İletişim : info@mebhaberim.com

Eğitim-Öğretim

MEBden özel eğitimde yeni iş birliği

Yayınlandı

Ankara

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Gölbaşı İncek bölgesinde MEB ile M. İhsan Arslan Vakfı arasında, özel eğitim okulu açılmasına yönelik işbirliği protokolü imza törenine katıldı. 

Konuşmasında bu tür hizmetleri çok önemsediğini vurgulayan Selçuk, “İnsanların zamanını ve parasını hayra vesile kılmasını, özellikle engelli çocuklarımızın, yaşlılarımızın hizmetine yönelik birtakım çalışmalara vakfetmesini son derece değerli buluyorum. Çünkü herkesin parası olabilir ama herkes bu parayı hayra harcayamaz. Herkesin zamanı olabilir ama herkes zamanını bu tür işlere yöneltemeyebilir.” değerlendirmesinde bulundu.

Selçuk, Bakanlık olarak bütün illerde yapılan çalışmalarda hayırseverlerle bir araya gelerek, fikir alışverişinde bulunduklarını, böylelikle hayırseverler vasıtasıyla belirli hizmetlerin hayata geçirilmesine katkı sağladıklarını anlattı.

Bugün imzalanan protokolle engelli çocukların eğitimine yönelik uluslararası manada güzel bir çabanın hayata geçtiğine dikkati çeken Selçuk, bunun Bakanlığa başka açılardan da örnek olabilecek bir çalışma olduğunu aktardı.

“Devamlılığı konusunda katkı sağlamak istiyoruz”

Engelli çocukların eğitiminin sadece devlet kurumları değil, özel sektörün gayretleriyle birleştirilerek hayata geçirilmesinin önemine vurgu yapan Selçuk, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu tür kurumlar engelli çocuklarımızın sadece birtakım fiziksel ihtiyaçlarının giderilmesi değil, onların ruhsal, bedensel ihtiyaçlarının ve manevi olarak kendilerini daha iyi hissetmelerinin de ortamı, atmosferi olacak. Bu kurumun açılışı ve iş birliğinin hayata geçmesiyle beraber örnek olacağını ve başka insanların da bu konularda destek olmak için burayı ziyaret edip, örnek alacağını düşünüyorum. Biz bundan sonraki süreçte de kurumumuzla olan irtibatımızı sürdürmek, bu irtibatı geliştirerek buranın devamlılığı konusunda katkı sağlamak istiyoruz.”

Bakan Selçuk, sadece protokol imzalamak değil, birlikte sürdürülebilir projelerin yapılabilmesinin büyük önem taşıdığının altını çizerek, “Bu kurumda neyin nasıl yapılacağı konusundaki bilgi birikimini üniversitelerimizdeki bilgi birikimiyle birleştirip, uluslararası tecrübeyi bunun içine katıp ortaya bir proje koyabilirsek buranın çok daha kaliteli, ileri tekniklerle iş yapmasına fayda sağlamış olacağız.” diye konuştu.

Vakfın tüm çalışanlarına emeklerinden dolayı teşekkürlerini ileten Selçuk, “İnşallah memlekete, millete, çocuklarımıza güzel bir hizmet olacak. Gelecekte bu kurumlarla ilgili daha çok çalışma yapma fırsatını da bulmuş olacağız.” ifadelerini kullandı.

“Türkiye’de örneği olmayan bir kurum”

Vakfın Yönetim Kurulu Başkanı M. İhsan Arslan da özel eğitim okulunun açılması sürecinde MEB’le yürütülen çalışmalara değinerek, desteklerinden dolayı Bakan Selçuk’a teşekkürlerini iletti.

Arslan, 1995 yılında kurulan vakfın tamamen sosyal hizmet amaçlı, kamu yararına çalışmalar yürüttüğünü aktararak, eğitim, sağlık ve sosyal hizmetler alanında güzel adımlar attıklarını, yılda bin 400 öğrenciye aylık burs sağladıklarını kaydetti.

Vatandaşların, iş adamlarının bu alanlara yaptığı yatırımların daha fazla teşvik edilmesi gerektiğini dile getiren Arslan, özel eğitim okulunun 26 bin metrekarelik kapalı alana sahip olduğu bilgisini verdi.

“Burası Türkiye’de örneği olmayan bir kurumdur.” diyen Arslan, kampüste fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezi, yaşlı bakım ve huzurevi, engelli eğitim ve rehabilitasyon merkezinin bulunduğunu ifade etti.

Konuşmaların ardından Bakan Selçuk, Arslan ile MEB Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürü Ahmet Emre Bilgili tarafından iş birliği protokolü imzalandı. Törene, Gölbaşı Belediye Başkanı Ramazan Şimşek de katıldı.

Halise Arslan Özel Eğitim Okulu MEB’e tahsis edildi

İmzalanan iş birliği protokolüyle İncek bölgesinde M. İhsan Arslan Vakfı “MİA Yaşam Merkezi” kampüs alanında inşa edilen Halise Arslan Özel Eğitim Okulu, Milli Eğitim Bakanlığına tahsis edildi.

Halise Arslan Özel Eğitim Okulu, okul öncesi, ilkokul ve ortaokul dönemindeki özel eğitime ihtiyacı olan öğrenciler ile normal gelişim gösteren öğrencilere birlikte hizmet verecek.

Okul, yerleşkesi içerisinde anaokulu, ilkokul, ortaokul binalarının yanı sıra; fizik tedavi hastanesi, engelli bakım merkezi ile özel eğitim ve rehabilitasyon merkezini de barındırması nedeniyle Türkiye’de uygulanacak ilk proje olma özelliğini taşıyor.

Okulda müzik atölyesi, resim atölyesi, aile eğitim odası, bireysel eğitim odası, yemek salonu, spor salonu, uygulama bahçesi, uygulama evi, derslikler, çok amaçlı salon gibi bölümler yer alıyor. Ayrıca öğrencilerin serbest zamanlarda ve sosyal etkinliklerde kullanabilecekleri konferans salonu, spor sahası, oyun alanları, hobi bahçeleri gibi alanlar da okulda bulunuyor.

Okulun bünyesinde açılacak özel eğitim anaokulu ile okul öncesi dönemde özel eğitime ihtiyacı olan öğrencilerin, eğitime erişimleri sağlanarak bu öğrencilerin erken yaştan itibaren nitelikli eğitim almaları ve gelişimlerinin en üst düzeyde desteklenmesi amaçlanıyor.

İlkokul ve ortaokulda ise en az sınırlandırılmış ortam ilkesinden hareketle özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilerin normal gelişim gösteren akranlarıyla bir arada eğitim alarak, akademik, sosyal ve psikomotor becerilerinin desteklenmesi hedefleniyor.

M. İhsan Arslan Vakfı daha önce de Diyarbakır’da Görme Engelli Okulu binası inşa edip MEB’e tahsis etmişti.

Yorum için tıkla

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğitim-Öğretim

EKPSS başvuruları yarın başlayacak

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Engelli Kamu Personel Seçme Sınavı‘na (EKPSS) başvurular yarın başlayacak.

ÖSYM’nin internet sitesinde yer alan duyuruya göre, EKPSS 26 Nisan’da uygulanacak.

Sınava başvurular, yarından itibaren 12 Şubat’a kadar yapılacak.

Adaylar, ÖSYM’nin başvuru merkezleri aracılığıyla veya bireysel olarak “https://ais.osym.gov.tr” internet adresinden başvuruda bulunabilecek.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

Özel eğitim öğrencilerinin velilerine yönelik kurslara yoğun ilgi

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Mahmut Özer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Bakanlığa bağlı özel eğitim uygulama okullarında orta ve ağır düzeyde zihinsel yetersizliği olan bireylerle otizm spektrum bozukluğu bulunan kişiler için eğitim verildiğini belirtti.

Bu kapsamda 923 özel eğitim uygulama okulunda 29 bin 878 öğrencinin eğitim aldığını ifade eden Özer, bu öğrencilerin velilerinin, yaz kış demeden çocuklarını genellikle okullarda ders bitimine kadar beklediğini söyledi.

Bu velilere destek olmak için Bakanlığın velilere kurs vermeye başladığını anlatan Özer, böylece velilerin okullarda bekleme sürelerini daha nitelikli hale getirerek, ilgi duydukları alanda kendilerini geliştirmelerine imkan sağlamak istediklerini kaydetti.

Bu amaçla 923 özel eğitim uygulama okulunda, müdürlerin velilerle görüşerek kurs taleplerini aldığını aktaran Özer, şunları kaydetti:

“Bu talepler doğrultusunda okullarımızda halk eğitim merkezlerimiz tarafından velilerimize yönelik kurslar düzenleyerek eğitim vermeye başladık. Halk eğitim merkezleri aracılığıyla açtığımız kurslara yoğun talep oldu. Yaklaşık iki ay gibi kısa bir sürede 67 ilde 134 okulda 218 kurs açıldı ve bu kurslarda 3 bin 11 velimiz eğitim aldı. Bu konuda talep artıyor. Önümüzdeki aylarda bu sayılar giderek artacaktır. Hedefimiz imkanlar ölçüsünde 923 okulumuzda velilere yönelik en az bir kurs açabilmektir. Bu hedefe ulaşacağımıza inanıyorum. Süreci başarılı bir şekilde yöneten Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğüne, Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğüne, il, ilçe ve okul yöneticilerimize ve öğretmenlerimize teşekkür ediyorum.”

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

YÖK 5 üniversiteyi daha ihtisaslaşma kapsamına aldı

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanlığında düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, küreselleşmeyle birlikte yükseköğretim kurumlarının, üstlendikleri misyonlar, işlevleri, yeni stratejiler ve iş birliği modelleri çerçevesinde önemli değişimler gösterdiğini belirtti. 

YÖK Başkanı Saraç, bu süreçte yükseköğretim kurumlarının, özellikle bilgiyi üretmeleri, bu konuda ihtisaslaşmaları ve bilgiyi transfer edebilmelerinin, inovasyon geliştirme yetenekleri gibi kavramlarla yerel, bölgesel, ulusal ve uluslararası kalkınma ve rekabet gücünü artırma potansiyellerinin artık fevkalade önem kazandığını ifade etti.

Saraç, başkanlık görevine geldiği 2015’ten itibaren üniversitelerin faaliyetleri ve ilmi çıktılarının birbirinin aynısı olamayacağı, akademik yapılarına, beşeri sermayelerine, kuruluş misyonlarına ve bulundukları bölgelere bağlı olarak yapılan değerlendirmelerle üniversitelerin çeşitliliğinin gerekliliği üzerinde durduğunu dile getirdi.

Bir önceki nesil bölgesel gelişme politikalarının, bölgelerin kalkındırılması konusunda büyük ölçekli altyapı geliştirme ve bölgeye yatırım çekme gibi yöntemlerle gelişme hedeflerine ulaşmayı amaçladığına dikkati çeken Saraç, büyük ölçüde kamu fonu tahsisine rağmen, geri planda kalan bölgelerin diğerlerini yakalayamadığına işaret etti.

Kalkınma kutupları, öğrenen bölgeler, sosyal ve beşeri sermaye, bilgi transferi gibi kavramların üniversitenin bölgedeki rolünü merkezi bir öneme sahip kıldığını dile getiren Saraç, bu bağlamdan hareketle yeni YÖK’te “Bölgesel Kalkınma Odaklı İhtisaslaşma Projesi” kapsamında 2006’dan sonra kurulan üniversitelerle çalışılmaya başlandığını kaydetti.
Bu çerçevede, proje için daha önce Bingöl, Kırşehir Ahi Evran, Uşak, Düzce, Burdur Mehmet Akif Ersoy, Aksaray, Kastamonu, Muş Alparslan, Recep Tayyip Erdoğan ve Siirt üniversitelerinin, bölgenin mevcut durumu, üniversitenin potansiyeli, bölge-üniversite ilişkisi gibi 3 ana kulvarda pek çok parametre dikkate alınarak seçildiğini anlatan Saraç, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bölgesel Kalkınma Odaklı İhtisaslaşma Projesi kapsamındaki 10 üniversitemize, yine aynı kriterlerle değerlendirmeye alınarak seçilen Yozgat, Kırklareli, Çorum Hitit, Bartın, Artvin üniversiteleri olmak üzere 5 üniversitemiz daha katıldı. Bütün bu üniversitelerimizden beklentimiz kendilerine verilen ihtisaslaşma alanında ‘Hedeflenmiş Sosyo-Ekonomik Araştırma Programları’nı geliştirmeleri ve bu programın bölgenin kalkınmasına anlamlı değerler sunmasını sağlamalarıdır. Böylece bölgede, üniversite organizasyon ve stratejilerinde gelişmeler olacak, Ar-Ge organizasyonu artacak, ürün pazar ve rekabetinde güçlenmeler beklenecek, fon kaynakları artacak, yeni genişletilmiş iş birlikleri doğacak, uzmanlaşmış merkezler gelişecek ve de en önemlisi bölgeye ait kültürel güçlü değişimler ortaya çıkacaktır.”

Saraç, projeyle üniversitede, bölgenin ekonomik aktörler arasındaki hareketliliği destekleyen programların çeşitlenmesi, bölgesel gereksinimleri karşılayacak eğitim programlarının geliştirilmesi, bulunduğu bölgeyi daha iyi bilen öğrenciler ve mezunların istihdamıyla bölge temelli öğrenme süreçlerinin oluşturulmasının da beklendiğine işaret etti.

“Sinerji doğuran çalışmalar yapılması bekleniyor”

Üniversitelerin bölgesel kalkınma konusundaki bir diğer önemli getirisinin, ekonomik başarı, bireysel yetenekler ve gruplar arası bilgi transferi ile de doğrudan ilişki sağlaması olduğunun altını çizen Saraç, “Üniversitelerin yerel düzeydeki araştırma sonuçlarının ilgili özel ve kamu sektörleriyle paylaşılarak üretime dönüştürülmesi hedeflenmelidir. Bölgesel kalkınma ajansları ile etkin bir iletişim ağı kurularak sinerji doğuran çalışmalar yapılması beklenmektedir. Projenin beklenen gücü gerçekten etkin ve yüksektir. Henüz 4 yıllık bir proje olmasına rağmen birçok filizlenmeyi görmekteyiz ve projeden Türkiye’nin geleceği için umutluyuz.” diye konuştu.

“İhtisaslaşan üniversitelere destekleme söz konusu olacak” 

Bölgesel kalkınmada ihtisaslaşma misyonu verilen bu üniversitelerin Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından mali kaynaklarla, YÖK tarafından ise akademik personel kaynağı sağlanarak desteklendiğini anımsatan Saraç, söyle konuştu:

“Bu bağlamdan olmak üzere kaynak aktarımlarına ek olarak üniversitelerin ihtisaslaşma alanları ile ilgili olmak şartıyla 2018 yılında 50, 2019 yılında 100 araştırma görevlisi için ilave atama izni bu üniversitelere tahsis edilmiştir. Ayrıca ihtisaslaşma alanlarına uygun olarak öğretim üyesi yetiştirmek amacıyla yurt dışı lisansüstü burs imkanlarından da yararlanabilmeleri sağlanmaktadır. Bahsettiğimiz bütün bu çalışmalar aslında küresel yükseköğretimde yeni bir dönüşüm ve yeni bir akademik devrim olarak nitelendiriliyor. Bu süreçten asla kopmamalıyız.
Üniversite ile bölge arasındaki uzun süreli ve başarı sağlayan, bölgesel gelişmeyi mümkün kılan bir ortaklığın kurulabilmesi için hem üniversiteler hem de bölgesel paydaşlar, bölgesel gelişmedeki rollerini çalışmalı, değerlendirmeli ve iyi kullanmalıdır. Bu uzun süreli çalışmada üniversitelere ve paydaşlara başarılar diliyorum. YÖK girişimiyle ve Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığının da destekleriyle bu yıl Bölgesel Kalkınma Odaklı İhtisaslaşan üniversitelere bir destekleme söz konusu olacaktır. Bu müjdeyi de üniversitelerimize vermek isterim.”

Rektörlere proje katılım belgesi 

Konuşmaların ardından Saraç, tıbbi ve aromatik bitkiler alanında ihtisaslaşacak Artvin Çoruh Üniversitesinin rektörü Fahrettin Tilki’ye, akıllı lojistik ve bütünleşik bölge uygulamaları kapsamında ihtisaslaşacak Bartın Üniversitesinin rektörü Orhan Uzun’a, makine ve imalat teknolojilerinde ihtisaslaşacak Hitit Üniversitesinin rektörü Ali Osman Öztürk’e, gıda alanında ihtisaslaşacak Kırklareli Üniversitesinin rektörü Bülent Şengörür’e ve endüstriyel kenevir alanında ihtisaslaşacak Yozgat Bozok Üniversitesinin rektörü Ahmet Karadağ’a proje katılım belgesi verdi.

Toplantıya, YÖK Yürütme Kurulu üyelerinin yanı sıra Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Çetin Ali Dönmez, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Akif Özkaldı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürü Barış Yeniçeri, proje komisyon üyeleri, proje kapsamında daha önce belirlenen 10 üniversitenin rektörleri, projeye yeni seçilen 5 üniversitenin rektörleri ile bulundukları ilin valileri ve sanayi ve ticaret odaları başkanları katıldı.

Okumaya Devam