İletişim : info@mebhaberim.com

Eğitim-Öğretim

Tazelenme üniversitelerini yaygınlaştıracağız

Yayınlandı

Antalya

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, YÖK ile beraber “tazelenme üniversitelerini” tüm üniversitelerde yaygınlaştıracaklarını belirterek, “Çünkü inanıyoruz ki öğrenmek, öğretmek, bu merakı diri tutabilmek aslında her yaşın bir gerekliliği.” dedi.

Selçuk, Akdeniz Üniversitesi Atatürk Konferans Salonu’nda düzenlenen 60+ Tazelenme Üniversitesi Akademik Yılı açılış töreninde yaptığı konuşmada, bugün dünya nüfusunun yüzde 9’unu 65 yaş üzerinin oluşturduğunu ve bu oranın 2050 yılında yüzde 16’ya kadar yükselmesinin beklendiğini söyledi.

Türkiye’nin 65 yaş üzerindeki nüfusunun toplam nüfusa oranının ise geçen yıl itibarıyla yüzde 8,8 iken, 2023 yılında yüzde 10’a, 2050’de de yüzde 21’e ulaşacağının tahmin edildiğini dile getiren Selçuk, bu açıdan yaşlılığın giderek daha önemli, daha baskın bir sosyal gerçeğe dönüştüğünü vurguladı.

Bakanlık olarak toplumda aktif ve sağlıklı yaşlanmanın sayısını artırmak için alınması gereken önlemlerle ilgili gerekli çalışmaları sürdürdüklerini belirten Selçuk, şunları söyledi:

“Birinci önceliğimiz, toplumun yaşlı ve gençleriyle bir arada olabilmesi için büyüklerimizi bulunduğu yerde ve ortamda beraber olabilmesi. Kültürümüz açısından büyüklerin varlığı, bağlı olduğu ailenin temel direği ve köküdür. Bunun için sosyal yardım ve bakım hizmetlerimizde aile odaklı çalışmalara birinci öncelik veriyoruz.”

168 bin yaşlıya ailesinin yanında evde bakım hizmeti veriliyor

65 yaşını doldurmuş muhtaç, güçsüz ve kimsesiz vatandaşlara yaşlılık aylığı verildiğini anımsatan Selçuk, “Bugün 168 bin yaşlımıza ailesinin yanında evde bakım desteği veriyoruz.” dedi.

Selçuk, yaşlıların evde bakım ile gündüzlü bakım hizmetlerini destekleyerek, özellikle psikososyal bakıma ihtiyacı olanların yaşamlarını kolaylaştırmayı hedeflediklerini kaydetti.

Çeşitli nedenlerle aileleriyle olamayan, bakıma muhtaç yaşlıları sıra gözetmeksizin kurumsal bakım hizmetinden yararlandırdıklarını aktaran Selçuk, “Türkiye’de herkesin 6 atası var, anne-baba, kayınvalide-kayınpeder ve devlet ana-devlet baba. Ülkemizin dört bir yanına yayılmış huzurevlerimizle sosyal güvencesi olsun ya da olmasın tüm yaşlılarımıza hizmet veriyoruz.” diye konuştu.

2002 yılında 63 huzurevi ve yaşlı bakım rehabilitasyon merkezinde 5 bin kadar yaşlıya hizmet sunulurken bugün 34 bin kapasiteli 406 kuruluşta hizmet verildiği bilgisini aktaran Selçuk, huzurevlerinde gündüz bakım hizmeti de sunduklarını, 17 ilde gündüz bakım hizmeti sunan 27 kuruluş bulunduğunu kaydetti.

Gündüz bakım merkezlerini bütün illere yaygınlaştırmayı hedeflediklerini söyleyen Selçuk, ailelerin hac, umre gibi uzun dönemli seyahatlerinde veya vefat gibi durumlarda gözlerinin arkada kalmaması için de yaşlıları yatılı kuruluşlarda bir yıl içinde 45 güne kadar misafir edebildiklerini ifade etti.

“Tazelenme Üniversitelerini yaygınlaştıracağız” 

Bu yıl şubat ayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinde Türkiye’de ilk defa “Yaşlılık Şurası”nı gerçekleştirdiklerini ve Türkiye’den ve farklı ülkelerden 3 bin kişinin katılımıyla güzel bir etkinlik yaptıklarını belirten Selçuk, şura sonrasında 2023 Yaşlı Vizyon Belgesi’ni hazırladıklarını, kökleri mazide, kolları atide olan bir neslin ihyası için kuşaklar arası dayanışmayı güçlendirmeye devam edeceklerini kaydetti.

Yaşlılara hürmeti kültürden gelen bir gelenek olarak gördüklerini vurgulayan Selçuk, Tazelenme Üniversitesinin de kültürden gelen geleneğin güzel bir projeye dönüşmesinin en güzel örneği olduğunu belirtti.

Tazelenme Üniversitesinin önemini anlatan Selçuk, şöyle devam etti:

“Önümüzdeki dönemde Genel Müdürlüğümüzle, YÖK’le beraber tazelenme üniversitelerini inşallah tüm üniversitelerimizde yaygınlaştıracağız. Buna dair çalışmaları da yapmaktayız çünkü inanıyoruz ki öğrenmek, öğretmek, bu merakı diri tutabilmek aslında her yaşın bir gerekliliği. Ben de kendisine bu anlamda babama da çok teşekkür ediyorum. Eğer bugün bir yerlerdeysem, bugün bir şeyleri öğrenme aşkını yaşıyorsam ben bunu sevgili babama borçluyum.”
İnsanın yaşı kaç olursa olsun hayata daha pozitif, daha olumlu bakabilmesi, çevresine faydalı olabilmesi gerektiğini dile getiren Selçuk, her yaşın bir tecrübe olduğuna işaret etti.

Yaşlılıktan değil, yaşlılığı yaşayamamaktan korkulması gerektiğinin altını çizen Selçuk, şu değerlendirmede bulundu:

“Bu anlamda aktif ve sağlıklı bir yaşam sürmeyi hedeflemeliyiz. Bakanlık olarak ‘100 yaşını aşkın asırlık çınarlarımız’ diyoruz onlara. Dileğimiz, duamız o ki 100 yılı aşkın çınarlarımızla ve gençlerimizle kuşaklar arasındaki dayanışmayı daha da güçlendirerek daha mutlu, daha müreffeh bir şekilde ülkemizde hep beraber çalışarak, üreterek daha güçlü Türkiye olalım. Sizlerin desteği, büyüklerimizin desteği ve bizlere yolumuzda ışık tutması çok önemli. ‘Sizlerin hem tecrübesine hem de duasına talibiz’ diyoruz.”

Bakan Selçuk, konuşmasının ardından, Tazelenme Üniversitesi ve Akdeniz Üniversitesi öğrencileriyle hatıra fotoğrafı çektirdi.

Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Ünal da Bakan Selçuk’a plaket verdi. Öğrenciler Selçuk’a file çanta hediye etti.

Yorum için tıkla

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğitim-Öğretim

YÖK Başkanı Saraç: Açık erişimin önemi, salgın döneminde belirgin olarak ortaya çıktı

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, “Yeni YÖK”ün öncelikleri arasında yer alan “açık erişim”in öneminin küresel salgın döneminde daha da belirginleştiğini kaydetti.

Saraç, Twitter hesabından Uluslararası Açık Erişim Haftası‘na ilişkin yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:

“Yeni YÖK olarak önceliklerimiz arasında yer alan açık erişimin önemi içinde bulunduğumuz küresel salgın döneminde daha da belirgin olarak ortaya çıkmıştır. Bu yıl teması Yapısal Eşitlik ve Kapsayıcılık İnşa Etmek Amacıyla Açık Erişim olarak belirlenen Uluslararası Açık Erişim Haftası’nı kutluyorum.”

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

MEBden okul yöneticilerine uzaktan eğitim tasarım ve yönetim eğitimi

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Milli Eğitim Bakanlığınca(MEB), okul yöneticilerinin uzaktan eğitim süreçlerindeki tasarım ve yönetim becerilerinin geliştirilmesi amacıyla UNICEF iş birliğinde hazırlanan “Okul Yöneticilerinin Kapsayıcı Eğitim Bağlamında Uzaktan Eğitim, Tasarım ve Yönetim Becerilerinin Geliştirilmesi” uluslararası akredite sertifikalı mesleki gelişim programının tanıtımını, MEB Başöğretmen Salonu’nda düzenlenen törende yaptı. 

Okul yöneticilerinin eğitiminin son derece kritik olduğunu ifade eden Selçuk, “Okullarımızın rengi, neşesi, niteliği doğrudan doğruya okul müdürlerimizin yetkinliği ve motivasyonu ile ilgili bir konu. Yapılan bu çalışma aslında tarihi olarak büyük bir değer taşıyor. Okul müdürlerimiz, okuldaki ilişkiler ağının okulun içinde olagelen iletişimin büyük ölçüde mimarlarıdır. O nedenle bu mimariyi kurarken çok daha nitelikli olarak kurma konusunda desteğimizle her zaman yanlarındayız.” değerlendirmesini yaptı.

Her neslin kendi zamanıyla kendi çağıyla geldiğini ve o nesillere ayak uydurabilmek için okul müdürleri ve öğretmenlerin sürekli kendilerini yenilemeleri gerektiğine işaret eden Selçuk, “Aslında siz okulun liderliğini yürütürken büyük bir değişimi ve dönüşümü de yönetiyorsunuz ve sizin bu yönetiminiz, okulun ne kadar yol alacağını, öğretmenlerin ve öğrencilerin kurumda ne kadar mutlu olacağını, nasıl akışkan bir süreç yaşayacağını doğrudan doğruya etkiliyor. Ama bunun tam tersi olursa eğer ‘Başımıza iş açmayalım hocam’, ya da öğrenciler için “Durun durduğunuz yerde çocuğum’ gibi ifadeler olursa o zaman da sistemin tıkandığını rahatlıkla görürüz. Bizim güzel işlerimiz olsun, çocuklarımız durmasınlar, yürüsünler, öğretmenler ve öğrencilerimiz okul yöneticilerinin açtığı yolda hızla ilerlesinler.” diye konuştu.

Okul müdürlerinin çok fazla bürokratik işlerinin olduğunu, lojistik işlerle uğraştıklarını vurgulayan Selçuk bütün çabalarının bu yükün azaltılması ve okul müdürlerinin gerçekten eğitimle uğraşmaları konusunda fırsat bulmaları için olduğunu dile getirdi.

Yöneticilerin eğitim ekosistemini geliştirebilmeleri için her türlü tedbiri aldıklarının altını çizen Selçuk, “Onların gelişimi, onların mutluluğu okulun mutluluğu, yani öğretmenin ve çocuğun mutluluğu demek. Biz ne kadar iyi bir teşkilata sahip olursak ne kadar iyi müfredata sahip olursak olalım iyi bir eğitim kadrosuna sahip olmazsak bunlar çok da anlamlı olmayacaktır. Bakanlık olarak biz her zaman okul yöneticilerimizin, müdürlerimizin, müdür yardımcılarımızın yanında olacağız ve onları destekleyeceğiz. Bunun için de çok yeni çalışmaların peşindeyiz.” ifadelerini kullandı.

“Elinde sanki bir sihirli değnek varmış gibi”

Bakan Selçuk, UNICEF’le iş birliği içinde uzaktan eğitim sürecinde dijital materyallerin geliştirilmesi, salgın döneminde okul güvenliğinin sağlanması, sosyal duygusal becerilerin geliştirilmesi, teknoloji liderliği, proje tasarımı, kriz ve kriz yönetimi gibi pek çok kitabın hazırlandığını belirterek, şöyle devam etti:

“Bütün bunlar bizim ortak bir dilimizin gelişmesine hizmet edecek, bütün bunlar bizim eğitimin kalitesinin artırma noktasında kavramlarımızı ve terimlerimizi geliştirmemize hizmet edecek. Okul yöneticilerinin uzaktan eğitim süreçlerinde tasarım ve yönetim becerilerinin geliştirilmesi programına yaklaşık 50 bin civarında okul yöneticimiz katıldı. Bunun sayısı artacak ve bu eğitimlerin hazırlanan kitapları çerçevesinde, eğitim yazılımları çerçevesinde devam etmesi söz konusu olacak.

Bir okul müdürü gerçekten yetkinliği ile, motivasyonu ile harekete geçtiğinde ‘Bu okul gerçekten o okul mu’ sorusunu sordurabiliyor. Yani elinde sanki bir sihirli değnek varmış gibi bir okulun çehresini değiştirme, okul-çevre ilişkilerini güzelleştirme, öğretmenin mutluluğunu, öğrencilerin öğrenme sorumluluğunu yükseltme gibi konularında son derece başarılı işler yapabiliyorlar. Biz Bakanlık olarak üzerimize düşeni yaparsak biliyoruz ki okul müdürlerimiz de yapacak. Bugünkü çalışma da bu fikrin bir sonucu ve bizim yöneticilerimizle yazamayacağımız başarı hikayesi yok, buna gönülden inanıyoruz.”

“Salgın dönemi bizim için aslında eğitimin bir fırsatı da oldu”

Ziya Selçuk, Öğretmen Yetiştirme Genel Müdürlüğü ve UNICEF iş birliğinde öğretmenlerle ilgili daha önce pek çok çalışma yürütüldüğünü hatırlatarak, salgın döneminin eğitim yöneticilerine, okulların kültürünü, atmosferini dönüştürmek, okulları “Barış yuvası”na dönüştürmek açısından fırsat sunduğunu bildirdi.

Çalışmada emeği geçenlere, UNICEF’e ve okul yöneticilerine teşekkür eden Selçuk, “Bu tür çalışmaların damlaya damlaya belirli bir suyun iz bırakması gibi kısa ve orta vadede sistemde çok büyük bir davranışsal değişime de hizmet edecek. O yüzden bu tür işleri çok çok önemsiyorum.” dedi.

Milli Eğitim Bakanı Selçuk daha sonra, Okul Yöneticilerinin Kapsayıcı Eğitim Bağlamında Uzaktan Eğitim, Tasarım ve Yönetim Becerilerinin Geliştirilmesi programına katılan okul yöneticilerine dijital sertifikalarını yapılan canlı bağlantılarla takdim etti.

“Türkiye’nin en büyük okul yöneticisi mesleki gelişim programını yürüttük”

MEB Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Adnan Boyacı ise 2023 Eğitim Vizyonu’nda okul yöneticiliğinin ve mesleki gelişimin önemine vurgu yapıldığını hatırlatarak, Bakanlık olarak bu amaçla pek çok program geliştirdiklerini anlattı.

UNICIEF’le ortaklaşa yürütülen yüz yüze mesleki gelişim programına geçen yıl 11 bin okul yöneticisinin katıldığını aktaran Boyacı, “Çalışma, Türkiye’nin en büyük okul yöneticisi mesleki gelişim programı oldu.” dedi.

Projeyle, meslektaşların tecrübelerini birbirleriyle paylaştığı yeni bir çerçeve sunulduğunu anlatan Boyacı, ikinci grup eğitimlerinde ise Kovid-19 sürecinde okul yöneticilerinin idari, teknik, iletişim konularını ele aldıklarını aktardı.

Şu ana kadar 40 bin okul yöneticisinin bu eğitimleri aldığını ve bu yılın sonuna kadar 200 bin yöneticinin eğitimleri alacağını belirten Boyacı, “Bundan sonraki süreçte okul yöneticilerimize yönelik projelerimizi derinleştirerek artırmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

İHÜyü kampüs üniversite kimliğine kavuşturan külliye açıldı

Yayınlandı

Yazar :

İstanbul

İbn Haldun Üniversitesini (İHÜ), teknolojik imkanlarla donatılan modern fakülte binaları ve derslikleri, kongre ve konferans salonları, yurtları, kütüphanesi, yeşil alanları ve sosyal donatılarıyla “kampüs üniversitesi” hüviyetine kavuşturan külliye bugün hizmete girdi. 

Mimar Sinan’ın en önemli eserlerinden olan Üsküdar Atik Valide Sultan Külliyesi yerinde incelenerek projelendirilen ve temeli 22 Ekim 2018’de atılan İbn Haldun Üniversitesi Külliyesi’nin yarın gerçekleştirilecek 1. faz açılışına, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da katıldı.

Öğrencilerin ve akademik kadronun ders ve ders dışı tüm ihtiyaçlarını karşılayan külliye ile İHÜ, yeni teknolojik imkanlarla donatılan modern fakülte binaları ve derslikleri, kongre ve konferans salonları, yurtları, kütüphanesi, yeşil alanları, spor alanları, etkinlik ve dinlenme alanları, bisiklet yolları ve parkları gibi sosyal donatılarıyla “kampüs üniversitesi” kimliğine kavuşştu.

Eğitim-öğretime dair fiziki imkanlar ve sosyal donatılar

Külliyenin 1. fazında inşası tamamlanan mevcut binalarda 12, 20, 30 ve 54 kişilik olmak üzere farklı büyüklüklerde 101 sınıf, 4 bilgisayar laboratuvarı ve 1 psikoloji laboratuvarı bulunuyor. 

Ayrıca külliyede, 180’er kişilik 2 amfi, daha çok hukuk fakültesi öğrencilerinin kullanacağı konsept bir sınıf ve 412 kişilik konferans salonu yer alıyor.

Öğrenci kulüplerinin ve öğrencilerin sosyal faaliyetlerinde kullanımı için 837 metrekarelik kapalı bir alanın ayrıldığı külliyede, fakülte ve diller okulu kantinlerinin yanı sıra merkez kafeterya da hizmet verecek.

734 öğrenci kapasiteli yurt

İbn Haldun Üniversitesi Külliyesinde, 361 kız, 382 erkek olmak üzere 743 öğrencinin konaklayabileceği bir yurt da bulunuyor. Odaların 3 kişilik olduğu yurt binasının içerisinde aerobik ve fitness salonları, hobi mutfakları, okuma alanları ve dinlenme alanları yer alıyor. 

Yurt binalarının kuzeyinde ise halı saha, basketbol sahası ve tenis kortu bulunuyor.

Yurtlar bölgesinden fakülte bölgesine uzanan ve fakülte bölgesi çevresini dolanan bisiklet yolu, Türkiye’nin en uzun bisiklet yoluna sahip olan Başakşehir Belediyesinin bisiklet yoluna entegre oluyor. Külliyede 100 civarında bisiklet parkı bulunuyor.

Ayrıca “engelsiz üniversite” kriterlerine uygun inşa edilen külliyede tüm yol ve kaldırım birleşim yerleri hemyüz yapılarak engelli geçişi kolaylaştırıldı ve görme engelliler için yönlendirme uygulamaları yapıldı.

65 bin metrekare yeşil alan

Kullanıma açılacak 1. fazında 138 bin 62 metrekare açık, 67 bin metrekare kapalı alan bulunan külliyede, 65 bin metrekare yeşil alan yer alırken, 4 bin 500 metrekarelik bir alana birçok meyve türünden 124 meyve ağacı dikildi.

Yapımı devam eden ve 2021 yılı sonunda tamamlanması planlanan Halkalı-İstanbul Havalimanı hattının İbn Haldun Üniversitesi durağı külliyenin giriş binasına 700 metre mesafede bulunuyor. Üniversitenin ana girişinde yer alan otobüs durağı da bölge otobüslerinin güzergahı arasında yer alacak.

Klasik Türk mimarisi örnek alınarak inşa edilen ve en fazla 4 katlı binaların yer aldığı külliyede, Türk-İslam mimarisinde önemli yeri olan iç ve dış avlular teşkil edilerek nitelikli peyzaj düzenlemeleri de yapıldı.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında Güz-2020 Dönemi derslerinin uzaktan eğitimle devam ettiği süreçte İbn Haldun Üniversitesi Külliyesi ve kütüphane imkanları, öğrencilerin, akademisyenlerin ve araştırmacıların kullanımına açık olacak.

Külliyenin 2. ve 3. faz planlamaları

Külliyenin, inşaatı devam eden 2. ve 3. fazlarında ise İbn Haldun Korusu, Spor Merkezi, Öğrenci Yaşam Merkezi, yurt binaları ve fakülte binaları yer alacak. 

12 Ekim’de temeli törenle atılan Spor Merkezinde, kapalı basketbol sahası ve halı saha, kapalı yüzme havuzu, tenis kortu, güreş salonu, fitness salonları, okçuluk alanı, sauna, buhar odası ve tuz odasının yer alması planlanıyor.

Ayrıca, İbn Haldun Korusu olarak isimlendirilen vadide hobi bahçeleri oluşturulacak.

“Osmanlı ve Selçuklu medrese anlayışını yansıttık”

Külliyeye ilişkin AA muhabirine açıklamada bulunan İHÜ Rektörü Prof. Dr. Recep Şentürk, kampüsün üniversitenin “fikri bağımsızlık” mottosunu ve eğitim felsefesini yansıtacak bir mimari tasarımla inşa edildiğini söyledi. 

Üniversitenin eğitim anlayışını “gelenekli yenilikçilik” olarak tanımlayan Şentürk, bir taraftan yenilikçi ama aynı zamanda geleneği de sürdüren bir yenilikçilik anlayışıyla eğitim müfredatını kurguladıklarını, kampüsün mimarisinin somut olarak bu anlayışı yansıttığını ifade etti.

Külliyenin Osmanlı-Türk mimarisi örnek alınarak inşa edildiğini dile getiren Şentürk, “Revaklar, iç avlular var. Osmanlı ve Selçuklu medrese anlayışını yansıttık. İç avlulardaki 6 köşeli kırmızı tuğlalar da Osmanlı eğitim mimarisini yansıtıyor. Külliye planlanırken mimarlarımız Atik Valide Külliyesi, Fatih ve Süleymaniye medreselerini incelediler. Buralardaki mimari anlayışı modern dünyaya taşıdılar.” diye konuştu.

Kampüsün ortasında bir fütüvvet havuzu olduğunu aktaran Şentürk, şu bilgileri verdi:

“Bu fütüvvet havuzu da İbn-i Haldun’un değerlerinden bir tanesi olan fütüvveti yansıtıyor. 8 köşeli bir Selçuklu fütüvvet yıldızı havuz şeklinde inşa edilmiştir. Bu da yine Selçuklu ve Osmanlı’dan bize kalan bir mimari öge. Burada da fütüvvetin 8 değeri havuzun etrafında yansıtılmış oldu. Fütüvvet karakter eğitimi anlamına geliyor. Yani özgeci, diğerkamcı, kendi menfaatini bencil bir şekilde önceleyen değil başkalarını önceleyen, topluma, ülkeye ve insanlığa hizmeti önceleyen bir ahlak anlayışı. Genel olara dünyada eğitim sisteminde liberal ahlak anlayışı hakim. Bir taraftan akademik eğitim diğer taraftan liberal ahlak anlayışı veriliyor. Liberal ahlak anlayışı da bireyin özerkliğine dayalı. Biz ise bu liberal gençlik ahlakına alternatif olarak İslam medeniyetinden, kültürümüzden ve tarihimizden tevarüs ettiğimiz fütüvvet gençlik ahlakını öğrencilerimize sunmak istiyoruz. Bunu da külliyemizin ortasına inşa ettiğimiz 8 köşeli fütüvvet havuzuyla sembolize etmiş olduk. Havuzun etrafında bu değerler yazılı.”

Prof. Dr. Şentürk, külliyede modern teknik imkanları da kullandıklarını, akıllı sınıflar, konferans sınıfları, öğrenci merkezleri ve çok amaçlı alanlar oluşturduklarını kaydetti.

“Ağaçlar büyüdüğünde orman içinde bir külliye görünümü oluşacak”

Külliyenin 1. etabında 5 bina inşa ettiklerini belirten Şentürk, “Giriş binamız var. İslam felsefesindeki varlığın ve bilginin 7 mertebesini sembolize eden bir giriş kapısı var. Öğrenci Merkezimizin içerisinde büyük etkinlik salonları ve öğrenci kantini bulunuyor. İnsan ve Toplum Bilimleri binası, İşletme Fakültesi binası, Diller Okulu ile Rektörlük ve yönetim binası inşa edildi. Kız ve erkek olmak üzere 2 yurt binasının inşası bitti. Bu hafta içerisinde Spor Merkezinin temelini attık. İçinde kapalı yüzme havuzu, tenis, okçuluk ve diğer sportif faaliyetlerin yapılacağı alanlar yer alacak.” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Şentürk, külliyeye 3-4 kattan yüksek bina inşa edilmeyeceğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Külliyemizde ağaçlardan yüksek bina olmayacak, daha doğal bir ortam olacak. Külliyenin üzerine oturduğu alan yaklaşık 500 dönüm bir alan. Peyzaj çalışmaları hızla ilerliyor. Şu anda 4 bini aşkın ağaç dikilmiş durumda. Özel olarak bir meyve bahçesi oluşturuyoruz. Ayrıca hobi bahçeleri tasarlıyoruz. Bu ağaçlar büyüdüğünde orman içinde bir külliye görünümü oluşacak. Burası hem fiziki imkanlarıyla hem de içindeki yüksek seviyeli akademik araştırmalarla uluslarası bir düzeyde mükemmeliyet merkezi olarak ülkemize hizmet verecek.”

“Öğrenci sayısı arttıkça 2. faza geçilecek”

Üniversitenin öğrenci projeksiyonunun 5 bini aşmayacak şekilde planlandığını, bunun yüzde 25’inin lisans, yüzde 75’inin de yüksek lisans ve doktora öğrencisi olacağını kaydeden Şentürk, şu anda yaklaşık 1500 öğrenci olduğunu, mevcut haliyle külliyenin kapalı mekanlarının yeterli olduğunu söyledi. 

Öğrenci sayısı arttıkça 2. faza geçileceğini belirten Şentürk, sözlerini şöyle tamamladı:

“Yeni fakülte ve yurt binaları ilave edilecek. Şu anda bir cami inşaatının projesi yapılıyor. Daha büyük bir üniversite kütüphanesi yapılacak, onun yanına da Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi inşaatı. Şu anda üzerinde çalışmalar devam ediyor. Çünkü amacımız araştırma üniversitesi olmak. Bu da ancak çok zengin bir kütüphaneyle mümkün olabilir. Kütüphanemizin içerisinde Dijital İnsan Bilimleri Merkezi kuracağız. Böylece kütüphane alanındaki dijitalleşmeyi takip edeceğiz. Dijital datalar toplanacak ve öğrencilerimiz kolaylıkla kaynaklara ve verilere hızla ulaşacak. Dünyadaki son gelişmelere göre tasarlanmış bir kampüs ve kütüphane, çalışma mekanları, sosyal faaliyet ve spor alanlarını kurmuş olacağız.”

Okumaya Devam
Advertisement