İletişim : info@mebhaberim.com

Eğitim-Öğretim

LGSden önce sakin bir gün geçirin

Yayınlandı

İstanbul

Tüm Özel Eğitim Kurumları Derneği (ÖZ-KUR-DER) Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Çevik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Milli Eğitim Bakanlığınca LGS kapsamında 1 Haziran’da merkezi sınav gerçekleştirileceğini anımsatarak, 8. sınıf öğretim programları esas alınarak yapılacak sınavın, iki bölüm halinde ve aynı gün uygulanacağını söyledi.

Milyonlarca öğrenciyi ilgilendiren sınavda istediği liseye girmek için ter dökecek öğrencilere 90 soru yöneltileceğini dile getiren Çevik, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayınlanan örnek soruları incelediklerini, öğrencilerin, günlük yaşamdan olayların ve örneklerin farklı disiplinlerde öğrenilen bilgilerle harmanlanarak kullanılmasının gerekli olduğu bir sınavla karşılaşacaklarını anlattı.

Çevik, “Görsellik anlamında yoğun bir sınavın öğrencilerimizi beklediği LGS, muhakeme üzerine kurulu bir standarda sahip olacak. Sınavın birinci bölümü olan 50 soruluk sözel alan 75 dakika sürecek. Sınavın ikinci bölümü olan 40 soruluk sayısal alan ise 80 dakika sürecek ve sınavlar sonlandırılacak.” diye konuştu.

Öğrencilerin ve hatta ailelerinin sınav gününe kısa süre kala heyecanlanmaya başladığını, sınav günü bu heyecanın ve stresin zirve yapabildiğini aktaran Çevik, stresin yoğun bir şekilde yaşandığını vurguladı.

Çevik, asıl başarının sınavdan alınan puan olmadığını kaydederek, öğrencilerinin akademik başarılarının yanı sıra becerilerinin de ön planda tutulması gerektiğini, gerçek başarının bu bütünlük içinde sağlanabileceğini söyledi.

“Sakin bir gün geçirin, yemek yeme düzenini değiştirmeyin”

Ahmet Çevik, milyonlarca öğrenci ve ailenin 1 Haziran’a odaklandığını, büyük heyecan yaşadıklarını belirterek, sınav öncesinde ve gününde neler yapılması gerektiğine ilişkin şu önerilerde bulundu:

“Öğrenciler ve aileleri çok heyecanlı çünkü bu sınavın sonuçlarına göre öğrencilerin hangi liseye gidecekleri belli olacak. Sınav, onların hayatta attığı önemli adımlardan biri olma özelliği taşıyor. Sınav sürecine yaklaşırken tüm velileri daha hassas bir süreç bekliyor. Öğrencilerimizin psikolojik açıdan sınava hazırlanma süreçleri bir yana, fiziksel hazırlık süreçleri de dikkate alınmalı. Sınavdan önce öğrencilerin algı dünyasını değiştirecek ve stresli ortamlara girmesii önlenmeli. Daha çok kafasını dağıtıp rahatlayabilecekleri ortamlar kurgulanmalı. Şunu asla unutmayın; geleneksel olarak sınav öncesi ebeveyn yakınlarının öğrenciyi arayıp başarı dilemeleri bile öğrenci üzerindeki stres düzeyini ve baskıyı arttırıyor. Sınav öncesi sakin bir gün geçirmek öğrenci için en ideali olacaktır.”

Çevik, öğrencinin beslenme biçiminin oldukça önemli olduğunun altını çizerek, bir gün öncesi hem fiziksel hem de zihinsel sağlığı bozacak gıdalardan ve bu tip bir beslenme biçiminden uzak durulması gerektiğini söyledi.

Yemek yeme düzenini değiştirmeden ve bilinmeyen bir yerden gıda beslenmesi yapmadan sürecin tamamlanması gerektiğini vurgulayan Çevik, beslenme tarzındaki değişikliğin sınav öncesi ve zamanı, çeşitli sıkıntılara sebep olabileceğini aktardı.

“Güzel bir uyku sınava konsantrasyonu artırıyor”

Çevik, öğrencinin sınav öncesinde iyi bir uyku uyumasının sınava konsantrasyonuna önemli katkıda bulunduğunu belirterek, “Ancak süreçte heyecan içerisinde olan öğrencinin sınav akşamında uyuma problemi yaşaması ve stres altında uyuyamaması da çok büyük bir ihtimal. Bu noktada velilere düşen en önemli görev, öğrencinin stres yönetimini doğru planlayıp uykuya dalabileceği ortamı ve saati sağlamak.” dedi.

Sınavdan hemen önce çocuklarda heyecandan dolayı mide bulantısı ve hiçbir şey yemek istememe gibi durumların yaşanabildiğini aktaran Çevik, şu ifadeleri kullandı:

“Ancak sınav sırasında konsantrasyon güçlüğü yaşanmaması adına çocuklar dengeli bir kahvaltıyla güne başlamalı. Sınav öncesinde ve gününde sağlıklı besinler yemek önemli. Hazır meyve suyu, çikolata, çörek veya börek gibi besinlerin aksine salatalık, peynir, yumurta, ceviz, domates, yeşillik ve taze sıkılmış meyve suyu gibi gıdalar tüketilmeli. Bu gıdalar çocuğun güne dinç başlamasını ve sınavda da dikkatinin dağılmamasını sağlıyor.”

Ahmet Çevik, bir yıl boyunca çaba sarf etmiş ve emeğinin karşılığını kısa zamanda görmek isteyen öğrencilerin sınav tarihine yakın süreçte telaş, tedirginlik ve güvensizlik duygularının artmaya başlayabildiğini kaydederek, öğrencilere, bir yıl boyunca emek verdikleri hiçbir şeyin yok sayılmayacağının, aksine gelecek yıllar için bir birikim ve deneyim sağlayacağının anlatılması gerektiğini söyledi.

“Verilen emeğin sınav zamanında unutulmayacağı ve sakinliği korumanın önemi sürekli belirtilmeli.” diyen Çevik, aslında öğrencinin direkt kıymetlendirilmesi ve ona öz güven aşılanması gerektiğini bildirdi.

“Erken kalkın, güzel kahvaltı yapın, soruları dikkatlice okuyun”

Çevik, sınav gününe ilişkin ise şu uyarılarda bulundu:

“Sınav günü ise erken kalkmak önemli. Böylelikle daha rahat kahvaltı yapılabilir ve hazırlanmak için daha çok zamana sahip olunabilir. Sınav mekanı ve saati mutlaka önceden kontrol edilmeli. Evden ayrılmadan önce sınavda bulundurulması gereken kimlik gibi her şey alındığından emin olunmalı. Yolda beklenmedik bir olayla karşılaşmamak ve geç kalmamak için evden biraz erken çıkılmalı. Çevremizde panik yapan insanlar varsa onlardan kaçınılmalı. Sınav başlamadan önce mutlaka tuvalete gidilmeli. Sınav kağıdına isim yazma unutulmamalı.”

Çevik, öğrencinin sınavda öncelikle tüm soruları dikkatlice okuması gerektiğini belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Soruların her birine ne kadar zaman ayrılması gerektiği hızlıca planlanmalı. Emin olunan sorulardan cevaplamaya başlanmalı. Soruları sırayla cevaplamak şart değil. Beyniniz duraklarsa sadece bir şeyler yazmaya başlayın. Bir süre sonra daha fazla ayrıntı hatırlamaya başlayacaksınız. Belli bir bölüm ve soru üzerinde planladığınızdan daha fazla zaman harcamayın. Diğer sorulara cevap bulmak için zaman kaybedebilirsiniz. Ayrıca, emin olmadığınız herhangi bir soruya cevap vermeyin. Sınavın her dakikasını kullanın. Vaktiniz kaldıysa cevap kağıdını teslim etmeden önce cevaplarınızı gözden geçirin.”

Yorum için tıkla

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğitim-Öğretim

YÖK ülkelerinde görev yapmak isteyen Azerbaycanlı doktorlar için devrede

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Yükseköğretim Kurulunca (YÖK), üniversitelere gönderilen yazıda Ermenistan‘ın saldırıları nedeniyle tıbbi destek sağlamak üzere geçici süreyle ülkelerine dönmek isteyen Azerbaycanlı doktorlara, mevcut mevzuat kapsamında gerekli izinlerin verilmesi için kolaylık sağlanması istendi.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, YÖK Başkanlığından Azerbaycanlı doktorların görev yaptığı 14 üniversitenin rektörlüğüne yazı gönderildi.

Yazıda, Ermenistan’ın Azerbaycan‘a karşı başlattığı saldırılar nedeniyle, Türkiye’de tıp fakültelerinde görev yapan Azerbaycanlı doktorların ihtiyaç duyulan tıbbi desteği sağlamak için gönüllü olarak ülkelerine gitmek üzere Azerbaycan Büyükelçiliğine başvurdukları anlatıldı.

YÖK’ün yazısında, üniversitelerden konuya olumlu yaklaşılarak mevcut mevzuat kapsamında Azerbaycan vatandaşı doktorların talebinin değerlendirilerek gereğinin yapılması istendi.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

Okul kantinlerinin 19 Ekimden itibaren açılmasına karar verildi

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk imzasıyla illere gönderilen yazıda, 21 Eylül’de okul öncesi eğitimle ilkokul 1. sınıflarda yüz yüze eğitime başlandığı anımsatılarak, ilkokul kademesinin diğer sınıfları ile 8. ve 12. sınıflarda ise 12 Ekim’de yüz yüze eğitime geçildiği belirtildi.

Okul kantinlerinin 13 Mart 2020’den bu yana kapalı olduğunun hatırlatıldığı yazıda, şunlar kaydedildi:

“Bu süreçte kantin işleticilerinin gelir getirici herhangi bir faaliyette bulunmadıkları göz önünde bulundurularak Bakanlığımıza bağlı resmi okul ve kurumlarda bulunan kantin vb. yerlerin 19 Ekim’de açılmasına karar verilmiştir.”

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

YÖK Başkanı Saraç: Açık erişimin önemi, salgın döneminde belirgin olarak ortaya çıktı

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, “Yeni YÖK”ün öncelikleri arasında yer alan “açık erişim”in öneminin küresel salgın döneminde daha da belirginleştiğini kaydetti.

Saraç, Twitter hesabından Uluslararası Açık Erişim Haftası‘na ilişkin yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:

“Yeni YÖK olarak önceliklerimiz arasında yer alan açık erişimin önemi içinde bulunduğumuz küresel salgın döneminde daha da belirgin olarak ortaya çıkmıştır. Bu yıl teması Yapısal Eşitlik ve Kapsayıcılık İnşa Etmek Amacıyla Açık Erişim olarak belirlenen Uluslararası Açık Erişim Haftası’nı kutluyorum.”

Okumaya Devam
Advertisement