İletişim : info@mebhaberim.com

Eğitim-Öğretim

Milli Eğitim Bakanı Selçuk: 2021 PISAda çok daha iyi noktaya geleceğiz

Yayınlandı

Ankara

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ile OECD ve Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı’nın (PISA) Eğitim Direktörü Andreas Schleicher, Ankara Eğitim Platformunca MEB Şura Salonu’nda düzenlenen “21. Yüzyıl Becerileri ve Tasarım Beceri Atölyeleri Konferansı”na katıldı. 

Selçuk, konferansta yaptığı konuşmada, özel öğretim kurumlarının eğitimin niteliği ve kalitesi konusundaki öncülüklerinin, olumlu yaklaşımlarının çok değerli olduğunu söyledi.

MEB olarak bu konularda her türlü katkıyı sağlamaya hazır olduklarını belirten Selçuk, 21. yüzyıl becerisi denen becerilerin Mimar Sinan’ın, Da Vinci’nin, Dostoyevski’nin eserlerinde görülebilecek çok kadim beceriler olduğunu vurguladı.

Tasarım beceri atölyelerinin, eğitim sistemindeki paradigmal değişikliğin en büyük araçlarından biri olduğunu, atölyelerin uluslararası çalışmaları ve Türkiye’nin ihtiyacını odak noktasına koyduğunu vurgulayan Selçuk, “Tasarım beceri atölyeleri neden önemli? Çünkü öğrenciyi, çocuğu sadece belirli sınavlarda, belirli seçenekleri işaretleyen kimliklere dönüştürmek, bir çocuğun bütünsel olarak gelişimini maalesef engelliyor. Ama bizim hayattan, hayatın bizden beklentisi, çocuklarımızın tam çocuk olması. Duygusuyla, düşüncesiyle, eylemiyle çocuğun her yönden gelişmesi. Sadece soru çözmemesi aynı zamanda sorun çözmesi.” değerlendirmesinde bulundu.

Sistemin mekaniğini, altyapısını kurmak için çalıştıklarını ve bu noktada merkezden çevreye değil, çevreden merkeze doğru hareket ettiklerini anlatan Selçuk, tasarım beceri atölyelerini geleceğin inşası noktasında bir proje olarak değerlendirdiklerini ifade etti.

Selçuk, tasarım beceri atölyelerinin standartlarının belirlendiğini, öğretmen eğitimi içeriklerinin oluşturulduğunu ama bölge, okul ihtiyaçları dikkate alınarak farklıkların olabileceğini belirtti.

“Çocuklarımızın deneyim kütüphanesini geliştirmezsek…”

Eğitimde teori ve pratiğin iç içe geçmesinin önemli olduğunu söyleyen Bakan Selçuk, şöyle konuştu:

“Teori ve pratik ilişkilendirmesini doğal haline getirmezsek, eğer çocuklarımızın deneyim kütüphanesini geliştirmezsek, inanın onların edindikleri bilgileri omuzlarından atmaları bir yaz tatiline bakar. Yazın bütün öğrenmelerin unutulmasıyla ilgili bir problemle karşı karşıya kalırız. Türkiye’de okullar 180 iş günü ve ders saati sayıları gün içerisinde daha fazla sıkışmış görünüyor ama 200 ve üzeri iş günü eğitim öğretim yapan okullarda günlük ders saatinin dağılımında daha fazla rahatlık var. Türkiye’nin birinci önceliği bu iş gününü artırmak değil, bu iş gününde yaptığı iş ve işlemlerin kalitesini ilerletmek.”

“e-Porfolyo” çalışması ile de Türk eğitim tarihinde ilk kez bütün öğrencilerin ilgi, beceri, yetenek, başarıları, katıldığı yarışmalar gibi tüm gelişimlerinin bir dijital ortama taşındığını anımsatan Selçuk, böylelikle her bir çocuğun daha iyi rehberlik almasının, daha iyi yönlendirilmesinin sağlanacağını aktardı.

“Üniversite sınavını beklememiz gerekmiyor”

Selçuk, “PISA 2018 ile ilgili olarak bütün çocuklara hayatlarından ne kadar memnun oldukları sorulmuş. Türkiye’de öğrencilerin yarısına yakını hayatından memnun değil ama OECD ortalaması bunun yarısı. Bu durum çocukların sosyal ve duygusal açıdan desteklendiği ortamlara olan ihtiyacın çok yüksek olduğunu gösteriyor.” dedi.

Çocukların sosyal ve duygusal olarak becerilerle karşılaştırılmasının, sınama durumlarına sokulmasının ve çocukların atölyelerde binlerce deneyim yaşayarak kendilerini izlemelerine fırsat verilmesinin önemine vurgu yapan Selçuk, şöyle devam etti:

“Bunu çocuğun anlayabilmesi için üniversite sınavını beklememiz gerekmiyor. Bizim ilkokuldan itibaren binlerce kez çocuğa bu fırsatı yaşama imkanı sunmamız gerekiyor. Tam da bu arada sosyal duygusal beceriler çok önem kazanıyor. Çünkü benim için öğrencinin akademik başarısı, onun mutluluğu çerçevesinde anlamlıdır. Eğer yaptığımız akademik çalışmalar, çocuklarımızı mutsuz ediyorsa kendimize bir soru sormalıyız; biz bunu başka türlü nasıl yapabiliriz?”

Bakan Selçuk, mevcut yapıda eksiklikleri gidermekle ilgili hiçbir sıkıntının bulunmadığını, öğretmenlerin de buna hazır olduğunu anlatarak, eğitim sisteminin ihtiyaç duyduğu fiziksel ve dijital altyapıda çok büyük mesafeler aldıklarını söyledi.

“Türkiye genelinde resmi okullarımızda 5 binden fazla atölye hayata geçti”

Selçuk, tasarım beceri atölyelerinin transdisipliner bir anlayışa dayandığını anlatarak, PISA’da artık kompleks beceriler üzerinden bir tablo ortaya çıkarken, sadece disiplinler üzerinden ders çizelgelerinin sürdürülebilir olmadığını ifade etti.

Bu nedenle ortaöğretim modeli, ilkokul ve ortaokul seviyesindeki çalışmalarla ilgili 100’den fazla kurum ve kuruluştan görüş aldıklarını dile getiren Selçuk, şunları söyledi:

“Tasarım beceri atölyelerinin yaygınlaştırılmasında sadece inşaat meselesi önemli değil. Bu, zihniyet değişikliğini gerektiriyor. Atölyelerin de kendi içerisinde sadece basit bir etkinlik odasına dönüşmeden bütün disiplinler arası algılarla, içeriklerle bir atölyenin içerisinde transdisipliner bir etkinlik eylem alanı olmalı. Eğer böyle olursa atölye gerçek marifetini ortaya koyacaktır. Bu anlamda tasarım beceri atölyelerinin ilerleyişine şahitliğimiz bizi mutlu kılıyor. Çünkü bir yıl içerisinde birkaç yüz atölye hedeflenirken, bu ay itibarıyla Türkiye genelinde resmi okullarımızda 5 binden fazla atölye hayata geçti, çalışıyorlar. Bununla ilgili de sürekli bir artış var. Bu artışın nicel tarafı elbette önemli ama asıl okulun bir hayat alanına, yaşama sevincini hissedecekleri ortama dönüşmesi bizi mutlu ediyor.”

“2021 PISA’da çok daha iyi noktaya gelmemizi sağlayacak”

PISA sonuçlarının her ülke için kendi ödevini yapmaları gereken oldukça etkin bir araç olduğunu dile getiren Selçuk, “Türkiye 2003’lerden beri, çeşitli nedenlerden dolayı, 2015’te bir düşüş olsa da yükselişini sürdürüyor. Emin olun, ortaokullarda, liselerde, ilkokullarda ortaya koyacağımız değişiklikler, 2021 PISA’da çok daha iyi noktaya gelmemizi sağlayacak. Bundan çok eminim çünkü buna veriye dayalı olarak bakıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Bakan Selçuk, PISA’nın amacının hem Türkiye hem de başka ülkelerde yanlış anlaşıldığını belirterek, PISA’nın “ülkeler arası yarış”, “eğitim olimpiyatı” olmadığına dikkati çekti. PISA’nın eğitim politikalarının röntgeninin çekilmesi, ileriye dönük veriye dayalı, bilimsel, akılcı kararlar alınması için gereken bir içerik olduğunu vurgulayan Selçuk, PISA 2018 sonuçları ile ilgili çok ayrıntılı çalışmalar yürüttüklerini anlattı.

Bakan Selçuk, halihazırda okulların gerçekten hangi bileşenlerde iyi olup olmadığını bilmediğini ve bu nedenle “Okul Profili Değerlendirme” çalışmasını hayata geçirip, pilotlamasını tamamladıklarını belirterek, çok kısa zamanda ülke ölçeğinde uygulamaya konulacağını bildirdi.

Böylelikle her bir okulun kendi ihtiyaçları doğrultusunda, çok sayıda bileşen üzerinden değerlendirilip yol haritasının sunulacağını aktaran Selçuk, ayrıca okullara ihtiyaç duyduğu hususlarda yol göstermek amacıyla ilçe düzeyinde “öğretmen destek noktaları”nın kurulduğunu kaydetti.

Ankara’nın Keçiören ilçesinde de bununla ilgili çok büyük bir merkez kurduklarını söyleyen Selçuk, bu merkezde binlerce uzmanın her bir okulun gelişim planını takip edeceğini, okulları birbiriyle yarıştırmadan, sadece onların ihtiyacını hayata geçirebilmek için çalışacağını ifade etti.

Selçuk, PISA sonuçlarının iyi değerlendirilmesi, buna uygun politikalar oluşturulması ve bu politikaların etki analizinin de yapılması açısından büyük bir altyapıya, destek sistemine ihtiyaç olduğunu vurguladı.

“Yeni nesil eğitim fakültesi çalışmalarımız hızla devam ediyor”

Bakan Selçuk, bu sürece eğitim fakültelerinin, sivil toplum kuruluşlarının, özel okulların da destek vermeye, katkı sağlamaya hazır olduğunu belirterek, “Yükseköğretim Kurulu ile anlaştık, yeni nesil bir eğitim fakültesi, öğretmen yetiştirme sistemi konusunda çalışmalarımız hızla devam ediyor. Bu da çok önemli. Yani öğretmen yetiştirmeyi suyun başından itibaren ele almakla ilgili ihtiyacımızı da dikkate alıyoruz.” açıklamasını yaptı.

Tüm bu unsurların Türkiye’nin milli ekseninde, evrensel eksende ne yapması gerektiğinin 2023 sonuna kadar belirlenen vizyonla ortaya konduğunu, planlamasının yapıldığını aktaran Selçuk, Türkiye’nin gelecek süreçte eğitimle ilgili çok daha fazla yatırım yapma imkanına sahip olacağını söyledi.

“Alt gelir grubundaki öğrencilerimizin başarısı OECD ortalamasının üzerinde”

Bakan Selçuk, şunları kaydetti:

“Verilerin incelenmesi ve politikaların geliştirilmesiyle ilgili süreç devam ediyor. Somut bir örnek vereyim; bizim alt gelir grubundaki öğrencilerimizin başarısı, OECD ortalamasının üzerinde. Bu şunun için önemli, eğitim imkanları arasındaki farklılığa, gelir dağılımına baktığımızda; ‘acaba alt gelir çok kötü de, en üstteki yüzde 10’luk dilimdeki öğrencimiz çok iyi.’ Böyle baktığımızda bizim her bir gelir grubumuz aslında mevcuttan daha iyi. Özet olarak, alt gelir grubundaki çocuklarımız OECD ortalamasının üzerinde. Üst gelir grubunda da benzer bir şey var ama en üst performans grubunda eksikliklerimiz, tamamlamamız gereken işlerimiz, ödevlerimiz var. Bunları da birlikte yapacağız.”

“Her şey çok güzel” veya “çok kötü” yaklaşımının doğru olmadığını dile getiren Selçuk, PISA 2018 sonuçlarına göre, çocuklarda yükseköğrenim görme talebinin de çok yüksek olduğunu aktardı.

“Altyapıyı dönüştürmeden üstyapıyı dönüştüremeyiz”

Milli Eğitim Bakanlığınca hayata geçirilen uygulamalar ve verilerin ortaya konulması için yapılan çalışmalar hakkında da bilgi veren Selçuk, “Bunların hepsi Türk eğitim sisteminin altyapısını kurmaya ve olgunlaştırmaya dönük şeylerdir. Biz altyapıyı dönüştürmeden üstyapıyı dönüştüremeyiz. O yüzden bütün hazırlıklarımızın, akademik, bilimsel, rasyonel anlamda, uluslararası akreditasyon yapıları anlamında hepsinin bir tasarımın içinde olduğundan emin olabilirsiniz. Yani sistemi bilerek inşa ediyoruz.” diye konuştu.

Selçuk, Türk eğitim sisteminde bundan sonraki süreçte kalitenin ve kalitenin ne şekilde yaygınlaştırılacağının üzerinde durulacağını belirterek, bu çerçevede ilgili konuların öğretmen ve yöneticilerle ele alınması gerektiğini söyledi.

“Resmi ve özel okullarımız, hepsi bizim okullarımız. Hepsi bizim çocuklarımız”

Her okulun parmak izi gibi olduğuna ve kendine özgü bir kimliği bulunduğuna işaret eden Selçuk, bu çerçevede öğretmen ve okul yöneticilerinin okulları için yapılabilecekleri tartışmaları gerektiğini kaydetti.

Selçuk, bazı özel öğretim kurumlarında sıkıntılar yaşandığına dikkati çekerek, şöyle konuştu:

“Bazı özel öğretim kurumlarının hiç ilgilenmek istemediğimiz, yönetsel ve finansal birtakım sorunlarıyla meşgul olmak zorunda kalıyoruz. Ama öğretmenlerimizin mağdur olmaması için, öğretmenlerimizi korumak için belirli şeyleri acilen, ani tedbirlerle yapmıyoruz. Bu anlamda önümüzdeki süreçte bu çalışmalarla ilgili özel öğretim kurumlarımızdan daha fazla gayret ve iş birliği bekliyorum. Resmi okullarımız ve özel okullarımız, hepsi bizim okullarımız. Hepsi bizim çocuklarımız.”

Öğretmenlerin desteklenmesinin önemini vurgulayan Selçuk, “O zaman göreceksiniz, öğretmenin gözü ışıldayacak, parlayacak. O zaman göreceksiniz, çocukların gözü parlayacak. O zaman göreceksiniz, Türkiye’nin gözü parlayacak.” diye konuştu.

Konferansta Ankara Eğitim Platformu Başkanı Mirkan Aydın da bir konuşma yaptı.
Konferansın ardından Ankara Eğitim Platformu, Türk Eğitim Derneği ve Ankara Sanayi Odasının katkılarıyla 6 tasarım beceri atölyesi Milli Eğitim Bakanlığına devredildi.

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, konuşmasının ardından, tasarım beceri atölyelerinden örneklerin sunulduğu sergiyi gezdi.

Yorum için tıkla

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğitim-Öğretim

Elif ile Alp yeni etkinliklerle yaz tatilinde de çocuklarla

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Bakanlıktan yapılan açıklamada, çocukların küresel salgın dönemindeki uyumlarını kolaylaştırmak ve duygularını ifade etmelerine yardımcı olmak amacıyla yayın hayatına başlayan “Elif ile Alp” destek kitaplarının çocuklarla buluşmayı sürdüreceği bildirildi.

Evde geçen günlerde birbirinden renkli etkinliklerle ebeveynlerin çocuklarla iletişim kurmasına yardımcı olan “Elif ile Alp” kitabının, bu kez doğaya kapılarını açmaya hazırlandığı ve çocukları pikniğe davet ettiği belirtilen açıklamada, Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğünce okul öncesi ve ilkokul öğrencilerine yönelik hazırlanan ‘Psikoeğitsel Etkinlikler Serisi’nin üçüncü bölümünün e-kitap olarak çocuklar ve ebeveynler için sayfalarını araladığı kaydedildi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Mili Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, yaz tatili boyunca çocuklara eğlenerek, tasarlayarak, sorun çözerek öğrenecekleri ve keyifle vakit geçirecekleri pek çok içerik sunacaklarını belirterek, ebeveynlerin de iş birliği ve desteğiyle çocukların eğlenceye doyacakları bir tatil ortamı oluşturmayı hedeflediklerini vurguladı.

Selçuk, psikoeğitsel destek serisindeki bu çalışmayla, küresel salgın dönemindeki kontrollü normalleşme sürecinde çocukların güçlü yanlarını fark etmelerine ve geleceğe yönelik olumlu bakış açısı kazanmalarına destek olmayı amaçladıklarını ifade ederek, şu görüşlerini paylaştı:

“Kitapçıkta, hikaye içine yerleştirilmiş ve ebeveynlerin çocuklarıyla uygulayabileceği interaktif etkinlikler bulunuyor. Ayrıca hikaye okuma ve etkinlik uygulamaları esnasında anne babaların çocuklarıyla birlikte çalışmalarına, onlarla daha sağlıklı iletişim kurmalarına yardımcı olması hedefleniyor. Kahramanlarımız, ‘Piknik Oyunu, Ev Oyunu, El Kuralları, Yüz Kuralları, Adım Kuralları, Seviyor, Sevmiyor, Neler Yaptım, Nasıl Güçlendim? Destek Sandığı, Kendi Maskeni Kendin Tasarla ve Üç Dilek Tut’ gibi etkinliklerle çocuklarla buluşuyor.”

Elif ile Alp, Piknik Hazırlığı etkinlik kitabına, Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün internet sitesi “org.meb.gov.tr” adresinden ulaşılabilecek.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

Salgın döneminde çevrim içi eğitimle 10 binden fazla öğretmene ulaştı

Yayınlandı

Yazar :

Kastamonu

Salgın nedeniyle okulların kapanmasının ardından bazı illerdeki milli eğitim müdürlükleri, “eğitim akademileri” kapsamında sanal ortam üzerinden eğitim düzenlemeye başladı.

Bu kapsamda Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Programları ve Öğretim Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Selman Tunay Kamer, sosyal medya üzerinde 40’dan fazla eğitim vererek,10 binin üzerinde öğretmene ulaştı. 

Doç. Dr. Kamer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, salgın döneminde çeşitli illerden milli eğitim müdürlüklerinin sosyal medya ya da telefonla kendisine ulaşarak eğitim vermesini istediklerini söyledi.

Çeşitli sivil toplum kuruluşlarından da benzer teklifler geldiğini belirten Kamer, bugüne kadar Ankara, İstanbul, Adana, Mersin, Hatay, Batman, Artvin, Denizli ve Tekirdağ başta olmak üzere çok sayıda il ve ilçede bulunan öğretmene eğitim verdiğini anlattı.

Bir akademisyen olarak devlete ve millete borçları bulunduğunu anlatan Kamer, “Devlet bizi akademisyen olmamız için yetiştirdi. Bizler de borcumuzu ödüyoruz. Bir nevi bilimimizin zekatını veriyoruz. Biz, öğretmen yetiştirme sistemindeki akademisyeniz. Öğretmenlerimiz de uygulayıcı. Bu süreçte onlardan dönüşler almak hem onların hem de bizim kazancımıza oluyor.” dedi.

Öğretmenlerin bu dönemde çok güzel işler çıkardığını vurgulayan Kamer, şöyle devam etti:

“Bu süreçte adanmış öğretmenleri fazlasıyla gördük. Öğrencilerimizin eğitim öğretimden kopmamaları adına dijital ortamdan onlara ulaşarak ellerinden geleni yaptılar. Bu dönemde öğretmenlere olan ihtiyaç fazlasıyla arttı. Öğretmenin değeri anlaşıldı. Milli Eğitim Bakanlığı da harika bir çalışma ortaya çıkardı. EBA çok önemli bir çalışmaydı.”

Toplumların yaşayışlarının eğitimlerini de etkileyeceğine dikkati çeken Kamer, “Eğitimlerimizde salgınların tarihsel süreçteki rolünden bahsediyorum. Dijitalleşmeyi eğitim hayatımızda nasıl kullanacağımız konusunda birtakım bilgiler aktarıyoruz .” ifadesini kullandı.

Kamer, eğitimleri sosyal medya üzerinden gerçekleştirdiğini belirterek, şunları kaydetti:

“Kastamonu’da yaşıyorum. Buradan Batman’a gitmek iki günümü alır ama sosyal medya üzerinden çok daha hızlı şekilde eğitimlerimizi yapıyoruz. Salgın öncesi dönemde ayda bir ya da iki eğitim yapıyorduk ama bu süreçte günde iki üç kez eğitim yaptığımız oluyor. Tüm illere bu eğitimi taşımak istiyorum. Salgın sürecinde çevrim içi eğitimler kapsamında il milli eğitim müdürlüklerinin kurduğu eğitim akademilerinde verdiğim eğitimlerle öğretmenlere ulaştım. Ailesiyle birlikte eğitime katılan öğretmen arkadaşlar da oldu.”

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

YKSnin ilk oturumu TYT yarın düzenlenecek

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Yükseköğretim Kurulunca alınan karar gereği, Temel Yeterlilik Testinde (TYT) geçen yıl verilen 135 dakikalık süre, yalnızca bu yıl için 30 dakika daha ilave edilerek, 165 dakikaya çıkarıldı. 

Ayrıca merkezi yerleştirme yapılan lisans programlarını tercih edebilmek için ilgili puan türünde uygulanan 180 baraj puanı da bu yıl ile sınırlı kalmak şartıyla 170’e çekildi.

YKS’nin ilk oturumu olan TYT, yarın saat 10.15’te başlayacak ve adaylara 165 dakika süre verilecek. Adaylar, saat 10.00’dan sonra sınav binalarına alınmayacak.

TYT’de Türkçe testinde 40, sosyal bilimler testinde tarihten 5, coğrafyadan 5, felsefeden 5, din kültürü ve ahlak bilgisi veya ilave felsefe sorularından 5’er olmak üzere toplam 20, temel matematik testinde 40, fizikten 7, kimyadan 7 ve biyolojiden 6 sorunun yer aldığı fen bilimleri testinde de 20 soru yöneltilecek.

T.C. kimlik kartını kaybeden, nüfus cüzdanı olmayan veya nüfus cüzdanında T.C. kimlik numarası ve fotoğraf bulunmayan adaylar için il/ilçe nüfus müdürlükleri sınav günleri açık bulundurulacak.

Sınavda koronavirüs önlemleri alınacak

Sınav binalarının/okulların sınavdan önce detaylı temizliği yapılacak ve dezenfekte edilecek.

YKS’nin her oturumunda, koronavirüs önlemleri kapsamında adaylara sınav binası girişlerinde görevliler tarafından maske ve dezenfektan dağıtılacak.

İsteyen adaylar, dezenfektanlarını yanlarında getirebilecek. Sınav görevlilerine de maske ve dezenfektanla birlikte lateks eldiven dağıtılacak. Adaylar ve görevliler maske ve/veya siperlikleri ile de gelebilecek.

Bilim Kurulu’nun önerisi doğrultusunda adaylar sınav salonuna geçip sırasına oturduktan sonra isterlerse sınav süresince maskelerini çıkarabilecek ancak görevliler maskelerini çıkarmayacak.

Okul bahçelerindeki yığılmayı önlemek ve sosyal mesafeyi korumak için adaylar ve sınav görevlileri dışında hiç kimse okul bahçelerine alınmayacak. Adaylar sınav binalarına girişte ve sınav bitiminde binadan çıkışta, sosyal mesafenin korunması için sınav görevlileri tarafından yönlendirilecek.

Okul bahçeleri girişinde/önünde kümelenmenin önlenmesi için ailelerin çocuklarını bıraktıktan sonra beklememeleri ve ayrılmaları önem arz ediyor.

Kovid-19 durumu olan adaylar ayrı binalarda sınava alınacak

Kovid-19 durumu olan adaylar tüm sınav merkezlerinde hazırlanan yedek binalarda ayrı salonlarda sınava alınacak.

Kovid-19 tanısı konulmuş adaylar, tedavisi bitip karantina sürecinde olan adaylar, Kovid-19 vakası ile teması bulunup karantina sürecinde olan adaylar ve Kovid-19 şüphesi olan adayların sınavdan önce bu durumlarını ÖSYM Başkanlığına iletmeleri gerekiyor.

Bu durumdaki adaylar, yedek sınav binalarında ayrı salonlara atanacak, yeni atandıkları bu binalarda ayrı salonlarda sınava girecekler, ilk atandıkları sınav binasına gitmeyecekler.

YKS’nin yapılacağı 27 Haziran Cumartesi 09.30-15.00, 28 Haziran Pazar 09.30-18.30 saatlerinde 81 ilde sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacak.

Pazar günü YKS’nin tüm oturumları tamamlanacak

YKS’nin ikinci oturum olan Alan Yeterlilik Testleri (AYT) 28 Haziran Pazar günü saat 10.15’te başlayacak ve 180 dakika sürecek. AYT’de “Türk dili ve edebiyatı- sosyal bilimler-1” testi 40 sorudan oluşacak. Bu testte adaylar, Türk dili ve edebiyatından 24, tarih-1’den 10, coğrafya-1’den 6 soru yanıtlayacak.

AYT’nin “sosyal bilimler-2” testi 40, matematik testi 40, fen bilimleri testi de 40 sorudan oluşacak. Sosyal bilimler testinde tarih-2’den 11, coğrafya-2’den 11, felsefe grubundan 12, din kültürü ve ahlak bilgisi veya ek felsefe sorularından 6 soru yer alacak. Fen bilimleri testindeki dağılım ise fizik 14, kimya 13 ve biyoloji 13 soru şeklinde olacak.

Üçüncü ve son oturum olan Yabancı Dil Testi (YDT) ise 28 Haziran’da 15.45’te başlayacak ve adaylara 120 dakika süre verilecek. Almanca, Arapça, Fransızca, İngilizce ve Rusça dillerinde yapılacak sınavda toplam 80 soru yer alacak.

2020-YKS’de adaylar yüz yüze eğitim gördükleri konulardan sorumlu olacaklar, 12. sınıfın ikinci dönem konularından soru sorulmayacak.

Adayların sınav saatinden en az bir saat 15 dakika önce sınav binalarında hazır olması gerekiyor. Adaylar, öğleden sonra oturumlarında saat 15.30’dan sonra sınav binalarına alınmayacak.

ÖSYM takvimine göre, YKS sonuçları 28 Temmuz 2020’de açıklanacak.

Okumaya Devam