İletişim : info@mebhaberim.com

Eğitim-Öğretim

MEB diploma denklik işlemlerini elektronik ortama taşıdı

Yayınlandı

Ankara

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, bir otelde düzenlenen “E-Denklik Modülü” tanıtım toplantısındaki konuşmasında, Bakanlık olarak zamanın ruhunun gerektirdiği atılımları atmanın ödevleri olduğunu ifade etti. 

Her iş ve işlemin otomasyona yönelmesinde, her uygulamanın robotik uygulamalarla, yapay zekayla, makine öğrenmesiyle ilişkilendirilmesine özellikle önem verdiklerine işaret eden Selçuk, bu kapsamda denkliğin yanı sıra MEB’in tüm süreçleriyle ilgili benzer çalışmalar yürüttüklerini anlattı.

Türkiye’ye yurt dışından gelerek eğitim alanların diploma denklik işlemlerinin kağıt üzerinde ele alınmasının dezavantajları bulunduğunu belirten Selçuk, işleri yavaşlatan ve hatalara yol açan bu durumun önüne geçebilmek için “e-Denklik” modülünü hayata geçirdiklerini belirtti.

E-Denklik’in pedagojik bir kavram olduğunu dile getiren Selçuk, “Denklik kavramının kendi tekamülü içinde yeniden ele alınmasında fayda var. Önümüzdeki süreçte nasıl bütün bu işlemleri, e-Devlet’le, e-Okul’la ve diğer bileşenlerle birleştireceksek denklik kavramının yenilenmesi anlamında çalışmalarımıza devam edeceğiz.” dedi.

Bakanlık olarak bütün projelerini önce pilotlamaya çalıştıklarına değinen Selçuk, şöyle devam etti:

“E-Denklik çalışmasının pilot süreçlerini yürüttük. 250 binin üzerinde nüfusu olan 86 ilçe merkezinde ve yurt dışında 43 eğitim müşavirliğimizde ve 81 ilimizde diploma denklik işlemlerini artık elektronik ortamda yürütme imkanına sahibiz. Denklik başvurusunda bulunanlar, kendi seçtikleri denklik merkezlerinde bu işlemleri çok rahat yaptırabilirler. Buradaki randevu sistemi ve karekod sistemi, bu işlemlerin kolaylaştırılmasına hizmet edecek.”

Eğitim sistemin giderek dijital tabanlı bir veri yönetim sistemi ile desteklenmesi ve veriye dayalı politikalar geliştirilmesi için hazır bir veri setinin oluşturulmasına çalıştıklarını bildiren Selçuk, böylece eğitimin kalitesinin artması noktasında mesafe aldıklarını ifade etti.

Zamana uymak için ve çağın gereği olduğundan yapay zeka, makine öğrenmesi ve otomasyona önem verdiklerinin altını çizen Selçuk, “Zamanı gelmiştir, Türkiye, artık eğitim sistemini dünya standartlarında yazılım altyapısıyla ve bir dijital sistematikte yürütmekte kararlıdır. Bu konuda da çok hızlı adımlar atıyoruz. Bunu sadece bürokrasinin hızlandırılması ya da iyileştirilmesi anlamında değil, bir anlamda eğitimin kalitesiyle de ilişkilendirerek yapıyoruz.” diye konuştu.

Bakanlığın Türkçe söz varlığı çalışmasının da bir derleme çalışması olduğunu anlatan Selçuk, bu çalışmanın çocuk kitabının, ders kitabının yazılmasında ve dil gelişiminde büyük rol oynadığını vurguladı.

Türk eğitim sisteminin 2023 vizyonu doğrultusunda UNICEF ile ortak çalışmalar yürüttüklerine işaret eden Selçuk, bunun sonucunda sistemin uluslararası standartlarda mesafe alması konusunda da memnuniyet verici gelişmeler yaşandığına dikkati çekti.

Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Dönmez ise e-Denklik sisteminin hayata geçirilmesiyle başvuru merkezlerindeki yığılmaların önüne geçildiğini ve iş gücü kaybının engellendiğini dile getirdi.

Karekod uygulamasıyla denklik işlemlerindeki belgelerin güvenliğini sağlamaya çalıştıklarını aktaran Dönmez, dijital ortamda bir arşiv oluşturdukları bilgisini paylaştı.

Başvurular, “edenklik.meb.gov.tr” adresinden yapılacak

E-Denklik modülü, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından UNICEF’in katkılarıyla 2020 yılının ilk yenilikçi icraatlarından biri olarak uygulamaya konuldu.

Denklik işlemlerinde başvurular, “edenklik.meb.gov.tr” adresinden yapılıp, ilgili sayfadan “online başvuru” bölümünden işlem basamakları takip edilerek mevcut olan öğrenim belgeleri sisteme yüklenerek yapılacak. Böylece denklik başvurusunda bulunan kişiler, kendi seçtikleri denklik merkezi, randevu tarihi ve saatinde sisteme girdikleri belgelerin orijinalleriyle birlikte denklik merkezine giderek en kısa sürede işlemlerini gerçekleştirebilecek.

Son yıllarda savaş ve benzeri nedenlerle çoğunluğunu Suriyeli mültecilerin oluşturduğu nüfusun artması ve nitelikli eğitim arayışının önem kazanması gibi sebeplerle Türkiye’deki ortaöğretim ve yükseköğretim kurumları yabancı öğrenciler için cazip hale geldi. Bu nedenle uluslararası öğrenci sayıları, önceki yıllara oranla ciddi artış gösterdi ve bu doğrultuda denklik taleplerinin sayısı arttı.

E-Denklik modülü ile denklik merkezlerinde oluşan yoğunlukların giderilmesi, işlemlerin hızlandırılması, belgelerin elektronik ortamda arşivlenmesi, duyurular aracılığıyla hem denklik merkezlerinin hem de başvuruda bulunan kişilerin anında bilgi sahibi olması ve üniversite kayıt dönemleri gibi yoğun olan dönemlerde bile denklik işlemlerinin sistematik, sağlıklı ve güvenilir bir şekilde ilerlemesi sağlanacak. 

Yorum için tıkla

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğitim-Öğretim

EKPSS başvuruları yarın başlayacak

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Engelli Kamu Personel Seçme Sınavı‘na (EKPSS) başvurular yarın başlayacak.

ÖSYM’nin internet sitesinde yer alan duyuruya göre, EKPSS 26 Nisan’da uygulanacak.

Sınava başvurular, yarından itibaren 12 Şubat’a kadar yapılacak.

Adaylar, ÖSYM’nin başvuru merkezleri aracılığıyla veya bireysel olarak “https://ais.osym.gov.tr” internet adresinden başvuruda bulunabilecek.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

Özel eğitim öğrencilerinin velilerine yönelik kurslara yoğun ilgi

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Mahmut Özer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Bakanlığa bağlı özel eğitim uygulama okullarında orta ve ağır düzeyde zihinsel yetersizliği olan bireylerle otizm spektrum bozukluğu bulunan kişiler için eğitim verildiğini belirtti.

Bu kapsamda 923 özel eğitim uygulama okulunda 29 bin 878 öğrencinin eğitim aldığını ifade eden Özer, bu öğrencilerin velilerinin, yaz kış demeden çocuklarını genellikle okullarda ders bitimine kadar beklediğini söyledi.

Bu velilere destek olmak için Bakanlığın velilere kurs vermeye başladığını anlatan Özer, böylece velilerin okullarda bekleme sürelerini daha nitelikli hale getirerek, ilgi duydukları alanda kendilerini geliştirmelerine imkan sağlamak istediklerini kaydetti.

Bu amaçla 923 özel eğitim uygulama okulunda, müdürlerin velilerle görüşerek kurs taleplerini aldığını aktaran Özer, şunları kaydetti:

“Bu talepler doğrultusunda okullarımızda halk eğitim merkezlerimiz tarafından velilerimize yönelik kurslar düzenleyerek eğitim vermeye başladık. Halk eğitim merkezleri aracılığıyla açtığımız kurslara yoğun talep oldu. Yaklaşık iki ay gibi kısa bir sürede 67 ilde 134 okulda 218 kurs açıldı ve bu kurslarda 3 bin 11 velimiz eğitim aldı. Bu konuda talep artıyor. Önümüzdeki aylarda bu sayılar giderek artacaktır. Hedefimiz imkanlar ölçüsünde 923 okulumuzda velilere yönelik en az bir kurs açabilmektir. Bu hedefe ulaşacağımıza inanıyorum. Süreci başarılı bir şekilde yöneten Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğüne, Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğüne, il, ilçe ve okul yöneticilerimize ve öğretmenlerimize teşekkür ediyorum.”

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

YÖK 5 üniversiteyi daha ihtisaslaşma kapsamına aldı

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanlığında düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, küreselleşmeyle birlikte yükseköğretim kurumlarının, üstlendikleri misyonlar, işlevleri, yeni stratejiler ve iş birliği modelleri çerçevesinde önemli değişimler gösterdiğini belirtti. 

YÖK Başkanı Saraç, bu süreçte yükseköğretim kurumlarının, özellikle bilgiyi üretmeleri, bu konuda ihtisaslaşmaları ve bilgiyi transfer edebilmelerinin, inovasyon geliştirme yetenekleri gibi kavramlarla yerel, bölgesel, ulusal ve uluslararası kalkınma ve rekabet gücünü artırma potansiyellerinin artık fevkalade önem kazandığını ifade etti.

Saraç, başkanlık görevine geldiği 2015’ten itibaren üniversitelerin faaliyetleri ve ilmi çıktılarının birbirinin aynısı olamayacağı, akademik yapılarına, beşeri sermayelerine, kuruluş misyonlarına ve bulundukları bölgelere bağlı olarak yapılan değerlendirmelerle üniversitelerin çeşitliliğinin gerekliliği üzerinde durduğunu dile getirdi.

Bir önceki nesil bölgesel gelişme politikalarının, bölgelerin kalkındırılması konusunda büyük ölçekli altyapı geliştirme ve bölgeye yatırım çekme gibi yöntemlerle gelişme hedeflerine ulaşmayı amaçladığına dikkati çeken Saraç, büyük ölçüde kamu fonu tahsisine rağmen, geri planda kalan bölgelerin diğerlerini yakalayamadığına işaret etti.

Kalkınma kutupları, öğrenen bölgeler, sosyal ve beşeri sermaye, bilgi transferi gibi kavramların üniversitenin bölgedeki rolünü merkezi bir öneme sahip kıldığını dile getiren Saraç, bu bağlamdan hareketle yeni YÖK’te “Bölgesel Kalkınma Odaklı İhtisaslaşma Projesi” kapsamında 2006’dan sonra kurulan üniversitelerle çalışılmaya başlandığını kaydetti.
Bu çerçevede, proje için daha önce Bingöl, Kırşehir Ahi Evran, Uşak, Düzce, Burdur Mehmet Akif Ersoy, Aksaray, Kastamonu, Muş Alparslan, Recep Tayyip Erdoğan ve Siirt üniversitelerinin, bölgenin mevcut durumu, üniversitenin potansiyeli, bölge-üniversite ilişkisi gibi 3 ana kulvarda pek çok parametre dikkate alınarak seçildiğini anlatan Saraç, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bölgesel Kalkınma Odaklı İhtisaslaşma Projesi kapsamındaki 10 üniversitemize, yine aynı kriterlerle değerlendirmeye alınarak seçilen Yozgat, Kırklareli, Çorum Hitit, Bartın, Artvin üniversiteleri olmak üzere 5 üniversitemiz daha katıldı. Bütün bu üniversitelerimizden beklentimiz kendilerine verilen ihtisaslaşma alanında ‘Hedeflenmiş Sosyo-Ekonomik Araştırma Programları’nı geliştirmeleri ve bu programın bölgenin kalkınmasına anlamlı değerler sunmasını sağlamalarıdır. Böylece bölgede, üniversite organizasyon ve stratejilerinde gelişmeler olacak, Ar-Ge organizasyonu artacak, ürün pazar ve rekabetinde güçlenmeler beklenecek, fon kaynakları artacak, yeni genişletilmiş iş birlikleri doğacak, uzmanlaşmış merkezler gelişecek ve de en önemlisi bölgeye ait kültürel güçlü değişimler ortaya çıkacaktır.”

Saraç, projeyle üniversitede, bölgenin ekonomik aktörler arasındaki hareketliliği destekleyen programların çeşitlenmesi, bölgesel gereksinimleri karşılayacak eğitim programlarının geliştirilmesi, bulunduğu bölgeyi daha iyi bilen öğrenciler ve mezunların istihdamıyla bölge temelli öğrenme süreçlerinin oluşturulmasının da beklendiğine işaret etti.

“Sinerji doğuran çalışmalar yapılması bekleniyor”

Üniversitelerin bölgesel kalkınma konusundaki bir diğer önemli getirisinin, ekonomik başarı, bireysel yetenekler ve gruplar arası bilgi transferi ile de doğrudan ilişki sağlaması olduğunun altını çizen Saraç, “Üniversitelerin yerel düzeydeki araştırma sonuçlarının ilgili özel ve kamu sektörleriyle paylaşılarak üretime dönüştürülmesi hedeflenmelidir. Bölgesel kalkınma ajansları ile etkin bir iletişim ağı kurularak sinerji doğuran çalışmalar yapılması beklenmektedir. Projenin beklenen gücü gerçekten etkin ve yüksektir. Henüz 4 yıllık bir proje olmasına rağmen birçok filizlenmeyi görmekteyiz ve projeden Türkiye’nin geleceği için umutluyuz.” diye konuştu.

“İhtisaslaşan üniversitelere destekleme söz konusu olacak” 

Bölgesel kalkınmada ihtisaslaşma misyonu verilen bu üniversitelerin Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından mali kaynaklarla, YÖK tarafından ise akademik personel kaynağı sağlanarak desteklendiğini anımsatan Saraç, söyle konuştu:

“Bu bağlamdan olmak üzere kaynak aktarımlarına ek olarak üniversitelerin ihtisaslaşma alanları ile ilgili olmak şartıyla 2018 yılında 50, 2019 yılında 100 araştırma görevlisi için ilave atama izni bu üniversitelere tahsis edilmiştir. Ayrıca ihtisaslaşma alanlarına uygun olarak öğretim üyesi yetiştirmek amacıyla yurt dışı lisansüstü burs imkanlarından da yararlanabilmeleri sağlanmaktadır. Bahsettiğimiz bütün bu çalışmalar aslında küresel yükseköğretimde yeni bir dönüşüm ve yeni bir akademik devrim olarak nitelendiriliyor. Bu süreçten asla kopmamalıyız.
Üniversite ile bölge arasındaki uzun süreli ve başarı sağlayan, bölgesel gelişmeyi mümkün kılan bir ortaklığın kurulabilmesi için hem üniversiteler hem de bölgesel paydaşlar, bölgesel gelişmedeki rollerini çalışmalı, değerlendirmeli ve iyi kullanmalıdır. Bu uzun süreli çalışmada üniversitelere ve paydaşlara başarılar diliyorum. YÖK girişimiyle ve Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığının da destekleriyle bu yıl Bölgesel Kalkınma Odaklı İhtisaslaşan üniversitelere bir destekleme söz konusu olacaktır. Bu müjdeyi de üniversitelerimize vermek isterim.”

Rektörlere proje katılım belgesi 

Konuşmaların ardından Saraç, tıbbi ve aromatik bitkiler alanında ihtisaslaşacak Artvin Çoruh Üniversitesinin rektörü Fahrettin Tilki’ye, akıllı lojistik ve bütünleşik bölge uygulamaları kapsamında ihtisaslaşacak Bartın Üniversitesinin rektörü Orhan Uzun’a, makine ve imalat teknolojilerinde ihtisaslaşacak Hitit Üniversitesinin rektörü Ali Osman Öztürk’e, gıda alanında ihtisaslaşacak Kırklareli Üniversitesinin rektörü Bülent Şengörür’e ve endüstriyel kenevir alanında ihtisaslaşacak Yozgat Bozok Üniversitesinin rektörü Ahmet Karadağ’a proje katılım belgesi verdi.

Toplantıya, YÖK Yürütme Kurulu üyelerinin yanı sıra Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Çetin Ali Dönmez, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Akif Özkaldı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürü Barış Yeniçeri, proje komisyon üyeleri, proje kapsamında daha önce belirlenen 10 üniversitenin rektörleri, projeye yeni seçilen 5 üniversitenin rektörleri ile bulundukları ilin valileri ve sanayi ve ticaret odaları başkanları katıldı.

Okumaya Devam