İletişim : info@mebhaberim.com

Eğitim-Öğretim

Türkiye okul tatil sürelerinde 33 OECD ülkesini geçti

Yayınlandı

ANKARA – Burcu Çalık

Eğitim Bir-Sen tarafından hazırlanan “Eğitime Bakış 2018” raporunda, Türkiye‘deki öğretim ve tatil süreleriyle ilgili verilere de yer verildi.

Kamuoyunda mevcut olan ders saatlerinin sayısının fazla olduğu ve azaltılması gerektiği yönündeki çeşitli tartışmaların yürütüldüğü de anımsatılan raporda, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütüne (OECD) üye ülkelerde yıllık ortalama öğretim gün süreleri ve öğretim süreleri saat bazında karşılaştırıldı. Raporda 33 OECD ülkesindeki okul tatil süreleri de aktarıldı.

Buna göre, Türkiye’de tüm kademelerde yıllık eğitim süresi 180 gün iken diğer ülkelerin OECD ortalaması ilkokulda 185, ortaokulda 183 ve ortaöğretimde 180 gün olarak hesaplandı. Bu açıdan Türkiye’de ilkokul ve ortaokullarda yıllık ortalama öğretim gün sayısının OECD ortalamalarının çok az miktar altında, ortaöğretim kademesinde ise OECD ortalamasına eşit olduğu belirlendi.

OECD ülkeleri arasında ilkokulda yıllık ortalama öğretim gün sayısının en yüksek olduğu ülke 219 günle İsrail olurken, bunu ilkokullarda ortalama 201 gün eğitim veren Japonya, 200 gün eğitim veren Avustralya, Danimarka, İtalya ve Meksika izledi.

Ortaokul kademesinde benzer şekilde 209 günle İsrail ilk sırada yer alırken, Japonya, Avustralya, Danimarka, İtalya ve Meksika en fazla gün eğitim verilen ülkeler olarak ön plana çıktı. Ortalama öğretim günlerinin en az olduğu ülkeler ise Belçika (İlkokulda 159, ortaokulda 160, ortaöğretimde 160 gün), Fransa (İlkokulda 162, ortaokulda 162, ortaöğretimde 180 gün) ve Letonya (İlkokulda 169, ortaokulda 173 gün) oldu.

Türkiye’de ilkokullarda 720, ortaokullarda 843 saat öğretim veriliyor

OECD ülkelerinde ilkokullarda zorunlu eğitim süresinin ortalaması 6, ortaokullarda 3 yıl, yıllık ortalama öğretim süresi ise ilkokullarda 799 saat, ortaokullarda da 913 saat oldu. Bu kapsamda Türkiye, ilkokullarda 720, ortaokullarda ise 843 saat yıllık ortalama öğretim süresi ile 34 ülke arasında 23’üncü sırada yer aldı.

Verilere göre, Danimarka ilkokullarda bin 51 saat, ortaokullarda ise bin 200 saat yıllık ortalama öğretim süresiyle ilk sıraya yerleşti. Şili ilkokullarda bin 39 saat, ortaokullarda bin 77 saat, Avustralya ilkokullarda bin saat, ortaokullarda bin saat yıllık ortalama öğretim süresiyle listenin üst sıralarına çıktı.

İlkokullarda Letonya (599 saat), Polonya (619 saat), Finlandiya (651 saat) ortaokullarda ise İsveç ve Slovenya 766 saat ile yıllık ortalama öğretim süresinin en az olduğu ülkeler olarak saptandı.

Ortaöğretim kademesinde ise yıllık ortalama öğretim süresinin en yüksek olduğu ülke bin 189 saatle Şili, bin 54 saatle İspanya, bin 36 saatle ABD ve Fransa, bin 23 saatle Meksika oldu. Türkiye 944 saatlik yıllık ortalama öğretim süresiyle orta sıralarda yer alırken ortaöğretimde zorunlu eğitim süresinin 3 yıl olduğu Portekiz yıllık ortalama 805 saat, zorunlu eğitim süresinin dört yıl olduğu Belçika da 835 saatle listenin en alt sıralarında yer aldı.

Türkiye’de ortalama okul tatil süresi 15,2 hafta

Raporda, 33 OECD ülkesinin okul tatil süreleriyle ilgili dikkat çekici veriler de paylaşıldı. Buna göre, OECD ülkelerinin tamamında farklı sürelerde yaz tatili bulunuyor. Buna ek olarak, özellikle Avrupa genelinde sonbahar tatili, Noel ve yeni yıl tatili, kış/karnaval tatili ve ilkbahar/paskalya tatili olmak üzere dört tatil dönemi daha uygulanıyor.

2017-2018 öğretim yılında okullarda ortalama tatil süresinin 15,2 hafta olarak belirlendiği Türkiye ile çeşitli ülkelerde ise kamusal veya ramazan ile kurban bayramları gibi ek tatiller yapılıyor.

OECD ülkelerindeki toplam tatil sürelerine bakıldığında 33 ülkedeki tatil ortalaması 13,9 hafta oldu. Türkiye, ortalama 15,2 haftalık tatil süresiyle bu ortalamanın üstünde yer aldı. Öte yandan 17 hafta ile Türkiye’yi de geçen ülkeler Estonya ve Letonya listenin en üst sırasına yerleşti.

Toplam tatil süresinin en az olduğu ülkeler ise 9 hafta ile İsviçre oldu. Bunu 10 hafta ile Meksika ve 10,6 hafta ile Danimarka izledi.

“Türkiye’de fiili olarak ders yapılan gün sayısı 180 günden daha az”

Raporda, Türkiye’de özellikle ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim kademelerinde öğretime ayrılan yıllık ortalama gün sayısının birçok ülke ile benzer olduğuna işaret edilerek, öğrenme çıktısının niteliğinin öğrenmeye ayrılan süreden daha çok bu sürenin ne kadar verimli kullanıldığı ile ilgili olduğunu gösterdiği ifade edildi.

Öğretime ayrılan sürenin tamamının öğretim veya öğrenme için kullanılmadığı aktarılan raporda, şu değerlendirmeye yer verildi:

“Türkiye’de de öğretim için ayrılan sürenin yıl içinde bir kısmında öğrencilere duyuruların yapılması, çeşitli kutlama ve törenlere hazırlık (29 Ekim, 19 Mayıs, 23 Nisan vb.) gibi pek çok etkinlik sebebiyle öğretim için kullanılamadığı bilinmektedir. Daha açık ifade ile Türkiye’de fiili olarak ders yapılan gün sayısı resmi olarak tanımlı olan 180 günden daha azdır.”


Yorum için tıkla

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğitim-Öğretim

Okul kantinlerinin 19 Ekimden itibaren açılmasına karar verildi

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk imzasıyla illere gönderilen yazıda, 21 Eylül’de okul öncesi eğitimle ilkokul 1. sınıflarda yüz yüze eğitime başlandığı anımsatılarak, ilkokul kademesinin diğer sınıfları ile 8. ve 12. sınıflarda ise 12 Ekim’de yüz yüze eğitime geçildiği belirtildi.

Okul kantinlerinin 13 Mart 2020’den bu yana kapalı olduğunun hatırlatıldığı yazıda, şunlar kaydedildi:

“Bu süreçte kantin işleticilerinin gelir getirici herhangi bir faaliyette bulunmadıkları göz önünde bulundurularak Bakanlığımıza bağlı resmi okul ve kurumlarda bulunan kantin vb. yerlerin 19 Ekim’de açılmasına karar verilmiştir.”

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

YÖK Başkanı Saraç: Açık erişimin önemi, salgın döneminde belirgin olarak ortaya çıktı

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, “Yeni YÖK”ün öncelikleri arasında yer alan “açık erişim”in öneminin küresel salgın döneminde daha da belirginleştiğini kaydetti.

Saraç, Twitter hesabından Uluslararası Açık Erişim Haftası‘na ilişkin yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:

“Yeni YÖK olarak önceliklerimiz arasında yer alan açık erişimin önemi içinde bulunduğumuz küresel salgın döneminde daha da belirgin olarak ortaya çıkmıştır. Bu yıl teması Yapısal Eşitlik ve Kapsayıcılık İnşa Etmek Amacıyla Açık Erişim olarak belirlenen Uluslararası Açık Erişim Haftası’nı kutluyorum.”

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

MEBden okul yöneticilerine uzaktan eğitim tasarım ve yönetim eğitimi

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Milli Eğitim Bakanlığınca(MEB), okul yöneticilerinin uzaktan eğitim süreçlerindeki tasarım ve yönetim becerilerinin geliştirilmesi amacıyla UNICEF iş birliğinde hazırlanan “Okul Yöneticilerinin Kapsayıcı Eğitim Bağlamında Uzaktan Eğitim, Tasarım ve Yönetim Becerilerinin Geliştirilmesi” uluslararası akredite sertifikalı mesleki gelişim programının tanıtımını, MEB Başöğretmen Salonu’nda düzenlenen törende yaptı. 

Okul yöneticilerinin eğitiminin son derece kritik olduğunu ifade eden Selçuk, “Okullarımızın rengi, neşesi, niteliği doğrudan doğruya okul müdürlerimizin yetkinliği ve motivasyonu ile ilgili bir konu. Yapılan bu çalışma aslında tarihi olarak büyük bir değer taşıyor. Okul müdürlerimiz, okuldaki ilişkiler ağının okulun içinde olagelen iletişimin büyük ölçüde mimarlarıdır. O nedenle bu mimariyi kurarken çok daha nitelikli olarak kurma konusunda desteğimizle her zaman yanlarındayız.” değerlendirmesini yaptı.

Her neslin kendi zamanıyla kendi çağıyla geldiğini ve o nesillere ayak uydurabilmek için okul müdürleri ve öğretmenlerin sürekli kendilerini yenilemeleri gerektiğine işaret eden Selçuk, “Aslında siz okulun liderliğini yürütürken büyük bir değişimi ve dönüşümü de yönetiyorsunuz ve sizin bu yönetiminiz, okulun ne kadar yol alacağını, öğretmenlerin ve öğrencilerin kurumda ne kadar mutlu olacağını, nasıl akışkan bir süreç yaşayacağını doğrudan doğruya etkiliyor. Ama bunun tam tersi olursa eğer ‘Başımıza iş açmayalım hocam’, ya da öğrenciler için “Durun durduğunuz yerde çocuğum’ gibi ifadeler olursa o zaman da sistemin tıkandığını rahatlıkla görürüz. Bizim güzel işlerimiz olsun, çocuklarımız durmasınlar, yürüsünler, öğretmenler ve öğrencilerimiz okul yöneticilerinin açtığı yolda hızla ilerlesinler.” diye konuştu.

Okul müdürlerinin çok fazla bürokratik işlerinin olduğunu, lojistik işlerle uğraştıklarını vurgulayan Selçuk bütün çabalarının bu yükün azaltılması ve okul müdürlerinin gerçekten eğitimle uğraşmaları konusunda fırsat bulmaları için olduğunu dile getirdi.

Yöneticilerin eğitim ekosistemini geliştirebilmeleri için her türlü tedbiri aldıklarının altını çizen Selçuk, “Onların gelişimi, onların mutluluğu okulun mutluluğu, yani öğretmenin ve çocuğun mutluluğu demek. Biz ne kadar iyi bir teşkilata sahip olursak ne kadar iyi müfredata sahip olursak olalım iyi bir eğitim kadrosuna sahip olmazsak bunlar çok da anlamlı olmayacaktır. Bakanlık olarak biz her zaman okul yöneticilerimizin, müdürlerimizin, müdür yardımcılarımızın yanında olacağız ve onları destekleyeceğiz. Bunun için de çok yeni çalışmaların peşindeyiz.” ifadelerini kullandı.

“Elinde sanki bir sihirli değnek varmış gibi”

Bakan Selçuk, UNICEF’le iş birliği içinde uzaktan eğitim sürecinde dijital materyallerin geliştirilmesi, salgın döneminde okul güvenliğinin sağlanması, sosyal duygusal becerilerin geliştirilmesi, teknoloji liderliği, proje tasarımı, kriz ve kriz yönetimi gibi pek çok kitabın hazırlandığını belirterek, şöyle devam etti:

“Bütün bunlar bizim ortak bir dilimizin gelişmesine hizmet edecek, bütün bunlar bizim eğitimin kalitesinin artırma noktasında kavramlarımızı ve terimlerimizi geliştirmemize hizmet edecek. Okul yöneticilerinin uzaktan eğitim süreçlerinde tasarım ve yönetim becerilerinin geliştirilmesi programına yaklaşık 50 bin civarında okul yöneticimiz katıldı. Bunun sayısı artacak ve bu eğitimlerin hazırlanan kitapları çerçevesinde, eğitim yazılımları çerçevesinde devam etmesi söz konusu olacak.

Bir okul müdürü gerçekten yetkinliği ile, motivasyonu ile harekete geçtiğinde ‘Bu okul gerçekten o okul mu’ sorusunu sordurabiliyor. Yani elinde sanki bir sihirli değnek varmış gibi bir okulun çehresini değiştirme, okul-çevre ilişkilerini güzelleştirme, öğretmenin mutluluğunu, öğrencilerin öğrenme sorumluluğunu yükseltme gibi konularında son derece başarılı işler yapabiliyorlar. Biz Bakanlık olarak üzerimize düşeni yaparsak biliyoruz ki okul müdürlerimiz de yapacak. Bugünkü çalışma da bu fikrin bir sonucu ve bizim yöneticilerimizle yazamayacağımız başarı hikayesi yok, buna gönülden inanıyoruz.”

“Salgın dönemi bizim için aslında eğitimin bir fırsatı da oldu”

Ziya Selçuk, Öğretmen Yetiştirme Genel Müdürlüğü ve UNICEF iş birliğinde öğretmenlerle ilgili daha önce pek çok çalışma yürütüldüğünü hatırlatarak, salgın döneminin eğitim yöneticilerine, okulların kültürünü, atmosferini dönüştürmek, okulları “Barış yuvası”na dönüştürmek açısından fırsat sunduğunu bildirdi.

Çalışmada emeği geçenlere, UNICEF’e ve okul yöneticilerine teşekkür eden Selçuk, “Bu tür çalışmaların damlaya damlaya belirli bir suyun iz bırakması gibi kısa ve orta vadede sistemde çok büyük bir davranışsal değişime de hizmet edecek. O yüzden bu tür işleri çok çok önemsiyorum.” dedi.

Milli Eğitim Bakanı Selçuk daha sonra, Okul Yöneticilerinin Kapsayıcı Eğitim Bağlamında Uzaktan Eğitim, Tasarım ve Yönetim Becerilerinin Geliştirilmesi programına katılan okul yöneticilerine dijital sertifikalarını yapılan canlı bağlantılarla takdim etti.

“Türkiye’nin en büyük okul yöneticisi mesleki gelişim programını yürüttük”

MEB Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Adnan Boyacı ise 2023 Eğitim Vizyonu’nda okul yöneticiliğinin ve mesleki gelişimin önemine vurgu yapıldığını hatırlatarak, Bakanlık olarak bu amaçla pek çok program geliştirdiklerini anlattı.

UNICIEF’le ortaklaşa yürütülen yüz yüze mesleki gelişim programına geçen yıl 11 bin okul yöneticisinin katıldığını aktaran Boyacı, “Çalışma, Türkiye’nin en büyük okul yöneticisi mesleki gelişim programı oldu.” dedi.

Projeyle, meslektaşların tecrübelerini birbirleriyle paylaştığı yeni bir çerçeve sunulduğunu anlatan Boyacı, ikinci grup eğitimlerinde ise Kovid-19 sürecinde okul yöneticilerinin idari, teknik, iletişim konularını ele aldıklarını aktardı.

Şu ana kadar 40 bin okul yöneticisinin bu eğitimleri aldığını ve bu yılın sonuna kadar 200 bin yöneticinin eğitimleri alacağını belirten Boyacı, “Bundan sonraki süreçte okul yöneticilerimize yönelik projelerimizi derinleştirerek artırmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.

Okumaya Devam
Advertisement