İletişim : info@mebhaberim.com

Eğitim-Öğretim

'Çocuklarımızın içindeki cevheri çıkarmak için seferber olduk'

Yayınlandı

ANKARA

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, “Günümüzde her 59 çocuktan 1 tanesi otizmli olarak dünyaya geliyor. Bu rakam 1985’te yalnızca 2 bin 500 çocukta birdi. Bu olumsuz gelişmelerin sebeplerine odaklanmamız gerekiyor.” dedi.

Emine Erdoğan, Milli Eğitim Bakanlığınca Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi fuaye alanında düzenlenen “Özel Çocuklara Özel Materyaller Tanıtım Toplantısı”nda yaptığı konuşmada, özel çocukların ihtiyaç duydukları özel eğitim materyallerini, Türkiye’nin 7 bölgesine göndermek üzere bir araya geldiklerini ve bundan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Eğitimin, bir ülkenin geleceğine yaptığı en kıymetli yatırım olduğuna işaret eden Emine Erdoğan, “Biliyorum ki Milli Eğitim Bakanlığımız, çocuklarımızın ihtiyacı olan eğitim metotları üzerinde titizlikle çalışıyor. Hele de özel öğrencilerimizin eğitimini bir kuyumcu terazisi hassasiyetiyle ele alıyor.” ifadelerini kullandı.

Eğitimde metot arayışlarının her zaman sürmesi gerektiğini vurgulayan Emine Erdoğan, şöyle konuştu:

“Eğitim tek bir formüle sığdırılamaz. Eski anlayışa göre eğitim süreçleri, çoğu zaman öğretmen ve ders kitaplarıyla sınırlıydı. Fakat günümüzde bu sınırlar kalkmış, teknolojik gelişmelerle çoklu öğrenme imkanları ortaya çıkmıştır. Özel eğitimde ise kitapla, defterle, kalemle gerçekleşmesi umulan öğrenmenin ne kadar zor olduğu aşikardır. Dolayısıyla görsel, işitsel ve dokunsal materyaller, özel öğrencilerimizin daha hızlı yol almasında hayati rol oynar.”

Emine Erdoğan, hazırlanan materyallerin sadece öğrencileri değil, öğretmenleri de destekleyeceğini belirterek, “Çocuklarımızın özel ihtiyaçlarına göre dizayn edilmiş bir öğrenme ortamı, onların toplumsal uyum ve sosyal iletişim becerilerini de geliştirecektir. Kendilerine yetebilen, hayatlarını başkalarının yardımına ihtiyaç duymadan sürdürebilen bireyler olmalarını kolaylaştıracaktır.” dedi.

“Bu işin gönüllüsüyüz”

İnsanların içindeki saklı cevheri keşfetmenin “emek” ve “metod” gerektirdiğine dikkati çeken Emine Erdoğan, “Bazı cevherler daha derinlerde gizlidir. Onlara ulaşabilmek için daha çok çaba sarf etmemiz gerekebilir. İşte bizler, çocuklarımızın içindeki nice cevheri ortaya çıkarmak için seferber olduk. Bu işin gönüllüsüyüz. Eğitimciler, zanaatkarlar da iş birlikçilerimizdir.” diye konuştu.

“Bu proje, kurumlar arası iş birliğinin güzel bir numunesidir”

Hazırlanan eğitim materyallerinin üç farklı üretim merkezinde imal edildiğini anlatan Emine Erdoğan, “100 farklı çeşitte toplam 143 bin materyal seti hazırlanmıştır. Bu proje, kurumlar arası iş birliğinin güzel bir numunesidir.” dedi.

Emine Erdoğan, iki yaşındayken otizm teşhisi konan, dünyaca bilinen hayvan bilimi uzmanı ABD’li bir profesörün, “İyi bir öğretmenin ne kadar önemli olduğunu anlatmaya kelimeler yeterli değil” sözlerini hatırlatarak, iyi bir öğretmenin öğrencisinin engellerini bertaraf eden kişi olduğunu vurguladı.

İyi bir eğitim sisteminin de bireysel farklılıkları dikkate alarak kurgulanan bir sistem olduğunu ifade eden Emine Erdoğan, bir yerde yeteri kadar öğrenme gerçekleşmiyorsa orada yeteri kadar deneme yapılmadığını ve farklı yollara başvurulmadığını aktardı.

“Otizm gibi rahatsızlıklar gün geçtikçe artıyor”

Özel eğitim farkındalığının son yıllarda Türkiye’de artığına da işaret eden Emine Erdoğan, “Fakat üzücü olan, otizm gibi rahatsızlıkların da gün geçtikçe artıyor olması. Günümüzde her 59 çocuktan 1 tanesi otizmli olarak dünyaya geliyor. Bu rakam 1985’te yalnızca 2 bin 500 çocukta birdi. Bu olumsuz gelişmelerin sebeplerine odaklanmamız gerekiyor. Sebebi henüz tam olarak bilinmese de çevresel faktörler, yanlış beslenme alışkanlıkları gibi ilişkilendirilen sebepler üzerine yoğunlaşmalıyız.” diye konuştu.

Son yıllarda uzmanların sindirimle otizm arasındaki ilişkiyi çözmeye uğraştığını, doğru beslenmenin otizm semptomlarını hafifleteceğini vurguladıklarını belirten Emine Erdoğan, bu kapsamda Milli Eğitim, Sağlık ve Aile Bakanlıklarının ortak girişimi ile bir çalışmanın yapıldığını anlattı.

Özel çocuklara diğer tedavilerinin yanı sıra hekimlerin, diyetisyenlerin desteği ile özel beslenme programları hazırlandığını dile getiren Emine Erdoğan, “İnanıyorum ki pilot çalışmalar başarıya ulaşarak yakın zamanda tüm özel kurumlarımıza yayılacaktır. Bizim görevimiz, bütün çocuklarımızı kapasitelerini en yüksek seviyede kullanacak hale getirerek hayata hazırlamaktır. Bugün çocuklarımızın aydınlık yüzlerine baktığımızda, kendimizi büyük bir sorumluluğun altında hissediyoruz. Onların masum ve bozulmamış fıtratları, toplumsal hastalıklarımızın şifası, yarınlarımızın aydınlığıdır.” ifadelerini kullandı.

“Bu bir başlangıçtır”

Emine Erdoğan, anne babaların çocuklarına miras bırakacağı hiçbir şeyin, karakteri şekillendiren iyi bir eğitimin yerini alamayacağını belirterek, şunları kaydetti:

“Başarı dediğimiz şey, mükemmel çocuklara sahip olmak değil, bir çocuğu mükemmel şekilde sevmek ve eğitmektir. İşte eğitim meselesini böyle bir bakış açısıyla ele almalıyız. İyi eğitim almış, bilgiye erişmede tek başına yolculuğa çıkabilecek donanıma sahip bir nesile ihtiyacımız var. Bu süreçte hiçbir evladımızı gözden çıkaramayız. Hiçbir ön koşula tabi tutmadan, öğrenmeyle arasına perde çekmeyen nitelikli insanlar yetiştirmeliyiz. Her biri, suya atılan küçük bir taş gibi geniş etki halkaları yaratacaktır. Milli Eğitim Bakanlığımıza, Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğümüze, bütün bu çabaları için teşekkür ediyor, bu gayretlerin hayırlı sonuçlar vermesini diliyorum. İnanıyorum ki bu bir başlangıçtır. Elimizdeki setler sürekli kendini yenileyecek, yeni ihtiyaçlara göre tekrar dizayn edilecektir.”

Emine Erdoğan, Türkiye’nin dört bir yanına dağılacak tırların yollarının açık olması temennisinde bulundu.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un da birer konuşma yaptığı toplantıda, Özel Çocuklara Özel Materyaller tanıtım filmi gösterimi yapıldı.

MEB Bakanı Selçuk, Emine Erdoğan’ a hediye takdim etti.

Toplantının ardından Emine Erdoğan ve katılımcılar, üretimi yapılan materyallerin sergilendiği standı gezdi.

7 tır yola çıktı

Daha sonra Emine Erdoğan, bakanlar Ziya Selçuk ile Zehra Zümrüt Selçuk, 143 bin materyalin bulunduğu Türkiye’nin 7 bölgesine gidecek tırları, özel öğrencilere ulaştırılması için uğurladı.

Toplantıya çeşitli okullardan özel çocuklar da katıldı.

Muhabir: Yıldız Nevin Gündoğmuş


Yorum için tıkla

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğitim-Öğretim

Milli Eğitim Bakanı Selçuk: 7 binin üzerinde köy okulu öğretmeni mesleki gelişim eğitimlerine katıldı

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü, Sabancı Vakfı iş birliği ile hayata geçirilen “Köy Okulları Birleştirilmiş Sınıf Öğretmenleri Mesleki Gelişim Programı“nın çıktılarını, ilkokula başladığı okul olan Ankara’nın Gölbaşı ilçesindeki Emirler Köyü İlkokulunda gerçekleştirilen toplantıda tanıttı. 

Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Doç. Dr. Adnan Boyacı, Sabancı Vakfı Genel Müdürü Nevgül Bilsel Safkan, Köy Okulları Değişim Ağı Derneği (KODA) Genel Koordinatörü Mine Ekinci’nin hazır bulunduğu toplantıya, Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı da canlı bağlantı ile katıldı.

Törenin gerçekleştirildiği köy okulunun bahçesinde konuşan Selçuk, “Bugün doğduğum köydeyiz. Bugün hatıralarımın başladığı yerdeyiz. Köy öğretmenleri ve köyde okuyan öğrencilerimizle ilgili bir konuda, özellikle bu okulu tercih ettik. Çünkü bu heyecanın bütün köy okullarına yansıması konusunda bir niyetimiz vardı. Burada sadece bir Bakan olarak konuşmuyorum, buranın bir öğrencisi, öğretmeni olarak da konuşuyorum. Benim nezdimde köy okullarının çok ama çok ayrı bir yeri var. Çünkü oradaki enerji, oradaki güzellik, oradaki çalışma aşkı, şevki bizi her zaman heyecanlandırıyor.” dedi.

Eğitimde fırsat adaleti sağlamayı çok önemsediğini dile getiren Selçuk, “Herkese eşit davranmak neticede adaleti doğurmayabilir. Herkese adil davranmak eşitliği doğurur. O yüzden de köy okullarımıza her zaman ayrıcalıklı bir şeklide imkanlar sağlamayı tercih ediyoruz.” diye konuştu.

“7 binin üzerinde köy okulu öğretmeni eğitimlere katıldı”

Köyde eğitimin ve şartların zor, iklimin de sert olduğunu ifade eden Selçuk, ancak hep menfi şeyler söylemenin doğru olmadığını vurguladı.

Köy okullarında öğretmen ve öğrenci ilişkisinin, öğretmen ve toplum ilişkisinin çok daha sıcak olduğunu anlatan Selçuk, “Yani köy okullarının hayatı öğrenmek bakımından çok ciddi avantajları da var. Bu avantajları daha da yükseltmek için köy öğretmenlerimize destek olmak için her türlü çalışmayı yapıyoruz.” dedi.

2023 Eğitim Vizyonu’nda köy okullarına ilişkin çalışmaların hızlandırılacağı hedefinin yer aldığına işaret eden Selçuk, buna ulaşmak için Bakanlığın imkanları ile sınırlı kalmayarak Türkiye’nin imkan ve birikimini kullanmayı tercih ettiklerini anlattı.

Köy okullarında birleştirilmiş sınıflarda görev yapan öğretmenlere yönelik mesleki gelişim programını hazırladıklarını belirten Selçuk, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunu tam da öğretmenimizin sahada ve mutfakta neye ihtiyacı var? Bu sorunun cevabını ortaya koyarak çalışmayı başlattık. Projede 7 binin üzerinde köy okulu öğretmeni mesleki gelişim eğitimlerine katıldı. Mesleklerinin ilk yılında ‘Neyi, nasıl yapacağım?’ sorusunu soran öğretmenlerimize ‘Hiç merak etmeyin, biz size dünya standartlarında bir eğitim vererek neyi, nasıl yapacağımızı çok açık ve net biçimde ortaya koyacağız.’ dedik. Birleştirilmiş sınıflarda görev yapan öğretmenlerimiz için özel yayınlar, kitaplar çıkardık. ‘Her gün bu kitaplara bakarak okulda, sınıfta, köyde neyi nasıl yapabiliriz?’ sorusunun cevabını bulabilirsiniz dedik. Bu çalışmalar sadece köy öğretmenleri için değil, bütün sınıf öğretmenleri için faydalı bir çalışma. Yani sadece köydeki öğretmenlerin ihtiyacına yönelik bir içerik de değil, mesleğine yeni başlayan her öğretmenin, her şekilde faydalanabileceği bir içerik var bu kitaplarda.”

“Köy okulu öğretmeni, köyde aynı zamanda liderdir”

“Güçlü Öğretmen Güçlü Gelecek” vizyonu içerisinde Sabancı Vakfının desteğinin büyük olduğunun altını çizen Selçuk, öğretmenlerin bu desteklerle daha iyi yetiştiklerini gördüklerini söyledi.

Dünyanın sürekli değiştiğini, her nesil farklılaştıkça öğretmenin ihtiyacının da farklılaştığını, bu nedenle öğretmenlerin hayat boyu eğitime ihtiyacı olduğunu anlatan Selçuk, “Sadece öğretmenlerin değil, hepimizin sürekli öğrenmesi gerekiyor.” dedi.

Köydeki öğretmenlerin başka bir özelliğinin bulunduğunu dile getiren Selçuk, şöyle devam etti:

“Köy okulu öğretmeni köyde aynı zamanda liderdir, onlar aynı zamanda bir psikolog, sosyologdurlar. Köy öğretmenleri, mesleklerinin ilk yılında köye gittikleri için başka tecrübeye ihtiyaç duyarlar ve köyde bu uyumu sağlamak için bizim bu eğitimimizin ve kitaplarımızın büyük ölçüde faydasını görecekler. Bakanlık olarak başta ben olmak üzere bütün ekip arkadaşlarım bu işe baş koymuş vaziyetteler. Biz bu iyi görevlerden görev, işlerden bir iş olarak görmüyoruz. Bu işi gönülden bir iş olarak görüyoruz. Bundan dolayı da çok daha büyük bir sahipliğimiz var.”

“Öğretmen, bütün bir köyü dönüştürebilir”

Mesleki gelişim programına katılan öğretmenlerin “Burası bizde Ziya Hoca.” dediklerinde çok mutluluk duyduğunu ve gözünün arkada kalmadığını dile getiren Selçuk, şunları kaydetti:

“On binlerce öğretmenimiz ‘Burası bizde.’ dediğinde aslında ‘Türkiye bizde, çocuklar bize emanet.’ demek istiyorlar. Bu emanetin de şuurunda olduklarını, öğretmenlik vazifesinin ilahi bir vazife olduğunu, bize emanet olan çocukların hakkını hukukunu korumak meselesi olduğunun farkındalar. Bu nedenle, öğretmenlerimiz bu şuurla işlerini çok daha kolay yapacaklar. Bize düşen onlara hizmet etmektir, ihtiyaçlarını karşılamaktır, problemlerini çözmektir. Bu vazifeyi mutlu şekilde yaparken, Allah rızası için yaparken biz daha büyük bir gayret buluyoruz. Biliyoruz ki bir öğretmene dokunursanız o öğretmen, sadece bir çocuğu değil bütün bir köyü dönüştürebilir.”

Selçuk, projenin hayata geçirilmesinde ve diğer eğitim konularında desteğini esirgemeyen Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı’ya, vakıf çalışanlarına ve KODA’ya teşekkür etti.

“Çok güzel kazanımlara sahip oluyoruz”

Güler Sabancı ise canlı bağlantı ile yaptığı konuşmada, Sabancı Vakfı olarak 46 yıldır bu topraklardan kazandıklarını, bu toprakların insanlarıyla paylaşmak için çalıştıklarını anlattı.

Toplumsal gelişme için yürüttükleri çalışmaların içinde en öncelikli konular arasında eğitimin bulunduğunu aktaran Sabancı, “Vakıf olarak eğitimde fırsat eşitliğinin sağlandığı bir toplumu hayal ediyoruz herkesle beraber. Eğitimin hakkı tartışılmaz diyoruz. Türkiye’nin her yerinde ve eğitimin her kademesinde desteklediğimiz projelerle kadın, genç ve engellilerin eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak için çalışıyoruz.” dedi.

Kırsalda eğitimin niteliğinin artırılması için de KODA ile 4 yıl önce çalışmaya başladıklarını ifade eden Sabancı, şöyle konuştu:

“Bakan Selçuk’un her fırsatta belirttiği gibi köy okullarının, eğitimin göz bebeği olduğuna biz de gönülden inanıyoruz. Yaklaşık bir yıl önce Bakanlık ile çıktığımız bu yolda çok güzel kazanımlara sahip oluyoruz. Online eğitimlerle Türkiye’nin neredeyse tüm köy okullarında hedeflediğimiz sayıda öğretmene ve öğrenciye ulaşıldığı haberini aldım ve çok mutlu oldum. Yüzlerce köy öğretmeni de yüz yüze eğitimlere katıldılar. Toplumsal gelişimin teminatı, eğitimin göz bebeği olan köy okullarımızın aydınlanması için meşaleyi her zaman en yukarıda tutan öğretmenlerimize bir kez daha çok teşekkür ediyoruz.”

“Nice Ziya Hocalar, nice mühendisler, nice öğretmenler bu köylerden yetişsin”

MEB Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Adnan Boyacı da 7 bin dolayında köy okulunda 240 bin dolayında öğrencinin eğitim aldığını kaydetti.

Köy okullarındaki öğretmenlere yönelik ısınmadan, tarım ve hayvancılığa kadar pek çok konuda farkındalık sağlayacak, velilerle etkileşimi artıracak, birleştirilmiş sınıflardaki öğrencilerde fark yaratacak eğitimlere başladıklarını anlatan Boyacı, şunları kaydetti:

“Köyler her zaman Anadolu’da medeniyetin ışığı oldular. Köylerden yetişenler, cumhuriyetle birlikte bugünün Türkiye’sinin değişimini yönlendiren, fark yaratan insanlar oldular. Bugün sayın Bakan’ın köyünde olmak bunun en önemli göstergesi. Bu köyden, bu okuldan çıkmış Ziya Hoca, Milli Eğitim Bakanı olmuş, biz istiyoruz ki daha nice Ziya Hocalar, nice mühendisler, nice öğretmenler bu köylerden yetişsin ve ilerlesin. Bu projeyle birlikte köylerde görev yapan öğretmenleri desteklemeye devam edeceğiz.”

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

Milli Eğitim Bakanı Selçuk: Yüz yüze eğitime yüzde 80lere yakın bir katılım var

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, okuduğu ilkokul olan Gölbaşı Emirler İlkokulu‘nda düzenlenen “Birleştirilmiş Sınıflarda Görev Yapan Öğretmenlerin Mesleki Gelişim Programı”nın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Emirler İlkokulu’na 5 yaşında başladığını anlatan Selçuk, Sabancı Vakfı iş birliğinde başlattıkları projenin de köy okullarında görev yapan ve okuyan öğrencileri desteklemek için hayata geçirildiğini ifade etti.

Yaklaşık 7 bin öğretmenle asgari 56 saat süren bir eğitim yaptıklarını, programın kitaplarının hazırlandığını aktaran Selçuk, “Bunu da benim okuduğum köy okulunda yapmayı özellikle istedik. Öğretmenlerimizle yaptığım temas sonucunda gerçekten çok yararlı bir çalışma olduğunu gördük. Benim kendi okuduğum okula dönüşüm ve bir köy okulunda okumam dolayısıyla bütün köy okullarını ilkokullar ve ortaokullar dahil olmak üzere 5 tam gün eğitim, öğretime açtık. Eğer İl Hıfzıssıhha Kurullarının özel bir sınırlaması olmazsa bütün okullarımızı eğitim öğretime açtık. Onun için de köy okullarındaki çocuklarımızın herhangi bir eksiği kalmaması noktasında her türlü tedbiri almaya devam ediyoruz.” diye konuştu.

“Okul daha kontrollü bir ortamdır”

Yüz yüze eğitime geçişte üçüncü aşamada 5’inci ve 9’uncu sınıfların okullara başlamasına ilişkin bir soru üzerine Selçuk, “5 ve 9’uncu sınıflar pedagojik olarak belirli bir öğretim kademesinden, yani ilkokul ve ortaokuldan bir üst kademeye geçişteki ilk senedir. Henüz yeni öğretmenlerle tanışma, yeni bir müfredatla karşılaşma aşamasındalar. Onların erken başlaması çok önemliydi.” değerlendirmesinde bulundu.

Eğitim ve öğretim yılının uzun bir dönem, bir maraton koşu olduğunu vurgulayan Selçuk, şunları kaydetti:

“Aşama aşama, salgının seyrine bağlı olarak sınıfları kademe kademe açacağız. Bunu da çok büyük bir kontrol içinde yapıyoruz. Birçok ülkede olduğu gibi bütün sınıfları her gün açmak ve maskesiz bir şekilde açmak şeklinde bir tercih değil de belirli sınıfları ve yaşları istatistiklere bakarak, bilim insanlarının ortaya koyduğu kanıtlara bakarak, aşama aşama, kontrollü bir şekilde açmayı tercih ettik. Bu da devam ediyor.

Bizi en çok mutlu eden okula devam eden çocuklarımızın kendilerinde ve ailelerinde bir artış olmadığı gibi bir azalmanın söz konusu oluyor olması da bizi ayrıca mutlu ediyor. Okul daha kontrollü bir ortamdır. Tatil yerinden, sokaktan, çarşı pazardan çok daha kontrollü bir yerdir. Bundan dolayı da bilimsel verilere dayalı ortaya koyduğumuz görüşün gerçekleşmesi bizi ayrıca memnun etti. Yüzde 80’lere yakın bir katılım var. Bu katılımın bizim beklentimizin üstünde olduğunu söyleyebilirim. Genel olarak tüm kademelerde yüzde 70’in üstünde bir katılım var. Ama bazılarında yüzde 90’lara varıyor, bazılarındaysa yüzde 75’lerde kalıyor. Genel olarak yüzde 80’lerde bir katılım var.”

Selçuk, 5’inci ve 9’uncu sınıfların usul ve esaslarının da diğer sınıflarla benzer olacağını vurgulayarak yarın bu konuda bir tebliğ yayınlanacağını ve hangi sınıfta hangi derslerin, kaçar saat olacağına ilişkin daha ayrıntılı bilgilerin paylaşılacağını sözlerine ekledi.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

Okulların 2021 yılı pansiyon ücretleri belirlendi

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

AA muhabirinin 2021 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi verilerinden yaptığı derlemeye göre, pansiyon ücretleri ilköğretim kurumları ve ortaöğretim okullarında gelecek yıl yüzde 9,8 artışla 4 bin 20 liraya yükselecek.

Mesleki-teknik okul ve kurumlar ile 3308 sayılı Kanun kapsamında olan okulların da pansiyon ücretleri yüzde 9,9 artacak ve 4 bin 520 liraya çıkacak.

2021 bütçe teklifiyle belirlenen pansiyon ücretleri ve bu yıla göre artış oranları şöyle:

Okul türleri ve kademesi

2020 (TL-Ücret)

2021 (TL-Ücret)

Artış Oranı (Yüzde)

İlköğretim Kurumları

(İlkokul, ortaokul, yatılı ortaokullar, imam hatip okulları ile özel eğitim okulları)

3.660

4.020

9,8

Ortaöğretim Okulları

(Genel ve mesleki teknik liseler ile imam hatip liseleri)

3.6604.0209,8
Mesleki ve Teknik Eğitim Okul ve Kurumları

(3308 sayılı Kanun kapsamındaki okullar)

4.1104.520

9,9

Okumaya Devam
Advertisement