İletişim : info@mebhaberim.com

Eğitim-Öğretim

Tazelenme üniversitelerini yaygınlaştıracağız

Yayınlandı

Antalya

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, YÖK ile beraber “tazelenme üniversitelerini” tüm üniversitelerde yaygınlaştıracaklarını belirterek, “Çünkü inanıyoruz ki öğrenmek, öğretmek, bu merakı diri tutabilmek aslında her yaşın bir gerekliliği.” dedi.

Selçuk, Akdeniz Üniversitesi Atatürk Konferans Salonu’nda düzenlenen 60+ Tazelenme Üniversitesi Akademik Yılı açılış töreninde yaptığı konuşmada, bugün dünya nüfusunun yüzde 9’unu 65 yaş üzerinin oluşturduğunu ve bu oranın 2050 yılında yüzde 16’ya kadar yükselmesinin beklendiğini söyledi.

Türkiye’nin 65 yaş üzerindeki nüfusunun toplam nüfusa oranının ise geçen yıl itibarıyla yüzde 8,8 iken, 2023 yılında yüzde 10’a, 2050’de de yüzde 21’e ulaşacağının tahmin edildiğini dile getiren Selçuk, bu açıdan yaşlılığın giderek daha önemli, daha baskın bir sosyal gerçeğe dönüştüğünü vurguladı.

Bakanlık olarak toplumda aktif ve sağlıklı yaşlanmanın sayısını artırmak için alınması gereken önlemlerle ilgili gerekli çalışmaları sürdürdüklerini belirten Selçuk, şunları söyledi:

“Birinci önceliğimiz, toplumun yaşlı ve gençleriyle bir arada olabilmesi için büyüklerimizi bulunduğu yerde ve ortamda beraber olabilmesi. Kültürümüz açısından büyüklerin varlığı, bağlı olduğu ailenin temel direği ve köküdür. Bunun için sosyal yardım ve bakım hizmetlerimizde aile odaklı çalışmalara birinci öncelik veriyoruz.”

168 bin yaşlıya ailesinin yanında evde bakım hizmeti veriliyor

65 yaşını doldurmuş muhtaç, güçsüz ve kimsesiz vatandaşlara yaşlılık aylığı verildiğini anımsatan Selçuk, “Bugün 168 bin yaşlımıza ailesinin yanında evde bakım desteği veriyoruz.” dedi.

Selçuk, yaşlıların evde bakım ile gündüzlü bakım hizmetlerini destekleyerek, özellikle psikososyal bakıma ihtiyacı olanların yaşamlarını kolaylaştırmayı hedeflediklerini kaydetti.

Çeşitli nedenlerle aileleriyle olamayan, bakıma muhtaç yaşlıları sıra gözetmeksizin kurumsal bakım hizmetinden yararlandırdıklarını aktaran Selçuk, “Türkiye’de herkesin 6 atası var, anne-baba, kayınvalide-kayınpeder ve devlet ana-devlet baba. Ülkemizin dört bir yanına yayılmış huzurevlerimizle sosyal güvencesi olsun ya da olmasın tüm yaşlılarımıza hizmet veriyoruz.” diye konuştu.

2002 yılında 63 huzurevi ve yaşlı bakım rehabilitasyon merkezinde 5 bin kadar yaşlıya hizmet sunulurken bugün 34 bin kapasiteli 406 kuruluşta hizmet verildiği bilgisini aktaran Selçuk, huzurevlerinde gündüz bakım hizmeti de sunduklarını, 17 ilde gündüz bakım hizmeti sunan 27 kuruluş bulunduğunu kaydetti.

Gündüz bakım merkezlerini bütün illere yaygınlaştırmayı hedeflediklerini söyleyen Selçuk, ailelerin hac, umre gibi uzun dönemli seyahatlerinde veya vefat gibi durumlarda gözlerinin arkada kalmaması için de yaşlıları yatılı kuruluşlarda bir yıl içinde 45 güne kadar misafir edebildiklerini ifade etti.

“Tazelenme Üniversitelerini yaygınlaştıracağız” 

Bu yıl şubat ayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinde Türkiye’de ilk defa “Yaşlılık Şurası”nı gerçekleştirdiklerini ve Türkiye’den ve farklı ülkelerden 3 bin kişinin katılımıyla güzel bir etkinlik yaptıklarını belirten Selçuk, şura sonrasında 2023 Yaşlı Vizyon Belgesi’ni hazırladıklarını, kökleri mazide, kolları atide olan bir neslin ihyası için kuşaklar arası dayanışmayı güçlendirmeye devam edeceklerini kaydetti.

Yaşlılara hürmeti kültürden gelen bir gelenek olarak gördüklerini vurgulayan Selçuk, Tazelenme Üniversitesinin de kültürden gelen geleneğin güzel bir projeye dönüşmesinin en güzel örneği olduğunu belirtti.

Tazelenme Üniversitesinin önemini anlatan Selçuk, şöyle devam etti:

“Önümüzdeki dönemde Genel Müdürlüğümüzle, YÖK’le beraber tazelenme üniversitelerini inşallah tüm üniversitelerimizde yaygınlaştıracağız. Buna dair çalışmaları da yapmaktayız çünkü inanıyoruz ki öğrenmek, öğretmek, bu merakı diri tutabilmek aslında her yaşın bir gerekliliği. Ben de kendisine bu anlamda babama da çok teşekkür ediyorum. Eğer bugün bir yerlerdeysem, bugün bir şeyleri öğrenme aşkını yaşıyorsam ben bunu sevgili babama borçluyum.”
İnsanın yaşı kaç olursa olsun hayata daha pozitif, daha olumlu bakabilmesi, çevresine faydalı olabilmesi gerektiğini dile getiren Selçuk, her yaşın bir tecrübe olduğuna işaret etti.

Yaşlılıktan değil, yaşlılığı yaşayamamaktan korkulması gerektiğinin altını çizen Selçuk, şu değerlendirmede bulundu:

“Bu anlamda aktif ve sağlıklı bir yaşam sürmeyi hedeflemeliyiz. Bakanlık olarak ‘100 yaşını aşkın asırlık çınarlarımız’ diyoruz onlara. Dileğimiz, duamız o ki 100 yılı aşkın çınarlarımızla ve gençlerimizle kuşaklar arasındaki dayanışmayı daha da güçlendirerek daha mutlu, daha müreffeh bir şekilde ülkemizde hep beraber çalışarak, üreterek daha güçlü Türkiye olalım. Sizlerin desteği, büyüklerimizin desteği ve bizlere yolumuzda ışık tutması çok önemli. ‘Sizlerin hem tecrübesine hem de duasına talibiz’ diyoruz.”

Bakan Selçuk, konuşmasının ardından, Tazelenme Üniversitesi ve Akdeniz Üniversitesi öğrencileriyle hatıra fotoğrafı çektirdi.

Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Ünal da Bakan Selçuk’a plaket verdi. Öğrenciler Selçuk’a file çanta hediye etti.

Yorum için tıkla

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğitim-Öğretim

EKPSS başvuruları yarın başlayacak

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Engelli Kamu Personel Seçme Sınavı‘na (EKPSS) başvurular yarın başlayacak.

ÖSYM’nin internet sitesinde yer alan duyuruya göre, EKPSS 26 Nisan’da uygulanacak.

Sınava başvurular, yarından itibaren 12 Şubat’a kadar yapılacak.

Adaylar, ÖSYM’nin başvuru merkezleri aracılığıyla veya bireysel olarak “https://ais.osym.gov.tr” internet adresinden başvuruda bulunabilecek.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

Özel eğitim öğrencilerinin velilerine yönelik kurslara yoğun ilgi

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Mahmut Özer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Bakanlığa bağlı özel eğitim uygulama okullarında orta ve ağır düzeyde zihinsel yetersizliği olan bireylerle otizm spektrum bozukluğu bulunan kişiler için eğitim verildiğini belirtti.

Bu kapsamda 923 özel eğitim uygulama okulunda 29 bin 878 öğrencinin eğitim aldığını ifade eden Özer, bu öğrencilerin velilerinin, yaz kış demeden çocuklarını genellikle okullarda ders bitimine kadar beklediğini söyledi.

Bu velilere destek olmak için Bakanlığın velilere kurs vermeye başladığını anlatan Özer, böylece velilerin okullarda bekleme sürelerini daha nitelikli hale getirerek, ilgi duydukları alanda kendilerini geliştirmelerine imkan sağlamak istediklerini kaydetti.

Bu amaçla 923 özel eğitim uygulama okulunda, müdürlerin velilerle görüşerek kurs taleplerini aldığını aktaran Özer, şunları kaydetti:

“Bu talepler doğrultusunda okullarımızda halk eğitim merkezlerimiz tarafından velilerimize yönelik kurslar düzenleyerek eğitim vermeye başladık. Halk eğitim merkezleri aracılığıyla açtığımız kurslara yoğun talep oldu. Yaklaşık iki ay gibi kısa bir sürede 67 ilde 134 okulda 218 kurs açıldı ve bu kurslarda 3 bin 11 velimiz eğitim aldı. Bu konuda talep artıyor. Önümüzdeki aylarda bu sayılar giderek artacaktır. Hedefimiz imkanlar ölçüsünde 923 okulumuzda velilere yönelik en az bir kurs açabilmektir. Bu hedefe ulaşacağımıza inanıyorum. Süreci başarılı bir şekilde yöneten Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğüne, Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğüne, il, ilçe ve okul yöneticilerimize ve öğretmenlerimize teşekkür ediyorum.”

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

YÖK 5 üniversiteyi daha ihtisaslaşma kapsamına aldı

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanlığında düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, küreselleşmeyle birlikte yükseköğretim kurumlarının, üstlendikleri misyonlar, işlevleri, yeni stratejiler ve iş birliği modelleri çerçevesinde önemli değişimler gösterdiğini belirtti. 

YÖK Başkanı Saraç, bu süreçte yükseköğretim kurumlarının, özellikle bilgiyi üretmeleri, bu konuda ihtisaslaşmaları ve bilgiyi transfer edebilmelerinin, inovasyon geliştirme yetenekleri gibi kavramlarla yerel, bölgesel, ulusal ve uluslararası kalkınma ve rekabet gücünü artırma potansiyellerinin artık fevkalade önem kazandığını ifade etti.

Saraç, başkanlık görevine geldiği 2015’ten itibaren üniversitelerin faaliyetleri ve ilmi çıktılarının birbirinin aynısı olamayacağı, akademik yapılarına, beşeri sermayelerine, kuruluş misyonlarına ve bulundukları bölgelere bağlı olarak yapılan değerlendirmelerle üniversitelerin çeşitliliğinin gerekliliği üzerinde durduğunu dile getirdi.

Bir önceki nesil bölgesel gelişme politikalarının, bölgelerin kalkındırılması konusunda büyük ölçekli altyapı geliştirme ve bölgeye yatırım çekme gibi yöntemlerle gelişme hedeflerine ulaşmayı amaçladığına dikkati çeken Saraç, büyük ölçüde kamu fonu tahsisine rağmen, geri planda kalan bölgelerin diğerlerini yakalayamadığına işaret etti.

Kalkınma kutupları, öğrenen bölgeler, sosyal ve beşeri sermaye, bilgi transferi gibi kavramların üniversitenin bölgedeki rolünü merkezi bir öneme sahip kıldığını dile getiren Saraç, bu bağlamdan hareketle yeni YÖK’te “Bölgesel Kalkınma Odaklı İhtisaslaşma Projesi” kapsamında 2006’dan sonra kurulan üniversitelerle çalışılmaya başlandığını kaydetti.
Bu çerçevede, proje için daha önce Bingöl, Kırşehir Ahi Evran, Uşak, Düzce, Burdur Mehmet Akif Ersoy, Aksaray, Kastamonu, Muş Alparslan, Recep Tayyip Erdoğan ve Siirt üniversitelerinin, bölgenin mevcut durumu, üniversitenin potansiyeli, bölge-üniversite ilişkisi gibi 3 ana kulvarda pek çok parametre dikkate alınarak seçildiğini anlatan Saraç, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bölgesel Kalkınma Odaklı İhtisaslaşma Projesi kapsamındaki 10 üniversitemize, yine aynı kriterlerle değerlendirmeye alınarak seçilen Yozgat, Kırklareli, Çorum Hitit, Bartın, Artvin üniversiteleri olmak üzere 5 üniversitemiz daha katıldı. Bütün bu üniversitelerimizden beklentimiz kendilerine verilen ihtisaslaşma alanında ‘Hedeflenmiş Sosyo-Ekonomik Araştırma Programları’nı geliştirmeleri ve bu programın bölgenin kalkınmasına anlamlı değerler sunmasını sağlamalarıdır. Böylece bölgede, üniversite organizasyon ve stratejilerinde gelişmeler olacak, Ar-Ge organizasyonu artacak, ürün pazar ve rekabetinde güçlenmeler beklenecek, fon kaynakları artacak, yeni genişletilmiş iş birlikleri doğacak, uzmanlaşmış merkezler gelişecek ve de en önemlisi bölgeye ait kültürel güçlü değişimler ortaya çıkacaktır.”

Saraç, projeyle üniversitede, bölgenin ekonomik aktörler arasındaki hareketliliği destekleyen programların çeşitlenmesi, bölgesel gereksinimleri karşılayacak eğitim programlarının geliştirilmesi, bulunduğu bölgeyi daha iyi bilen öğrenciler ve mezunların istihdamıyla bölge temelli öğrenme süreçlerinin oluşturulmasının da beklendiğine işaret etti.

“Sinerji doğuran çalışmalar yapılması bekleniyor”

Üniversitelerin bölgesel kalkınma konusundaki bir diğer önemli getirisinin, ekonomik başarı, bireysel yetenekler ve gruplar arası bilgi transferi ile de doğrudan ilişki sağlaması olduğunun altını çizen Saraç, “Üniversitelerin yerel düzeydeki araştırma sonuçlarının ilgili özel ve kamu sektörleriyle paylaşılarak üretime dönüştürülmesi hedeflenmelidir. Bölgesel kalkınma ajansları ile etkin bir iletişim ağı kurularak sinerji doğuran çalışmalar yapılması beklenmektedir. Projenin beklenen gücü gerçekten etkin ve yüksektir. Henüz 4 yıllık bir proje olmasına rağmen birçok filizlenmeyi görmekteyiz ve projeden Türkiye’nin geleceği için umutluyuz.” diye konuştu.

“İhtisaslaşan üniversitelere destekleme söz konusu olacak” 

Bölgesel kalkınmada ihtisaslaşma misyonu verilen bu üniversitelerin Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından mali kaynaklarla, YÖK tarafından ise akademik personel kaynağı sağlanarak desteklendiğini anımsatan Saraç, söyle konuştu:

“Bu bağlamdan olmak üzere kaynak aktarımlarına ek olarak üniversitelerin ihtisaslaşma alanları ile ilgili olmak şartıyla 2018 yılında 50, 2019 yılında 100 araştırma görevlisi için ilave atama izni bu üniversitelere tahsis edilmiştir. Ayrıca ihtisaslaşma alanlarına uygun olarak öğretim üyesi yetiştirmek amacıyla yurt dışı lisansüstü burs imkanlarından da yararlanabilmeleri sağlanmaktadır. Bahsettiğimiz bütün bu çalışmalar aslında küresel yükseköğretimde yeni bir dönüşüm ve yeni bir akademik devrim olarak nitelendiriliyor. Bu süreçten asla kopmamalıyız.
Üniversite ile bölge arasındaki uzun süreli ve başarı sağlayan, bölgesel gelişmeyi mümkün kılan bir ortaklığın kurulabilmesi için hem üniversiteler hem de bölgesel paydaşlar, bölgesel gelişmedeki rollerini çalışmalı, değerlendirmeli ve iyi kullanmalıdır. Bu uzun süreli çalışmada üniversitelere ve paydaşlara başarılar diliyorum. YÖK girişimiyle ve Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığının da destekleriyle bu yıl Bölgesel Kalkınma Odaklı İhtisaslaşan üniversitelere bir destekleme söz konusu olacaktır. Bu müjdeyi de üniversitelerimize vermek isterim.”

Rektörlere proje katılım belgesi 

Konuşmaların ardından Saraç, tıbbi ve aromatik bitkiler alanında ihtisaslaşacak Artvin Çoruh Üniversitesinin rektörü Fahrettin Tilki’ye, akıllı lojistik ve bütünleşik bölge uygulamaları kapsamında ihtisaslaşacak Bartın Üniversitesinin rektörü Orhan Uzun’a, makine ve imalat teknolojilerinde ihtisaslaşacak Hitit Üniversitesinin rektörü Ali Osman Öztürk’e, gıda alanında ihtisaslaşacak Kırklareli Üniversitesinin rektörü Bülent Şengörür’e ve endüstriyel kenevir alanında ihtisaslaşacak Yozgat Bozok Üniversitesinin rektörü Ahmet Karadağ’a proje katılım belgesi verdi.

Toplantıya, YÖK Yürütme Kurulu üyelerinin yanı sıra Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Çetin Ali Dönmez, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Akif Özkaldı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürü Barış Yeniçeri, proje komisyon üyeleri, proje kapsamında daha önce belirlenen 10 üniversitenin rektörleri, projeye yeni seçilen 5 üniversitenin rektörleri ile bulundukları ilin valileri ve sanayi ve ticaret odaları başkanları katıldı.

Okumaya Devam