İletişim : info@mebhaberim.com

Eğitim-Öğretim

İş Sağlığı ve Güvenliği Müfredata Giriyor

Yayınlandı

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ MÜFREDATA GİRİYOR

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ MÜFREDATA GİRİYOR

Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, iş sağlığı ve güvenliğini müfredatın içine, okul içi süreçlere ve bütün eğitim-öğretim boyutlarına entegre etmeyi amaçladıklarını belirterek, “Nihai hedefimiz iş sağlığı ve güvenliği kavram ve kurallarını okul öncesinden başlayarak her kademedeki eğitim-öğretim faaliyetlerinde yer verebilmek.” dedi. 10 Ocak 2019 19:39Bakan Selçuk ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, Bakanlığın Reşat Moralı Salonu´nda “İş Sağlığı ve Güvenliğinin Eğitime Entegrasyonu Protokolü” imza törenine katıldı.Konuşmasına 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü´nü tebrik ederek başlayan Selçuk, basın mensuplarına, “Yaşamları boyunca yaşama ve insana dair güzel haberleri daha fazla duyurmaları.” temennisinde bulundu.Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Selçuk´un öncülüğü ve destekleriyle bugün İş Sağlığı ve Güvenliğinin Eğitime Entegrasyonu Protokolü’nü imzalayacaklarını aktaran Selçuk, “Aslında bu entegrasyon işin tabiatında var. Biz bunu eğitimin içine entegre ederken aslında müfredatın içine, okul içi süreçlere ve bütün eğitim-öğretim boyutlarına entegre etmek amacındayız. Bu sadece bilgi seviyesinde değil. Çünkü bilgi davranışı değiştirmiyor maalesef. Davranışı büyük ölçüde duygu değiştiriyor. O sebeple de bu meselenin duygusal çerçevesini de dikkate aldığımızı belirtmek isterim. Nihai hedefimiz iş sağlığı ve güvenliği kavram ve kurallarını okul öncesinden başlayarak her kademedeki eğitim-öğretim faaliyetlerinde yer verebilmek.” ifadelerini kullandı.Selçuk, bunu yaparken bir bilinç sahası ve farkındalık oluşturmanın da önemine işaret etti. “Bütün çocuklarımızın ´önce sağlığım ve güvenliğim´ demesi amaçlarımız arasında”Bakan Selçuk, “Netice itibarıyla bütün çocuklarımızın ´önce sağlığım ve güvenliğim´ demesi bizim amaçlarımız arasında. Biz öğretmenler aslında iş sağlığı ve güvenliği açısından belki de en önemli mesleklerden birini icra ediyoruz. Çünkü evlatlarımızın ve öğretmenlerimizin öğrenme ortamlarındaki sağlığı ve güvenliği hassasiyetle üzerinde durmamız gereken bir konu.” değerlendirmesinde bulundu.Selçuk, şöyle devam etti: “Toplumun her kesiminin vicdanını kanatan, vicdanında derin yaralar açan, akıl ve gönül süzgecimizle izah etmekte zorlandığımız hadiseler yaşadık. Yaşamının baharında menfur bir saldırıyla yitirdiğimiz Ceren hocamız, Afyonkarahisar´da yaralanan Cengizhan öğretmenimiz gibi…. Bu örnekler inşallah giderek azalacak ve biz bu konudaki tedbirlerimizi işbirliğiyle, elbirliğiyle çok daha güçlü bir şekilde artıracağız. Burada duymayı ve yaşamayı asla istemediğimiz bu hadiselere yönelik olarak Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız ve İçişleri Bakanlığımızla geçtiğimiz aylarda imzaladığımız protokoller çerçevesinde okullarımızdaki güvenlik personeli istihdamı ve tedbirlerin artırılması konusunda ciddi mesafeler kat ettik.” “İş sağlığı ve güvenliği kültürüyle de donatmış olacağız” Bakanlığın iş sağlığı ve güvenliği alanında kamu yönetimi anlayışıyla öncü ve rol model uygulamaları hayata geçirmeye gayret ettiğini belirten Selçuk, “Eğitim ortamlarımızın, okullarımızın, sınıflarımızın çok daha sağlıklı ve güvenli olması bu anlamda çalışmalarımızın başında yer almaktadır. Eğitim-öğretim ortamlarının sağlık ve güvenlik şartlarını ulusal ve uluslararası standartlara uygun hale getirmek konusundaki çabalarımız da devam ediyor.” dedi. Okulların sağlık ve güvenlik şartlarını geliştirmek amacıyla iş güvenliği uzmanları ve periyodik kontrol uzmanlarının görevlendirildiğini, okullarda düzenli olarak tüm tehlikeli tesis ve tesisatların, iş ekipmanlarının periyodik kontrol uzmanlarınca denetlendiğini anlatan Selçuk, şöyle devam etti: “Okul ve kurumlarımızda sağlığa zarar verebilecek ortam faktörlerini tespit etmek amacıyla Bakanlığımız bünyesinde Mesleki ve Teknik Eğitim atölye ve laboratuvarlarında toz, nem, gürültü, titreşim, elektromanyetik alan ve termal konfor gibi fiziksel risk faktörlerinin ölçümlerini yapan laboratuvar hizmetleri de sunulmaktadır. Okul ve kurumlarımızda risk tabanlı, veriye dayalı kaynak yönetimi sistemi uygulanmakta. Bununla ilgili okullarımızda tespit edilen riskler, acil durumların giderilmesi amacıyla Bakanlığımızın bilişim sistemi MEBSİS üzerinden risk tabanlı ödenek talep modülü okullarımızın kullanımına da açılmış durumdadır. Bunun ötesinde iş ve meslek hayatının gelecek aktörlerini çağın gereklerine uygun olarak iş sağlığı ve güvenliği kültürüyle de donatmış olacağız.”  Tüm İl Milli Eğitim Müdürlüklerinde ilk yardımcı eğitim hizmetlerinin oluşturulduğunu ve bunların geliştirilmesi çalışmalarının da devam ettiğini söyleyen Bakan Selçuk, protokolle sağlıklı ve güvenli okul yaşamı için birlikte bir çalışmanın gerçekleştirildiğini ifade etti. Protokolün etki analizlerinin de yapılmasının önemine vurgu yapan Selçuk, çalışmada emeği geçen herkese teşekkürlerini iletti.  Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk ise, iş kazaları ve meslek hastalıklarının dünyada her yıl milyonlarca çalışanın hayatını kaybetmesine veya yaralanmasına neden olduğuna dikkati çekti. Bakan Selçuk, şunları kaydetti: “Milyonlarla ifade edilen bu rakamlar, iş sağlığı ve güvenliği konusunun küresel bir mesele olduğunu ortaya koyuyor. Hedefimiz, bu küresel sorunu Türkiye´de asgari düzeye indirmek, hatta tek bir çalışanımızın dahi mesleği sebebiyle hayatını kaybetmediği bir çalışma hayatına kavuşmak. Çünkü biz biliyoruz ki çalışanlar için güvenlik, lüks değil, bir haktır. İşverenler için güvenli bir çalışma ortamı sağlamak lütuf değil bir zorunluluktur.” “Mevzuatımızı, gelişmiş ülkeler seviyesinde uyumlaştırdık”Hükümet olarak iş sağlığı ve güvenliği meselesinde de yaratılmışların en şereflisi olan insanı merkeze aldıklarını ifade eden Selçuk, “Bu yüzden bir yandan istihdam dostu büyüme politikalarımızla iş gücü ve istihdam oranlarımızı artırırken, diğer yandan insan onuruna yaraşır çalışma koşullarını sağlamayı temel görevimiz olarak görüyoruz. Böyle bir alanda başarı, sadece devletin atacağı adımlarla sağlanamayacağını da biliyoruz. Bu konuda üniversitelerin, sivil toplum kuruşlarının, özel sektörün, meslek kuruluşlarının ve basının işbirliği ve koordinasyon sağlaması çok önemli. Biz de bu bilinçle istişare ve ortak akla önem veriyoruz.” dedi. Selçuk, iş sağlığı ve güvenliği alanında tüm paydaşların dahil edildiği Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyini kurduklarını belirterek, şöyle konuştu: “İş Sağlığı ve Güvenliği mevzuatımızı, gelişmiş ülkeler seviyesinde uyumlaştırdık, denetim ve rehberlik faaliyetlerimizi etkinleştirdik ve toplumumuzdaki sağlık ve güvenlik kültürünü geliştirmeye yönelik adımlar atıyoruz. 2012 yılında, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan´ın desteğiyle hayata geçirilen İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ülkemiz adına önemli bir dönüm noktası oldu. İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin gerçekleştirilmesinde hem çalışanlar hem de işverenlerimizin yanındayız. 10´dan az çalışanı olan ´tehlikeli´ ve ´çok tehlikeli´ sınıftaki işletmelerimize iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinde kullanılmak üzere maddi olarak devlet desteği sağlıyoruz. 2019 yılında tehlikeli sınıfta yer alan iş yerlerinde çalışan başına 35,82 lira, çok tehlikeli sınıfta yer alan iş yerlerinde ise 40,93 lira destek veriyoruz.” “Ölümlü iş kazaları yüzde 37 oranında azaldı”“Çok tehlikeli” sınıfta yer alan orta ve büyük ölçekli işletmelere de iş sağlığı ve güvenliği açısından önemli bir teşvik uygulamasını geçen hafta başlattıklarını anımsatan Selçuk, şu bilgileri verdi: “Bu iş yerlerinde üç yıl içinde ölümlü veya sürekli iş göremezlik ile sonuçlanan iş kazası meydana gelmezse işsizlik sigortası işveren payı üç yıl süreyle yüzde 50 indirimli olarak alınacak. Bunun yanında inşaat, maden, tarım, tekstil, mobilya, gıda, kimya sektörlerine yönelik iş sağlığı ve güvenliğinin iyileştirilmesi kapsamında araştırma ve geliştirme projeleri yürütüyoruz. Yürüttüğümüz çalışmalar neticesinde, inşaat sektöründe son 15 yılda ölümlü iş kazaları yüzde 37 oranında azaldı. Bunu yeterli görmeyip gerekli çalışmaları yürütüyoruz. Yine geçtiğimiz hafta başlattığımız maden, inşaat, kimya gibi çok tehlikeli sektörlere yönelik projelere hibe desteğimizi de buradan duyurmak istiyorum. Bu sektörlere yönelik, iş sağlığı ve güvenliği koşullarını iyileştirme adına sivil toplum kuruluşlarımızın, sanayi, ticaret ve meslek odalarının, üniversitelerin ve hatta meslek liselerimizin geliştireceği projelere yaklaşık 40 milyon lira hibe desteği sağlayacağız.” “Protokol koordinasyonun geliştirilmesine de katkı sunacak”Çalışma hayatında standartları yükseltmek için tüm taraflara sosyal diyalog kapılarını daima açık tuttuklarını vurgulayan Selçuk, bu kapsamda Milli Eğitim Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı ile yürüttükleri çalışmalara ayrıca önem verdiklerini dile getirdi. Bakan Selçuk, iş sağlığı ve güvenliği kültürünün yaygınlaştırılmasında okulların çok büyük bir önem arz ettiğini belirterek, şöyle devam etti: “Protokol, çocuklarımıza bu şuuru aşılamanın yanında, eğitim alanında hizmet veren işçi ve işverenlerin sahip olduğu farkındalıkla bu gayretimiz perçinlenecektir. Bu bağlamda, 2006´dan bu yana, müfredat düzenlemesinden öğretmenlerimizin bilgilendirilmesine kadar düzenlediğimiz birçok program ve protokolle iş sağlığı ve güvenliği kültürünün geliştirilmesine yönelik çalışmalar yaptık, yapıyoruz. Bunların yanında, geleceğin çalışanları ve işverenleri olacak çocuklarımıza, sağlıkla ve güvenle büyüyorum vizyonu ile güvenli okul, güvenli ev ve güvenli çevreye dair etkinlikler düzenliyoruz. Hem bugüne kadar yaptığımız tüm çalışmaların bir değerlendirmesi olarak hem de gelecek vizyonu çizebilmek için geçen yıl kasım ayında Millî Eğitim Bakanlığı ile bir çalıştay düzenledik. Bu protokolün her kademedeki yönetici, öğretmen ve usta öğreticilerde sağlık ve güvenlik kültürünün geliştirilmesini sağlayarak kurumlarımız arası koordinasyonun geliştirilmesine de katkı sunacağına inanıyoruz.” Konuşmaların ardından “İş Sağlığı ve Güvenliği Protokolü” Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk tarafından imzalandı.

Yorum için tıkla

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğitim-Öğretim

Moritanya’da Maarif Okulları öğrencisi üniversiteye geçiş sınavında birinci oldu

Yayınlandı

Yazar :

Hartum

Türkiye Maarif Vakfı (TMV) Moritanya Okulları, üniversiteye geçiş sınavlarında büyük başarı elde etti.

TMV Moritanya Lisesi son sınıfı burslu öğrencisi Halid Muhammed el-Muhtar Sidi Ahmed, 200 bin öğrenci arasında son 4 yılın en yüksek puanını alıp ülke birincisi oldu.

Türk Hava Yolları Moritanya Ofisi de eğitim hayatı boyunca Ahmed’in Türkiye’ye gidiş-geliş masraflarını üstlendi.

Eğitim için Türkiye’yi tercih ediyorlar

Tercihini doktorluktan yana kullanan Moritanyalı öğrenci, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) tarafından sağlanan Türkiye Bursları ile Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde okuyacak.

Moritanya’da kapatılan FETÖ okullarını enkaz halinde devralarak 2017-2018 yılında eğitim-öğretim faaliyetlerine başladıklarını belirten TMV Moritanya Ülke Temsilcisi Adil Tanış, “Türkiye Maarif Vakfı Okulları, kısa zaman içerisinde ülkenin en kaliteli eğitim kurumlarından biri haline geldi. Bu yıl yapılan üniversiteye geçiş sınavına katılan öğrencilerin genel başarı ortalaması yüzde 16’yken Maarif Okullarından sınava katılan öğrencilerin başarı ortalaması yüzde 92 oldu. Bu sene 62 mezunumuzun 56’sı, 26 farklı bölümde çeşitli Türk üniversitelerine kayıt hakkı kazandı.” ifadelerini kullandı.

Salgın sürecinde de dersleri aksatmayarak uzaktan eğitim uyguladıklarını söyleyen Tanış, öğrencileriyle mezuniyetlerinden sonra da irtibatlarını sürdürdüklerini kaydetti.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

Geleneksel kaynakçılığı modern yöntemle öğreniyorlar

Yayınlandı

Yazar :

Bursa

Bursa’nın Yıldırım ilçesindeki Mimar Sinan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde, geleneksel kaynakçılık eğitimleri okula kazandırılan cihazla modern yöntemlerle öğretilecek.

Bursa, Eskişehir, Bilecik Kalkınma Ajansının (BEBKA) “Mesleki Eğitimin Geliştirilmesi Mali Destek Programı” kapsamında 460 bin liralık hibeyle meslek lisesine “İleri Seviye Kaynak Teknikleri Atölyesi” kuruldu.

Hibeyle, okulun Metal Teknolojisi Alanı’na 1 adet yeni nesil kaynak simülatörünün yanında 4 adet gaz altı kaynak makinesi, 2 adet iki kollu duman emme ünitesi, 4 adet camlı kaynak masası, 5 adet kaynak siperliği ve 1 adet tek pistonlu kombine makas kazandırılarak öğrencilerin eğitimine katkıda bulunulması hedefleniyor.

Proje kapsamında 14 öğretmen ve 300 öğrenci eğitim alacak. Bilgisayar tabanlı eğitim sistemiyle öğrenciler simüle edilen ortamlarda kaynak bilgilerini kullanarak pratik yapacak ve kaynak tekniklerini temsili ve üç boyutlu ortamda uygulayacak.

“Okulumuza farklı teknolojik aletler de kazandırmayı düşünüyoruz”

Okul müdürü Musa İncekara, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Metal Teknolojisi Alanı’nın mesleki eğitimde önemli bir yer tuttuğunu, projelerinin 65 proje arasından seçildiğini söyledi.

Mesleki eğitimde teknolojiyi takip etmeye çalıştıklarını ifade eden İncekara şöyle konuştu:

“Kaynak simülasyonu bizim çok önemli. Hem öğrencileri teknolojiye alıştırma adına hem de iş güvenliği açısından hiçbir risk olmadan, malzeme sarfiyatı gerçekleşmeden ellerinin alışmasını sağlıyor. Yeni başlayan öğrenciler için çok büyük bir kazanç olacak. Bu simülasyonla beraber kurslar açacağız, dışarıdan yetişkin eğitimini de tamamlamış olacağız. Okulumuz ve mesleki eğitim adına çok büyük bir kazanç.”

Milli Eğitim Bakanlığının 2023 Eğitim Vizyonu kapsamında mesleki eğitimin bir atılım gerçekleştirdiğini belirten İncekara, “Mesleki eğitimde ileri bir seviyeye geçtik. BEBKA da tam zamanında bize yetişti, güzel bir destek sağladı. İnşallah bundan sonraki süreçte de okulumuza farklı teknolojik aletler de kazandırmayı düşünüyoruz; özellikle robot kollar, robot kaynak makinesi, plazma kesme makinesi gibi.” dedi.

“İş kazası riski ortadan kalkacak, çevre sağlığı açısından da önemli bir kazanım elde edeceğiz”

Metal Teknolojisi Alan Şefi Feridun Yüzügüldü ise kaynakçılığın metalin, endüstrinin olduğu hemen her alanda vazgeçilmez bir araç hüviyeti taşıdığını, bunun da iyi bir eğitimle yapılabildiğini kaydetti.

Kaynakçılık eğitiminde ustalaşmanın uygulama esasıyla sağlandığını belirten Yüzügüldü, şöyle devam etti:

“Uygulama eğitiminde gerçek malzemeler kullanıldığı için malzeme sarfiyatı, çevre kirliliği oluyor, kaynak esnasında ortaya yoğun anlamda bir gaz ve ışık çıkıyor. Eğitim sırasında iş kazası riski de var. Bazı kaynak sistemlerinde koruyucu gaz kullandığımızda bu da çevreye yayılmakta ve olumsuz sonuçları olmaktadır. Kaynak simülatörüyle uygulama eğitimlerinin tamamını cihaz üzerinden vereceğiz. Böylelikle malzeme harcamayacağız, iş kazası riski ortadan kalkacak, çevre sağlığı açısından da önemli bir kazanım elde edeceğiz. Uygulama esnasında kaynak yönü, açısı gibi birçok parametreyi yönlendirerek öğrenciyi doğru yöne iletiyor ve el becerisi kazanması sağlanıyor.”

Öğrencilerinin yüzde 70’inin kendi alanlarında çalışabildiğini ifade eden Yüzügüldü, “Özellikle otomotiv sektöründe kaynakçılık çok büyük ihtiyaç. Doğru parametrelerle yapılmayan kaynak istenilen sonucu vermez. Doğru şekilde yetişen bir öğrenci dışarıdaki ürün, üretim kalitesini de artıracaktır, bu da ülke ekonomisine ciddi anlamda bir kazanç sağlayacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.eğit

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

YÖKten vakıf üniversitelerinin tıp fakültesi kurmalarına ilişkin yasal düzenlemeye teşekkür

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Prof. Dr. Yekta Saraç, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, tıp eğitiminde ihmalin müsamahayla karşılanmasının telafisi mümkün olmayacak sonuçlara yol açacağına işaret etti.

Öğrencilerin gerekli ve yeterli tıp eğitimi alabilmeleri için teorik dersler dışında, uygulamalı eğitim de alarak sağlık hizmeti sunmaları gerektiğini vurgulayan Saraç, tıp fakültesi bulunan vakıf üniversitelerinin kendi hastanelerine sahip olmasının tıp eğitimi açısından niteliği artırıcı önemli etkileri olacağı, bazı aksamaları ortadan kaldıracağı gerekçesiyle dün Meclis tarafından önemli bir kanuni düzenleme yapıldığını anımsattı.

Tıp eğitimi açısından çok önemli olan bu yasal düzenlemeyle vakıf üniversitelerinin tıp fakültesi kurabilmeleri için kedilerine ait hastane olma şartı getirildiğini belirten Saraç, şunları kaydetti:

“Eğitim ve öğretimin niteliğine ve kalitesine sürekli dikkat çeken Sayın Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile hazırlanan, iktidar muhalefet değerli milletvekillerinin desteği ile Meclisimizde kabul edilen yasal düzenlemeden dolayı müteşekkir olduğumuzu ifade etmek isteriz.”

Okumaya Devam
Advertisement