliklerin MEB’in talepleri çerçevesinde şekillendiğini aktaran Saraç, “Milli Eğitim Bakanlığımızla uzun bir müddetten beri bazı eğitim fakültelerinin pilot uygulama olarak seçilmesi, orada bazı yeni modellerin denenmesi yönünde bir çalışmayı başlattığımızı ve sürdürdüğümüzü ifade etmek isterim.” açıklamasında bulundu.

Saraç, uygulamanın başarılı olacağına inandığını vurgulayarak, ilerleyen süreçte diğer üniversitelerde de yaygınlaştırılmasını düşündüklerini ifade etti.

Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu tarafından hazırlanan raporda, YÖK’ün merkezi ve özel yetenek sınavıyla öğrenci alan 14 programda özel yetenek sınavının kaldırması kararına ilişkin olumsuz görüş bildirildiğine yönelik kamuoyuna yansıyan haberlerin anımsatılması ve YÖK’ün yeni bir değerlendirme yapıp yapmayacağının sorulmasına karşılık da Saraç, YÖK’ün alacağı kararlarda bilimselliğe ve paydaşların görüşlerine her zaman önem verdiğini vurguladı.

Saraç, bütün görüşleri dikkate aldıklarını, alacaklarını, raporu da ellerine ulaştığında inceleyeceklerini söyledi.

YÖK Başkanı Saraç, toplantıda ayrıca engelli öğrencilerin sorularını yanıtladı ve önerilerini aldı.

Üniversite öğrencisi Öğmen: “Bizleri farklı olarak görmeyin”

Toplantıya katılan Hacettepe Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü 1. sınıf öğrencisi Melike Öğmen, lise birinci sınıfta balkondan düştüğünü ve geçirdiği bu kaza sonucu yürüme yetisini kaybederek tekerlekli sandalye kullanmaya başladığını anlattı.

Öğmen, “İnsan hayatta hiçbir zaman ‘bu olmazsa yaşayamam’ gibi bir şey söylememeli. Çünkü her şekilde yaşamaya devam ediyorsun. Hayatta hiçbir şey yaşamak için engel değil. Ben 14 yaşına kadar gayet sağlıklı hayatını sürdüren bir insandım. İnsanın hayatı bir saniyede değişebiliyor. İlk iki yıl bu travmayı atlatmaya çalıştım, alışmak hiç kolay değil. Başlarda herkes size bakıyormuş, acıyormuş gibi hissediyorsunuz. İnsanları farklı görmeyin. Onların aranızda bulunması için çabalayın ama sadece engeli bulunduğu için yanınızda tutuyormuş hissini de vermeyin. Farklı bakmayalım.” çağrısı yaptı.

Mezunları “Engelli Destek Teknikeri” unvanını alacak

YÖK yetkililerinden edinilen bilgiye göre, Engelliler Destek Programının ön lisans düzeyinde olması nedeniyle Sağlık Meslek Yüksekokullarında açılması planlanıyor.

Özel ve kamuda istihdam alanlarının bulunduğu programı bitirenler, “Engelli Destek Teknikeri” unvanını alacak. 

Yorum için tıkla

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğitim-Öğretim

YÖKten öncelikli alanlar için üniversitelere ek kadro müjdesi

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Yükseköğretim Kurulundan (YÖK), yapılan açıklamada, ülkenin ihtiyaç duyduğu alanlardaki nitelikli insan gücünü karşılayabilmek için planlanan pek çok projenin Cumhurbaşkan Recep Tayyip Erdoğan’ın destekleriyle hayata geçirildiği ifade edildi. 

Bunlardan biri olan “Öncelikli Alanlar Kapsamında Araştırma Görevlisi İstihdamı Projesi” için toplam 535 araştırma görevlisi kadrosuna atama izninin YÖK tarafından yükseköğretim kurumlarına tahsisinin Cumhurbaşkanlığı makamınca uygun bulunduğu bildirilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Bu sene ‘Yeni YÖK’ olarak öğretim üyesi temininde güçlük çekilen alanlar dikkate alınmak suretiyle, cari usulde üniversitelerin kendilerinin belirlediği alanlarda kullandığı kadrolara ek olarak alınan ilave kadro izinleri için merkezi bir planlama yapılmıştır. Bu bağlamda 180’i hukuk olmak üzere eczacılık, mimarlık, psikoloji, hemşirelik, otizm spektrum bozukluğu eğitimi, özel eğitim, odyoloji, dil ve konuşma terapisi gibi alanlarda lisans üstü eğitim yaptırılması amacıyla öğretim elemanı bulmada sıkıntı çekilen alanlar başta olmak üzere yükseköğretim kurumlarına toplamda 535 araştırma görevlisi kadrosu için atama izni verildi. Adayların değerlendirilmesi ve seçimi cari usule göre üniversiteler tarafından yapılacak.”

– Planlamayla 2 yıl sonra kadro eksikliği büyük ölçüde giderilecek

Açıklamada, projeksiyonlara göre gelecek 2 sene aynı minvalde politika izlendiğinde bu alanlara ilişkin öğretim üyesi eksikliğinin büyük ölçüde giderilmiş olacağı, bu kapsamda ilan süreçlerinin devam ettiği belirtildi.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

366 gönüllü genç Kudüsü anlatacak

Yayınlandı

Yazar :

İstanbul

Dernekten yapılan açıklamaya göre, “Kudüs’ü Gönlüne Yaz” projesi final programı, Üsküdar’daki dernek merkezinde yapıldı. 

Programda konuşan Gençlik Birimi Başkanı Mehmet Şirin Karpuz, “Kudüs’ü Gönlüne Yaz” projesi hakkında bilgi verdi.

Karpuz, Türkiye’de Kudüs bilincini yayarak Mescid-i Aksa ve Kudüs’e yönelik projeler geliştiren Burak Derneğinin “Kudüs’ü Gönlüne Yaz” projesiyle evlere, okullara Kudüs’ü taşıdığını anlattı.

Genç Burak ekibinin 65 il ve 2 ülkeden 366 katılımcı ile yola çıktığını ifade eden Karpuz, bu proje ile Kudüs’ü anlatabilecek yaş, cinsiyet, meslek fark etmeksizin gönüllüler yetiştirmeyi amaçladıklarını belirtti.

Türkiye’de Kudüs bilinci ve Filistin konusunda insanların yeterli bilgiye sahip olmadığını düşünerek böyle bir proje oluşturduklarını ifade eden Karpuz, şunları aktardı:

“Bizler evlerimizde, okullarımızda temel düzeyde Kudüs’ü anlatabilecek kişi yetiştirelim gayretiyle yola çıktık. Katılımcılar ister Burak Derneği çatısı altında sunumlara gitsin isterlerse bireysel gidip anlatsınlar istiyoruz. Projemize başvuran kişiler arasından 366 arkadaşımızı seçtik ve çalışmaya başladık. Bu süreçte Kudüs’le ilgili araştırmalar, okumalar, görsel çalışmalar yaptık. Aylarca süren çalışma sonunda üç kitap, çok sayıda makale ve doküman ürettik. Çok başarılı interaktif bir eğitim süreci geçirdik.”

“Gönüllere Kudüs’ü nakşedeceğiz”

Proje Koordinatörü Sevanur Caner ise eğitim süreci boyunca çalışmalara katılan ve başarılı olan gençlere hazırladıkları materyalleri göndererek yola devam edeceklerini belirterek, bu kişilerin de Kudüs hakkında sunum yapmaya yetkin hale geleceklerini kaydetti.

Projenin eğitim safhası sonunda başarılı olan gençlerin bireysel anlatımlar dışında dernekle iş birliği içerisinde de okullara ve düzenlenen toplantılara giderek Kudüs’ü insanlara anlatacaklarını bildiren Caner, “Ümit ediyoruz ki bu çalışma Türkiye’de önemli bir eksikliği giderecek, gönüllere Kudüs’ü nakşedeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Programda ayrıca Kudüs konusunda araştırma ve çalışmaları bulunan Zahide Tuba Kor, “Pusulamız Kudüs” isimli bir konferans verdi.

Konferansta “İsrail nasıl başarılı oldu?”, “Filistinliler ve Araplar neden başarısızlığa uğradı?” soru başlıkları altında anlatımda bulunan Kor, bugün bölgedeki mevcut durum karşısında neler yapılabileceğine değindi.

Program sonunda projeye katılarak başarılı olan gençlere sertifika takdimi yapıldı.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

Öğrencileri için sebzeleri enstrüman yaptı

Yayınlandı

Yazar :

İstanbul

Silivri Çağrıbey Ortaokulunda müzik öğretmenliği yapan Volkan Yaran, öğrencilerine müziği daha çok benimsetebilmek için sebzeleri enstrüman haline getirdi.

Havuç, turp, kabak, brokoli gibi sebzeleri enstrümana dönüştüren Yaran’ın amacı, öğrencilerine doğadaki müziği de hissettirebilmek.

Volkan Yaran, AA muhabirine yaptığı açıklamada, müzik ve seslerin yaşamın her anında olduğunu, sebzelerin yanı sıra yumurtayı da müzik aleti olarak kullandığını belirtti.

Herkesin doğadaki sesleri duyması gerektiğini dile getiren Yaran, “Sadece gerçek çalgılarla ve kültürlerle yaşayan, var olan, günümüze kadar bizlere ulaşmış o çalgıları tanıyoruz. Özellikle genç neslin ilgisini çekmek, müziğin evrende her yerde olduğunu hissetmelerini sağlamak için böyle bir deneme yaptım.” dedi.

“Ben de havucun sesini duymak istiyorum”

Volkan Yaran, havuç, turp, kabak, brokoli gibi sebzelerin yanı sıra yumurtayı da bir matkap ucuyla delip akını boşaltarak müzik aleti olarak kullandığını dile getirdi.

Öğrencilerin özellikle havuçtan elde ettiği sese büyük ilgi gösterdiğini aktaran Yaran, şöyle devam etti:

“Akabinde hemen hemen her gün birkaç öğrenci, havuçlarla gelip, ‘Öğretmenim bana da flüt yapar mısınız? Ben de havucun sesini duymak istiyorum.’ dedi. Bu merakla acaba hangi sebzelerden de olabilir diye düşünerek, çeşitli denemeler yaptım. Çocukların yine çok sevdiği bir sebze, özellikle kızartmasına bayıldıkları bir sebzeden yola çıkıp, patatesten de okarina çalgısı yaptım. Onların ilgisini çekmesi adına sebzelerden müzik aletleri denemeleri yaptım. Umuyorum ki birçok öğrencimiz merakla evde bulunan birçok nesneden ses üretmeye, ses duymaya çalışıyor. Benim bu uğraşımı gören birçok öğrencimiz kantinden aldığı nesnelerden de sesleri merakla üretmeye başlıyorlar. Bu, çocukların sesin her yerde olduğunu bilmeleri açısından sevindirici.”

Volkan Yaran, öğrenciliğinden beri enstrümanlara ilgi duyduğunu belirterek, 17 yıldır 400’ün üzerinde telli, vurmalı, yaylı ve tuşlu çalgıdan koleksiyon oluşturduğunu kaydetti.

Okumaya Devam