İletişim : info@mebhaberim.com

Eğitim-Öğretim

YÖK araştırma üniversiteleri için 5 aday daha belirleyecek

Yayınlandı

Ankara

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, çeşitli teşvikler verilen araştırma üniversiteleri için yeni aday adayı üniversiteler için çağrıya çıkacaklarını belirterek “Sistem için 5 aday adayı üniversite daha belirleyeceğiz.” dedi.

Yükseköğretim Kurulunca, Araştırma Odaklı İhtisaslaşma Üniversiteleri Çalıştayı, Gebze Teknik Üniversitesinin ev sahipliğinde düzenlendi. Çalıştaya, YÖK Başkanı Saraç’ın yanı sıra TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, araştırma üniversitelerinin ve aday araştırma üniversitelerinin rektör ve rektör yardımcıları da katıldı.

Saraç, üniversitelerde çeşitlilik ve misyon çalışmalarının başlaması, yaygınlaşması, araştırma üniversitelerinin seçilmesi ve 2006’dan sonra kurulan üniversitelerde pilot çalışmalarla başlayan “bölgesel kalkınma odaklı misyon farklılaşması” çalışmalarının Türk yükseköğretimi için bir reform niteliği taşıdığını ifade etti.

YÖK olarak güçlü Türkiye hedefi ile uyumlu biçimde, yayınlarıyla eğitimiyle mezunlarıyla milli ve yerli teknolojinin alt yapısını oluşturacak üniversiteleri inşa etmek üzere kararlı ve isabetli adımlar attıklarını anlatan Saraç, “Bu süreçte özellikle araştırma üniversitelerimizin, dünya üniversiteleri ile rekabet edebilir hale gelmesi beklentimiz.” dedi.

Ülke olarak, büyük hedefler konulan 2023’e sayılı zamanlar kala, araştırma üniversiteleri ve aday üniversiteler üzerinde desteğin daha da yoğunlaşacağını bildiren Saraç, bu süreçte “Araştırma Üniversitelerimiz 2023’e 3 kala” mottosu ile her üç ayda bir bu üniversitelerin rektörleriyle bir araya gelerek çalışma yapılacağını belirtti.

Uluslararası alanda üniversitelerin proje bütçelerinde aldığı pay artmalı”

YÖK Başkanı Saraç, dünya geneline bakıldığında küresel sıralamalarda en görünür olan araştırma üniversitelerinin küresel bilgi ekonomisinin merkezinde ve kendi ülkelerindeki ulusal yükseköğretim sistemlerinin zirvesinde yer aldığını kaydetti.

Bu kurumlardaki araştırmaların birçoğunun üniversite dışı kaynaklardan sağlanan fon ve sponsorlukla yürütüldüğünü belirten Saraç, büyük uluslararası fonlardan faydalanma oranının yükseltilmesi için araştırmacılara ve idarecilere ciddi görevler düştüğünü belirtti.

Bu kapsamda, proje ortaklıklarında kurumlara düşen payın ve yürütücü olarak yer alınan projelerin artmasının önemine dikkati çeken Saraç, “Nasıl önde gelen indekslerde yayınları takip ederken basitçe yayın sayılarını değil etki faktörü yüksek dergilerdeki yayınların artmasını önemsiyor ve takip ediyorsak uluslararası projelerde de üniversitelerimizin proje bütçelerinde aldığı payı artırmalarını ve proje konsorsiyumlarında yürütücü rolünü daha fazla üstlenmelerini bekliyoruz.” diye konuştu.

“Üniversitelerimiz belli alanlara odaklanmalı”

Saraç, 11. Kalkınma Planı’nda üniversitelerin uluslararası sıralamalarda üstlerde yer alabilmesi için konulan hedeflere ulaşması mümkün olabilecek en muhtemel üniversitelerin araştırma üniversiteleri olduğunu vurguladı. Araştırma üniversitelerinin en yetkin oldukları tematik alanları öne taşımaları gerektiğini vurgulan Saraç, “Bir bütünden ziyade bu alanların en iyisi olmaya çalışmalıdırlar. Büyük üniversitelerimiz, çok farklı alanlarda eğitim veriyor olabilir, fakat dünya çapında buluşlarıyla araştırmalarıyla dünya biliminde söz sahibi araştırma merkezleri ve ekipleri oluşturmak her alanda mümkün değildir. Bunun için üniversitelerimizden belli alanlara odaklanmalarını istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Saraç, araştırma üniversitelerinin artık birlikte iş yapabilme modeline geçmesi gerektiğini belirterek “Fakat maalesef üniversitelerimizde aynı üniversitenin çeşitli fakülteleri, enstitüleri, birimleri arasında bile birlikte iş yapabilme modeli geleneği maalesef oluşamamıştır. Bunu artık kırmamız gerekmektedir. Ülkenin sosyo-ekonomik gelişmesinin baş aktörlerinden olan üniversitelerin özellikle araştırma üniversitelerinin bu yetkinliklerini güçlü bir şekilde inovasyona ve toplumun kalkınmasına sunmalarını bekliyoruz.” diye konuştu.

“Araştırma üniversitelerinde araştırma ekosistemi kurulmalı”

Araştırma üniversitelerinin bilginin yayılması ve yenilikler, ekonomik gelişme, gelişmiş yeteneklerle donatılmış beşeri sermaye, toplumsal refah ve yaşam kalitesine katkı olmak üzere 4 temel alanda işlevsel etkilerinin bulunduğunu aktaran Saraç, “Net bir şekilde vurgulamak istediğimiz ana konu, araştırma üniversitelerimizde vakit kaybetmeksizin araştırma ekosisteminin oluşturulmasıdır.” dedi.

Kamu ve özel sektördeki araştırmalar ile üniversite ve sanayi sektöründeki araştırmaların birbirlerinden ayrı bir şekilde yürütüldüğüne dikkati çeken Saraç, “Aksine bunların her biri, birbirinin tamamlayıcısıdır ve ulaşılan sonuçlar bütüncül araştırma ekosistemi içerisinde ele alınmalıdır.” vurgusunu yaptı.

Bu araştırmaların, aynı zamanda ülke ekonomisi, toplumun kendisi ve araştırmacılar için güçlü birlikte çalışma ortamları ve bilgi etkileşimleri sunduğuna işaret eden Saraç, “Politika üretenler, araştırma fonlayıcıları, araştırma kuruluşları ve diğer tüm kilit paydaşlar, bu araştırma ekosistemin birbirinden ayrılmaz bileşeni olduğunu bilmeli, hissetmeli ve bu konuda motive edilmelidirler.” değerlendirmesinde bulundu.

Bu ekosistemin vakit kaybetmeden kurulmasını talep ettiklerini anlatan Saraç, bunun için araştırma üniversitelerindeki genç araştırmacılar ve teknik personel, idareciler ve kendilerinden daha kıdemli araştırmacılar ve hocalar tarafından yol gösterici, ufuk açıcı küçük grup toplantılarının düzenlenmesi gerektiğini kaydetti.

Araştırma üniversitelerinin toplumdaki rolünden ve araştırma ekosisteminden bahsederken üniversiteleri motive edici ve destekleyici önemine vurgu yapan Saraç, “Akademik merak üzerine yürütülen yabancı literatürde mavi gökyüzü-serbest çalışma modeli olarak adlandırılan perspektifi de desteklemeliyiz.” dedi.

Araştırma üniversiteleri için yeni adaylar belirlenecek

Saraç, daha sonra araştırma üniversiteleriyle ilgili gazetecilere yaptığı açıklamada, toplantıda, bu üniversite rektörlerine atama ve yükseltme kriterlerini yükseltmelerini, uluslararası bağlantılara önem verecek tarzda nitelikli iş gücünü istihdam etmelerini ve yayınlarını artırma gibi beklentilerini aktardıklarını söyledi.

Araştırma üniversitelerinin 11 olan sayısını artırmayacaklarını, sistemde 5 aday araştırma üniversitesinin bulunduğunu dile getiren Saraç, “Önümüzdeki haftalarda araştırma üniversiteleri için yeni aday aday üniversiteler için çağrıya çıkacağız. Sistem için 5 aday adayı üniversite daha belirleyeceğiz. Araştırma ve aday araştırma üniversitelerine kadro takviyesi bu yıl da devam edecek.” bilgisini verdi.

Yabancı uyruklu akademisyenler için yeni düzenleme geliyor

Yekta Saraç, “2023’e 3 Kala Araştırma Üniversiteleri” başlıklı sunumunda ise Türk üniversitelerinin dünya üniversiteler sıralamalarındaki yerlerine ilişkin bilgiler aktararak, Anadolu bozkırında kurulan Karabük Üniversitesinin çok kısa süre içinde ve nadir görülen bir şekilde Times Higher Education sıralamasına ilk 800’de girdiğini ve bunun önemli bir başarı olduğunu vurguladı.

Araştırma üniversitelerinde 524 yabancı uyruklu öğretim elemanı bulunduğunu bildiren Saraç, bu sayının artırılmasını istediklerini de söyledi.

Saraç, üniversitelerde istihdam edilen yabancı uyruklu öğretim üyelerine ilişkin bir dizi yeni kararın uygulanacağını dile getirerek şu bilgileri verdi:

“Önümüzdeki haftadan itibaren üniversitelere bir genelge yollayacağız ve yabancı uyruklu öğretim elemanı istihdamına yeni bir boyut getireceğiz. Lisans düzeyinde derslere girecek yurt dışından gelecek hocalar için belirli kriterler arayacağız. Aynı şekilde hazırlık sınıflarında yabancı dil öğretecek hocalar için de belirli kriterler arayacağız. Sadece farklı bir dilde ana dili olan kimsenin Türkiye’de bir üniversitede yabancı dil öğretmek için hocalık yapmasını doğru bulmuyoruz. Çünkü bu sonuç üretmiyor. Dolayısıyla bu alanda kriterleri yükselteceğiz. Sadece araştırma üniversiteleri için değil sistemin bütünü için devlet ve vakıf üniversitelerinde hazırlık sınıflarında istihdam edilecek yabancı uyruklu hocaların yabancı dil öğretiminde tecrübeli olmasını ve bunu belgelemesini şart koşacağız. Lisans ve lisansüstünde ders verecek hocalar için de belirli kriterler getirilecek. Dersin yanı sıra araştırma odaklı istihdam edilmek üzere de yurt dışından insan getirilmesini istiyoruz. Bu da ilk olacak. Bunların ücretleri de ders veren hocalardan daha yüksek olabilecek.”

Saraç, araştırmalarını yürütmek ve ders anlatmak üzere ülkeye yüksek kaliteli akademisyen ve araştırmacıları davet etmek üzere yasal mevzuatın da oluşturulacağını belirtti.

Araştırma üniversitelerinde atama ve yükseltme kriterlerinin de yükseltilmesi gerektiğini de vurgulayan Saraç, “Araştırma üniversitelerinin bütün alanlarda iyi olmayı ama hiç olmazsa 2-3 alanda en iyi olmayı hedef olarak belirlemeliler.” dedi.

Geleceğin mesleklerinde yeni programlar ihdas edilecek

Saraç, “Araştırma üniversitelerine, geleceğin meslekleri kapsamında yeni meslek alanlarına yönelik programlar ihdas edilecek. Buna öncülük etmek hem araştırma üniversiteleri için hem sistem için doğru bir tercih olacaktır. Geleceğin mesleklerinde sisteme girecek yeni programlar için yarışma şeklinde bir süreç kurgulayacağız. Bu alanlar için yetkinlikleri önde tutularak bazı üniversiteler pilot olarak seçilecek. Burada araştırma üniversiteleri öncelikli olarak yer alır.” bilgisini de paylaştı.

YÖK Başkanı Yekta Saraç, üniversitelerin uluslararası sistemlerle iletişiminin güçlendirilmesi amacıyla Ulusal Akademik Veri Sistemi kurulması için çalışmalara başladıklarını da bildirdi.

Çalıştayda, Yekta Saraç başkanlığında, araştırma ve aday araştırma üniversiteleri rektörlerinin katılımıyla “Araştırma ve Aday Araştırma Üniversitelerinin 3 Yılının Değerlendirilmesi” toplantısı yapıldı.

Saraç, toplantıyı takip eden gazetecilerin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü pasta ile kutladı.

Yorum için tıkla

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğitim-Öğretim

YÖK Başkanı Prof. Dr. Saraç, ihtisaslaşacak 5 yeni üniversiteyi açıklayacak

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

YÖK’ten yapılan yazılı açıklamada, 2015’te başlatılan proje kapsamında ilgili paydaşlarla seçilen 10 üniversiteye ek olarak ihtisaslaşacak 5 yeni üniversite ve ihtisas alanlarının belirlendiği ifade edildi. 

İhtisaslaşacak yeni üniversitelerin Saraç tarafından 23 Ocak Perşembe günü YÖK Başkanlığında düzenlecek toplantıyla kamuoyuna duyurulacağı bildirildi.

Açıklamada, “Bölgesel Kalkınma Odaklı Üniversiteler” başlığı altında daha önce seçilen 10 üniversitenin de proje kapsamındaki faaliyetlerini belirlenen ihtisas alanları doğrultusunda sürdürdüğü kaydedildi.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

YÖK Başkanı Prof. Dr. Saraç, ihtisaslaşacak 5 yeni üniversiteyi yarın açıklayacak

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

YÖK’ten yapılan yazılı açıklamada, 2015’te başlatılan proje kapsamında ilgili paydaşlarla seçilen 10 üniversiteye ek olarak ihtisaslaşacak 5 yeni üniversite ve ihtisas alanlarının belirlendiği ifade edildi. 

İhtisaslaşacak yeni üniversitelerin Saraç tarafından yarın YÖK Başkanlığında düzenlecek toplantıyla kamuoyuna duyurulacağı bildirildi.

Açıklamada, “Bölgesel Kalkınma Odaklı Üniversiteler” başlığı altında daha önce seçilen 10 üniversitenin de proje kapsamındaki faaliyetlerini belirlenen ihtisas alanları doğrultusunda sürdürdüğü kaydedildi.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

Tatilde gününü planlamayı öğrenmesi çocuğun en önemli kazanımı olur

Yayınlandı

Yazar :

Istanbul

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, çocuklara tatil günlerini de planlamayı öğretmenin önemine dikkat çekerek, bu planlama çerçevesinde daha fazla sosyal ortamlarda bulunmasının ve toplumun farklı kesimlerindeki insanlarla vakit geçirmesinin çocuğa farklı beceriler kazandıracağını söyledi.

Prof. Dr. Tarhan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, tatile boş zaman gözüyle değil, serbest zaman gözüyle bakılması gerektiğini ifade ederek, “Tatil serbest zamandır, serbest zaman da planlanır. Mesela ‘Bugün ne yapacaksın?’ diye sabah plan yapılır. Çocuk o gün ‘Şuraya gideceğim, şunu yapacağım’ der, günü planlamış, öğrenmiş ve böylece geleceğini planlamayı öğrenmiş olur. Çocuğa tatilde bile günü planlamayı öğretirsek bu çocuğun en önemli kazanımı olur.” diye konuştu.

“Televizyon oyun değil eğlence aracıdır”

Tarhan, 10 yaşın altındaki çocuklarda oyunun en ciddi iş olduğunu anlatarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Çocukların oyunu, grup içerisinde oynamasına fırsat verecek bir şeyler yapmak gerekiyor. Burada televizyon oyun aracı değil, sadece eğlence aracıdır. Ama çocuğun arkadaşa ihtiyacı var. Okuldaki arkadaşların ötesinde ailenin çocuğa arkadaş olabilmesi gerekiyor. Zaten ergenlikle birlikte çocuk kendi arkadaşlarını kendisi buluyor. Böyle durumlarda çocuk gider arkadaşlarıyla görüşür, konuşur. Akşam gelir anne babasına bilgi verir. Çocuğun 10 dakika da olsa anne babasına bunları anlatması, anne babasına karşı duyduğu güven duygusunu gösterir. Sorumluluk ve hesap verme duygusunu da geliştirir. Bu nedenle sosyal aktiviteler içerisinde tutup, çocuğun rapor etmesini sağlamak burada o çocuğun davranış geliştirmesine katkı sağlamış olur.”

Çocuğun yarıyıl tatilinde katılabileceği etkinliklere dahil olabilmesinin, çocuk açısından büyük bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Tarhan, “Ama çocuk bir tiyatroya gidip izleyip dönmesin. Bu bir etkinlik değil. Çocuğun bizzat dokunacağı, katılacağı şeyler bulmak gerekir. Hiçbir şey olmuyorsa kitap okur, anne babaya anlatır veya birlikte kitap okurlar. Aileler, bu şekilde grup etkinliğine öncelik vermeye çalışsınlar.” önerisinde bulundu.

“21. yüzyıldaki öğrenme, deneyimleyerek öğrenmektir”

Yarıyıl tatilinde ödev verilmesinin de tartışmalı bir konu olduğuna işaret eden Tarhan, “Özellikle 21. yüzyıl becerisi olarak öngördüğümüz becerilerde, çocuğa bilgi yüklenmesinden daha önemlisi çocuğa kimlik kazandırmaktır. Neden? Çünkü kendisini keşfetme yolculuğuna çıkmayan bir çocuk hayatı keşfetme yolculuğunda başarılı olamıyor. Kendini keşfetme yolculuğuna çıkması için de kendi kimliğine sahip olması gerekiyor. Bunun için kendini değerli ve önemli hissetmesi gerekiyor.” şeklinde konuştu.

Tarhan, bununla birlikte ikinci önemli olan bilginin de başkalarının hakları ve ihtiyaçları konusunda hassas olunması gerektiğini çocuklara öğretmek olduğunu aktararak, şöyle devam etti:

“Bu iki oluşumu öğretmek için 21. yüzyıldaki öğrenme, deneyimleyerek öğrenmektir. Deneyimleyerek öğrenme becerisinde kişiyi alıp, kitapların arasında bilgi yüklemek yerine onun davranış geliştirmesini en iyi nasıl sağlayabiliriz, buna odaklanmak gerekiyor. Bu nedenle temel, zorunlu ödevleri yapabilirler ama ödevler asgari tutulup, çocuğun daha çok yaşam becerileri kazanmasına önem vermek gerekir. Bu ‘Çoklu Zeka Teorisi’nin, 21. yüzyıl eğitiminde kullanılmasının ana tezi budur. Bu tez de çocuğun, bir odaya kapanıp bilgisayarla ve kitaplarıyla baş başa kalmasıyla sınırlı eğitim olmamalı. Tatilde daha çok sosyal becerilerin geliştirilmesi, grup etkinliğinin, takım olma becerilerinin geliştirilmesi ve bunun için de gencin yalnız bırakılmamaya çalışılması ve burada varsa bizim Anadolu’daki en önemli şahsi taraflarımızdan birisi yakın akrabalar ve arkadaş bulabilmesidir.

Amca, hala, teyze, dayı, çocuklarıyla ve komşuluk ilişkileriyle çocuğun sosyal beceri kazanması daha kolay. Ama apartmanda yaşayan çocuklarda çocuğun yalnızlaşması ve televizyona mahkum kalması durumu ortaya çıkıyor. Televizyon ucuz bakıcı gibi, çocuk evde geçiyor karşısına ve gününü o şekilde geçiriyor. Birkaç da ders yapıyor. Tatil böylece geçiyor. Halbuki tatilde ideal olan bir gencin arkadaşlarıyla sosyalleşerek onlarla ilişki yönetimini öğrenmesidir. İnsanlarla nasıl ilişki kurması gerektiğini öğrenmesi lazım.”

“Suriyelilerle zaman geçirmek, sahip olduğu değerlerin kıymetini bilmesini sağlar”

Prof. Dr. Tarhan, dezavantajlı kimselerin çeşitli sosyal durumlardan mahrum insanlar olduğunu, bu mahrum kişilerin hakkında farkındalık oluşturulması gerektiğine işaret ederek, şunları söyledi:

“Mesela çocuklarımızın haftada bir gün bölgedeki Suriyelilerle ya da yaşlı kişilerle engellilerle zaman geçirmesi, bir-iki saat bir arada kalması gibi etkinlikler onlara hayat boyu unutamayacağı, sahip olduğu değerlerin kıymetini bilmesini sağlar. Küçük şeylerden mutlu olma becerisi kazandırır. Dünyayı değiştirmek, başkalarını suçlamak yerine kendini değiştirerek hayat yolunda ilerleme halinin çocuklara aşılanması gerekiyor. Bu beceriler çocuklara ileri yaşlarda çok lazım olacak. Bu nedenle davranış geliştirme, ödevlerden daha etkili olacaktır.”

Tarhan, anne-baba ve çocukların takım ruhuyla hareket etmesini öğrenmesi için birlikte kitap okuma faaliyetleri düzenlemesini önererek, “Takım olmayı öğretmek çocuğun hayatı öğrenmesinde çok önemli. Bunun için tatili, çocuğa teorik bilgilerin yüklendiği değil, insan ilişkilerinin, sosyal becerilerinin, paylaşımın ve çeşitli becerilerin öğretildiği bir alan alarak görmek lazım. Mesela hayvanlara yardım, yaşlılarla ve hayatta dezavantajlı kişilerle ilgilenme gibi etkinliklerin geliştirilmesi de oldukça önemlidir.” ifadelerini kullandı. 

Okumaya Devam