İletişim : info@mebhaberim.com

Eğitim-Öğretim

Vakıf üniversitelerine Ar-Ge bütçesi ayırma ve öğretim üyesi yetiştirme zorunluluğu

Yayınlandı

Ankara

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, AA muhabirine, bugünkü YÖK Genel Kurulunda vakıf üniversitelerine ilişkin alınan kararlarla ilgili açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Yükseköğretim Akademik Yıl Açılış Töreni’ndeki “bazı vakıf üniversitelerinin kazanç odaklı çalıştıklarına” dair sözlerini hatırlatan Saraç, bunun, millet tarafından kabul edilen gerçeklerin en üst düzeyde uyarısı olduğunu ifade etti.

TBMM’de kabul edilen 11. Kalkınma Planı’nda da vakıf yükseköğretim kurumlarına ilişkin Ar-Ge ve öğretim üyesi yetiştirme konularında YÖK’e düzenleme görevinin verildiğini dile getiren Saraç, “Dolayısıyla YÖK olarak, vakıf üniversiteleri hatta genelde tüm yükseköğretim sistemine yönelik 11. Kalkınma Planı’nda öngörülen kaliteyi yükseltici tedbirler alınmasında eskiden olduğu gibi süreci devam ettirirken, yenilikçi birtakım kararlar da almamız gerekti.” diye konuştu.

Bunlar arasında vakıf yükseköğretim kurumlarına ilişkin bazı verileri kamuoyuyla paylaştıklarını hatırlatan Saraç, şu değerlendirmeleri yaptı:

“Sistemi en iyi değiştirecek unsur şeffaflıktır. Yeni YÖK olarak, yöntemimizin en önemli vasfı şeffaflık. Devlet ve vakıf üniversitelerinde tüm verileri kamuoyuyla paylaştığınızda sistem kendi kendini iyileştirebiliyor. İki sene önce yayımladığımız vakıf üniversiteleri raporunda kütüphanelerin durumunu ortaya koyduk. Bu raporun ardından bazı vakıf üniversitelerinin neredeyse hiç kütüphanesinin ya da kitabının olmadığı hususu kamuoyunun tepkisini çekince, vakıf üniversiteleri bu konuda girişimlerde bulundu ve kitap sayısı bir sonraki raporda da görüldüğü gibi ciddi sayılara ulaştı. Bunun yanında vakıf üniversitelerinde fiziki mekanlarına ilişkin şeffaflık sonucu yine iyileştirmeler oldu. Getirdiğimiz kriterlerle fiziki mekanların genişletilmesi süreci başladı. Dolayısıyla yeni YÖK’ün yöntemi, sonuç üretiyor.”

Kamu kurumları kadar anne, babaların ve gençlerin de sonraki hayatlarını üzerine inşa edecekleri kurumlara ilişkin bilgiye ulaşma hakkının bulunduğunu vurgulayan Saraç, birtakım olumsuz verilerin de üstünü örtme gibi bir duruma asla yönelmeyeceklerini söyledi.

Ar-Ge bütçesi ayırma şartı geldi

Saraç, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uyarıları ve 11. Kalkınma Programı doğrultusunda vakıf üniversitelerine ilişkin bugünkü YÖK Genel Kurulunda alınan kararları da açıkladı.

Yekta Saraç, bu kararlara ilişkin, “Vakıf üniversitelerimizin yükseköğretim sistemine katma değeri yüksek çıktılar sunacağı bazı kararlar aldık. Vakıf yükseköğretim kurumlarının Ar-Ge faaliyetlerinin artırılması, öğretim üyesi yetiştirmeleri ve eğitim öğretim kalitesinin yükseltilmesine katkı sağlayacak bu kararlar, 2020-2021 öğretim yılı için vakıf üniversitelerinin kontenjan artırma taleplerinin değerlendirmesinde dikkate alınacak.” dedi.

YÖK Başkanı Saraç, Genel Kurulda alınan bu karar hakkında şu bilgileri verdi:

“Toplam öğrenci gelirinin en az yüzde 1’i kadar Ar-Ge bütçesi ayırmayan vakıf üniversitelerinin kontenjan artırma talepleri değerlendirmeye alınmayacak. Dördüncü sınıfı bulunan her bir lisans programı için, tıp, diş hekimliği ve eczacılık için ayrıca düzenlemeler olduğundan bunlar hariç, en az iki araştırma görevlisi istihdamını zorunlu olarak isteyeceğiz. Eğer araştırma görevlisi istihdam edilmiyorsa, genç bilim insanları adayları eğer vakıf üniversitelerinde yer bulamıyorsa bu programların kontenjan artırma taleplerini gündeme almayacağız. Vakıf üniversitelerinin kontenjan taleplerinin değerlendirilmesi için dördüncü sınıfı (son) bulunan programlar için 4 öğretim üyesinin istihdamı zorunlu olacak. Bu şartları biz elbette ki devlet üniversiteleri için de arayacağız. Ayrıca araştırma görevlisi istihdam şartından, lisans üstü öğrencilerinin toplamının yüzde 20’sini ücretsiz olarak okutan ve yetiştiren vakıf üniversiteleri muaf olacak.”

Vakıf MYO’lara yeni düzenleme

Yekta Saraç, bunun yanında vakıf meslek yüksekokulları (MYO) ile ilgili iyileştirici, kaliteyi yükseltici bir dizi kararlar aldıklarını da bildirdi.

MYO’lara son 2, 3 yıldır temayülün arttığını, aday öğrencilerin tercihlerinde bu programlara daha fazla yer verdiğini ifade eden Saraç, “MYO’lara ilişkin düzenlemelerimizin sonuç vermeye başlaması bizi mutlu ediyor. YÖK olarak bu programlardaki eğitim öğretimin niteliğini yükseltici yeni birtakım kararlar da almamız gerekiyor.” dedi.

Bu kapsamda öğretim elemanlarının nitelik ve nicelik açısından kalitesinin yükseltilmesinin, ikinci olarak da eğitimin bir parçasının uygulamalı hale getirilmesinin teşvik edileceğini belirten Saraç, “Diğer taraftan bugün aldığımız kararlarla kontenjanı 80 ve üzerinde olan MYO’ların ön lisans programlarında kadrolu öğretim elemanı sayısını 3’ten 4’e çıkardık. Bunun yanında ön lisans programlarındaki öğretim elemanlarından beceri sahibi uzmanların yanı sıra en az ikisinin tezli yüksek lisans veya birisinin doktora derecesine sahip olması şartı getirdik. Bundan sonra programların kontenjanlarının artış taleplerini bu çerçevede değerlendireceğiz.” diye konuştu.

Sınırsız lisans üstü öğrencisine son

Yekta Saraç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “bazı vakıf üniversitelerinin ticarethaneye” dönüştüğüne ilişkin uyarısının rasyonel bir zemine dayandığını vurguladı.

Bazı üniversitelerin YÖK’ten lisans üstü program izni aldıktan sonra, akademisyen sayılarına göre dünyanın hiçbir yerinde makul görülmeyecek sayıda öğrenci kabul ettiğine dikkati çeken Saraç, bu durumun öğretimde niteliği düşürücü bir durum olduğunu anlattı.

Bu durumun bazı yabancı ülke bakanlarının YÖK’e gelerek kendisine şikayette bulunduğu hususlar arasında yer aldığını ifade eden Saraç, şöyle konuştu:

“Özellikle İstanbul’daki bazı üniversitelerimizin akademisyen sayısı yetersizken bir ülkeden lisans üstü programlarına 400, 500 öğrenci kaydedilmesinden şikayet ediliyor. Bu durum üniversitelerimizin tanınırlığını da zorlaştırıyor. Bu istemeyeceğimiz durum, ayrıca işini düzgün yapan ve ülkenin kalkınmasına da katkı sağlayan vakıf üniversiteleri için haksızlık oluşturuyor. Onlar da bu durumdan şikayet ediyor ve düzeltilmesini istiyor.

Tezli yüksek lisans ve doktora programlarından her birine en çok 15, tezsiz yüksek lisans programlarına ise en fazla 30 kontenjana kadar öğrenci alım ilanının ilgili vakıf üniversitesince yapılması uygulamasına devam edilecek. Ancak bu rakamlardan fazla öğrenci alınmak istenmesi halinde bunun YÖK’ün iznine bağlanmasına karar verdik. YÖK de altyapı dışında nitelik ve nicelik yönünde akademisyen yeterliliklerini de gözeterek bu hususta karar verecek.”

Saraç, bu kararla lisans üstüne yönelik nitelik artırıcı tedbirlerin alınması noktasında YÖK olarak cesaretli bir adım attıklarını vurguladı.

Yabancı öğretim elemanlarından daha fazla yararlanılacak

YÖK Başkanı olduğunda üniversitelerideki 48 bin olan yabancı uyruklu öğrenci sayısının 172 bine ulaştığını belirten Saraç, bunun büyük bir başarı olduğunu söyledi.

Saraç, uluslararası öğrenci sayısını artıran pek çok unsurdan istifade ettiklerini ve hedef odaklı uluslararasılaşma kapsamında bir planlama yaptıklarını belirtti.

Bugün aldıkları yeni karara ilişkin bilgi veren Saraç, şunları kaydetti:

“Uluslararası öğrenci sayısını artırmak, o ülkedeki yabancı uyruklu akademisyen sayısının artmasıyla da ilişkilidir. Biz doktora düzeyinde aradığımız 6 asgari kadrolu öğretim görevlilerinden 2’sinin yabancı uyruklu olabileceği kararını da aldık. Bu kararlar yabancı uyruklu öğrenci sayısının artmasına da katkı sağlayacak. “

Yorum için tıkla

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğitim-Öğretim

YÖK Başkanı Saraç: Açık erişimin önemi, salgın döneminde belirgin olarak ortaya çıktı

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, “Yeni YÖK”ün öncelikleri arasında yer alan “açık erişim”in öneminin küresel salgın döneminde daha da belirginleştiğini kaydetti.

Saraç, Twitter hesabından Uluslararası Açık Erişim Haftası‘na ilişkin yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:

“Yeni YÖK olarak önceliklerimiz arasında yer alan açık erişimin önemi içinde bulunduğumuz küresel salgın döneminde daha da belirgin olarak ortaya çıkmıştır. Bu yıl teması Yapısal Eşitlik ve Kapsayıcılık İnşa Etmek Amacıyla Açık Erişim olarak belirlenen Uluslararası Açık Erişim Haftası’nı kutluyorum.”

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

MEBden okul yöneticilerine uzaktan eğitim tasarım ve yönetim eğitimi

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Milli Eğitim Bakanlığınca(MEB), okul yöneticilerinin uzaktan eğitim süreçlerindeki tasarım ve yönetim becerilerinin geliştirilmesi amacıyla UNICEF iş birliğinde hazırlanan “Okul Yöneticilerinin Kapsayıcı Eğitim Bağlamında Uzaktan Eğitim, Tasarım ve Yönetim Becerilerinin Geliştirilmesi” uluslararası akredite sertifikalı mesleki gelişim programının tanıtımını, MEB Başöğretmen Salonu’nda düzenlenen törende yaptı. 

Okul yöneticilerinin eğitiminin son derece kritik olduğunu ifade eden Selçuk, “Okullarımızın rengi, neşesi, niteliği doğrudan doğruya okul müdürlerimizin yetkinliği ve motivasyonu ile ilgili bir konu. Yapılan bu çalışma aslında tarihi olarak büyük bir değer taşıyor. Okul müdürlerimiz, okuldaki ilişkiler ağının okulun içinde olagelen iletişimin büyük ölçüde mimarlarıdır. O nedenle bu mimariyi kurarken çok daha nitelikli olarak kurma konusunda desteğimizle her zaman yanlarındayız.” değerlendirmesini yaptı.

Her neslin kendi zamanıyla kendi çağıyla geldiğini ve o nesillere ayak uydurabilmek için okul müdürleri ve öğretmenlerin sürekli kendilerini yenilemeleri gerektiğine işaret eden Selçuk, “Aslında siz okulun liderliğini yürütürken büyük bir değişimi ve dönüşümü de yönetiyorsunuz ve sizin bu yönetiminiz, okulun ne kadar yol alacağını, öğretmenlerin ve öğrencilerin kurumda ne kadar mutlu olacağını, nasıl akışkan bir süreç yaşayacağını doğrudan doğruya etkiliyor. Ama bunun tam tersi olursa eğer ‘Başımıza iş açmayalım hocam’, ya da öğrenciler için “Durun durduğunuz yerde çocuğum’ gibi ifadeler olursa o zaman da sistemin tıkandığını rahatlıkla görürüz. Bizim güzel işlerimiz olsun, çocuklarımız durmasınlar, yürüsünler, öğretmenler ve öğrencilerimiz okul yöneticilerinin açtığı yolda hızla ilerlesinler.” diye konuştu.

Okul müdürlerinin çok fazla bürokratik işlerinin olduğunu, lojistik işlerle uğraştıklarını vurgulayan Selçuk bütün çabalarının bu yükün azaltılması ve okul müdürlerinin gerçekten eğitimle uğraşmaları konusunda fırsat bulmaları için olduğunu dile getirdi.

Yöneticilerin eğitim ekosistemini geliştirebilmeleri için her türlü tedbiri aldıklarının altını çizen Selçuk, “Onların gelişimi, onların mutluluğu okulun mutluluğu, yani öğretmenin ve çocuğun mutluluğu demek. Biz ne kadar iyi bir teşkilata sahip olursak ne kadar iyi müfredata sahip olursak olalım iyi bir eğitim kadrosuna sahip olmazsak bunlar çok da anlamlı olmayacaktır. Bakanlık olarak biz her zaman okul yöneticilerimizin, müdürlerimizin, müdür yardımcılarımızın yanında olacağız ve onları destekleyeceğiz. Bunun için de çok yeni çalışmaların peşindeyiz.” ifadelerini kullandı.

“Elinde sanki bir sihirli değnek varmış gibi”

Bakan Selçuk, UNICEF’le iş birliği içinde uzaktan eğitim sürecinde dijital materyallerin geliştirilmesi, salgın döneminde okul güvenliğinin sağlanması, sosyal duygusal becerilerin geliştirilmesi, teknoloji liderliği, proje tasarımı, kriz ve kriz yönetimi gibi pek çok kitabın hazırlandığını belirterek, şöyle devam etti:

“Bütün bunlar bizim ortak bir dilimizin gelişmesine hizmet edecek, bütün bunlar bizim eğitimin kalitesinin artırma noktasında kavramlarımızı ve terimlerimizi geliştirmemize hizmet edecek. Okul yöneticilerinin uzaktan eğitim süreçlerinde tasarım ve yönetim becerilerinin geliştirilmesi programına yaklaşık 50 bin civarında okul yöneticimiz katıldı. Bunun sayısı artacak ve bu eğitimlerin hazırlanan kitapları çerçevesinde, eğitim yazılımları çerçevesinde devam etmesi söz konusu olacak.

Bir okul müdürü gerçekten yetkinliği ile, motivasyonu ile harekete geçtiğinde ‘Bu okul gerçekten o okul mu’ sorusunu sordurabiliyor. Yani elinde sanki bir sihirli değnek varmış gibi bir okulun çehresini değiştirme, okul-çevre ilişkilerini güzelleştirme, öğretmenin mutluluğunu, öğrencilerin öğrenme sorumluluğunu yükseltme gibi konularında son derece başarılı işler yapabiliyorlar. Biz Bakanlık olarak üzerimize düşeni yaparsak biliyoruz ki okul müdürlerimiz de yapacak. Bugünkü çalışma da bu fikrin bir sonucu ve bizim yöneticilerimizle yazamayacağımız başarı hikayesi yok, buna gönülden inanıyoruz.”

“Salgın dönemi bizim için aslında eğitimin bir fırsatı da oldu”

Ziya Selçuk, Öğretmen Yetiştirme Genel Müdürlüğü ve UNICEF iş birliğinde öğretmenlerle ilgili daha önce pek çok çalışma yürütüldüğünü hatırlatarak, salgın döneminin eğitim yöneticilerine, okulların kültürünü, atmosferini dönüştürmek, okulları “Barış yuvası”na dönüştürmek açısından fırsat sunduğunu bildirdi.

Çalışmada emeği geçenlere, UNICEF’e ve okul yöneticilerine teşekkür eden Selçuk, “Bu tür çalışmaların damlaya damlaya belirli bir suyun iz bırakması gibi kısa ve orta vadede sistemde çok büyük bir davranışsal değişime de hizmet edecek. O yüzden bu tür işleri çok çok önemsiyorum.” dedi.

Milli Eğitim Bakanı Selçuk daha sonra, Okul Yöneticilerinin Kapsayıcı Eğitim Bağlamında Uzaktan Eğitim, Tasarım ve Yönetim Becerilerinin Geliştirilmesi programına katılan okul yöneticilerine dijital sertifikalarını yapılan canlı bağlantılarla takdim etti.

“Türkiye’nin en büyük okul yöneticisi mesleki gelişim programını yürüttük”

MEB Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Adnan Boyacı ise 2023 Eğitim Vizyonu’nda okul yöneticiliğinin ve mesleki gelişimin önemine vurgu yapıldığını hatırlatarak, Bakanlık olarak bu amaçla pek çok program geliştirdiklerini anlattı.

UNICIEF’le ortaklaşa yürütülen yüz yüze mesleki gelişim programına geçen yıl 11 bin okul yöneticisinin katıldığını aktaran Boyacı, “Çalışma, Türkiye’nin en büyük okul yöneticisi mesleki gelişim programı oldu.” dedi.

Projeyle, meslektaşların tecrübelerini birbirleriyle paylaştığı yeni bir çerçeve sunulduğunu anlatan Boyacı, ikinci grup eğitimlerinde ise Kovid-19 sürecinde okul yöneticilerinin idari, teknik, iletişim konularını ele aldıklarını aktardı.

Şu ana kadar 40 bin okul yöneticisinin bu eğitimleri aldığını ve bu yılın sonuna kadar 200 bin yöneticinin eğitimleri alacağını belirten Boyacı, “Bundan sonraki süreçte okul yöneticilerimize yönelik projelerimizi derinleştirerek artırmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

İHÜyü kampüs üniversite kimliğine kavuşturan külliye açıldı

Yayınlandı

Yazar :

İstanbul

İbn Haldun Üniversitesini (İHÜ), teknolojik imkanlarla donatılan modern fakülte binaları ve derslikleri, kongre ve konferans salonları, yurtları, kütüphanesi, yeşil alanları ve sosyal donatılarıyla “kampüs üniversitesi” hüviyetine kavuşturan külliye bugün hizmete girdi. 

Mimar Sinan’ın en önemli eserlerinden olan Üsküdar Atik Valide Sultan Külliyesi yerinde incelenerek projelendirilen ve temeli 22 Ekim 2018’de atılan İbn Haldun Üniversitesi Külliyesi’nin yarın gerçekleştirilecek 1. faz açılışına, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da katıldı.

Öğrencilerin ve akademik kadronun ders ve ders dışı tüm ihtiyaçlarını karşılayan külliye ile İHÜ, yeni teknolojik imkanlarla donatılan modern fakülte binaları ve derslikleri, kongre ve konferans salonları, yurtları, kütüphanesi, yeşil alanları, spor alanları, etkinlik ve dinlenme alanları, bisiklet yolları ve parkları gibi sosyal donatılarıyla “kampüs üniversitesi” kimliğine kavuşştu.

Eğitim-öğretime dair fiziki imkanlar ve sosyal donatılar

Külliyenin 1. fazında inşası tamamlanan mevcut binalarda 12, 20, 30 ve 54 kişilik olmak üzere farklı büyüklüklerde 101 sınıf, 4 bilgisayar laboratuvarı ve 1 psikoloji laboratuvarı bulunuyor. 

Ayrıca külliyede, 180’er kişilik 2 amfi, daha çok hukuk fakültesi öğrencilerinin kullanacağı konsept bir sınıf ve 412 kişilik konferans salonu yer alıyor.

Öğrenci kulüplerinin ve öğrencilerin sosyal faaliyetlerinde kullanımı için 837 metrekarelik kapalı bir alanın ayrıldığı külliyede, fakülte ve diller okulu kantinlerinin yanı sıra merkez kafeterya da hizmet verecek.

734 öğrenci kapasiteli yurt

İbn Haldun Üniversitesi Külliyesinde, 361 kız, 382 erkek olmak üzere 743 öğrencinin konaklayabileceği bir yurt da bulunuyor. Odaların 3 kişilik olduğu yurt binasının içerisinde aerobik ve fitness salonları, hobi mutfakları, okuma alanları ve dinlenme alanları yer alıyor. 

Yurt binalarının kuzeyinde ise halı saha, basketbol sahası ve tenis kortu bulunuyor.

Yurtlar bölgesinden fakülte bölgesine uzanan ve fakülte bölgesi çevresini dolanan bisiklet yolu, Türkiye’nin en uzun bisiklet yoluna sahip olan Başakşehir Belediyesinin bisiklet yoluna entegre oluyor. Külliyede 100 civarında bisiklet parkı bulunuyor.

Ayrıca “engelsiz üniversite” kriterlerine uygun inşa edilen külliyede tüm yol ve kaldırım birleşim yerleri hemyüz yapılarak engelli geçişi kolaylaştırıldı ve görme engelliler için yönlendirme uygulamaları yapıldı.

65 bin metrekare yeşil alan

Kullanıma açılacak 1. fazında 138 bin 62 metrekare açık, 67 bin metrekare kapalı alan bulunan külliyede, 65 bin metrekare yeşil alan yer alırken, 4 bin 500 metrekarelik bir alana birçok meyve türünden 124 meyve ağacı dikildi.

Yapımı devam eden ve 2021 yılı sonunda tamamlanması planlanan Halkalı-İstanbul Havalimanı hattının İbn Haldun Üniversitesi durağı külliyenin giriş binasına 700 metre mesafede bulunuyor. Üniversitenin ana girişinde yer alan otobüs durağı da bölge otobüslerinin güzergahı arasında yer alacak.

Klasik Türk mimarisi örnek alınarak inşa edilen ve en fazla 4 katlı binaların yer aldığı külliyede, Türk-İslam mimarisinde önemli yeri olan iç ve dış avlular teşkil edilerek nitelikli peyzaj düzenlemeleri de yapıldı.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında Güz-2020 Dönemi derslerinin uzaktan eğitimle devam ettiği süreçte İbn Haldun Üniversitesi Külliyesi ve kütüphane imkanları, öğrencilerin, akademisyenlerin ve araştırmacıların kullanımına açık olacak.

Külliyenin 2. ve 3. faz planlamaları

Külliyenin, inşaatı devam eden 2. ve 3. fazlarında ise İbn Haldun Korusu, Spor Merkezi, Öğrenci Yaşam Merkezi, yurt binaları ve fakülte binaları yer alacak. 

12 Ekim’de temeli törenle atılan Spor Merkezinde, kapalı basketbol sahası ve halı saha, kapalı yüzme havuzu, tenis kortu, güreş salonu, fitness salonları, okçuluk alanı, sauna, buhar odası ve tuz odasının yer alması planlanıyor.

Ayrıca, İbn Haldun Korusu olarak isimlendirilen vadide hobi bahçeleri oluşturulacak.

“Osmanlı ve Selçuklu medrese anlayışını yansıttık”

Külliyeye ilişkin AA muhabirine açıklamada bulunan İHÜ Rektörü Prof. Dr. Recep Şentürk, kampüsün üniversitenin “fikri bağımsızlık” mottosunu ve eğitim felsefesini yansıtacak bir mimari tasarımla inşa edildiğini söyledi. 

Üniversitenin eğitim anlayışını “gelenekli yenilikçilik” olarak tanımlayan Şentürk, bir taraftan yenilikçi ama aynı zamanda geleneği de sürdüren bir yenilikçilik anlayışıyla eğitim müfredatını kurguladıklarını, kampüsün mimarisinin somut olarak bu anlayışı yansıttığını ifade etti.

Külliyenin Osmanlı-Türk mimarisi örnek alınarak inşa edildiğini dile getiren Şentürk, “Revaklar, iç avlular var. Osmanlı ve Selçuklu medrese anlayışını yansıttık. İç avlulardaki 6 köşeli kırmızı tuğlalar da Osmanlı eğitim mimarisini yansıtıyor. Külliye planlanırken mimarlarımız Atik Valide Külliyesi, Fatih ve Süleymaniye medreselerini incelediler. Buralardaki mimari anlayışı modern dünyaya taşıdılar.” diye konuştu.

Kampüsün ortasında bir fütüvvet havuzu olduğunu aktaran Şentürk, şu bilgileri verdi:

“Bu fütüvvet havuzu da İbn-i Haldun’un değerlerinden bir tanesi olan fütüvveti yansıtıyor. 8 köşeli bir Selçuklu fütüvvet yıldızı havuz şeklinde inşa edilmiştir. Bu da yine Selçuklu ve Osmanlı’dan bize kalan bir mimari öge. Burada da fütüvvetin 8 değeri havuzun etrafında yansıtılmış oldu. Fütüvvet karakter eğitimi anlamına geliyor. Yani özgeci, diğerkamcı, kendi menfaatini bencil bir şekilde önceleyen değil başkalarını önceleyen, topluma, ülkeye ve insanlığa hizmeti önceleyen bir ahlak anlayışı. Genel olara dünyada eğitim sisteminde liberal ahlak anlayışı hakim. Bir taraftan akademik eğitim diğer taraftan liberal ahlak anlayışı veriliyor. Liberal ahlak anlayışı da bireyin özerkliğine dayalı. Biz ise bu liberal gençlik ahlakına alternatif olarak İslam medeniyetinden, kültürümüzden ve tarihimizden tevarüs ettiğimiz fütüvvet gençlik ahlakını öğrencilerimize sunmak istiyoruz. Bunu da külliyemizin ortasına inşa ettiğimiz 8 köşeli fütüvvet havuzuyla sembolize etmiş olduk. Havuzun etrafında bu değerler yazılı.”

Prof. Dr. Şentürk, külliyede modern teknik imkanları da kullandıklarını, akıllı sınıflar, konferans sınıfları, öğrenci merkezleri ve çok amaçlı alanlar oluşturduklarını kaydetti.

“Ağaçlar büyüdüğünde orman içinde bir külliye görünümü oluşacak”

Külliyenin 1. etabında 5 bina inşa ettiklerini belirten Şentürk, “Giriş binamız var. İslam felsefesindeki varlığın ve bilginin 7 mertebesini sembolize eden bir giriş kapısı var. Öğrenci Merkezimizin içerisinde büyük etkinlik salonları ve öğrenci kantini bulunuyor. İnsan ve Toplum Bilimleri binası, İşletme Fakültesi binası, Diller Okulu ile Rektörlük ve yönetim binası inşa edildi. Kız ve erkek olmak üzere 2 yurt binasının inşası bitti. Bu hafta içerisinde Spor Merkezinin temelini attık. İçinde kapalı yüzme havuzu, tenis, okçuluk ve diğer sportif faaliyetlerin yapılacağı alanlar yer alacak.” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Şentürk, külliyeye 3-4 kattan yüksek bina inşa edilmeyeceğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Külliyemizde ağaçlardan yüksek bina olmayacak, daha doğal bir ortam olacak. Külliyenin üzerine oturduğu alan yaklaşık 500 dönüm bir alan. Peyzaj çalışmaları hızla ilerliyor. Şu anda 4 bini aşkın ağaç dikilmiş durumda. Özel olarak bir meyve bahçesi oluşturuyoruz. Ayrıca hobi bahçeleri tasarlıyoruz. Bu ağaçlar büyüdüğünde orman içinde bir külliye görünümü oluşacak. Burası hem fiziki imkanlarıyla hem de içindeki yüksek seviyeli akademik araştırmalarla uluslarası bir düzeyde mükemmeliyet merkezi olarak ülkemize hizmet verecek.”

“Öğrenci sayısı arttıkça 2. faza geçilecek”

Üniversitenin öğrenci projeksiyonunun 5 bini aşmayacak şekilde planlandığını, bunun yüzde 25’inin lisans, yüzde 75’inin de yüksek lisans ve doktora öğrencisi olacağını kaydeden Şentürk, şu anda yaklaşık 1500 öğrenci olduğunu, mevcut haliyle külliyenin kapalı mekanlarının yeterli olduğunu söyledi. 

Öğrenci sayısı arttıkça 2. faza geçileceğini belirten Şentürk, sözlerini şöyle tamamladı:

“Yeni fakülte ve yurt binaları ilave edilecek. Şu anda bir cami inşaatının projesi yapılıyor. Daha büyük bir üniversite kütüphanesi yapılacak, onun yanına da Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi inşaatı. Şu anda üzerinde çalışmalar devam ediyor. Çünkü amacımız araştırma üniversitesi olmak. Bu da ancak çok zengin bir kütüphaneyle mümkün olabilir. Kütüphanemizin içerisinde Dijital İnsan Bilimleri Merkezi kuracağız. Böylece kütüphane alanındaki dijitalleşmeyi takip edeceğiz. Dijital datalar toplanacak ve öğrencilerimiz kolaylıkla kaynaklara ve verilere hızla ulaşacak. Dünyadaki son gelişmelere göre tasarlanmış bir kampüs ve kütüphane, çalışma mekanları, sosyal faaliyet ve spor alanlarını kurmuş olacağız.”

Okumaya Devam
Advertisement