İletişim : info@mebhaberim.com

Eğitim-Öğretim

Türkiyenin ilk yapay zeka mühendisliği bölümünün müfredatı hazır

Yayınlandı

Ankara

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç’ın, lisans ve ön lisansta geleceğin meslekleri programları arasında gösterdiği “yapay zeka mühendisliği” alanı Hacettepe Üniversitesinde açılacak. 

Bu yılki Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) tercih kılavuzuna göre 30 öğrencinin kabul edileceği bölümün çalışmalarını yürüten Hacettepe Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ebru Akçapınar Sezer, AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

Son yıllarda sayısal veri miktarındaki üstel artışla beraber bu verilerin işlenmesinin ve anlamlandırılmasının çok büyük önem kazandığını dile getiren Sezer, bu noktada yapay zeka yaklaşımlarının çok çeşitli çözümler sunduğunu aktardı.

Yapay zeka alanında ileri düzey bilimsel araştırmalara ve teknolojik çözümlere ulaşabilmek için altyapısı ile bu alana adanmış mühendislere ihtiyaç bulunduğunu söyleyen Sezer, “Bilgisayar mühendisliği içinde yapay zekanın büyümesi dikkat ve ilgi çekici ama tek gelişim sağlayan alan değil. Sonuç olarak, tek müfredat ile iki büyük eğitim programının gereklerinin sağlanmasında açık bir güçlük olarak ortaya çıktı. Yapay zeka alanında formal ve sistematik bir eğitim vererek bu alanın kendine adanmış mühendislerini yetiştirmek hem bir görev hem de bir ihtiyaç oldu.” diye konuştu.

Bu tespitler üzerine ülkenin ilk yapay zeka mühendislerini yetiştirme sorumluluğunu yüklendiklerini, çalışmalarında Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Haluk Özen ve Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Candan Gökçeoğlu’nun büyük destek verdiğini dile getiren Sezer, bölüme bilişim sanayisinin önde gelen kuruluşlarının da ilgi gösterdiğini kaydetti.

“Geniş kadromuzla eğitime hazırız”

Dünya genelinde büyük cirolara sahip yazılım şirketlerinin yapay zeka alanına yatırım yapan şirketlerden oluştuğuna işaret eden Sezer, 2019-2020 öğretim yılında ilk kez öğrenci almaya başlayacakları bu lisans programı için geniş bir kadrolarının bulunduğunu vurguladı.

Yapay zeka mühendisliği programı ile öğrencilerin yapay zeka konularına odaklı bir bilgisayar mühendisliği müfredatını takip ederek uzmanlaşma imkanına kavuşmalarını amaçladıklarını belirten Sezer, “Bu amaçla, yapay zeka üzerine uzun yıllardır akademik araştırmalar yapan 20’nin üzerinde öğretim üyemiz ile birlikte bölümümüzün müfredat hazırlıkları tamamlandı. Bu alanda dünyadaki gelişmeleri çok yakından takip ediyoruz ve öğrencilerimize en iyi üniversiteler ile eş zamanlı yapay zeka mühendisliği alanında eğitim vereceğiz.” dedi.

“İlk yıl ortak müfredat izlenecek”

Sezer, bilgisayar mühendisliği ve yapay zeka mühendisliği olmak üzere iki ayrı lisans programı yürüteceklerini bildirdi.

Bu iki programı birbirinden ayıran farklar ve bunun mezun profilleri açısından göstereceği işlev konusunda çok fazla soru aldıklarını aktaran Sezer, şöyle konuştu:

“Bilgisayar mühendisliği öğrencileri ile yapay zeka mühendisliği öğrencileri, ilk yıl ortak bir müfredat izleyerek programlama, algoritmik düşünme ve problem çözme konularında bilgilenecekler. İkinci yıl, yani üçüncü ve dördüncü dönemde bu ortak temeller veri yapıları ve algoritmalar dersleri ile devam edecek. Ancak farklı olarak yapay zeka mühendisliği okuyan öğrenciler, hemen bu dönemlerde bilgisayarlar ve etik, yapay zekanın temelleri ve yapay öğrenme konularında bilgilenecekler. Programımızın müfredatında yeni tasarladığımız bir bilgisayar sistemleri dersi de olacak.

Yapay zeka mühendisliği öğrencileri, onlara özel tanımlanan zorunlu bir diğer derste veri tabanları yönetimi, veri işleme, veri temizleme gibi veri biliminin temel kavramlarını öğrenecekler. Yapay zeka mühendisliği programı farkını, asıl olarak öğrencilere sunduğumuz ve öğrencilerimizin yapay zekanın farklı konularında uzmanlık kazanmalarına olanak veren tematik teknik seçmeli dersler ile gösterecek. Bu amaçla, ‘algı ve dil’, ‘büyük veri ve yapay öğrenme’, ‘medikal yapay zeka’ ve ‘karar verme ve robotbilim’ gibi ders kümeleri tanımladık. Öğretim kadromuzdaki genişlemeyle paralel olarak bu ders kümelerine yenileri de eklenecek. Stratejik planımızı buna göre oluşturduk.”

Sezer, yapay zeka mühendisliği bölüm öğrencilerinin son sınıfta bu seçmeli derslerin yanı sıra endüstri ve araştırma odaklı, bilgi ve birikimlerini karmaşık bir mühendislik problemini çözmede kullandıkları bir bitirme projesi gerçekleştireceklerini ve yıl sonunda da artık yapay zeka üzerine uzmanlaşmış olarak mezun olacaklarını söyledi.

Geleceğin meslekleri

YÖK Başkanı Yekta Saraç, bu yıl lisans ve ön lisansta, “geleceğin meslekleri” olarak addedilen programların açıldığını ve bu yılki YKS tercihlerinde yer aldığını belirterek, “Bunların bir kısmı, bilgi güvenliği teknolojisi, havacılık elektroniği, tarım ticareti ve işletmeciliği, uluslararası ulaştırma sistemleri, yapay zeka mühendisliği, yazılım geliştirme, dijital medya ve pazarlama (önlisans), hibrit ve elektrikli taşıtlar teknolojisi (önlisans), üç boyutlu modelleme ve animasyon (önlisans) programları.” açıklamasını yapmıştı. 

Yorum için tıkla

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğitim-Öğretim

EKPSS başvuruları yarın başlayacak

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Engelli Kamu Personel Seçme Sınavı‘na (EKPSS) başvurular yarın başlayacak.

ÖSYM’nin internet sitesinde yer alan duyuruya göre, EKPSS 26 Nisan’da uygulanacak.

Sınava başvurular, yarından itibaren 12 Şubat’a kadar yapılacak.

Adaylar, ÖSYM’nin başvuru merkezleri aracılığıyla veya bireysel olarak “https://ais.osym.gov.tr” internet adresinden başvuruda bulunabilecek.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

Özel eğitim öğrencilerinin velilerine yönelik kurslara yoğun ilgi

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Mahmut Özer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Bakanlığa bağlı özel eğitim uygulama okullarında orta ve ağır düzeyde zihinsel yetersizliği olan bireylerle otizm spektrum bozukluğu bulunan kişiler için eğitim verildiğini belirtti.

Bu kapsamda 923 özel eğitim uygulama okulunda 29 bin 878 öğrencinin eğitim aldığını ifade eden Özer, bu öğrencilerin velilerinin, yaz kış demeden çocuklarını genellikle okullarda ders bitimine kadar beklediğini söyledi.

Bu velilere destek olmak için Bakanlığın velilere kurs vermeye başladığını anlatan Özer, böylece velilerin okullarda bekleme sürelerini daha nitelikli hale getirerek, ilgi duydukları alanda kendilerini geliştirmelerine imkan sağlamak istediklerini kaydetti.

Bu amaçla 923 özel eğitim uygulama okulunda, müdürlerin velilerle görüşerek kurs taleplerini aldığını aktaran Özer, şunları kaydetti:

“Bu talepler doğrultusunda okullarımızda halk eğitim merkezlerimiz tarafından velilerimize yönelik kurslar düzenleyerek eğitim vermeye başladık. Halk eğitim merkezleri aracılığıyla açtığımız kurslara yoğun talep oldu. Yaklaşık iki ay gibi kısa bir sürede 67 ilde 134 okulda 218 kurs açıldı ve bu kurslarda 3 bin 11 velimiz eğitim aldı. Bu konuda talep artıyor. Önümüzdeki aylarda bu sayılar giderek artacaktır. Hedefimiz imkanlar ölçüsünde 923 okulumuzda velilere yönelik en az bir kurs açabilmektir. Bu hedefe ulaşacağımıza inanıyorum. Süreci başarılı bir şekilde yöneten Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğüne, Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğüne, il, ilçe ve okul yöneticilerimize ve öğretmenlerimize teşekkür ediyorum.”

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

YÖK 5 üniversiteyi daha ihtisaslaşma kapsamına aldı

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanlığında düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, küreselleşmeyle birlikte yükseköğretim kurumlarının, üstlendikleri misyonlar, işlevleri, yeni stratejiler ve iş birliği modelleri çerçevesinde önemli değişimler gösterdiğini belirtti. 

YÖK Başkanı Saraç, bu süreçte yükseköğretim kurumlarının, özellikle bilgiyi üretmeleri, bu konuda ihtisaslaşmaları ve bilgiyi transfer edebilmelerinin, inovasyon geliştirme yetenekleri gibi kavramlarla yerel, bölgesel, ulusal ve uluslararası kalkınma ve rekabet gücünü artırma potansiyellerinin artık fevkalade önem kazandığını ifade etti.

Saraç, başkanlık görevine geldiği 2015’ten itibaren üniversitelerin faaliyetleri ve ilmi çıktılarının birbirinin aynısı olamayacağı, akademik yapılarına, beşeri sermayelerine, kuruluş misyonlarına ve bulundukları bölgelere bağlı olarak yapılan değerlendirmelerle üniversitelerin çeşitliliğinin gerekliliği üzerinde durduğunu dile getirdi.

Bir önceki nesil bölgesel gelişme politikalarının, bölgelerin kalkındırılması konusunda büyük ölçekli altyapı geliştirme ve bölgeye yatırım çekme gibi yöntemlerle gelişme hedeflerine ulaşmayı amaçladığına dikkati çeken Saraç, büyük ölçüde kamu fonu tahsisine rağmen, geri planda kalan bölgelerin diğerlerini yakalayamadığına işaret etti.

Kalkınma kutupları, öğrenen bölgeler, sosyal ve beşeri sermaye, bilgi transferi gibi kavramların üniversitenin bölgedeki rolünü merkezi bir öneme sahip kıldığını dile getiren Saraç, bu bağlamdan hareketle yeni YÖK’te “Bölgesel Kalkınma Odaklı İhtisaslaşma Projesi” kapsamında 2006’dan sonra kurulan üniversitelerle çalışılmaya başlandığını kaydetti.
Bu çerçevede, proje için daha önce Bingöl, Kırşehir Ahi Evran, Uşak, Düzce, Burdur Mehmet Akif Ersoy, Aksaray, Kastamonu, Muş Alparslan, Recep Tayyip Erdoğan ve Siirt üniversitelerinin, bölgenin mevcut durumu, üniversitenin potansiyeli, bölge-üniversite ilişkisi gibi 3 ana kulvarda pek çok parametre dikkate alınarak seçildiğini anlatan Saraç, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bölgesel Kalkınma Odaklı İhtisaslaşma Projesi kapsamındaki 10 üniversitemize, yine aynı kriterlerle değerlendirmeye alınarak seçilen Yozgat, Kırklareli, Çorum Hitit, Bartın, Artvin üniversiteleri olmak üzere 5 üniversitemiz daha katıldı. Bütün bu üniversitelerimizden beklentimiz kendilerine verilen ihtisaslaşma alanında ‘Hedeflenmiş Sosyo-Ekonomik Araştırma Programları’nı geliştirmeleri ve bu programın bölgenin kalkınmasına anlamlı değerler sunmasını sağlamalarıdır. Böylece bölgede, üniversite organizasyon ve stratejilerinde gelişmeler olacak, Ar-Ge organizasyonu artacak, ürün pazar ve rekabetinde güçlenmeler beklenecek, fon kaynakları artacak, yeni genişletilmiş iş birlikleri doğacak, uzmanlaşmış merkezler gelişecek ve de en önemlisi bölgeye ait kültürel güçlü değişimler ortaya çıkacaktır.”

Saraç, projeyle üniversitede, bölgenin ekonomik aktörler arasındaki hareketliliği destekleyen programların çeşitlenmesi, bölgesel gereksinimleri karşılayacak eğitim programlarının geliştirilmesi, bulunduğu bölgeyi daha iyi bilen öğrenciler ve mezunların istihdamıyla bölge temelli öğrenme süreçlerinin oluşturulmasının da beklendiğine işaret etti.

“Sinerji doğuran çalışmalar yapılması bekleniyor”

Üniversitelerin bölgesel kalkınma konusundaki bir diğer önemli getirisinin, ekonomik başarı, bireysel yetenekler ve gruplar arası bilgi transferi ile de doğrudan ilişki sağlaması olduğunun altını çizen Saraç, “Üniversitelerin yerel düzeydeki araştırma sonuçlarının ilgili özel ve kamu sektörleriyle paylaşılarak üretime dönüştürülmesi hedeflenmelidir. Bölgesel kalkınma ajansları ile etkin bir iletişim ağı kurularak sinerji doğuran çalışmalar yapılması beklenmektedir. Projenin beklenen gücü gerçekten etkin ve yüksektir. Henüz 4 yıllık bir proje olmasına rağmen birçok filizlenmeyi görmekteyiz ve projeden Türkiye’nin geleceği için umutluyuz.” diye konuştu.

“İhtisaslaşan üniversitelere destekleme söz konusu olacak” 

Bölgesel kalkınmada ihtisaslaşma misyonu verilen bu üniversitelerin Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından mali kaynaklarla, YÖK tarafından ise akademik personel kaynağı sağlanarak desteklendiğini anımsatan Saraç, söyle konuştu:

“Bu bağlamdan olmak üzere kaynak aktarımlarına ek olarak üniversitelerin ihtisaslaşma alanları ile ilgili olmak şartıyla 2018 yılında 50, 2019 yılında 100 araştırma görevlisi için ilave atama izni bu üniversitelere tahsis edilmiştir. Ayrıca ihtisaslaşma alanlarına uygun olarak öğretim üyesi yetiştirmek amacıyla yurt dışı lisansüstü burs imkanlarından da yararlanabilmeleri sağlanmaktadır. Bahsettiğimiz bütün bu çalışmalar aslında küresel yükseköğretimde yeni bir dönüşüm ve yeni bir akademik devrim olarak nitelendiriliyor. Bu süreçten asla kopmamalıyız.
Üniversite ile bölge arasındaki uzun süreli ve başarı sağlayan, bölgesel gelişmeyi mümkün kılan bir ortaklığın kurulabilmesi için hem üniversiteler hem de bölgesel paydaşlar, bölgesel gelişmedeki rollerini çalışmalı, değerlendirmeli ve iyi kullanmalıdır. Bu uzun süreli çalışmada üniversitelere ve paydaşlara başarılar diliyorum. YÖK girişimiyle ve Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığının da destekleriyle bu yıl Bölgesel Kalkınma Odaklı İhtisaslaşan üniversitelere bir destekleme söz konusu olacaktır. Bu müjdeyi de üniversitelerimize vermek isterim.”

Rektörlere proje katılım belgesi 

Konuşmaların ardından Saraç, tıbbi ve aromatik bitkiler alanında ihtisaslaşacak Artvin Çoruh Üniversitesinin rektörü Fahrettin Tilki’ye, akıllı lojistik ve bütünleşik bölge uygulamaları kapsamında ihtisaslaşacak Bartın Üniversitesinin rektörü Orhan Uzun’a, makine ve imalat teknolojilerinde ihtisaslaşacak Hitit Üniversitesinin rektörü Ali Osman Öztürk’e, gıda alanında ihtisaslaşacak Kırklareli Üniversitesinin rektörü Bülent Şengörür’e ve endüstriyel kenevir alanında ihtisaslaşacak Yozgat Bozok Üniversitesinin rektörü Ahmet Karadağ’a proje katılım belgesi verdi.

Toplantıya, YÖK Yürütme Kurulu üyelerinin yanı sıra Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Çetin Ali Dönmez, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Akif Özkaldı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürü Barış Yeniçeri, proje komisyon üyeleri, proje kapsamında daha önce belirlenen 10 üniversitenin rektörleri, projeye yeni seçilen 5 üniversitenin rektörleri ile bulundukları ilin valileri ve sanayi ve ticaret odaları başkanları katıldı.

Okumaya Devam