İletişim : info@mebhaberim.com

Eğitim-Öğretim

MEBin patent seferberliği ilk meyvelerini verdi

Yayınlandı

Ankara

Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB) bu yıl başlatılan “patent seferberliği” ilk meyvelerini vermeye başladı. Bu kapsamda meslek liselerinde patent, faydalı model ve tasarım için yapılan 81 başvurunun 21’i tescillendi. Bilim ve Sanat Merkezlerinden (BİLSEM) sadece bu yıl Türk Patent ve Marka Kurumuna 98 başvuru geldi.

Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Mahmut Özer, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, Bakanlık olarak 2019-2020 eğitim-öğretim yılında patent, faydalı model, marka ve tasarım geliştirme çalışmalarını ana tema konularından birisi olarak belirlediklerinin altını çizdi. Bu kapsamda Türk Patent ve Marka Kurumu ile iş birliği protokolü imzaladıklarını dile getiren Özer, her ilde bu konuda sorumlu yönetici ve öğretmenlerin eğitimlerinin tamamlandığını ve okullar düzeyinde rehberlik eğitimlerine ağırlık verildiğini anlattı.

Süreçte ilk adımın atıldığı mesleki ve teknik eğitimde 100 patent, faydalı model, marka ve tasarım tescilini hedef olarak koyduklarını ifade eden Özer, daha sonra bu adımı genişleterek kapasiteleri güçlü olduğundan BİLSEM’leri sürece dahil ettiklerini belirtti. Tescil başvurularının masraflarını da desteklediklerini dile getiren Özer, illerde il müdürlerinin, yöneticilerin ve kurumlarda öğretmen ve öğrencilerin konuyu sahiplendiklerini aktardı.

Özer, konuya ilişkin şu bilgileri verdi:

“Patent seferberliğinin meyvelerini kısa sürede almaya başladık. Mesleki ve teknik eğitim genel müdürlüğüne bağlı okullarda bu süreç sonunda patent, faydalı model, tasarım ve marka tescili için 81 başvuru yapıldı. Bu başvurulardan 4 patent, 9 faydalı model, 6 marka ve 2 tasarım tescili olmak üzere 21 başvurunun tescili yapıldı. Ayrıca mesleki ve teknik ortaöğretim kurumları tarafından 240 başvurunun hazırlıklarında da son aşamaya gelindi. Böylece meslek liselerinden 2019 yılı sonuna kadar 321 patent, faydalı model, tasarım ve marka tescil başvurusu gerçekleşmiş olacak. Önceki 10 yılda bu okullarımızdan toplam 29 patent, faydalı model, marka ve tasarım tescili alındığı göz önünde bulundurulduğunda yaklaşık aynı sayıya bir yılda ulaşmış olduk. Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarımızda başvuru sayıları da her geçen gün artıyor.” değerlendirmesini yaptı.

BİLSEM’lerde 98 başvuru

BİLSEM’ler için bu eğitim-öğretim yılında 150 patent, faydalı model ve tasarım tescilini hedef olarak koyduklarını ifade eden Özer, bu merkezlerde bu yöndeki çalışmaların yoğunlaştığını söyledi.

BİLSEM’leri proje kapsamına aldıklarından bu yana Türk Patent ve Marka Kurumuna 47 patent, 44 faydalı model ve 7 tasarım olmak üzere 98 tescil başvurusu yapıldığını bildiren Özer, “BİLSEM’lerde yeni başvuru hazırlıkları da devam ediyor. Gelinen nokta 2019-2020 eğitim-öğretim yılı sonunda hedef olarak koyduğumuz 250 patent, faydalı model, marka ve tasarım tescili hedefine kolaylıkla ulaşabileceğimizi gösteriyor.” diye konuştu.

Ortaöğretim seviyesinde bu proje kapsamında fikri mülkiyet, tescil ve tescillerin ticarileşmesi farkındalığı ve kültürünün yaygınlaşmasının ekonomik gelişme açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Özer, “Bu kültür yaygınlaştıkça ve güçlendikçe yükseköğretim kurumlarımızın bu kapsamdaki çalışmalarına da uzun vadede pozitif katkı sağlanacaktır. Böylece ortaöğretim ve yükseköğretim seviyelerinde bu alandaki çalışmalarda önemli mesafeler alınabilecektir.” dedi.

Bakan Yardımcısı Özer, sürece büyük destek veren Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Sayın Habip Asan’a, süreci sahiplenen ve başarılı bir şekilde yöneten Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü, Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile tüm il müdürlerine, okul müdür ve yöneticilere, öğretmen ve öğrencilere teşekkür etti.

Yorum için tıkla

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğitim-Öğretim

YÖK, üniversitelerin ortak sorunları için çalıştay düzenledi

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından, “Seçilmiş Düzey 2. Bölge Üniversitelerinin Odak Sorun Belirleme Çalıştayı” düzenlendi.

YÖK’ten yapılan açıklamaya göre, Malatya’da, İnönü Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen çalıştayda, Doğu Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki üniversitelerin ortak sorunları ele alındı.

YÖK Üyesi Prof. Dr. Muammer Yaylalı’nın koordinatörlüğünde gerçekleştirilen çalıştaya, YÖK Yürütme Kurulu üyeleri Prof. Dr. Naci Gündoğan ve Prof. Dr. Necip Çamuşçu ile 38 üniversitenin rektörü katıldı.

İki gün süren çalıştayda dört oturumda, “Eğitim-öğretim”, “Araştırma-geliştirme”, “Bilinirlik”, “Liderlik-motivasyon” konuları görüşüldü. Ayrıca çalıştay öncesinde bölge üniversitelerinde görev yapan 10 bine yakın akademik personelin katılım gösterdiği “Bölge Üniversitelerinin Odak Sorun Belirleme” anket sonuçları da değerlendirildi.

Çalıştay süresince yapılan fikir alışverişleri, değerlendirmeler ve çözüm önerilerinden oluşan çıktılar ise raporlaştırılarak Yükseköğretim Kuruluna sunulacak.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

Fabrika gibi çalışan lisenin öğrencileri hem öğreniyor hem kazanıyor

Yayınlandı

Yazar :

Manisa

Manisa’nın Soma ilçesinde adeta fabrika gibi çalışan Fatma Aliye Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, öğrencilerine eğitimin yanı sıra meslek öğrenme ve para kazanma imkanı da sunuyor.

İlçede 62 yıldır eğitim veren okul, “Üreten okul projesi” kapsamında haziran ayında kaymakamlık ve ilçe milli eğitim müdürlüğü ile protokol imzaladı. İlçedeki taşımalı eğitim veren okullar için yemek hazırlayan öğretmen ve öğrenciler, resmi kurumlar için de bayrak ve iş önlüğü dikiyor.

Okul bünyesindeki döner sermaye işletmesi, Yiyecek İçecek Hizmetleri Bölümü öğrencilerine haziran ayından bu yana 22 bin lira ödeme yaptı. Moda Tasarım Teknolojileri Bölümü öğrencileri de bayrak, üniforma, önlük dikerek gelir elde etmeye başladı.

Okul müdürü Murat Öztürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 1957 yılında Kız Meslek Lisesi olarak eğitime başlayan okulun ilçenin ilk lisesi olma özelliğini taşıdığını, Yiyecek İçecek Hizmetleri, Moda Tasarım Teknolojileri, Bilişim Teknolojiler, Grafik Fotoğrafçılık, Çocuk Gelişimi ve Eğitimi bölümlerinde toplam 393 öğrencilerinin bulunduğunu belirtti.

Milli Eğitim Bakanlığının 2023 Eğitim Öğretim Vizyonu’na uygun öğrenciler yetiştirmek için eğitim, üretim ve istihdam ilişkisini sağlamaya yönelik çalışmalar yaptıklarını dile getiren Öztürk, okul olarak ilçenin ihtiyaçlarını karşılamaya gayret ettiklerini anlattı.

İlk olarak ilçede taşımalı eğitimle hizmet veren okullardaki 510 öğrenciye yemek çıkarmaya başladıklarını aktaran Öztürk, şunları kaydetti: 

“Kırsalda Karacakaş, Yağcıllı, Avdan, Cenkyeri, merkezde ise Altıntaş, Kurtuluş, Yunus Emre İmam Hatip Ortaokulu, Mevlana Özel Eğitim Okulu ve Eğitim Uygulama Okuluna yemek sağlıyoruz. 11 ve 12. sınıf öğrencilerimizin işletmelerde beceri eğitimi kapsamında yaptıkları bu faaliyetler döner sermaye kapsamında değerlendirilmekte ve kendilerine parça başına ücret ödemekteyiz. Hem öğreniyorlar hem para kazanıyorlar.”

Yiyecek İçecek Hizmetleri Bölümü 11. sınıf öğrencisi Eylem Temizkalp, yemek yapmayı sevdiği için bu bölümü tercih ettiğini belirtti. Temizkalp, “11. sınıfa geldiğimizde üretime giriyoruz. Her gün 500-600 kişilik yemek çıkarıyoruz ve bu şekilde hocalarımızdan yerinde bilgiler alıyoruz. Üniversitede gastronomi bölümü okuyarak ilerlemek istiyorum.” ifadelerini kullandı.

“Meslek lisemiz sayesinde meslek sahibi oluyoruz”

Moda Tasarım Teknolojileri Bölümü Öğretmeni Gülşen Koyun da dışarıdan gelen siparişlere göre atölyelerde bayrak, önlük ve üniforma diktiklerini aktararak, “Okulumuz öğrencilerinin formaları da burada tasarlanarak dikiliyor. Baskı şeklinde değil tamamen el emeği dikim olarak, kumaş ve aplike olarak bayraklar hazırlanıyor. Her türlü ebatta bayrak dikimi yapabiliyoruz.” diye konuştu.

Moda Tasarım Teknolojileri Bölümü 12. sınıf öğrencisi Saliha Sultan Sertel de meslek lisesini mezun olduktan sonra iş yeri açabilmek, iş ve meslek sahibi olmak için tercih ettiğini söyledi. Sertel, “Meslek lisemiz sayesinde meslek sahibi oluyoruz. Mezun olunca terzi ve butik işletmesi açabilirim. Annem de çizimler yapabiliyor. O da çok istedi meslek lisesi okumamı. Ben de severek geldim.” dedi.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

Türkiyeden 82 üniversite, dünyanın ilk 2 bin 500 üniversitesi arasına girdi

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

ODTÜ Enformatik Enstitüsü bünyesindeki University Ranking by Academic Performance (URAP) Araştırma Laboratuvarı tarafından hazırlanan, dünyanın en iyi 2 bin 500 üniversitesinin sıralandığı listede Türkiye’den 82 üniversite yer aldı.

URAP’ın internet sitesinden bugün kamuoyuna duyurulacak “2019-2020 URAP Dünya Sıralaması”nda akademik performansı en yüksek 2 bin 500 üniversiteye yer verildi. Dünya sıralamasında, makale ve atıf puanları hesaplanırken sadece etki değeri yüksek yüzde 75’lik dilime giren dergilerdeki makaleler dikkate alındı.

Sıralamada, dünyanın ilk 2 bin 500 üniversitesi arasına Türkiye’den 82 üniversite girdi. İlk sıraya 389 üniversite ile Çin yerleşirken, ABD 352 üniversite ile ikinci, Japonya 141 üniversite ile üçüncü oldu.

Listede, 137 üniversitesi bulunan Hindistan 4’üncü, 105 üniversitesi bulunan İngiltere 5’inci sırada yer aldı. Türkiye ise 82 üniversite ile İngiltere’nin ardından 6’ncı sıraya yerleşti.

Türkiye, bu derece ile Fransa, Güney Kore, Almanya, İtalya, Brezilya, İspanya, Kanada ve Polonya’yı geride bıraktı.

Türk üniversiteleri arasında en iyi sıralama Hacettepe’nin

Türkiye’de son yıllarda yayımlanan makalelerin, etki değeri düşük dergilere kayması nedeniyle 2019-2020 URAP Dünya Sıralaması’nda ilk 100’e ve ilk 500’e girebilen Türk üniversitesi olmadı.

“Dünyanın en iyi ilk 500 üniversitesi” sıralamasına en yakın Türk üniversitesi ise Hacettepe oldu.

Hacettepe Üniversitesinin 534’üncü sırada yer aldığı listede, İstanbul Üniversitesi 582’nci, İstanbul Teknik Üniversitesi 698’inci, Orta Doğu Teknik Üniversitesi 706’ncı, Ankara Üniversitesi 787’nci oldu.

Ege Üniversitesi 842’nci sırada yer alırken, Gazi Üniversitesi 884’üncü, Bilkent Üniversitesi de 894’üncü oldu.

Dünyanın en iyi üniversiteleri

“Dünyanın en iyi 10 üniversitesi” sıralamasında ise ABD’den 5, İngiltere’den 3, Kanada ve Fransa’dan 1’er üniversite yer aldı.

Sıralamaya göre, dünyanın en iyi ilk üç üniversitesi sırasıyla ABD’den Harvard Üniversitesi, Kanada’dan Toronto Üniversitesi ve İngiltere’den Londra Üniversitesi oldu.

Sıralamada Çin üniversiteleri yükseldi, ABD ve Japonya’dakiler geriledi

Sıralamalarda son yıllarda en hızlı yükselişi Çin üniversiteleri gerçekleştirdi. Dünya sıralamasında 2011’de ilk 100’de 4 üniversitesi bulunan Çin, 2019’da bu rakamı üç kat artırarak 12’ye çıkardı. Çin’in 2011’de 31 olan ilk 500’deki üniversite sayısı 2019’da 69’a yükselirken, aynı dönemde ilk 1000’deki üniversite sayısı 84’ten 145’e ulaştı.

Japonya ve ABD’deki üniversiteler ise sıralamalarda geriledi. Japonya’nın 2011’de ilk 100’de 4 üniversitesi varken, 2019’da bu sayı 2’ye düştü. Japonya’nın ilk 500’deki üniversite sayısı ise 2011’de 21 iken, 2019’da 11’e geriledi.

ABD’nin 2011’de 42 olan ilk 100’deki üniversite sayısı 2019’da 34’e düştü. ABD’nin 2011’de ilk 500’de 129 üniversitesi bulunurken, 2019’da 111 üniversitesi yer aldı.

Türk üniversiteleri gayretli

URAP Koordinatörü Prof. Dr. Ural Akbulut, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünya sıralamalarının yapılmaya başlanmasının ardından farklı ülkelerdeki üniversitelerin üst sıralarda yer alabilmek için yoğun çaba harcadığını ve kaynak ayırdığını anlattı.

Türk üniversitelerinin de dünya sıralamalarında yükselmek için çaba sarf ettiğini belirten Akbulut, “Tüm çabalara rağmen üniversitelerimizdeki her öğretim üyesi bu yarışta aynı heyecanı yaşamayabiliyor. Oysaki Türk üniversitelerinin daha üst sıralarda yer alması için tüm öğretim üyelerinin azimle çalışması, makale yayımlaması gerekiyor. Bazı üniversitelerimizde akademisyenlerin yüzde 20-25’inin son 5 yılda hiç makale yayımlamadığını görüyoruz.” dedi.

Akbulut, etki değeri yüksek dergilerde yayımlanan makalelerin sayısının artması halinde Türk üniversitelerinin daha da üst sıralarda yer alacağını ifade ederek, “Bunun için de başarılı akademisyenlerin desteklenmesi, genç akademisyenlerin daha fazla araştırma yapması için motive edilmesi gerekiyor. Üniversitelerimizin Ar-Ge için ayırdığı bütçeyi artırmaları da büyük önem taşıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Okumaya Devam