İletişim : info@mebhaberim.com

Eğitim-Öğretim

Sanayiyle iç içe meslek öğrenen gençler istihdama kazandırılıyor

Yayınlandı

İstanbul

Otomotiv firmalarının önemli sanayi yatırımları yaptığı, modern atölyeleri ve laboratuvarlarıyla dikkati çeken Borsa İstanbul Başakşehir Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, öğrencilerine sanayiyle iç içe mesleki ve teknik eğitim fırsatı sunarak, istihdama kazandırıyor.

//www.aa.com.tr/tr/meslek-liseleri” style=”box-sizing:border-box;color:inherit;text-decoration-line:none;background-color:#9be8f8;opacity:1;box-shadow:rgb(155, 232, 248) 0px -2px 0px inset, rgb(155, 232, 248) 0px -3px 0px inset;font-family:-apple-system, BlinkMacSystemFont, ‘Segoe UI’, Roboto, ‘Helvetica Neue’, Arial, sans-serif, ‘Apple Color Emoji’, ‘Segoe UI Emoji’, ‘Segoe UI Symbol’, ‘Noto Color Emoji’;font-size:16px;transition:all 0.3s ease-in-out 0s !important;” target=”_blank”>

Mesleki ve teknik eğitimde dünya standartlarını yakalamış, bilim ve teknoloji ışığında yüksek nitelikli bir eğitim anlayışıyla 2013-2014 eğitim-öğretim yılından beri faaliyetlerini sürdüren lise, öğrencilere “bilişim teknolojileri”, “elektrik-elektronik teknolojisi”, “motorlu araçlar”, “kimya” ve “makine teknolojisi” olmak üzere 5 alanda mesleki eğitim veriyor.

Ulusal veya uluslararası markaların sanayi yatırımları yaparak, modern atölyeler kurduğu okulda sanayiyle iç içe uygulamalı eğitim alan öğrenciler, kollarına “altın bilezik”lerini taktıktan sonra bu firmalarda staj yapma imkanı da buluyor.

Mezun olan öğrenciler, staj yaptığı firmadan iş teklifi alarak, yüksek maaşlarla istihdama kazandırılıyor ya da tercihlerine göre, üniversitede mühendislik bölümlerinde eğitimlerine devam ederek akademik alanda kendilerini geliştirebiliyorlar.

Okul, sanayi ile iş birliği içinde, ülke ekonomisinin ve iş yaşamının ihtiyacı olan nitelikli iş gücünü, çağdaş ve bilimsel temellere dayanan eğitim anlayışıyla birleştirerek, mesleki ve insani değerlere sahip, öz güveni yüksek, kendini sürekli geliştiren bireyler yetiştirmeyi hedefliyor.

“Öğrencilerimiz kaliteli ortamda, üst düzey mesleki eğitim alıyor”

Okul Müdürü Aykut Akça, AA muhabirine, okul sanayi iş birliği içinde sektörün beklentilerini karşılayacak iş gücünü yetiştirmek için çaba gösterdiklerini söyledi.

Öğrencilere 10. sınıftan itibaren atölyede uygulamalı mesleki eğitim verdiklerini dile getiren Akça, son sınıfta ise öğrencinin haftada 2 gün okula, 3 gün de iş birliği yaptıkları firmalara staja gittiklerini kaydetti.

Bilişim teknolojileri, elektrik-elektronik teknolojisi, motorlu araçlar, kimya ve makine teknolojisi alanlarında mesleki eğitim verdiklerini belirten Akça, “Bu alanların hepsinin sektörel karşılıklarında çeşitli düzeylerde iş birliklerimiz var. Motorlu araçlar bölümü bu açıdan çok yoğun ve zengin. Bu bölümde Mercedes Benz, Volkswagen, Bosch, Bridgestone, Lassa ve ÇETUR’un laboratuvarları var. Laboratuvarların içerisindeki donatılar tamamen son teknoloji, firmanın kendi bünyesinde yetkili servislerinde kullandığı cihazlar. Öğrencilerimiz çok kaliteli bir ortamda, üst düzey bir mesleki eğitim alıyor. Staj döneminde de yine o firmaların yetkili servislerinde staj yapıyor. Büyük oranda da iş teklifi alıyorlar.” diye konuştu.

Akça, okul sanayi iş birliğinin önemine işaret ederek, “Okul sanayi iş birliği şöyle bir kapı açıyor bize. Her şeyden öte okulun donatımı güncel. Bir öğrenci hiçbir şey görmeden, elini bir makineye değdirmeden mezun olmuyor. Çocuk iyi bir ortamda eğitim alıyor. Türkiye, özellikle endüstriyel anlamda yol katetmek, ithalattan kurtulmak, üretim ve istihdam olanaklarını artırmak ve kendi milli ürünlerini üretmek istiyorsa bunun yolunun mesleki eğitimden geçtiğini düşünüyorum.” değerlendirmesini yaptı.

“Çocuk mühendislik alanlarına ilgiliyse meslek lisesine gitmeli”

Mesleki eğitimde en önemli şeyin yaparak ve yaşayarak öğrenme olduğunu vurgulayan Akça, öğrencilerin atölyelerde aldıkları teorik eğitimi, anında pratiğe dönüştürerek, bilgiyi daha kalıcı hale getirdiklerini belirtti.

Mesleki eğitimle ilgili bazı velilerin olumsuz kanaatleri olduğunu ifade eden Akça, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eğer çocuk, teknik bilimlerle uğraşmak istiyorsa robotik, makine, motor, elektrik, yazılım, kodlama gibi mühendislik alanlarıyla ilgileniyorsa ve gelecekte bu alanda çalışmak istiyorsa meslek lisesine gitmeli. Mezun olduktan sonra gideceği bölümün üniversitesine devam etmek için 9. sınıftan itibaren kafasına onu hedef olarak koymalı. Meslek lisesinde bilgisayar bölümünde bilişim teknolojileri alanından mezun olup üniversitede bilgisayar mühendisliği okuyan bir öğrencinin Anadolu lisesinden gelip bu bölümü okuyan öğrenciyle ciddi farkları vardır. Meslek lisesi mezunu olup da mühendislik okuyanlar inanılmaz farklı. Çünkü uygulama imkanı bulmuş. Uygulama yapamayan bir mühendisle bir şey üretemeyiz. Uygulama bu ülkenin ihtiyacı olan şey. O da bizde var.”

Akça, meslek liselerinin hem devletin imkanlarıyla hem sektörün desteğiyle iyi bir noktaya geldiğinin altını çizdi.

“Sanayi meslek lisesindeki uygulamalı eğitime ihtiyaç duyuyor”

Okulun istihdam oranlarının yüzde 50 civarında olduğuna ve mezun olan öğrencilerin kendi alanlarında işe yerleştirildiğine dikkati çeken Akça, “Meslek lisesi mezunu olmak çok değerli bir şeydir. Şu anda meslek lisesi mezunları istihdam olanağı olarak daha fazla tercih ediliyor. Çünkü sanayi, meslek lisesindeki uygulamalı eğitime ihtiyaç duyuyor.” dedi.

Meslek lisesi öğrencilerinin son sınıfta hem staj yapıp hem okula geldikleri için üniversite sınavına hazırlanmaya fırsat bulamadıklarından başarı oranlarının düşük olduğunu belirten Akça, şunları söyledi:

“Meslek lisesinde son sınıfa gelen bir öğrenci, iş hayatına katılmak istiyorsa 5 gün staja gitmeli, okula gitmemeli. Akademik alanda kendini geliştirmek isteyen bir öğrenci ise stajını yazın veya 11. sınıfta yaparak, son sınıfta staja gelmesin, 5 gün okula gitsin. Biz ona son yıl matematik, fizik gibi bütün dersleri vererek, tamamen üniversiteye kanalize edebiliriz. Başarının bu şekilde artacağını düşünüyorum. 9. sınıfta mesleki eğitimle alakalı bir şey yapmadığımız için biraz vakit kaybı oluşuyor. Çocuk direkt 9’uncu sınıfta mesleki eğitime başlayabilir.”

“Öğrencilerimiz mezun oldukları gün işleri hazır”

Motorlu Araçlar Bölüm Şefi Fatih Yamaç da 10’uncu sınıfta öğrencilere temel otomotiv eğitimi verdiklerini, 11’nci sınıfa ise otomotiv sektörünün önde gelen firmalarıyla yaptıkları iş birliği kapsamında, bu firmaların okulda kurdukları atölyelerde uygulamalı eğitime başladıklarını anlattı.

Öğrencileri meslek sahibi yaptıklarını belirten Yamaç, “Bizim öğrencilerimiz mezun oldukları gün işleri hazır. O açıdan öğrencilerin meslek liselerine gelmelerini tavsiye ediyorum. Stajı bitirdiği zaman çalışma garantisi veriyoruz. Mezun olan öğrencilerimiz yardımcı teknisyen seviyesine geliyor.” diye konuştu.

Motorlu Araçlar Bölümü 10. sınıf öğrencisi Sefa Acar ise bu yıl uygulamalı mesleki eğitime başladığını, motorlu araçlar üzerinde temel giriş seviyesinde birçok şey öğrendiğini ve araçların birçok parçasını tanıdığını anlattı.

Meslek lisesinin insanı dinamik hale getirdiğini ifade eden Acar, şunları kaydetti:

“Liseyi bitirdiğinde hemen iş hayatına atılabiliyorsun. Kolunda bir altın bilezik aslında. Bu yüzden meslek lisesini tercih ettim. Okulumuzun motorlu araçlar teknoloji alanı oldukça gelişmiş düzeyde. Meslek lisesi beni yetiştirip belli bir seviyeye getirdiği için üniversitede de motorlu araçlar teknolojisi ve otomotiv eğitimimi geliştirerek, mühendis olmak istiyorum.”

Yorum için tıkla

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğitim-Öğretim

Öğrenciler ekran ve sosyal medya bağımlılığından projeyle uzaklaştı

Yayınlandı

Yazar :

Kırşehir

Milli Eğitim Bakanlığınca Kırşehir’de pilot olarak uygulanan “Kırşehirli Genç Ahiler Çalışma Hayatında” adlı projeyle öğrenciler, Ahi duasıyla teslim edildikleri esnafın yanında iş deneyimi edindi.

Kırşehir Valiliğinin öncülüğünde, İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Kırşehir Ticaret ve Sanayi Odası (KTSO) ile Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğinin (KESOB) iş birliğinde 8 Temmuz-9 Ağustos tarihlerinde uygulanan projenin sonuç raporu yayımlandı.

Farklı kurumlardan oluşturulan komisyonun hazırladığı rapora göre, Kırşehir’deki okulların 8, 9 ve 10’uncu sınıflarından 575 öğrenci, proje kapsamında Kırşehir Milli Eğitim Müdürlüğüne müracaat etti.

KTSO’ya bağlı 179 ve KESOB’a bağlı 121 işletme, toplam 506 öğrenci için talepte bulundu. Yapılan değerlendirmeler sonucunda 481 öğrenci çeşitli iş yerlerine yönlendirildi.

Mesleklerin tanınması ve öğrencilerin mesleki çalışma şartlarıyla daha erken yaşlarda tanışmasını amaçlayan projeye gönüllülük esasına göre dahil olan ve Ahi duasıyla esnafa teslim edilen öğrenciler, bir aylık sürede çeşitli kriterlere göre belirlenen uygun esnafın yanında gözlem yapabilme imkanı buldu.

Raporda, öğrencilerin elde ettiği kazanımlarla ilgili şu bilgilere yer verildi:

“Öğrencilerimizdeki ekran ve sosyal medya bağımlılığının olumsuz etkilerinin azalması sağlanmıştır. Öğrencilerimizin, kazanacakları hayat tecrübesi ile okullarında daha verimli olmalarına imkan sunulmuştur. Ahiliğin başkenti Kırşehir’de mesleki eğitimle ilgili yeni bir başlangıç noktası ortaya konulmuştur. Öğrencilerin çalışma hayatını tanımalarına fırsat sunulmuştur. Girişimcilik yönleri teşvik edilmiştir, sosyalleşmelerine katkı sunulmuştur.”

“Kırşehirli Genç Ahiler Çalışma Hayatında” projesi, Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Mustafa Safran’ın haziran ayında Kırşehir Valisi İbrahim Akın’ı ziyaretinin ardından imzalanan protokolle hayata geçirilmişti.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

Teknoloji alanında doktora yapmak isteyenlere burs fırsatı

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından bilgi güvenliği, blok zincir teknolojileri, bulut bilişim, nesnelerin interneti, yapay zeka ve enerji teknolojileri gibi alanlarda yurt dışında doktora yapmak isteyen öğrencilere burs sağlanacak.

AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Yurt Dışı Doktora Burs Programı kapsamında Cumhurbaşkanlığı Bilim, Teknoloji ve Yenilik Politikaları Kurulu ile TÜBİTAK Yönetim Kurulunun belirlediği alanlarda yurt dışında doktora yapmak isteyen öğrencilere destek verilecek.

Bilgi güvenliği, biyoenerji, blok zincir teknolojileri, bulut bilişim, eklemeli (additive) imalat, enerji depolama teknolojileri, enerji verimliliği, geniş bant teknolojileri (kablolu/kablosuz iletişim teknolojileri, IP teknolojileri), güneş enerjisi, kömür teknolojileri, kuantum teknolojileri, mikro/nano/opto-elektromekanik sistemler, nesnelerin interneti, robotik, mekatronik ve otomasyon, rüzgar enerjisi, tarım ve hayvan biyoteknolojisi ile yapay zeka ve makine öğrenmesi alanlarında uzmanlaşmak isteyen öğrenciler, yurt dışında bir doktora programına kayıt yaptırmış olmaları şartıyla programa başvurabilecek.

Son başvuru tarihi 21 Ekim

Söz konusu programa, lisans öğrenimlerinde son sınıfa geçmiş, lisans öğrenimini tamamlamış, bir lisansüstü programına kayıtlı veya bir lisansüstü programını tamamlamış öğrenciler müracaatta bulunabilecek.

Son başvuru tarihi 21 Ekim olan program kapsamında, burs almaya hak kazanan öğrencilere yol, aylık yaşam gideri, öğrenim harçları ve sağlık sigortası desteği verilecek.

Bursiyerlerin, belgelemeleri koşuluyla kayıt yaptırdığı okulun başvuru ücreti, öğrenim görülecek ülkeye ait vize bedeli ve her bir sınav türü için bir kereye mahsus genel yetenek sınav ücretleri de ödenecek.

Sonuçlar yıl sonunda açıklanacak

Doktora eğitimini tamamlamak için bursiyere tanınan süre 6 yıl olarak belirlenirken, burs ödeme süresi 2 yıl olacak. Bursiyer, bursunu ancak grup yönetim kurulunun uygun bulması halinde aralıklı veya dönemsel olarak kullanabilecek.

Doktora öğrenimini belirtilen sürede tamamlayamayanlara veya doktorasını tamamladıktan sonra doktora sonrası çalışma yapmak isteyen bursiyerlere uygun görülmesi halinde ek süre verilebilecek.

Başvurular, TÜBİTAK Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığı (BİDEB) Başvuru ve İzleme Sistemi üzerinden (https://e-bideb.tubitak.gov.tr/giris.htm) çevrim içi olarak yapılacak, başvuru sonuçları aralık ayında açıklanacak.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

Özel gereksinimli çocukların eğitiminde yeni dönem

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, geçen hafta Resmi Gazete’de yayımlanan Özel Eğitim Kurumları Yönetmeliği’ndeki değişikliklerin hem ailelere hem de kurumlara sağladığı yeni olanaklar hakkında değerlendirmelerde bulundu. 

Özel gereksinimli çocuklar ve ailelerinin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik çalışmalarda her zaman büyük bir hassasiyetle hareket ettiklerinin altını çizen Selçuk, bu yönetmeliğin de ilgili tüm tarafların görüşü alınarak, ortak bir çalışmayla hazırlandığını bildirdi.

Selçuk, yönetmeliğin yürürlüğe girmesiyle kurumlardan ve ailelerden çok sayıda teşekkür mesajı aldıklarını anlatarak, “Sayın Cumhurbaşkanımızın himayeleri ve vicdani duyarlılığıyla 2005’te sosyal güvenlik kapsamında sunulan özel eğitim ve rehabilitasyon hizmeti, 5378 sayılı Kanun ile vatandaşlık temeline yayılmış ve o tarihte 60 bin özel gereksinimli birey hizmet alabilirken, günümüzde bu sayı 380 bine ulaşmıştır.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin 81 ilindeki 2 bin 605 özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde 28 bin 968 eğitim personeli, 9 bin 995’i de diğer alanlarda görevli personel olmak üzere toplam 38 bin 963 kişinin görev yaptığı bilgisini paylaşan Selçuk, özel eğitimin engelli bireyler, aileleri ve alanda çalışanlarla birlikte 1,5 milyon kişilik bir camia olduğuna dikkati çekti.

Milli Eğitim Bakanlığı olarak böylesine büyük bir hizmet alanında yürütülen çalışmaların kalitesini sürekli artırmayı hedeflediklerini vurgulayan Selçuk, “Bakanlık olarak özel gereksinimli bireylerin yapabilirliklerini en üst düzeye çıkararak kendilerine yeterli, topluma adapte olmuş, üretken bireyler olmalarına katkı sağlamayı, özel eğitim ve rehabilitasyon hizmetini dünyaya model oluşturacak şekilde geliştirmeyi hedefliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Destek eğitimi alan öğrenciler “yarım gün” izinli sayılacak

Yönetmelik değişikliğiyle birlikte getirilen yenilikler hakkında bilgi veren Selçuk, “Yönetmelikte yapılan değişikliklerin en önemli ayaklarından biri tam gün eğitim veren örgün eğitim okullarımızda okuyan özel gereksinimli öğrencilerimiz, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde bulundukları vakitte okullarından yarım gün izinli sayılacaklar. Daha önce böyle bir uygulama olmadığı için devamsızlık gibi sebeplerle çocuklarımız özel eğitim derslerinden yeterince faydalanamayabiliyordu. Yeni düzenlemeyle bu alandaki sıkıntıları çözüme kavuşturmuş olduk.” ifadelerini kullandı.

Bakan Selçuk, böylelikle özel gereksinimli öğrencilerin destek eğitimlerini en verimli şekilde alabileceğinin altını çizerek, çocukların ayda 8 seans bireysel, 4 seans da grup eğitimi alma haklarının bulunduğunu, bunun yıllık 96 seans bireysel, 48 seans da grup eğitimine karşılık geldiğini anımsattı.

Çocuklar katılamadıkları eğitimlerini yıl içinde telafi edebilecek

Daha önce çeşitli mazeretleri sebebiyle özel eğitim merkezine gidemeyen çocukların kullanamadığı seans haklarını kaybettiğini belirten Selçuk, “Bir başka yeni düzenlemeyle çocukların kullanamadığı eğitim seanslarını 12 ay süresince telafi etme hakkı getirildi. Bu çok önemli bir düzenleme. Örneğin, çocuğumuz haziran ayında alamadığı iki bireysel ya da grup eğitimini yıl içerisinde alabilecek. Hakları kaybolmayacak.” diye konuştu.

Evinden çıkamayan çocuklara “özel eğitim” imkanı

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, “Üçüncü önemli düzenleme de bedensel engeli sebebiyle evinden çıkamayacak durumda olan özel gereksinimli çocuklarımız için evde fizyoterapi hizmeti alabilme imkanını getirdik. Esasen çocuklarımızın akranlarıyla beraber özel eğitim ve rehabilitasyon hizmeti almaları çok önemli iken bu uygulama ile evinden çıkması riskli olduğu için ya da hiçbir koşulda evinden çıkamayan özel gereksinimli çocuklarımızın mağduriyetini ortadan kaldırmış olacağız.” dedi.

Bu eğitim hakkından faydalanabilmek için öncelikle Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinden (RAM) “evde eğitim alabilir” yönündeki raporun alınması gerektiğini aktaran Selçuk, “Evde özel eğitim ve rehabilitasyon hizmeti alacak çocuklarımızın eğitim süreleri aynen özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerindeki gibi olacak. Yani ayda 8 seans bireysel eğitim alacaklar.” şeklinde konuştu.

Selçuk, ailelere de “Evinde özel eğitim ve rehabilitasyon hizmeti ihtiyacı bulunan çocuklarımızın ailelerinin bu süreçte Rehberlik ve Araştırma Merkezlerine başvurması sonrasında yapılan değerlendirme sonucunda ‘evde eğitim alabilir’ yönündeki raporu alması büyük önem taşıyor. Bu başvuru sonrasında çocuklarımızın ihtiyaç duyduğu özel eğitim ve rehabilitasyon desteği merkezlerimizce sağlanacak.” çağrısını yaptı.

“Çocuklara verilen eğitimin kalitesi artacak”

Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin önündeki bazı bürokratik süreçleri de azalttıklarını aktaran Selçuk, iş takviminin kaldırıldığını, günde 3 seans bireysel ya da 3 seans grup eğitiminin verilebilmesi, aynı haftada 4 seans bireysel, 2 seans grup eğitimi ile telafi eğitimlerinin yıl boyunca yapılabilmesi gibi kolaylaştırıcı teknik düzenlemelerin de yapıldığını dile getirdi.

Bakan Selçuk, “Tüm bu düzenlemeler sayesinde bürokrasi azaltılacak. Kurumlarımız bürokratik süreçler yerine çocukların eğitimine daha fazla odaklanabilecek. Çocuklara verilen eğitimin de kalitesi artacak.” değerlendirmesinde bulundu.

Okumaya Devam