İletişim : info@mebhaberim.com

Eğitim-Öğretim

Kitap okuma alışkanlığı okul öncesi dönemde kazandırılır

Yayınlandı

Istanbul

Ev Okulu Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Uzman Psikolojik Danışman Mehmet Hilmi Eren, “Özellikle okul öncesi dönemde rutinlerinizin olması lazım. Akşam yatarken ya da günün belirli saatlerinde muhakkak, bir gün anne bir gün baba çocuklarınıza masal ve hikaye okumalısınız. Dikkat edin anlatmalısınız demedim. Çocuk, siz ona masal ve hikaye okurken, ‘bu dinlediğim masal kahramanları, şu iki kapaklı kartonun içinde. Ben de ilk fırsatta okumayı öğreneyim.’ diye şevk duyar, motive olur. Kitap okuma alışkanlığı okul öncesi dönemde kazandırılır.” dedi.

Eğitim süreçlerinin ev ve aile ortamında desteklenmesi, ailelerin öğrenme sürecine katılması ve ev-okul uyumunun sağlanması amacıyla, Ev Okulu Derneği tarafından Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Kongre Merkezi’nde “Evde Eğitim Zirvesi” düzenlendi.

Eren, zirvede yaptığı konuşmada, ilkokul, ortaokul, lise bütün kademelerde eğitimci olarak görev aldığını dile getirerek, “Ama ben “e-yitime” karşıyım. Dikkat ederseniz eğitim demedim. Ben e-yitime karşıyım. Teknolojinin, elektronik aletlerin hayatımızdan yitirdiği şeyler var ya onlara karşı bir eğitimciyim.” dedi.

Şimdi her şeyi teknolojiyle halledebileceğini düşünen bir nesil olduğunu vurgulayan Eren, ödevlerin elektronik ortamda yapılmasının yanında arkadaşlıkların da sanal ortamda olduğunu söyledi.

Eren, bebeklerin hayata tertemiz başladığını ifade ederek, “Fakat, o bebeği önce anneler, babalar, daha sonra da kısmen öğretmenler el birliği ile kendimize benzetiriz. Bebeğe ilk yalanı annesi söyler. Emzirme döneminden sonra anne eline kaşığı alır, ‘Aç yavrum ağzını, bu son.’ O kaşık son değildir. Beden dili bebeklikten oluşuyor ve anne-babanın buna katkısı var.” diye konuştu.

Bebeklikte dikkat ve zeka gelişimi konusunda yapılacaklar olduğunu anlatan Eren, şöyle devam etti:

“Zekada kalıtım ve çevresel faktörler etkili. Kalıtım, anne ve babadan geçen genetik kodlar. Bunun etkisi son araştırmalara göre yüzde 55 civarında. Çevresel faktörler yüzde 45. Daha anne karnındayken, bebekle bolca sohbet etmek, konuşmak gerekiyor. Sizin sesinizi bolca duyması lazım. Kelimeler, sözcükler havada dolaşmalı. Bebek kalktı yürümeye başladı, ‘Şunu versene, onu uzatsana’ tarzı cümleler yerine, ‘Mutfaktaki granit tezgahın üstündeki kırmızı kapaklı plastik şişedeki suyu getirir misin?’ tarzı, vasıfları, sıfatları, nitelemeleri olan cümleler kullanmanızı tavsiye ediyoruz. Özellikle okul öncesi dönemde rutinlerinizin olması lazım. Akşam yatarken ya da günün belirli saatlerinde muhakkak, bir gün anne bir gün baba çocuklarınıza masal ve hikaye okumalısınız. Dikkat edin anlatmalısınız demedim. Çocuk, siz ona masal ve hikaye okurken, ‘bu dinlediğim masal kahramanları, şu iki kapaklı kartonun içinde. Ben de ilk fırsatta okumayı öğreneyim.’ diye şevk duyar, motive olur. Kitap okuma alışkanlığı okul öncesi dönemde kazandırılır.”

Eren, sözcük dağarcığıyla zekanın doğru orantılı olduğunu ifade ederek, “Dil gelişimi konusunda özellikle okul öncesi dönem, ilk 7 yaş çok kritiktir.” dedi.

Evde yasaklı kelimeler

Eren, bazı kelimelerin evlerde kullanımını yasakladıklarını vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Eve geldiniz, odaya girdiniz, çocuk gözlerini tavana dikmiş kanepede uzanıyor, bir ayağı da kanepenin kenarında, ‘Ne duruyorsun, ödevini yapmadın. Boş boş oturma.’ deyip lütfen çocuğu hemen oradan kaldırmayın. Onun öyle anlara da ihtiyacı var. Şu cümleleri yasaklıyoruz, ‘hayal kurma, gerçekçi ol, ayakların yere bassın, eski köye yeni adet getirme, bulutların üstünde uçma, icat çıkarma.’ Birçok uzman ‘Çocuklarınızın sorularını cevapsız bırakmayın.’ der. Biz diyoruz ki ‘Lütfen çocukların sorularını cevaplamayın, onların bulmasına yardımcı olun.’ Çocuk size bir şey sorduktan sonra hemen cevap vermektense, ‘sence nasıl? Sen olsaydın ne yapardın? Bir düşün bakalım.’ yönergesini sık verin.”

Yorum için tıkla

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğitim-Öğretim

MEBden okul öncesi çocuklara Benim Oyun Sandığım materyalleri

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

2023 Eğitim Vizyonu ile okul öncesi eğitimi zorunlu eğitim kapsamına almaya hazırlanan Milli Eğitim Bakanlığı, geçiş sürecinde özellikle kırsal bölgelerdeki çocuklara ev ortamında ulaşmak için “Benim Oyun Sandığım” adlı eğlenceli bir eğitim seti ve setin yıl boyu kullanımı için takvim hazırladı.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, konuya ilişkin açıklamasında, zorunlu okul öncesi eğitime geçiş döneminde özellikle kırsal bölgelerdeki çocuklara doğrudan evlerinde ulaşmak için Temel Eğitim Genel Müdürlüğü ile çalışma yaptıklarını belirtti.

“Her çocuğa oyun, ilgi, bilgi ve kitapla ulaşmayı hedefliyoruz”

Bu kapsamda hazırlanan oyun sandıklarının pilot uygulamanın yapılacağı 26 ilde tespit edilen ailelere ulaştırılmak üzere yola çıktığını bildiren Selçuk, projeye ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

“Oyun sandığının içindeki oyun materyallerini ders aletleri yapım merkezimizde kendimiz ürettik ve bir de 365 günlük eğitim takvimi hazırladık. Oyun sandığını şimdilik pilot uygulamayla ihtiyaç sahibi ailelerimize dağıtıyoruz. Hedefimiz, erken çocuklukta erişemediğimiz ailenin kalmaması. Anne baba olarak çocukla oyun oynar, nitelikli vakit geçirir ve hakkını koruyup teslim ederek çocukluğuna eşlik ederseniz bir ülkenin geleceği için en önemli yatırımlardan birini yapmış olursunuz. Bu oyun sandığı bunun için.” 

Erken çocukluk eğitiminin çocuğun sosyal, duygusal, bilişsel, dil ve motor gelişimini üst düzeyde destekleyen, yaşam boyu onlara en önemli katkıyı sağlayan eğitim basamağı olduğuna dikkati çeken Selçuk, “Her çocuğa oyun, ilgi, bilgi ve kitapla ulaşmayı hedefliyoruz. Süreci, izleme, değerlendirme ve geliştirme çalışmalarıyla takip edeceğiz.” ifadesini kullandı. 

25 parça eğitim materyali

Bakan Selçuk, oyun sandığının içeriğine ilişkin de şu bilgileri paylaştı:

“Sayı çubuğu, bloklar, kuklalar, yap-boz ve hikaye setleri gibi 25 parça eğitim materyali belirledik. Bu materyalleri bir sandığa koyduk. Adı da ‘Benim Oyun Sandığım’ oldu. Sandıkta, materyallerin yanı sıra, aileleri çocuk gelişimi konusunda bilgilendirecek, çocukları ile iletişimi ve bağını destekleyecek mesajlar, çocukların gelişimine katkı sunacak etkinlikler ve pratik bilgilerin yer aldığı bir de takvim bulunuyor. 365 günlük Erken Çocukluk Eğitimi Takvimi’nde 21 ayrı başlıkta yaklaşık 2 bin 650 içerik var.”

Uygulama e-okul ile izlenecek

Bakanlık tarafından belirlenen pilot ilçelerdeki materyalin dağıtımı, izleme ve değerlendirme çalışmaları konusunda ilgili personele eğitim verildi. 

Ayrıca uygulamanın izlenmesi için e-okul sisteminde de bir ekran tasarlandı. Materyalin dağıtılacağı çocuklar, e-okul sistemine kaydedilecek, bu çocukların ilkokul birinci sınıftaki gelişim düzeyleri diğer öğrencilerle karşılaştırılarak materyalin etki analizi de yapılacak.

Her ay, il ve ilçelerdeki formatörler vasıtasıyla ailelere bir kitap ulaştırılması ve bu şekilde çocuğa her ay bir öykü okunması da hedefleniyor.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

MEBden destekleme kurslarına soru kaynağı desteği

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB), ücretsiz düzenlenen destekleme ve yetiştirme kurslarına giden öğrencilere kaynak desteği sağlamak için bin 140 soruluk ölçme destek paketi hazırlanarak, dijital ortamda kullanıma açıldı.

MEB, hafta sonları veya uygun olması durumunda hafta içi yapılan destekleme ve yetiştirme kurslarında öğrencilere derslerle ilgili gelişim için ücretsiz destek imkanı sunmak amacıyla bir dizi çalışma başlattı.

Bu kapsamda, kurslara destek için ünitelere yönelik bin 140 sorudan oluşan ölçme destek paketi hazırlandı. Ölçme destek paketinde 5, 6 ve 7’nci sınıf seviyelerinde Türkçe, matematik, fen bilimleri, din kültürü ve ahlak bilgisi, sosyal bilgiler ve İngilizce derslerinden sorular bulunuyor.

Derslerde 1, 2 ve 3’üncü üniteden her sınıf seviyesinde 60 soru olmak üzere 180 soru hazırlanırken İngilizce dersinden 1, 2, 3 ve 4’üncü ünitelerden her sınıf seviyesinde 60 soru olmak üzere 240 soruluk destek paketi oluşturuldu. Soru destek paketi, bugünden itibaren Bakanlığın internet sitesinden öğrencilerin ve öğretmenlerin kullanımına açıldı.

Dört dersten gelişim izlenecek

MEB, eğitim-öğretim yılı başında destekleme ve yetiştirme kursları yönergesinde değişiklik yapmıştı.

Yönergede en göze çarpan değişikliğe göre 5’inci sınıftan 12’nci sınıfa kadar tüm sınıf seviyelerinde Türkçe, matematik, fen bilimleri ve yabancı dil derslerinde Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından ortak sınavlar yapılacak.

Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Mahmut Özer, konuya ilişkin AA muhabirine açıklamada bulundu.

Bakanlık olarak bu yıl destekleme ve yetiştirme kurslarında verimliliği artırmak için önemli adımlar attıklarını bildiren Özer, şu bilgileri verdi:

“İlk olarak tüm süreçleri elektronik ortamda izleyebilmek ve veri analizi yapabilmek için Bilgi İşlem Dairesi başkanlığımız e-Kurs modülü geliştirdi ve şu anda kullanıyoruz. İkinci en önemli adım olarak bu kurslarda izleme, değerlendirme ve iyileştirmeye ağırlık vereceğiz. Bu kapsamda 5’inci sınıf seviyesinden 12’inci sınıf seviyesine kadar tüm sınıf seviyelerinde kurslarda her dönem sonunda yılda iki kez Türkçe, matematik, fen bilimleri ve yabancı dil derslerinden Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğümüz ortak sınavlar üzerinden öğrenci başarı izlemesi (TMFY-ÖBA) yapacak. Araştırmadan elde edilen bulguları il müdürlüklerimizle paylaşacağız ve destekleme yetiştirme kurslarının verimliliğini artırmak için kullanacağız.”

Destekleme ve yetiştirme kurslarına kaynak desteği

Mahmut Özer, MEB Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğünce destekleme ve yetiştirme kurslarına öğrenci ve öğretmenlere yardımcı olmak için hazırlanan destek soru paketine ilişkin, şunları kaydetti:

“Okullarımızda öğrencilerimiz için hazırladığımız ücretsiz kursların verimliliğini artırmaya yönelik üçüncü adım olarak bazı derslerden soru destek paketi hazırladık. Bu kapsamda birinci dönem için bin 140 sorudan oluşan bir destek paketini açıkladık. Bu sorular, sadece destekleme ve yetiştirme kurslarında değil okullarımızda da kullanılabilecek. Diğer taraftan aynı uygulamayı ikinci dönemde de sürdüreceğiz. Planlaması yapıldı, çalışmalar devam ediyor. İkinci dönemin başında da bin 440 soru destek paketini öğrencilerimiz ve öğretmenlerimizle paylaşacağız.”

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

156 yıllık şefkat yuvası: Darüşşafaka

Yayınlandı

Yazar :

İstanbul

Türkiye’nin eğitim alanındaki ilk sivil toplum kuruluşu olan Darüşşafaka, fırsat eşitliği yaratarak, hayata dezavantajlı başlayan çocuklara 156 yıldır dünya standardında eğitim veriyor.

Türkiye’nin en köklü eğitim kurumlarından biri olan Darüşşafaka’da Türkiye’nin 76 ilinden anne veya babasını kaybetmiş 934 çocuk eğitim görüyor.

//www.aa.com.tr/tr/info/infografik/15740″ target=”_blank” title=”https://www.aa.com.tr/tr/info/infografik/15740″>

Fırsat eşitliği ile 10 yaşında Darüşşafakalı olan çocuklar, kaliteli bir eğitim aldıkları okuldan iyi derecede 2 yabancı dille mezun olup, istedikleri üniversiteyi kazanabiliyor.

Yönetim Kurulu Başkanı M. Tayfun Öktem, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Darüşşafaka’nın tarihçesi, misyonu, eğitim faaliyetleri hakkında kurumun 1863’te eğitimde fırsat eşitliğini kaygı edinmiş Yusuf Ziya Paşa’nın öncülüğünde 5 Osmanlı aydınının girişimiyle kurulduğunu söyledi.

Cemiyeti kuran aydınların, çocukların eğitimi ve geleceğini düşünerek harekete geçtiğini, öncelikle Kapalıçarşı’daki çırakların eğitimiyle işe başlanıldığını ifade eden Öktem, “O beş Osmanlı aydınının attığı tohum ve padişahın da desteğiyle ciddi bir kurum oluşuyor. Yaklaşık 160 yıldır da eğitimde fırsat eşitliği misyonunu savaşlara ve zor zamanlara rağmen başarıyla sürdürüyor.” dedi.

Darüşşafaka’nın halkın desteği ile bugünlere geldiğini vurgulayan Öktem, devletin dışında karşılıksız eğitim veren tek kurum olduklarını dile getirdi.

76 şehirden 934 öğrenci eğitim görüyor

Öktem, Darüşşafaka’nın annesi ya da babası hayatta olmayan, yetenekli, ekonomik durumu iyi olmayan ilkokulu bitirmiş çocukları bünyesine alarak tam burslu ve yatılı olarak, üst düzey bir eğitimle üniversiteye hazırladıklarını anlattı.

Bu yıl toplam 76 şehirden 934 öğrencilerinin bulunduğu bilgisini paylaşan Öktem, Türkiye’de Darüşşafaka’nın kriterlerine uyan, yani anne veya babası hayatta olmayan 4. sınıf çağında 10-15 bin arasında çocuğun bulunduğunu bildirdi.

Öktem, bu çocuklara fırsat eşitliği sağlamak için her yıl mayıs ayında bazı büyük şehirlerde sınavlar yaptıklarına dikkati çekti. Amaçlarının şartları taşıyan tüm çocuklara ulaşarak bu imkanlardan yararlanmaları olduğunu belirten Öktem, sınavların yapıldığı büyük şehirlere gelemeyen çocuklara ve velilerine merkezlere ulaşım hizmeti de sağladıklarını da kaydetti.

Okulda verilen eğitimin kalitesinin üst seviyelerde olduğuna işaret eden Öktem, şöyle konuştu:

“Darüşşafaka, hayata dezavantajlı başlayan çocukları alarak onlara dünya standardında kolej eğitimi veriyor. Öğrencilerimiz iyi derecede İngilizce’nin yanı sıra mezun olduklarında ayrıca bir yabancı dil daha öğrenmiş oluyor. Okulumuzda teknolojik tüm gereçler kullanılıyor. Öğrencilerimiz tabletle eğitim alıyor. Tam yatılı olduğumuz için çocuklara eğitimin yanı sıra velilik de yapıyoruz. Çok iyi eğitimin yanı sıra öğrencilerimiz en az bir müzik aleti çalmasını öğreniyor. En az bir spor branşında aktif olarak yer alıyorlar. Öğrencilerimizin akademik, sosyal ve ruhsal gelişimi için her türlü imkanı sağlıyoruz. On gün önce aramıza katılan öğrencimizin geldiği günle bugün arasında dünyalar kadar fark var. Buradan mezun olduklarında da özgüveni yerinde hukuk, tıp, mühendislik ya da okumak istediği herhangi bir bölüme gidebilecek kadar donanımlı oluyorlar.”

Kurumun sadece maddi ve fiziksel imkanlarıyla ön plana çıkmadığını belirten Öktem, “Darüşşafaka’nın kelime anlamı şefkat yuvası. Burada yetişmiş bir insan olarak yuvamızın en önemli özelliğinin şefkat olduğunu söyleyebilirim. Yatakhane annelerimiz, ders dışı belletmenlerimiz var. Öğretmenlerimiz özel formasyonludur. Beş öğrenciye düşen bir öğretmen ortalamasıyla dünya standartlarının üstündeyiz. Gerektiğinde rehberlik desteği de verip hep pozitif bir ortamda yetişmelerini sağlıyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Aylık 15 lira veren bireysel bağışçımız da çok değerli”

Darüşşafaka’nın 156 yıllık geçmişiyle kamu ve özel sektörde değişik alanlarda çok sayıda önemli insanın yetişmesine katkıda bulunduğunu belirten Öktem, mezunları arasında çok sayıda başarılı akademisyen, iş insanı, bürokrat, sanatçı bulunduğunu aktardı.

Aynı zamanda Darüşşafaka mezunu olup yine kurumda öğretmenlik yapanların da bulunduğunu vurgulayan Öktem, “Bizim gururumuz, milletten aldığımızı yine millete veren ve bu anlamda karşılıklı güzelliği geliştiren, vefalı, milletine-devletine saygılı, ailesine ilgili lider bireyler yetiştirmek.” dedi.

Darüşşafaka’nın kurulduğu günden bu yana savaşlar ve tüm zorlu dönemlere karşın halkın desteği ile ayakta durduğunu vurgulayan Öktem, bireysel ve kurumsal bağışçıların sayesinde öğrencilere kaliteli bir eğitim verebildiklerini kaydetti.

Düzenli bağışın kendileri için önemli olduğunu söyleyen Öktem, şöyle devam etti:

“Çok yaygın bir bireysel bağışçımız var ve bunu büyütmeye çalışıyoruz. Aylık 15 lira veren bireysel bağışçımız da bizim için çok değerli. Diğer taraftan tereke bağışı dediğimiz ciddi mal varlığı, vasiyet bağışlarımız var. Ayrıca kurumsal bağışlarımız çok önemli yer tutuyor. Türkiye İş Bankası’nın ’81 ilden 81 öğrenci’ projesi var. Bizim bugün 927 öğrencimiz var ve bunun 599’u bu programla destekleniyor. Bunun gibi minnettar olduğumuz çok sayıda kişi ve kurum var.”

“Selvi Boylu Al Yazmalım”ın telif geliri Darüşşafaka’da

Kurumun yıllar boyu oluşturduğu güven ve itibarın karşılık bulduğunu ve bunun da bağışlara yansıdığını anlatan Öktem, birey ve işletmelerin ayni ve nakdi yardımlar dışında sanat ailesinin de kendilerine bağışta bulunduğunu belirtti.

Sanatçıların eserlerini kendilerinin ya da ailelerinin emanetin etmelerini çok değerli bulduklarını ifade eden Öktem, şunları söyledi:

“Bunun en güzel örneklerinden birisi Sait Faik Abasıyanık’tır. Annesi Makbule hanım tarafından yazarın isteği üzerine kitaplarının telif hakları ve bazı mal varlıkları Darüşşafaka’ya bağışlandı. 1964’ten beri Sait Faik Hikaye Armağanı da cemiyetimiz tarafından düzenleniyor. Ayrıca Burgazada’daki müzesi de Darüşşafaka tarafından ücretsiz olarak hizmet veriyor. Geçtiğimiz günlerde de Ali Özgentürk, yayınlanmış ve yayınlanmamış film, kitap, senaryo gibi 100’e yakın eserinin haklarını Darüşşafaka’ya bağışladı. İçlerinde Selvi Boylum Al Yazmalım, At gibi kült olmuş filmlerin senaryoları da yer alıyor. Maddi değerinden çok bize verilen güven ve sorumluluk daha çok mutlu ediyor.”

Öktem, Darüşşafaka’nın bağışçıları için ikinci baharlarında kalabilecekleri beş yıldızlı otel konforunda rezidanslar kurarak onlara ev sahipliği yaptıklarını da kaydetti.

Okumaya Devam