İletişim : info@mebhaberim.com

Eğitim-Öğretim

Milli Eğitim Bakanı Selçuk: 2021 PISAda çok daha iyi noktaya geleceğiz

Yayınlandı

Ankara

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ile OECD ve Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı’nın (PISA) Eğitim Direktörü Andreas Schleicher, Ankara Eğitim Platformunca MEB Şura Salonu’nda düzenlenen “21. Yüzyıl Becerileri ve Tasarım Beceri Atölyeleri Konferansı”na katıldı. 

Selçuk, konferansta yaptığı konuşmada, özel öğretim kurumlarının eğitimin niteliği ve kalitesi konusundaki öncülüklerinin, olumlu yaklaşımlarının çok değerli olduğunu söyledi.

MEB olarak bu konularda her türlü katkıyı sağlamaya hazır olduklarını belirten Selçuk, 21. yüzyıl becerisi denen becerilerin Mimar Sinan’ın, Da Vinci’nin, Dostoyevski’nin eserlerinde görülebilecek çok kadim beceriler olduğunu vurguladı.

Tasarım beceri atölyelerinin, eğitim sistemindeki paradigmal değişikliğin en büyük araçlarından biri olduğunu, atölyelerin uluslararası çalışmaları ve Türkiye’nin ihtiyacını odak noktasına koyduğunu vurgulayan Selçuk, “Tasarım beceri atölyeleri neden önemli? Çünkü öğrenciyi, çocuğu sadece belirli sınavlarda, belirli seçenekleri işaretleyen kimliklere dönüştürmek, bir çocuğun bütünsel olarak gelişimini maalesef engelliyor. Ama bizim hayattan, hayatın bizden beklentisi, çocuklarımızın tam çocuk olması. Duygusuyla, düşüncesiyle, eylemiyle çocuğun her yönden gelişmesi. Sadece soru çözmemesi aynı zamanda sorun çözmesi.” değerlendirmesinde bulundu.

Sistemin mekaniğini, altyapısını kurmak için çalıştıklarını ve bu noktada merkezden çevreye değil, çevreden merkeze doğru hareket ettiklerini anlatan Selçuk, tasarım beceri atölyelerini geleceğin inşası noktasında bir proje olarak değerlendirdiklerini ifade etti.

Selçuk, tasarım beceri atölyelerinin standartlarının belirlendiğini, öğretmen eğitimi içeriklerinin oluşturulduğunu ama bölge, okul ihtiyaçları dikkate alınarak farklıkların olabileceğini belirtti.

“Çocuklarımızın deneyim kütüphanesini geliştirmezsek…”

Eğitimde teori ve pratiğin iç içe geçmesinin önemli olduğunu söyleyen Bakan Selçuk, şöyle konuştu:

“Teori ve pratik ilişkilendirmesini doğal haline getirmezsek, eğer çocuklarımızın deneyim kütüphanesini geliştirmezsek, inanın onların edindikleri bilgileri omuzlarından atmaları bir yaz tatiline bakar. Yazın bütün öğrenmelerin unutulmasıyla ilgili bir problemle karşı karşıya kalırız. Türkiye’de okullar 180 iş günü ve ders saati sayıları gün içerisinde daha fazla sıkışmış görünüyor ama 200 ve üzeri iş günü eğitim öğretim yapan okullarda günlük ders saatinin dağılımında daha fazla rahatlık var. Türkiye’nin birinci önceliği bu iş gününü artırmak değil, bu iş gününde yaptığı iş ve işlemlerin kalitesini ilerletmek.”

“e-Porfolyo” çalışması ile de Türk eğitim tarihinde ilk kez bütün öğrencilerin ilgi, beceri, yetenek, başarıları, katıldığı yarışmalar gibi tüm gelişimlerinin bir dijital ortama taşındığını anımsatan Selçuk, böylelikle her bir çocuğun daha iyi rehberlik almasının, daha iyi yönlendirilmesinin sağlanacağını aktardı.

“Üniversite sınavını beklememiz gerekmiyor”

Selçuk, “PISA 2018 ile ilgili olarak bütün çocuklara hayatlarından ne kadar memnun oldukları sorulmuş. Türkiye’de öğrencilerin yarısına yakını hayatından memnun değil ama OECD ortalaması bunun yarısı. Bu durum çocukların sosyal ve duygusal açıdan desteklendiği ortamlara olan ihtiyacın çok yüksek olduğunu gösteriyor.” dedi.

Çocukların sosyal ve duygusal olarak becerilerle karşılaştırılmasının, sınama durumlarına sokulmasının ve çocukların atölyelerde binlerce deneyim yaşayarak kendilerini izlemelerine fırsat verilmesinin önemine vurgu yapan Selçuk, şöyle devam etti:

“Bunu çocuğun anlayabilmesi için üniversite sınavını beklememiz gerekmiyor. Bizim ilkokuldan itibaren binlerce kez çocuğa bu fırsatı yaşama imkanı sunmamız gerekiyor. Tam da bu arada sosyal duygusal beceriler çok önem kazanıyor. Çünkü benim için öğrencinin akademik başarısı, onun mutluluğu çerçevesinde anlamlıdır. Eğer yaptığımız akademik çalışmalar, çocuklarımızı mutsuz ediyorsa kendimize bir soru sormalıyız; biz bunu başka türlü nasıl yapabiliriz?”

Bakan Selçuk, mevcut yapıda eksiklikleri gidermekle ilgili hiçbir sıkıntının bulunmadığını, öğretmenlerin de buna hazır olduğunu anlatarak, eğitim sisteminin ihtiyaç duyduğu fiziksel ve dijital altyapıda çok büyük mesafeler aldıklarını söyledi.

“Türkiye genelinde resmi okullarımızda 5 binden fazla atölye hayata geçti”

Selçuk, tasarım beceri atölyelerinin transdisipliner bir anlayışa dayandığını anlatarak, PISA’da artık kompleks beceriler üzerinden bir tablo ortaya çıkarken, sadece disiplinler üzerinden ders çizelgelerinin sürdürülebilir olmadığını ifade etti.

Bu nedenle ortaöğretim modeli, ilkokul ve ortaokul seviyesindeki çalışmalarla ilgili 100’den fazla kurum ve kuruluştan görüş aldıklarını dile getiren Selçuk, şunları söyledi:

“Tasarım beceri atölyelerinin yaygınlaştırılmasında sadece inşaat meselesi önemli değil. Bu, zihniyet değişikliğini gerektiriyor. Atölyelerin de kendi içerisinde sadece basit bir etkinlik odasına dönüşmeden bütün disiplinler arası algılarla, içeriklerle bir atölyenin içerisinde transdisipliner bir etkinlik eylem alanı olmalı. Eğer böyle olursa atölye gerçek marifetini ortaya koyacaktır. Bu anlamda tasarım beceri atölyelerinin ilerleyişine şahitliğimiz bizi mutlu kılıyor. Çünkü bir yıl içerisinde birkaç yüz atölye hedeflenirken, bu ay itibarıyla Türkiye genelinde resmi okullarımızda 5 binden fazla atölye hayata geçti, çalışıyorlar. Bununla ilgili de sürekli bir artış var. Bu artışın nicel tarafı elbette önemli ama asıl okulun bir hayat alanına, yaşama sevincini hissedecekleri ortama dönüşmesi bizi mutlu ediyor.”

“2021 PISA’da çok daha iyi noktaya gelmemizi sağlayacak”

PISA sonuçlarının her ülke için kendi ödevini yapmaları gereken oldukça etkin bir araç olduğunu dile getiren Selçuk, “Türkiye 2003’lerden beri, çeşitli nedenlerden dolayı, 2015’te bir düşüş olsa da yükselişini sürdürüyor. Emin olun, ortaokullarda, liselerde, ilkokullarda ortaya koyacağımız değişiklikler, 2021 PISA’da çok daha iyi noktaya gelmemizi sağlayacak. Bundan çok eminim çünkü buna veriye dayalı olarak bakıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Bakan Selçuk, PISA’nın amacının hem Türkiye hem de başka ülkelerde yanlış anlaşıldığını belirterek, PISA’nın “ülkeler arası yarış”, “eğitim olimpiyatı” olmadığına dikkati çekti. PISA’nın eğitim politikalarının röntgeninin çekilmesi, ileriye dönük veriye dayalı, bilimsel, akılcı kararlar alınması için gereken bir içerik olduğunu vurgulayan Selçuk, PISA 2018 sonuçları ile ilgili çok ayrıntılı çalışmalar yürüttüklerini anlattı.

Bakan Selçuk, halihazırda okulların gerçekten hangi bileşenlerde iyi olup olmadığını bilmediğini ve bu nedenle “Okul Profili Değerlendirme” çalışmasını hayata geçirip, pilotlamasını tamamladıklarını belirterek, çok kısa zamanda ülke ölçeğinde uygulamaya konulacağını bildirdi.

Böylelikle her bir okulun kendi ihtiyaçları doğrultusunda, çok sayıda bileşen üzerinden değerlendirilip yol haritasının sunulacağını aktaran Selçuk, ayrıca okullara ihtiyaç duyduğu hususlarda yol göstermek amacıyla ilçe düzeyinde “öğretmen destek noktaları”nın kurulduğunu kaydetti.

Ankara’nın Keçiören ilçesinde de bununla ilgili çok büyük bir merkez kurduklarını söyleyen Selçuk, bu merkezde binlerce uzmanın her bir okulun gelişim planını takip edeceğini, okulları birbiriyle yarıştırmadan, sadece onların ihtiyacını hayata geçirebilmek için çalışacağını ifade etti.

Selçuk, PISA sonuçlarının iyi değerlendirilmesi, buna uygun politikalar oluşturulması ve bu politikaların etki analizinin de yapılması açısından büyük bir altyapıya, destek sistemine ihtiyaç olduğunu vurguladı.

“Yeni nesil eğitim fakültesi çalışmalarımız hızla devam ediyor”

Bakan Selçuk, bu sürece eğitim fakültelerinin, sivil toplum kuruluşlarının, özel okulların da destek vermeye, katkı sağlamaya hazır olduğunu belirterek, “Yükseköğretim Kurulu ile anlaştık, yeni nesil bir eğitim fakültesi, öğretmen yetiştirme sistemi konusunda çalışmalarımız hızla devam ediyor. Bu da çok önemli. Yani öğretmen yetiştirmeyi suyun başından itibaren ele almakla ilgili ihtiyacımızı da dikkate alıyoruz.” açıklamasını yaptı.

Tüm bu unsurların Türkiye’nin milli ekseninde, evrensel eksende ne yapması gerektiğinin 2023 sonuna kadar belirlenen vizyonla ortaya konduğunu, planlamasının yapıldığını aktaran Selçuk, Türkiye’nin gelecek süreçte eğitimle ilgili çok daha fazla yatırım yapma imkanına sahip olacağını söyledi.

“Alt gelir grubundaki öğrencilerimizin başarısı OECD ortalamasının üzerinde”

Bakan Selçuk, şunları kaydetti:

“Verilerin incelenmesi ve politikaların geliştirilmesiyle ilgili süreç devam ediyor. Somut bir örnek vereyim; bizim alt gelir grubundaki öğrencilerimizin başarısı, OECD ortalamasının üzerinde. Bu şunun için önemli, eğitim imkanları arasındaki farklılığa, gelir dağılımına baktığımızda; ‘acaba alt gelir çok kötü de, en üstteki yüzde 10’luk dilimdeki öğrencimiz çok iyi.’ Böyle baktığımızda bizim her bir gelir grubumuz aslında mevcuttan daha iyi. Özet olarak, alt gelir grubundaki çocuklarımız OECD ortalamasının üzerinde. Üst gelir grubunda da benzer bir şey var ama en üst performans grubunda eksikliklerimiz, tamamlamamız gereken işlerimiz, ödevlerimiz var. Bunları da birlikte yapacağız.”

“Her şey çok güzel” veya “çok kötü” yaklaşımının doğru olmadığını dile getiren Selçuk, PISA 2018 sonuçlarına göre, çocuklarda yükseköğrenim görme talebinin de çok yüksek olduğunu aktardı.

“Altyapıyı dönüştürmeden üstyapıyı dönüştüremeyiz”

Milli Eğitim Bakanlığınca hayata geçirilen uygulamalar ve verilerin ortaya konulması için yapılan çalışmalar hakkında da bilgi veren Selçuk, “Bunların hepsi Türk eğitim sisteminin altyapısını kurmaya ve olgunlaştırmaya dönük şeylerdir. Biz altyapıyı dönüştürmeden üstyapıyı dönüştüremeyiz. O yüzden bütün hazırlıklarımızın, akademik, bilimsel, rasyonel anlamda, uluslararası akreditasyon yapıları anlamında hepsinin bir tasarımın içinde olduğundan emin olabilirsiniz. Yani sistemi bilerek inşa ediyoruz.” diye konuştu.

Selçuk, Türk eğitim sisteminde bundan sonraki süreçte kalitenin ve kalitenin ne şekilde yaygınlaştırılacağının üzerinde durulacağını belirterek, bu çerçevede ilgili konuların öğretmen ve yöneticilerle ele alınması gerektiğini söyledi.

“Resmi ve özel okullarımız, hepsi bizim okullarımız. Hepsi bizim çocuklarımız”

Her okulun parmak izi gibi olduğuna ve kendine özgü bir kimliği bulunduğuna işaret eden Selçuk, bu çerçevede öğretmen ve okul yöneticilerinin okulları için yapılabilecekleri tartışmaları gerektiğini kaydetti.

Selçuk, bazı özel öğretim kurumlarında sıkıntılar yaşandığına dikkati çekerek, şöyle konuştu:

“Bazı özel öğretim kurumlarının hiç ilgilenmek istemediğimiz, yönetsel ve finansal birtakım sorunlarıyla meşgul olmak zorunda kalıyoruz. Ama öğretmenlerimizin mağdur olmaması için, öğretmenlerimizi korumak için belirli şeyleri acilen, ani tedbirlerle yapmıyoruz. Bu anlamda önümüzdeki süreçte bu çalışmalarla ilgili özel öğretim kurumlarımızdan daha fazla gayret ve iş birliği bekliyorum. Resmi okullarımız ve özel okullarımız, hepsi bizim okullarımız. Hepsi bizim çocuklarımız.”

Öğretmenlerin desteklenmesinin önemini vurgulayan Selçuk, “O zaman göreceksiniz, öğretmenin gözü ışıldayacak, parlayacak. O zaman göreceksiniz, çocukların gözü parlayacak. O zaman göreceksiniz, Türkiye’nin gözü parlayacak.” diye konuştu.

Konferansta Ankara Eğitim Platformu Başkanı Mirkan Aydın da bir konuşma yaptı.
Konferansın ardından Ankara Eğitim Platformu, Türk Eğitim Derneği ve Ankara Sanayi Odasının katkılarıyla 6 tasarım beceri atölyesi Milli Eğitim Bakanlığına devredildi.

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, konuşmasının ardından, tasarım beceri atölyelerinden örneklerin sunulduğu sergiyi gezdi.

Yorum için tıkla

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğitim-Öğretim

EKPSS başvuruları yarın başlayacak

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Engelli Kamu Personel Seçme Sınavı‘na (EKPSS) başvurular yarın başlayacak.

ÖSYM’nin internet sitesinde yer alan duyuruya göre, EKPSS 26 Nisan’da uygulanacak.

Sınava başvurular, yarından itibaren 12 Şubat’a kadar yapılacak.

Adaylar, ÖSYM’nin başvuru merkezleri aracılığıyla veya bireysel olarak “https://ais.osym.gov.tr” internet adresinden başvuruda bulunabilecek.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

Özel eğitim öğrencilerinin velilerine yönelik kurslara yoğun ilgi

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Mahmut Özer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Bakanlığa bağlı özel eğitim uygulama okullarında orta ve ağır düzeyde zihinsel yetersizliği olan bireylerle otizm spektrum bozukluğu bulunan kişiler için eğitim verildiğini belirtti.

Bu kapsamda 923 özel eğitim uygulama okulunda 29 bin 878 öğrencinin eğitim aldığını ifade eden Özer, bu öğrencilerin velilerinin, yaz kış demeden çocuklarını genellikle okullarda ders bitimine kadar beklediğini söyledi.

Bu velilere destek olmak için Bakanlığın velilere kurs vermeye başladığını anlatan Özer, böylece velilerin okullarda bekleme sürelerini daha nitelikli hale getirerek, ilgi duydukları alanda kendilerini geliştirmelerine imkan sağlamak istediklerini kaydetti.

Bu amaçla 923 özel eğitim uygulama okulunda, müdürlerin velilerle görüşerek kurs taleplerini aldığını aktaran Özer, şunları kaydetti:

“Bu talepler doğrultusunda okullarımızda halk eğitim merkezlerimiz tarafından velilerimize yönelik kurslar düzenleyerek eğitim vermeye başladık. Halk eğitim merkezleri aracılığıyla açtığımız kurslara yoğun talep oldu. Yaklaşık iki ay gibi kısa bir sürede 67 ilde 134 okulda 218 kurs açıldı ve bu kurslarda 3 bin 11 velimiz eğitim aldı. Bu konuda talep artıyor. Önümüzdeki aylarda bu sayılar giderek artacaktır. Hedefimiz imkanlar ölçüsünde 923 okulumuzda velilere yönelik en az bir kurs açabilmektir. Bu hedefe ulaşacağımıza inanıyorum. Süreci başarılı bir şekilde yöneten Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğüne, Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğüne, il, ilçe ve okul yöneticilerimize ve öğretmenlerimize teşekkür ediyorum.”

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

YÖK 5 üniversiteyi daha ihtisaslaşma kapsamına aldı

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanlığında düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, küreselleşmeyle birlikte yükseköğretim kurumlarının, üstlendikleri misyonlar, işlevleri, yeni stratejiler ve iş birliği modelleri çerçevesinde önemli değişimler gösterdiğini belirtti. 

YÖK Başkanı Saraç, bu süreçte yükseköğretim kurumlarının, özellikle bilgiyi üretmeleri, bu konuda ihtisaslaşmaları ve bilgiyi transfer edebilmelerinin, inovasyon geliştirme yetenekleri gibi kavramlarla yerel, bölgesel, ulusal ve uluslararası kalkınma ve rekabet gücünü artırma potansiyellerinin artık fevkalade önem kazandığını ifade etti.

Saraç, başkanlık görevine geldiği 2015’ten itibaren üniversitelerin faaliyetleri ve ilmi çıktılarının birbirinin aynısı olamayacağı, akademik yapılarına, beşeri sermayelerine, kuruluş misyonlarına ve bulundukları bölgelere bağlı olarak yapılan değerlendirmelerle üniversitelerin çeşitliliğinin gerekliliği üzerinde durduğunu dile getirdi.

Bir önceki nesil bölgesel gelişme politikalarının, bölgelerin kalkındırılması konusunda büyük ölçekli altyapı geliştirme ve bölgeye yatırım çekme gibi yöntemlerle gelişme hedeflerine ulaşmayı amaçladığına dikkati çeken Saraç, büyük ölçüde kamu fonu tahsisine rağmen, geri planda kalan bölgelerin diğerlerini yakalayamadığına işaret etti.

Kalkınma kutupları, öğrenen bölgeler, sosyal ve beşeri sermaye, bilgi transferi gibi kavramların üniversitenin bölgedeki rolünü merkezi bir öneme sahip kıldığını dile getiren Saraç, bu bağlamdan hareketle yeni YÖK’te “Bölgesel Kalkınma Odaklı İhtisaslaşma Projesi” kapsamında 2006’dan sonra kurulan üniversitelerle çalışılmaya başlandığını kaydetti.
Bu çerçevede, proje için daha önce Bingöl, Kırşehir Ahi Evran, Uşak, Düzce, Burdur Mehmet Akif Ersoy, Aksaray, Kastamonu, Muş Alparslan, Recep Tayyip Erdoğan ve Siirt üniversitelerinin, bölgenin mevcut durumu, üniversitenin potansiyeli, bölge-üniversite ilişkisi gibi 3 ana kulvarda pek çok parametre dikkate alınarak seçildiğini anlatan Saraç, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bölgesel Kalkınma Odaklı İhtisaslaşma Projesi kapsamındaki 10 üniversitemize, yine aynı kriterlerle değerlendirmeye alınarak seçilen Yozgat, Kırklareli, Çorum Hitit, Bartın, Artvin üniversiteleri olmak üzere 5 üniversitemiz daha katıldı. Bütün bu üniversitelerimizden beklentimiz kendilerine verilen ihtisaslaşma alanında ‘Hedeflenmiş Sosyo-Ekonomik Araştırma Programları’nı geliştirmeleri ve bu programın bölgenin kalkınmasına anlamlı değerler sunmasını sağlamalarıdır. Böylece bölgede, üniversite organizasyon ve stratejilerinde gelişmeler olacak, Ar-Ge organizasyonu artacak, ürün pazar ve rekabetinde güçlenmeler beklenecek, fon kaynakları artacak, yeni genişletilmiş iş birlikleri doğacak, uzmanlaşmış merkezler gelişecek ve de en önemlisi bölgeye ait kültürel güçlü değişimler ortaya çıkacaktır.”

Saraç, projeyle üniversitede, bölgenin ekonomik aktörler arasındaki hareketliliği destekleyen programların çeşitlenmesi, bölgesel gereksinimleri karşılayacak eğitim programlarının geliştirilmesi, bulunduğu bölgeyi daha iyi bilen öğrenciler ve mezunların istihdamıyla bölge temelli öğrenme süreçlerinin oluşturulmasının da beklendiğine işaret etti.

“Sinerji doğuran çalışmalar yapılması bekleniyor”

Üniversitelerin bölgesel kalkınma konusundaki bir diğer önemli getirisinin, ekonomik başarı, bireysel yetenekler ve gruplar arası bilgi transferi ile de doğrudan ilişki sağlaması olduğunun altını çizen Saraç, “Üniversitelerin yerel düzeydeki araştırma sonuçlarının ilgili özel ve kamu sektörleriyle paylaşılarak üretime dönüştürülmesi hedeflenmelidir. Bölgesel kalkınma ajansları ile etkin bir iletişim ağı kurularak sinerji doğuran çalışmalar yapılması beklenmektedir. Projenin beklenen gücü gerçekten etkin ve yüksektir. Henüz 4 yıllık bir proje olmasına rağmen birçok filizlenmeyi görmekteyiz ve projeden Türkiye’nin geleceği için umutluyuz.” diye konuştu.

“İhtisaslaşan üniversitelere destekleme söz konusu olacak” 

Bölgesel kalkınmada ihtisaslaşma misyonu verilen bu üniversitelerin Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından mali kaynaklarla, YÖK tarafından ise akademik personel kaynağı sağlanarak desteklendiğini anımsatan Saraç, söyle konuştu:

“Bu bağlamdan olmak üzere kaynak aktarımlarına ek olarak üniversitelerin ihtisaslaşma alanları ile ilgili olmak şartıyla 2018 yılında 50, 2019 yılında 100 araştırma görevlisi için ilave atama izni bu üniversitelere tahsis edilmiştir. Ayrıca ihtisaslaşma alanlarına uygun olarak öğretim üyesi yetiştirmek amacıyla yurt dışı lisansüstü burs imkanlarından da yararlanabilmeleri sağlanmaktadır. Bahsettiğimiz bütün bu çalışmalar aslında küresel yükseköğretimde yeni bir dönüşüm ve yeni bir akademik devrim olarak nitelendiriliyor. Bu süreçten asla kopmamalıyız.
Üniversite ile bölge arasındaki uzun süreli ve başarı sağlayan, bölgesel gelişmeyi mümkün kılan bir ortaklığın kurulabilmesi için hem üniversiteler hem de bölgesel paydaşlar, bölgesel gelişmedeki rollerini çalışmalı, değerlendirmeli ve iyi kullanmalıdır. Bu uzun süreli çalışmada üniversitelere ve paydaşlara başarılar diliyorum. YÖK girişimiyle ve Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığının da destekleriyle bu yıl Bölgesel Kalkınma Odaklı İhtisaslaşan üniversitelere bir destekleme söz konusu olacaktır. Bu müjdeyi de üniversitelerimize vermek isterim.”

Rektörlere proje katılım belgesi 

Konuşmaların ardından Saraç, tıbbi ve aromatik bitkiler alanında ihtisaslaşacak Artvin Çoruh Üniversitesinin rektörü Fahrettin Tilki’ye, akıllı lojistik ve bütünleşik bölge uygulamaları kapsamında ihtisaslaşacak Bartın Üniversitesinin rektörü Orhan Uzun’a, makine ve imalat teknolojilerinde ihtisaslaşacak Hitit Üniversitesinin rektörü Ali Osman Öztürk’e, gıda alanında ihtisaslaşacak Kırklareli Üniversitesinin rektörü Bülent Şengörür’e ve endüstriyel kenevir alanında ihtisaslaşacak Yozgat Bozok Üniversitesinin rektörü Ahmet Karadağ’a proje katılım belgesi verdi.

Toplantıya, YÖK Yürütme Kurulu üyelerinin yanı sıra Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Çetin Ali Dönmez, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Akif Özkaldı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürü Barış Yeniçeri, proje komisyon üyeleri, proje kapsamında daha önce belirlenen 10 üniversitenin rektörleri, projeye yeni seçilen 5 üniversitenin rektörleri ile bulundukları ilin valileri ve sanayi ve ticaret odaları başkanları katıldı.

Okumaya Devam