İletişim : info@mebhaberim.com

Eğitim-Öğretim

Prof. Dr. Selçuk Şirin: Hayalim Türkiyede her çocuğun evinde kitaplığının olması

Yayınlandı

New York

New York Üniversitesi Eğitim Kültür ve İnsan Gelişimi Fakültesi Uygulamalı Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Şirin, AA muhabirine, 3 ay önce internet sayfası üzerinden başlattığı “1 milyon kitap” projesi hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye’de her sene 1,3 milyon bebeğin doğduğunu ancak bunların sadece 300 bininin evinde bebeklerin beyin gelişimine fayda sağlayacak 0-6 yaş kitapların bulunduğunu vurgulayan Şirin, “Bu aileler de üniversite mezunu, varlıklı, kitapların çocuk beyninin gelişimine etkisini bilen kesimler. Geriye kalan yüzde 80’inin evinde ise kitap yok.” ifadelerini kullandı.

Şirin, bu soruna yıllardır cevap aradığına işaret ederek, “Türkiye’de bir milyon çocuğun evinde kitaplık yok, bu çocuklar kitapla ilk defa okula gittiği gün tanışıyor. Arada 6 yıllık bir makas oluyor, bu açığı daha sonra ne okullar ne de başka bir şey kapatabiliyor. Bu soruna yıllardır cevap aradım. Artık belli bir noktadan sonra dedim ki, ‘sadece araştırma yaparak olmaz, ben sahaya ineceğim’ ve geleceğe miras bırakmak anlamında bu projeye başladım.” diye konuştu.

“Proje, şeffaf şekilde bir şirket tarafından denetleniyor”

“Hayalim, Türkiye’de doğan her çocuğun evinde kitaplığının olması. Bir milyon çocuğun doğduğu gün evinde bir kitaplığının hazır olmasını istiyorum.” diyen Şirin, bunun çok zor bir proje olduğunu ama bir yerden de başlamak gerektiğini söyledi.

Şirin, kitap bulunmayan her ev için bir çözüm üretmeye çalıştıklarına işaret ederek şu ifadeleri kullandı:

“Projeye yaklaşık 3 ay önce başladık. Şu ana kadar her set 6 kitaptan oluşan, yaklaşık 22 bin set kitaplık kurduk. ‘1milyonkitap.com’ sitemizden imkanı olanlar için kitaplarımızı satıyoruz, elde edilen gelirin tamamınını da imkanı olmayanlar için kullanarak, yine siteden kitap isteyenlere ücretsiz olarak dağıtıyoruz. Bu projeden, ben dahil, kimse tek bir kuruş elde etmiyor, bütün proje şeffaf şekilde bir şirket tarafından denetleniyor. Bütün bunları açıklıyorum çünkü Türkiye’de bunlar kıymetli bilgiler.”

“Bir milyon eve 6 milyon kitap dağıtacağız”

İlk üç ayda toplam 150 bin kitap dağıttıklarının altını çizen Şirin, “Bu büyük bir başarı ama yetmez, çok çalışıp hedefimizi tamamlayacağız.” dedi.

Şirin, bu yola yalnız çıktığını, başta arkasında kimsenin olmadığını ancak şu an satış ve dağıtımda çalışan birçok gönüllünün bulunduğunu aktararak şunları söyledi:

“Hayalim bir milyon eve 6 milyon kitap dağıtmak. İnternet sayfamıza gelen herkese şu soruyu soruyoruz; paran varsa sana kitap satalım, paran yoksa sana kitap verelim. İlk 12 bin kişinin ücretsiz kitap setini dağıttık, sırada şu an sitede 50 bin kişi bekliyor. İnşallah yaptığımız satışlar ve yapılan bağışlar ölçüsünde gerisini de tamamlayacağız. Hedefim ilk sene 1 milyon kitap dağıtmak, bu da 160 bin set demek, ama en fazla 5 sene içinde bir milyon çocuğa bir milyon kitap seti dağıtmak istiyorum. Hayalim bu.”

“Ben de bir köy çocuğuyum”

Projeye gelen tepkilerin şu ana kadar çok iyi olduğuna değinen Şirin, “Anadolu’da kitaplarımız dağıtılıyor, özellikle köylerden çok güzel dönüşler alıyoruz. Bu beni çok daha mutlu ediyor. Ben de bir köy çocuğuyum, 18 yaşına kadar köyde büyüdüm, babam bir köy öğretmeniydi. O yüzden o ortamları biliyorum, oralara kadar ulaşmamız beni çok memnun ediyor.” diye konuştu.

Şirin, Amerikan Bilimler Akademisinde komisyon üyesi olarak gelişim psikoloğu olduğunu ve bu alanda yüzlerce çalışmasının bulunduğunu hatırlatarak, “Bildiğim bir gerçek var, o da çocukların beyin gelişiminin yüzde 90’ı ilk 3 yılda tamamlanıyor. Beynin en hızlı geliştiği bu dönemde, çocuklara ulaşmamız lazım.” dedi.

İş adamlarına da seslenen Şirin, “Ticaret yaparken bir sosyal iyilik de yapın. Yani geliriniz, kazancınız yaşam kalitesi olarak sadece sizin hayatınızı değiştirmesin, başkalarının hayatını da değiştirsin.” ifadelerini kullandı.

Yorum için tıkla

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğitim-Öğretim

YÖKten küresel salgında yeni normalleşme süreci rehberi

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Yükseköğretim Kurulunca (YÖK), yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına ilişkin “yeni normal” sürecinde, üniversitelerdeki uygulamalara yönelik “Küresel Salgında Yeni Normalleşme Süreci Rehberi” hazırlandı.

YÖK’ten yapılan açıklamaya göre, Kovid-19 küresel salgınının devam ettiği normalleşme sürecinde üniversitelerin, salgının bölgesel ve yerel dinamiklerini gözeterek çeşitli programlar için ilgili programın yeterlikleri, kazanımları, öğrenci sayıları, altyapı imkanları gibi hususları göz önünde bulundurup farklı uygulamalar yapması ve önlemler alması gerekebilecek.

Bu bağlamda ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile yükseköğretim kurumlarından alınan görüşler doğrultusunda, 2020-2021 eğitim öğretim dönemine yönelik planlamaların yapılabilmesi için çeşitli konularda çerçeve kararları içeren Küresel Salgında Yeni Normalleşme Süreci Rehberi oluşturuldu.

Rehberde, uzaktan öğretim uygulamaları, uygulamalı eğitimler, ölçme ve değerlendirme uygulamaları, yabancı uyruklu öğrenciler, toplantılar, kongreler ve değişim programları başlıkları altında çerçeve kararlar ve öneriler yer aldı.

Salgının 2020-2021 eğitim öğretim döneminde de devam etmesi ihtimaline karşı yeni düzenlemeler yapılması ihtiyacına yönelik hazırlanan rehber, Amerika ve Avrupa ülkeleri başta olmak üzere salgının bulunduğu ülkelerin yükseköğretim otoriteleri ve üniversitelerin aldıkları kararlar da değerlendirilerek oluşturuldu.

Rehberde neler var?

Rehberde, dinamik bir süreç olduğu göz önünde bulundurulduğunda, üniversitelerin ilgili kurullarınca salgının bölgesel ve yerel seyrine göre farklı programlar özelinde planlama yapılması gerektiğine işaret edildi. 

Salgının kontrol altında olduğu bir ilde yapılacak birebir pilotaj eğitimi ile vaka sayısının artma eğiliminde olduğu bir ilde Kovid-19 hastalarını takip eden bir klinikte yapılacak staj eğitimleri için alınacak önlemlerin farklı olacağı da rehberde vurgulandı.

Eğitim ve öğretim yılının farklı aylarında, yine salgının seyrine göre alınan önlemlerin de çeşitleneceğine işaret edilen rehberde, ekimde uygulamalı eğitimlere devam eden bir programın, salgının yerel seyrine göre kasımda çevrim içi uygulamaya geçmek zorunda kalabileceği belirtildi.

Yetki, üniversitelerin ilgili kurullarında

Kılavuzun olası senaryolara göre genel bir çerçevede çizdiği ifade edilen rehberde, salgının bölgesel ve yerel seyrine göre farklı programlar için yapılacak uygulamalara yönelik hususlarda yetkinin üniversitelerin ilgili kurullarına bırakıldığı bildirildi. 

Salgın süresince devletin ilgili kurum ve kuruluşlarının yanı sıra yerel otoritelerin kararlarının takip edilmesi ve buna göre uygulamalarda değişikliğe gidilmesi gerektiğinin de açık olduğu vurgulanan rehberde, üniversitelerin koronavirüs komisyonları ve ilgili diğer kurul ve komisyonları marifetiyle genel planlamalar yapabileceği gibi alternatif planlar da hazırlayarak gerektiğinde uygulamaya koyabileceği belirtildi.

Uzaktan öğretim uygulamaları

Rehberde, uzaktan öğretim uygulamalarına ilişkin, “yeni normal” süreci ve devamında uzaktan öğretimin mümkün olduğunca çerçevesi çizilmiş ve yapılandırılmış bir uzaktan öğretim olması gerektiğine işaret edilerek, şu ifadelere yer verildi:

“Salgının etkinliğinin azalmakla birlikte devam ettiği yeni normal süreçte harmanlanmış (karma) öğrenme uygulamalarına yer verilebilir. Böylece öğrenci sayısı ve fiziki altyapıya göre, sınıflara belli sayıda öğrenci kabul edilip, aynı anda çevrim içi uygulamayla da sınıfın kalanının derse katılması sağlanabilir. Öğretim elemanı kapasitesi değerlendirilerek sınıfların gruplara bölünmesi suretiyle aynı ders birden fazla grupta da anlatılabilir. Yüz yüze yürütülen dersleri desteklemek üzere sınıf içi eğitimin yanı sıra çevrim içi uygulamalar da gerçekleştirilebilir. Yüz yüze yürütülen derslerde sınıf içi eğitimlerin yanı sıra bazı etkinlikler (ders notu paylaşımı, makale yazdırma/ödev, alıştırma ve kaynak paylaşımı vb.) belirli haftalarda ya da her hafta belirli oranlarda uzaktan öğretim uygulamalarıyla desteklenerek ÖYS (Öğretim Yönetim Sistemi) ve canlı ders sistemleri üzerinden yürütülebilir.

Önceden ders materyallerinin sisteme yüklenerek öğrencinin kullanımına açılması ve sınıf içi eğitim sürelerinin daha etkin kullanımına dayalı tersyüz uygulama benzeri çevrim içi destekli yöntemlerle hem öğrencilerin derse hazırlanması hem de sınıf içi yüz yüze veya eş zamanlı çevrim içi dersler için zamanın etkin kullanılması sağlanabilir. Dersler sırasında zaman problemi nedeniyle derinlemesine ele alınamayan konular bu şekilde daha kapsamlı ve nitelikli işlenebilir. Gerektiğinde günlük rutin mesai dışı saatler ve hafta sonu da yüz yüze uygulamalar için değerlendirilebilir.”

Rehberde, “Salgının bölgesel ve yerel seyri, ilgili örgün programdaki öğrenci sayısı ve altyapı imkanları göz önünde bulundurularak üniversitelerimiz, ilgili programların teorik eğitimlerini vermeye ve uygulamalı eğitimlerini desteklemeye yönelik uzaktan öğretim süreçlerini planlamalıdır.” ifadelerine yer verildi.

Yükseköğretim kurumlarının yetkili kurulları tarafından verilecek kararla, öğrencinin alması gereken toplam ders sayısının yüzde 40’ına kadarının uzaktan öğretimle verilebileceği hatırlatılan rehberde, uzaktan öğretimle yürütülecek derslerin, mümkün olduğunca 2020-2021 eğitim öğretim yılında ve özellikle ilk dönemde yoğun verilmesi önerildi.

Rehberde, uzaktan öğretimi, süreğen hastalığı bulunan ve engelli öğrencilere mümkün olduğunca erişilebilir kılmak için gerekli tedbirlerin de alınması istendi ve buna yönelik öneriler yer aldı.

Uygulamalı eğitimler

Rehberde, salgının hız kesmekle birlikte devam ettiği yeni normal sürecinde 2019-2020 bahar döneminde verilemeyen uygulamalı eğitimlerle ilgili eksikliklerin tespit edilerek telafi eğitimlerinin verilmesi gerektiğine işaret edildi. 

Bu kapsamda küçük grup çalışmaları ve dönüşümlü eğitim gibi çeşitli öneriler rehberde sıralandı.

Daha önce neler yapılmıştı?

YÖK, koronavirüs salgınına yönelik bugüne kadar birçok tedbir aldı. 2019-2020 eğitim öğretim yılı bahar döneminde eğitim ve öğretim süreçlerinin kesintiye uğramaması ve bu sürecin en az hasarla aşılması için çevrim içi eğitime geçildi ve uzaktan eğitimle ilgili bazı mevzuat değişiklikleri yapıldı.

“YÖK Dersleri” adı verilen bir arayüzle üniversitelerin dijital ders malzemeleri açık erişime açıldı. Uygulamalı eğitimler, stajlar, iş yerinde mesleki eğitim gibi konularda da salgının seyrine göre kararlar alınarak üniversitelere iletildi. Türk yükseköğretimi, bütün alanlarda mümkün olan önlemleri alıp, dinamik ve çevik yönetim anlayışıyla süreçleri yöneterek hızlı uyum kabiliyeti bulunduğunu da ortaya koydu.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumundan sosyal bilimleri tercih edecek öğrencilere burs

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Dr. Muhammet Hekimoğlu, sosyal bilimler alanında tercihi yapacak üniversite öğrencilerine verilecek burslara ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulundu. 

Kuruluş kanununda Yüksek Kurum’un “sosyal bilimler bütünlüğü içinde tarih, dil, kültür alanında bilgi üretmek ve insan kaynağı yetiştirmekle görevli olduğunun” belirtildiğini anlatan Hekimoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Yüksek Kurumumuz bünyesinde, 1931 ve 1932’de kurulan Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu gibi iki güzide kurumumuz da görev yapıyor. Atatürk, bu iki kurumu çok önemli planlamalar ve yüksek bir idealle kurmuştur. Bu kurumlar, kurulduğundan bu yana tarih, arkeoloji, dil, sanat tarihi başta olmak üzere kültürün birçok alanında önemli çalışmalar yapıyor. Atatürk, bu kurumları, dünyadaki örneklerine benzer şekilde, ileride akademi olmaları hedefiyle kurgulamış. Biz de bu hedef doğrultusunda çağdaş gerekliliklere uygun olarak çalışmalar yapıyoruz.”

Atatürk’ün bu kurumlara verdiği değerin sadece sözle olmadığını vurgulayan Hekimoğlu, “İş Bankasındaki hisselerin nemalarını bu iki kuruma bağışlayarak, bu iki kurumun uzun ömürlü olmalarını güvence altına almıştır. Bizler Yüksek Kurum ve bağlı kurumlarımız olarak, onun milletine emaneti olan bu gelirleri, gerekli yerlere harcamak hususunda son derece titiz davranıyoruz.” dedi.

“Yeni burs stratejilerini belirlemede önemli bir cesaret kaynağı oldu”

Bu gelirlerin, yeni burs stratejilerini belirlemede önemli cesaret kaynağı olduğunu ifade eden Hekimoğlu, Türkiye’nin iyi bir insan kaynağı bulunduğunu söyledi. Hekimoğlu, organizasyon açısından birtakım problemleri olsa da bu insan kaynağını daha da geliştirerek, bilgi üretim stratejileri belirleyerek, stratejik bilgi üretimi üzerinde çalışacak, belli bir hedefe yönelik bilgi üretecek ve akademik bakış açısına sahip araştırmacılar yetiştirmek istediklerini dile getirdi.

Bugüne kadar lisans, yüksek lisans, doktora ve doktora sonrası burslar verdiklerini, bu yıl yelpazeyi daha da genişlettiklerini anlatan Hekimoğlu, Türk Tarih Kurumunun bu yıl tarih, sanat tarihi, arkeoloji, sosyoloji, siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler alanlarında tercih yapacak öğrencilere burs imkanı tanıyacağını bildirdi. Hekimoğlu, bunun da Türk Tarih Kurumu açısından bir yenilik olduğunu vurguladı.

“Dil bölümlerinde birinci sırada tercih yapmış öğrenciler burslandırılacak”

Hekimoğlu, burslara ilişkin şu bilgileri verdi:

“750 liradan 2 bin liraya kadar bir burslandırma yelpazesi belirledik. Son yapılan YKS’de ilk bine girmiş, Türk Dil Kurumunun ve Tarih Kurumunun ilanda belirtilen alanlarında ilk 3 tercihine bu bölümleri yazarak yerleştirilen öğrencilere, 2 bin lira gibi çok ciddi bir burs vereceğiz. İlk 5 bine giren öğrencilere bin 500 lira, 5 bin ila 10 bin sıralamasına girenlere bin lira, 10 bin ila 15 binlik dilimde tercih yapanlara ise aylık 750 lira burs vereceğiz.

Bu yıl ilk defa, yabancı dil alanında tercih yapacak öğrencilere, ilk bine girmiş ve ilk tercihini ilana çıkacağımız dil bölümleri arasından yapacaklara 2 bin lira burs vereceğiz. Dil bölümlerinin hemen hepsinde birinci sırada tercih yapmış öğrenciler burslandırılacak.”

“Sosyal bilimlere nitelikli öğrenciler gelsin istiyoruz”

Bu bursları “başarı bursu” olarak tanımladıklarını belirten Hekimoğlu, şöyle devam etti:

“Türkiye’de başarılı öğrencilerimiz çok. Ama genelde bir algı vardır ki ‘Çok başarılı öğrenciler öncelikle tıp fakültesi, sonra hukuk fakültesini tercih eder.’ Kurumlarımızın görev alanına giren bölümler, yani dil bölümleri ve sosyal bilimler biraz dezavantajlı duruma geldi maalesef. Bunu avantaja dönüştürmek, YKS’de ilk 100’e, ilk bine girmiş öğrencileri sosyal bilimler alanlarına çekmek istiyoruz ki sosyal bilimlere nitelikli öğrenciler gelsin. Türkiye’nin bu alandaki ihtiyacını karşılayacak nitelikte bilim insanı, araştırmacı yetişsin.”

Hekimoğlu, Türkiye’nin kültür coğrafyaları ve komşularının dilleri olan Arapça, Arnavutça, Boşnakça, Bulgarca, Çağdaş Yunanca, Çince, Ermenice, Farsça, Fransızca, Hintçe, Macarca, İbranice, İtalyanca, İspanyolca, Japonca, Kürtçe, Rusça, Süryanice, Ukraynaca, Urduca ile Yunanca dil ve edebiyat ile mütercim tercümanlık bölümlerini tercih edecek öğrencilerin de burs imkanlarından yararlanabileceğini ifade etti.

Çift ana dal ve yan dal öğrencilerine burs imkanı

“Başarı düzeyi yüksek öğrencileri bu alanlara çekerek bu alanlarda bir sıçrama yapmak istiyoruz.” diyen Hekimoğlu, tarih, tarih eğitimi, tarih öğretmenliği, arkeoloji, sanat tarihi, antropoloji, coğrafya, sosyoloji ve siyaset bilimi bölümlerinden birinde 2020 yılında kayıt yaptırarak öğrenim gören ve bu sayılan dil programlarından birinde çift ana dal veya yan dal programına bu sene kayıt yaptıracak öğrencilere de burs vereceklerini bildirdi.

“Kültürümüzün yurt dışındaki görünürlüğünü sağlamayı amaçlıyoruz”

Yabancı dile önem verdiklerine, bu konuda özel bir amaçları olduğuna işaret eden Hekimoğlu, “Çeviri dendiğinde başka dillerden Türkçeye çeviri akla geliyor. Türkiye kabuğunu kırdı, Türkiye artık Cumhurbaşkanımızın liderliğinde dünyada siyasi ve insani diplomaside çok ciddi bir konum elde etti. Çeşitli uluslararası kurumlarımız vasıtasıyla insani yardımlar ve destekler konusunda dünya artık Türkiye’yi bir numara kabul ediyor.” ifadelerini kullandı.

Kalıcı etki bırakacak şeyin, kültür diplomasisi olduğunu vurgulayan Hekimoğlu, şunları kaydetti:

“Türkiye’yi, Türkleri, Türk tarihini, Türk dilini, Türk edebiyatını, Türk sanatını, Anadolu medeniyetini, Türk İslam medeniyetini anlatacak yayınlar yapacak araştırmacılar yetiştirmemiz gerekiyor. Afrika, Asya, Güney Amerika’da bir kitapçıya girildiğinde ya da bir dergiye bakıldığında Türkiye’ye dair bir makalenin, Türkiye’yi anlatan bir kitabın o dillerde satılıyor olması, Kültür ve Turizm Bakanımızın da önem verdiği bir kültür diplomasisi hareketi olacak. Bu sayede insani diplomasiyi desteklemek ve siyasi önderliği kültür diplomasisiyle güçlendirmek, Türkiye’nin yurt dışındaki görünürlüğünü ve etkisini kalıcı hale getirmek istiyoruz.”

“Burs Takip Sistemi kurulacak”

Bu kapsamda kurum bünyesinde bir “Burs Takip Sistemi” kuracaklarını bildiren Hekimoğlu, “Böylece bursiyerlerimizin gerek eğitim hayatı boyunca gerekse iş hayatlarında kurumumuzla sıkı irtibatta olmalarını sağlayacağız. Bursiyerlerimizin akademik açıdan iyi yetişmeleri için onları Bilim Kurulu ve Haberleşme Üyelerimizle buluşturacağız.” dedi.

Hekimoğlu, düzenleyecekleri “Kariyer Günleri” kapsamında, Türkiye ve dünyada isim yapmış önemli tarihçileri, dil bilimcileri, sosyologları ve araştırmacıları bursiyerlerle bir araya getireceklerini belirterek, “Bu sayede gençlerimiz ufuklarını genişletecek ve dünya çapında bir bilim insanı olmayı hayal edecek.” diye konuştu.

Burslara ilişkin detaylar, “//burs.ayk.gov.tr/” target=”_blank”>https://burs.ayk.gov.tr/” internet adresinden öğrenilebilecek.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

YKS eşit ağırlık birincisi Evleksizin eğitim masraflarını MHP lideri Bahçeli karşılayacak

Yayınlandı

Yazar :

Osmaniye

Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) eşit ağırlık puan türünde Türkiye birincisi olan Osmaniye TOBB Fen Lisesi öğrencisi Ümit Can Evleksiz, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin kendisini arayarak, tebrik ettiğini ve eğitim masraflarını karşılayacağını kendisine ilettiğini belirtti.

Evleksiz, AA muhabirine alanı dışında elde ettiği Türkiye birinciliğini beklemediğini belirterek, sınavdaki başarısını disiplinli ve planlı çalışmaya borçlu olduğunu ifade etti.

Evleksiz, “Herhangi bir yarışa ikinci olmak için girmezsiniz. Ama sınavdan çıkıp yanlışlarımı gördüğümde biraz üzüldüm. Özellikle de eşit ağırlıkta tam sıralamada kesinlikle birincilik beklemiyordum. Sayısalda rekabet çok daha ciddi olduğu için eşit ağırlık biraz daha rekabet açısından rahattı. İlk 100’e girebilmek için eşit ağırlık kolay geldi. Ben 12. sınıfta sayısal konular bitince eşit ağırlık çalışmıştım. Sınavda yerleştirmeye göre Temel Yeterlilik Testi’nde 9’uncu oldum. Sayısalcıyım fakat bu alanda 17. oldum. Sözelde 4’üncü, eşit ağırlıkta da 1. oldum.”

Evleksiz, sınavda başarılı olmak için ders tekrarlarının büyük önem taşıdığını, sınava giren herkesin konulara az çok vakıf olduğunu ancak hemen unuttuğunu belirten Evleksiz, ” 9, 10 ve 11. sınıflarda çalışmayınca 4 seneyi bir yıla sığdırılması tam öğrenilmeden geçilmesine neden oluyor. Yeteri kadar tekrar yapılamıyor. Bence bu yüzden çalışmayı zamana yaymak gerekiyor. Deneme çözmek çok önemli.” dedi.

Bilgisayar alanında kendisini geliştirmek istediğini anlatan Evleksiz, bu yüzden de bilgisayar mühendisliği bölümünü tercih edeceğini kaydetti.

MHP Genel Bahçeli eğitim masraflarını karşılayacak

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin Türkiye birinciliğinin ardından kendisini arayarak, tebrik ettiğini aktaran Evleksiz, “Devlet Bahçeli aradığında beni tebrik etti. Teşekkür ettim. Eğitim masraflarımı karşılama sözü verdi. Kendisine tekrar teşekkür ederim. Böyle bir konuşma geçti aramızda. Bahçeli şehrini önemsiyor ki şehrinde ki başarıları tebrik ediyor.” dedi.

Evleksiz başarısından dolayı ayrıca, ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Halis Aygün ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Rıfat Hisarcıklıoğlu’nun yardımcılarının da kendisini arayarak, başarısından dolayı tebrik ettiğini sözlerine ekledi.

Ümit Can Evleksiz’in babası Turgut Evleksiz de oğlunun başarısından heyecan duyduğunu ve mutlu olduğunu söyledi.

Oğlunun anlayışlı biri olduğunu anlatan baba Evleksiz, onun araştıran teknolojiye ve bu alandaki gelişmelere önem veren bir öğrenci olduğunu kaydetti.

Anne Sabiha Evleksiz de oğlunun başarısını ailece beklediklerini, oğlunun başarısı için dua ettiğini anlatan Evleksiz, “Ben oğlumun her an yanındaydım. Beraber çalıştığımız günlerde oldu. Uykusu açılsın diye geç saatlere kadar ona eşlik ettiğim zamanlar oldu. Sürekli hizmetini ben yaptım.” diye konuştu.

Okumaya Devam