İletişim : info@mebhaberim.com

Eğitim-Öğretim

'Nisan ayında yöneticilik sınavı yapılacak'

Yayınlandı

ANKARA 

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Kanal 7’de yayımlanan Başkent Kulisi programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

Karne notunun önemli olduğunu ancak çocuk için “karnesi iyiyse iyidir, kötüyse kötüdür” denkleminin kurulmaması gerektiğini dile getiren Selçuk, hayata dokunmayan bir çocuğun bütünsel anlamda gelişmeyeceğini kaydetti.

Çocuğun “ders çalış” baskısıyla karşı karşıya bırakılmaması gerektiğini vurgulayan Selçuk, şöyle devam etti:

“Bastırdığınız bir şey başka bir taraftan olumsuz bir şey olarak tekrar çıkacak. Çocuk bu süre zarfında hayatı tanımak ve sosyalleşmek, kendi ilgi ve ihtiyaçları doğrultusunda derinlik kazanmak gibi bir çabanın içerisindeyse asıl eğitim bu. Çocuk orada derinleşirse sabrı, dirayeti, azmi artar. Hayatta lazım olan enerjiyi biriktirir. Kendisine anlamsız gelen konularla zorunlu olarak yapması istenen şeylerle uğraştığında yaptığı iş daha da anlamsız hale gelmeye başlar ve okul açılmadan soğur. Çocuğun sosyal alanda gelişmemesi karnesi ne kadar iyi olursa olsun onun hayat başarısına hizmet etmiyor.”

Selçuk, kilit faaliyetin kitap okumak olduğunu belirterek, kitap okuyan çocukların her zaman yaşamda fark attığını kaydetti.

“İşe yarayan somut çözümler üretmemiz gerekiyor”

Bakan Selçuk, 2023 Eğitim Vizyonu’nun 3 yıllık bir eğitim sürecinde ele alınacağını ifade etti. Altyapının 3 senede bir döngüye girebileceğini dile getiren Selçuk, çalışmalarının bir takviminin bulunduğunu söyledi.

Selçuk, vizyon kapsamında, en çok vurgulanan hususların dijital ve organizasyonel altyapının inşası ve mesleki teknik eğitim olduğunu bildirdi.

Mesleki teknik eğitimin çok önemli bir mesele olduğuna işaret eden Selçuk, ” Eğer biz mesleki teknik eğitimi bir yola koymazsak bu sefer toplumdaki gelir dağılımındaki eşitlikler, eşitsizlikler ya da toplumdaki rol ve görevlere dair bazı problemler daha da büyüyecek. Herkes yüksek öğretim mezunu olmak gibi bir hedefe kilitlenecek ki şu anda öyle zaten. Bunun önüne geçebilmek için insanlara sahici, işe yarayan birtakım somut çözümler üretmemiz gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“Türkçenin söz varlığına ilişkin bir çalışma yapıyoruz”

Öğretmen eğitimine de önem verdiklerini kaydeden Selçuk, “Öğretmen ve yönetici eğitimi olmazsa olmaz dediğimiz şeyler. Yönetici eğitimi ve yöneticilerin atanmasına ilişkin hususlar konusunda geçen hafta bir yönetmelik çıktı. Bunun doğrultuda nisan ayında bir yöneticilik sınavı yapılacak. Güzel ve nitelikli bir sınav, ÖSYM tarafından gerçekleştirilecek.” dedi.

Selçuk, Türkiye’de kelime ve söz varlığının bütünsel olarak bir çalışmasının olmadığını, Türkçe’nin söz varlığına ilişkin bir çalışma yapıldığını anlatarak, bunun tarihi bir önem taşıdığını, 1 yıl içinde bu konuda mesafe alacaklarını umut ettiğini kaydetti.

“Ders sayıları kesinlikle azaltılacak, alan seçimi daha aşağı inecek”

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, ders sayılarına ilişkin birkaç aydır değişik taslaklar üzerinde çalıştıklarını belirterek, hatta bazı yerlerde bu konuya ilişkin yayımlanan bilgilerin geçerli olmadığını vurguladı. Selçuk, “Önümüzdeki 1-2 ay içerisinde ortaöğretimde ders sayıları, derslerin nitelikleri gibi konularda bir resmi açıklama yapacağız, lansman gibi bir çalışma yapacağız.” diye konuştu.

Zorunlu eğitim sürecine ilişkin açıklamalarda bulunan Selçuk, şunları kaydetti:

“Bir çocuğun 15-16 dersi alması, anlaması, derinleştirmesi ve içselleştirmesi asla mümkün değil. Sınıfta kalmanın hemen hemen hiç mümkün olmadığı bir ortamda, öğrenci diyor ki ‘Siz ne yaparsanız yapın, ben zaten geçeceğim’ diyor. O zaman da 4 işlemi bilmeden lise bitirilebiliyor ve çocuklar üniversitede zayıf olmaya başlıyorlar.

Biz de belki 5-6 ders yapamayız şu anda çünkü her branş ‘Bizim dersimiz çok önemli, asla bundan vazgeçmeyin’ diyor. Bunu yaparken, bilimsel gereklilikler mi, çocukların gerçekten ihtiyaçları mı, hayatın bizden bekledikleri mi diye bakmamız gerekirken, ‘sadece bizim branştan daha fazla ders olsun’ beklentisi var. Biz, burada orta yol bulup, çocukların menfaatini, Türkiye’nin iktisadi menfaatini dikkate alarak bir yol almak istiyoruz.

Ders sayıları kesinlikle azaltılacak, alan seçimi daha aşağı inecek. Şu an 15-16 ders var liselerde. Çok net bir şey söylemeyeyim şu anda ama oldukça düşecek. Mart içinde açıklayacağız.”

“Bu, önümüzdeki sezondan itibaren uygulamaya geçecek mi?” sorusuna Selçuk, “Geçecek” yanıtını verdi. Selçuk, tasarım beceri atölyeleri kuracaklarını ve Şubat ayında pilot uygulamaya başlanacağını da bildirdi.

Selçuk, iyi bir Milli Eğitim Bakanının özellikle gelecek için çalışacağına işaret ederek, bu dönemde de birçok somut projeyi açıklayacaklarını söyledi. Her ay bir proje açıklayacaklarını belirten Selçuk, “Ocak’ta açıklayacağız, şubat, mart, nisan, mayıs, haziranda her ay somut büyük bir projeyi açıklayacağız.” dedi.

“Müfredatın değişmesi tek başına etkili değil”

Müfredatla ilgili çalışmalar hakkında da açıklamalarda bulunan Selçuk, müfredatın değişmesinin kendi başına çok etkili olmayacağını söyledi. Selçuk, “Müfredat değişti, artık sistem değişiyor” gibi önermelerden vazgeçilmesi gerektiğini ifade etti.

Mesleki teknik eğitim müfredatını bütünsel ölçekte sessizce değiştirdiklerini ve bu sene uygulamaya başlanacağını dile getiren Selçuk, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Genel müfredat için, bizim yeterli bir hazır olmaksızın bir çalışma yapıp, halihazırdaki öğrencilerin de huzurunu bozacak, ‘Bu sene yine değişti, bu benim müktesep hakkımdı niye değiştiriyorsunuz…’ Bunu yapmayacağız. İlk defa Türkiye’de şöyle bir şey olacak, bir müfredat değişmeden önce öğretmen eğitimi tamamlanacak.”

Performans sistemini çok benimsemediğini ifade eden Selçuk, “Anne babaların performansına bakmıyoruz, öğretmenlerin performansına bakmıyoruz, sadece çocuklarınkini ölçüyoruz. Bu anlamda, öğretmenin belirli notlar üzerinden performansına dayalı bir sistem kurmak, şu an için gerekli şartlar hazırlanmadan yapılacak bir şey değil bence.” değerlendirmesinde bulundu.

“Pedagojik formasyon kalkacak”

Pedagojik formasyona ilişkin de bilgi veren Selçuk, “Pedagojik formasyon kalkacak. Bu kalktığı için biz sadece atamasını yaptığımız öğretmenlere formasyon vereceğiz.” dedi.

Yeni öğretmen ataması olup olmayacağına ilişkin de Selçuk, bunun tamamen Milli Eğitim Bakanlığının verdiği bir karar olmadığını, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile teknik çalışmaları sürdürdüklerini anlattı. Selçuk, “Bu konuyla ilgili Hükümetimizin ve Maliye Bakanlığımızın teknik çalışmaları bitmek üzere, çok kısa sürede bir açıklama yapılacak. Rakam şu anda belli değil.” diye konuştu.

Selçuk, Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamında yapılan sınava ilişkin de şu bilgileri verdi:

“Ben, sınavın adını ya da sistemini değiştirmenin, eğitimin bütünsel olarak sistemini değiştirmek anlamına gelmediğini düşünüyorum. Bizim bu sene değişiklik yapma ihtiyacımız yok, asıl hedef o değil. Biz sadece önceden söz verdiğimiz gibi çocuklarımıza sürpriz yapmayacağız. Biz bunun bu şekilde yürüyeceğini, fakat uygulamada aksaklıklar olduğunu, yerleştirmeye esas olan bazı kriterlerde bazı sıkıntılar olduğunu ve bunların tümüyle düzenleneceğini ve çok rahat bir yerleştirme olabileceğini söylüyoruz. Yoksa, ‘LGS sil baştan’ gibi böyle bir şey kesinlikle yok. Aileler, çocuklarımız rahat olsun.” 

Bakan Selçuk, ayrıca sınavla öğrenci alan okulların sayısının düşeceğini belirterek, imkanı zayıf olan okulların imkanlarının geliştirilerek aradaki farkın da azaltılacağını bildirdi. 

Muhabir: Merve Yıldızalp


Yorum için tıkla

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğitim-Öğretim

Bahçeşehir Üniversitesi sanal laboratuvarlar ile hibrit eğitime yeni bir soluk getiriyor

Yayınlandı

Yazar :

İstanbul

Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nafiz Arıca, pandemi sürecinden en çok etkilenen sektörlerin başında eğitim sektörünün geldiğini belirterek, “Tüm öğrencilerimiz kendi bilgisayarlarından üniversitemizin tüm yazılımlarına erişebiliyorlar ve deney simülasyonlarına katılabiliyorlar. Öğrencilerimiz online ortamda sağladığımız platformlar ile anlık sorularını iletebiliyorlar. İsteyen öğrencilerimiz tüm bu uygulamaları, bir plan dahilinde, randevulu sistemle, gerekli önlemler alınarak bizzat buraya gelerek kullanabiliyorlar.” diye konuştu.

Arıca, AA muhabirinin uzaktan eğitim ve sanal laboratuvarlara ilişkin sorularını yanıtladı.

Kovid-19 pandemisi sebebiyle yeni dönemde öğrencilere çeşitli alternatifler sunduklarını ifade eden Arıca, “Uzaktan eğitimle birlikte uygulamalı derslerin nasıl yaptırılacağı tartışma konusu oldu. Haziran ayında okulumuzu açar açmaz uygulamalı derslerle ilgili videolarımızı hazırladık. Bu videolara tüm öğrencilerin uzaktan ulaşabileceği altyapıyı oluşturduk. Tüm öğrencilerimiz kendi bilgisayarlarından üniversitemizin tüm yazılımlarına erişebiliyorlar ve deney simülasyonlarına katılabiliyorlar. Öğrencilerimiz online ortamda sağladığımız platformlar ile anlık sorularını iletebiliyorlar. İsteyen öğrencilerimiz tüm bu uygulamaları, bir plan dahilinde, randevulu sistemle, gerekli önlemler alınarak bizzat buraya gelerek kullanabiliyorlar.” şeklinde konuştu.

Hibrit üniversite mantığına inanan bir eğitimci olduğunu ifade eden Arıca, eğitim teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte çok farklı alternatif metotların üniversite eğitimine katkı sağladığını kaydetti.

Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Çizgi Film ve Animasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nazlı Eda Noyan ise çizgi film ve animasyon bölümünün uygulamanın ağırlıkta olduğu bir bölüm olduğunu hatırlatarak şunları söyledi:

“Dijital teknolojiyle bütünleşik derslerimiz var. Ben hibrit eğitimi özgürleştirici bulan biriyim. Hibrit eğitim sınırları ortadan kaldırıyor. Daha önce derslerimize konuk almak istediğimiz kişiler mesafeleri öne sürüyorlardı fakat şimdi konuklarımıza ulaşmamız çok kolay. Sınırlar teknolojiye erişimi olanlar için ortadan kalkıyor. Öğrencilerimiz sisteme aktif olarak katılıyorlar. Derslerde etkileşim çok yoğun bir şekilde devam ediyor. Öğrencilerin de bu sisteme olumlu baktığını düşünüyorum. Fakat özellikle birinci sınıflar henüz birbirleriyle kaynaşmadıkları için hibrit eğitim onlar için belli dezavantajlar getiriyor. Arkadaşlığın ve aidiyetin kurulması için sağlıklı koşullar altında yüz yüze eğitimin de devam ettirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ama yeni nesilde sanal ortamda bağ kurma kası oldukça gelişmiş. Benim beklentimin çok üstünde ortama ve eğitime aidiyet oluşturma refleksi gelişti. Benim olumsuz gördüğüm şeylerin de o kadar olumsuz olmadığını hissediyorum. Online eğitim yüz yüze buluşmalarla desteklenmeli.”

Hibrit ve yüz yüze eğitimde denge sağlanmalı

Yeni dönemle birlikte hibrit üniversite mantığı yaygınlaşacağını aktaran Noyan, “Pandemi döneminde bu konuda farkındalığımız arttı. Microsoft Azur kullanıyoruz biz ve bu programla evinizdeki bilgisayardan okuldaki bilgisayara uzaktan erişim sağlayabiliyorsunuz. Okulumuzdaki tüm yazılımlara her yerden ulaşılabiliyor. İsteyen öğrencilerimize de sağlıklı koşullarda yüz yüze eğitim yapmaya devam ediyoruz. Hibrit ve yüz yüze eğitimde denge sağlanması gerektiğine inanıyorum.” ifadelerini kullandı.

Bahçeşehir Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Beşkese ise amaçlarının pandemi döneminde sağlık sebebiyle okula gelmek istemeyen öğrencilere, evlerinden aynı üniversitedeymiş gibi gibi bulut üzerinden paylaşılan programı göstermek olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bu bulut üzerinden öğrenciler, kendi bilgisayarlarından sanal sınıflarımıza yüksek kalitede ve kesintisiz bir şekilde katılabiliyorlar. Başta Mimarlık, Mühendislik ve İletişim fakültelerimiz olmak üzere tüm fakültelerimizin bu taleplerini karşılayabiliyoruz. Fakat bu süreçte en çarpıcı sonuçları aldığımız fakülteler Mimarlık, İletişim ve Mühendislik oldu. Yüksek lisans ve doktora programlarında ciddi anlamda yüksek teknik kapasite sunuyoruz öğrencilere. Bizim birçok öğrencimiz yurtdışında yaşıyor. Şehir dışında yaşayan da çok fazla öğrencimiz bulunuyor. Biz üniversite olarak bu öğrencilerimize sadece sözel dersleri online üzerinden verip, geri kalanları veremeseydik, kendimize tam bir üniversite diyemezdik.”

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

Burs ve öğrenim kredisi başvuruları başladı

Yayınlandı

Yazar :

İstanbul
Gençlik ve Spor Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, 2020-2021 eğitim öğretim yılında Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı’na girerek ilk defa bir yükseköğretim programına girmeye hak kazanan öğrenciler ile halen bir yükseköğretim programına devam eden ara sınıf öğrencileri ve yurt dışında öğrenim gören Türk vatandaşlarının burs-kredi başvuruları başladı. Burs-kredi hakkından yararlanmak isteyen öğrencilerin 28 Ekim-3 Kasım tarihleri arasında e-Devlet üzerinden başvurması gerekiyor. 

Son gün 3 Kasım 

3 Kasım Salı günü saat 23.59’a kadar devam edecek olan başvurular, e-Devlet üzerinden alınacak. Bütün öğrencilerin e-Devlet’teki başvuru indeks sayfasını okuyup onaylaması gerekiyor. Başvuruda değişiklik yapmak isteyen öğrenciler, son güne kadar bilgilerini güncelleyebilecek.

Başvuru sırasında öğrencilerin beyan ettiği ekonomik, sosyal ve başarı durumuna ilişkin bilgiler, Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından kamu kurumları aracılığıyla teyit edilecek. Yapılan değerlendirme sonucunda mevzuata uygun olan öğrencilere burs ya da öğrenim kredisi tahsis edilecek.

Öğrenim bilgileri doğru olmalı 

Burs/kredi başvuruları e-Devlet’te yer alan Yükseköğretim Bilgi Sistemi’ne (YÖKSİS) kayıtlı öğrenim bilgilerine göre alınacağı için öğrencilerin YÖKSİS’teki öğrenim bilgilerinin doğru ve eksiksiz olması gerekiyor. 

Öğrencileri başvuru sırasında herhangi bir sorun yaşamaması için öncelikle e-Devlet’e girerek okul/bölüm, hazırlık ve kayıt dondurma bilgilerini kontrol etmeleri, bilgilerinde hata olan öğrencilerin üniversitenin öğrenci işleriyle görüşerek durumlarını YÖKSİS üzerinden güncelletmeleri gerekiyor. Hatalı ya da eksik öğrenim bilgisiyle burs-kredi başvurusu yapan öğrencilerin başvuruları beyan etmiş olduğu bilgiler üzerinden değerlendirilecektir.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

Burs ve kredi başvuruları başladı

Yayınlandı

Yazar :

İstanbul
Gençlik ve Spor Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, 2020-2021 eğitim öğretim yılında Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı’na girerek ilk defa bir yükseköğretim programına girmeye hak kazanan öğrenciler ile halen bir yükseköğretim programına devam eden ara sınıf öğrencileri ve yurt dışında öğrenim gören Türk vatandaşlarının burs-kredi başvuruları başladı. Burs-kredi hakkından yararlanmak isteyen öğrencilerin 28 Ekim-3 Kasım tarihleri arasında e-Devlet üzerinden başvurması gerekiyor. 

Son gün 3 Kasım 

3 Kasım Salı günü saat 23.59’a kadar devam edecek olan başvurular, e-Devlet üzerinden alınacak. Bütün öğrencilerin e-Devlet’teki başvuru indeks sayfasını okuyup onaylaması gerekiyor. Başvuruda değişiklik yapmak isteyen öğrenciler, son güne kadar bilgilerini güncelleyebilecek.

Başvuru sırasında öğrencilerin beyan ettiği ekonomik, sosyal ve başarı durumuna ilişkin bilgiler, Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından kamu kurumları aracılığıyla teyit edilecek. Yapılan değerlendirme sonucunda mevzuata uygun olan öğrencilere burs ya da öğrenim kredisi tahsis edilecek.

Öğrenim bilgileri doğru olmalı 

Burs/kredi başvuruları e-Devlet’te yer alan Yükseköğretim Bilgi Sistemi’ne (YÖKSİS) kayıtlı öğrenim bilgilerine göre alınacağı için öğrencilerin YÖKSİS’teki öğrenim bilgilerinin doğru ve eksiksiz olması gerekiyor. 

Öğrencileri başvuru sırasında herhangi bir sorun yaşamaması için öncelikle e-Devlet’e girerek okul/bölüm, hazırlık ve kayıt dondurma bilgilerini kontrol etmeleri, bilgilerinde hata olan öğrencilerin üniversitenin öğrenci işleriyle görüşerek durumlarını YÖKSİS üzerinden güncelletmeleri gerekiyor. Hatalı ya da eksik öğrenim bilgisiyle burs-kredi başvurusu yapan öğrencilerin başvuruları beyan etmiş olduğu bilgiler üzerinden değerlendirilecektir.

Okumaya Devam
Advertisement