İletişim : info@mebhaberim.com

Eğitim-Öğretim

Çiçeği burnunda okul meslek liselerine olan olumsuz algıyı yıktı

Yayınlandı

İstanbul

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi (MTAL), Liselere Giriş Sınavı (LGS) birinci yerleştirme sonuçlarına göre 1,26’lık yüzdelik dilimden öğrenci alarak mesleki ve teknik liselere olan olumsuz algıya karşı büyük bir dönüşüm başlattı.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve İTÜ tarafından imzalan protokolle 2023 eğitim vizyonu kapsamında kurulan ve 2019-2020 eğitim öğretim döneminde faaliyetlerine başlayacak olan İTÜ Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, LGS yerleştirme sonuçlarına göre öğrencilerin öncelikli tercihleri arasında yer aldı.

Lisenin 30 öğrenci kabul edecek “bilişim teknolojisi” bölümüne 1,26 ila 8,23’lük yüzdelik dilim arasından öğrenci alınırken, bölümün tavan puanı 477, taban puanı ise 424 oldu. Bu sayede, toplumdaki mesleki ve teknik liselere karşı oluştan olumsuz yaklaşım kırıldı.

“Elektrik elektronik teknolojisi” bölümüne ise 2,47 ila 11,98 yüzdelik dilimde olan 30 öğrenci yerleşirken, bölümün tavan puanı 465, taban puanı 404 olarak belirlendi. “Denizcilik” bölümünde de 5,52 ila 13,71 yüzdelik dilimde olan 30 öğrenci eğitim almaya hak kazandı. Bölümün tavan ve taban puanı ise 441-396 aralığında.

İTÜ MTAL, bu başarısıyla sektörün nitelikli eleman ihtiyacını karşılamasının ötesinde mesleki ve teknik eğitimin kalitesinin artmasına ve algısının da iyileştirilmesine önemli katkılar sunmayı hedefliyor.

İstanbul’daki Ziya Kalkavan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Kampüsünde yeni döneme hazırlık çalışmaları sürdürülen okulda, öğrenciler ilk yıl İngilizce hazırlık eğitimi alma imkanı bulacak. Ayrıca, derslere lise öğretmenlerinin yanı sıra İTÜ öğretim üyeleri de girecek.

“Toplumdaki olumsuz algıyı yıkmak için çok uğraştık”

İTÜ Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Prof. Dr. Hüseyin Toros, AA muhabirine, toplumda mesleki ve teknik liselerle ilgili “400 puanın üzerindeki öğrenci niye meslek lisesine gitsin” diye olumsuz bir algının olduğunu söyledi.

Türkiye’de bir dönem mesleki ve teknik liselerin itibarsızlaştırıldığını ve oradan mezun olan öğrencilerin üniversiteye giremez duruma getirildiği ifade eden Toros, Milli Eğitim Bakanlığının son yıllarda yaptığı atılımla meslek lisesi mezunlarının üniversiteye girebilmeleri için önlerinin açıldığını, mesleki ve teknik liselere olan olumsuz algının tamamen yıkıldığının altını çizdi.

Gelişmiş ülkelerde çocukların sanayileşmeyle beraber yeteneklerinin geliştirilmesi gerektiğini insanlara anlatmaya çalıştıklarının ve küçük yaşta yetenekler açığa çıkarılamadığında bunun geri dönüşü olmadığının altını çizen Toros, şöyle konuştu:

“Çocuk üniversite diplomasına sahip oluyor fakat iş yapamaz insanlar ordusu oluşuyor. Onun için çocukların mesleki ve teknik liselere kazandırılması gerektiğini ve burada hem üniversiteye hem de mesleğe yönelik 2 eğitimin birlikte yapılması üzerinde durduk. Toplumdaki meslek liselerine olan olumsuz algıyı yıkmak için çok uğraştık. Bu algının sadece toplumda değil öğretmenlerde de var. Üst düzeydeki çocukların meslek lisesine girmemesi için bir uğraş veriliyor. Bu yıl yüzde 1’lik dilimdeki öğrenciler mesleki ve teknik liseleri tercih ederek bu algıyı yıktı. Önümüzdeki yıllarda da Türkiye’nin yetenekli ve zeki çocukları meslek liselerini tercih edecekler. Çocuklarımız aldığı eğitimle başta İTÜ olmak üzere diğer üniversitelere girebilecekler. O altyapıyı burada sunuyoruz.”

“Çocuklarımıza yetkinlik ve girişimcilik ruhu kazandıracağız”

“Bilişim teknolojileri”, “elektrik-elektronik teknolojileri” ve “denizcilik” alanlarında eğitim vereceklerini hatırlatan Toros, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Her bölüme otuzar öğrenci aldık. Okulumuz prototip bir araştırma-geliştirme lisesi. Az öğrenciyle gerçekten önemli çıktılar elde edip sonra bu çıktıların kamuoyuna mal edilmesi arzu edildiği için öğrenci sayımız az. Türkiye’de ilk defa mesleki ve teknik Anadolu lisesi bir yıl hazırlık eğitimi veriyor. Çocuklarımız 5 yıl eğitim alacaklar. Hazırlık sınıfında haftada 40 saat eğitim var, bunun 24 saati İngilizce olacak. 4 saat bilişim, 4 saat edebiyat, 3 saat matematik, 2 saat beden eğitimi ve 2 saat görsel tasarım dersi verilecek. İngilizce eğitimini verecek hocalarımız yüksek lisans ve doktora aşamasında, akademik çalışmalar yapıyorlar. Hocalarımız hazırlık aşamasında bile İTÜ’yle entegre olarak çalışıyorlar. İTÜ Yabancı Diller Yüksekokulundan ana dili İngilizce olan hocalarımız da derslere girecekler.”

Toros, Türkiye’nin ekonomisinin kalkınması için küresel ölçekte işler yapmasının çok önemli olduğunu, bu yüzden gençlerin yabancı dil öğrenmesini çok önemsediklerini vurguladı.

Mezun olduktan sonra İTÜ’yü tercih edenlere burs imkanı

Öğrencilerin bu okuldan mezun olduktan sonra İTÜ’ye gelmelerini arzu ettiklerini, bunun için altyapı oluşturacaklarını dile getiren Toros, “Biz bu çocuklara bu kadar güzel yatırım yapacağız. Akademik olarak da çok ciddi eğitimler vereceğiz. Öncelikle İTÜ olarak diyoruz ki, ‘Bu çocukları kazanmalıyız.’ Çocuklarımız ön üniversiteyi burada okusunlar, uzmanlaşmayı da İTÜ’de yapsınlar istiyoruz. Denizcilik Fakültesi, Elektrik Elektronik Fakültesi ve Denizcilik Fakültesi veya herhangi bir fakülte olabilir. Rektörümüz okulumuzda İTÜ’ye giden öğrencilere 4 yıl boyunca burs da verecek. Bu çocukları bir taraftan sektör bir taraftan da biz almak isteyeceğiz. Bir yarış ortamı oluşacak. Bunun sinyallerini bu süreçte görmüş bulunmaktayım.” diye konuştu.

Toros, isteyen öğrencilerin sektördeki herhangi bir kurumda çalışabileceklerine de işaret ederek, yetkinliği ve ehliyeti olan, çalıştıkları kurumları dünya ölçeğine taşımayı hedefleyen girişimci ruhlu gençler yetiştireceklerini vurguladı.

“Sektörün aranan elemanlarını yetiştireceğiz”

Prof. Dr. Hüseyin Toros, 2 hedefleri olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Liseden mezun olduktan sonra sektörde çalışmayı tercih eden öğrencilerimizin sektörün aradığı en üst düzey eleman olmalarını arzu ediyoruz. Bilişim, elektrik-elektronik ve denizcilik alanları Türkiye’de son derece önemli ve ekonomiye katkı sağlayan sektörler. Denizcilik alanında okuyan öğrencilerimizin Türkiye’nin denizciliğini dünya ölçeğinde büyütmeleri gerekiyor. Dolayısıyla birinci hedefimiz, öğrencilerimizin sektörün aranan elemanları haline gelmesi. Geçtiğimiz günlerde ülkemizin önemli bir enerji firması bize ‘Öğrencilerinize staj yaptırmak istiyoruz.’ diye mail atmış. Bakın daha öğrencilerimiz yokken. Demek ki İTÜ Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi algısı şu an sektörde yer etmiş durumda. Çocuklarımızın sektöre hazır hale gelmeleri için İTÜ’nün imkanlarıyla, teknoloji şirketleri ve laboratuvarlarında eğitilecekler ve sektörün aranan elemanları haline gelecekler. Sektörde de bu çocuklarımız çok yüksek ücretlerle çalışmak için ikna edilmeye çalışılacaklar.”

Toros, birinci ve ikinci nakil dönemine kadar okula yerleşen öğrencilerden herhangi birinin ayrılması durumunda onun yerine 29 Temmuz-2 Ağustos ile 5-8 Ağustos dönemlerinde tercih yapan başka öğrencileri alacaklarını aktardı.

Okulun açıldığından haberi olmayan birçok velinin yerleştirmelerin açıklanmasından sonra kendisine ulaştığını aktaran Prof. Dr. Toros, “Bir kısmı mesleki ve teknik Anadolu liselerinin birinci yüzdelik dilimden öğrenci alacağına inanmadıklarını söylediler. Mahalle baskısı sebebiyle çocuğunu yazdırmayıp pişman olan velilerimiz de var. Şu anda gelebilmenin yolunu arıyorlar.” diyerek sözlerini tamamladı.

“Çocuklarımız dünya standartlarında bir eğitim modeliyle yetişecek”

LGS sınavından aldığı 418 puanla yüzde 9’luk dilime girerek İTÜ MTAL’de Elektrik-Elektronik Bölümünü kazanan Kerem Arslan Demirtaş’ın annesi Elif Demirtaş da eğitimin geriye dönük telafi edilmeyecek bir değer olduğunu, bu yüzden temel insani ve ahlaki eğitim gibi mesleki eğitim için de üniversite çağlarının çok geç olduğunu ifade etti.

Bu okulun kendisini çok heyecanlandırdığını ve umutlandırdığını dile getiren Demirtaş, şunları söyledi:

“İTÜ’nün 246 yıllık geleneği ile Milli Eğitim Bakanlığımızın 2023 vizyonuna tuttuğu ışık projeksiyonu görmek, henüz lise çağlarındaki çocuklarımızı dünya standartlarında bir eğitim modeliyle yetiştirmek… Bu çaba gerçekten çok ilham vericiydi. İstihdam bakımından gerçeğimiz ancak lise çağlarında bilinçlendirilmiş, akademik ve teknik anlamda geliştirilmiş insan gücü ile güçlü olacağımızdır. Kişisel gelişime en açık olduğumuz dönemlerimizi böylesine etkin şekilde değerlendirmediğimizde, diplomalı ancak deneyimsiz ve uygulamadan uzak bireyler olarak hayata geç kalmaktayız. Nihayetinde başarı kriterlerini zeka ya da sınav sonuç belgeleriyle sınırlı tutmak doğru olamaz. Yetenekleri geliştirilmemiş bir bireyin aldığı diplomaların ve sertifikaların ne kadar anlamlı olduğunu düşünmek zorundayız.”

Yorum için tıkla

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğitim-Öğretim

Ders saati ve akademisyenleri öğrenciler belirliyor

Yayınlandı

Yazar :

Siirt

“Öğrenci Dostu Fakülte” projesi kapsamında öğrenciyi merkeze alan Siirt Üniversitesi (SİÜ) Eğitim Fakültesinde, uygulanan programla ders programlarını oluşturan öğrenciler, doktor seçer gibi akademisyen seçiyor, kendi bölümü dışında fakülteye bağlı başka bölümdeki öğrencilerle ders alabiliyor.

Çalışan veya erken uyanamayan öğrenciler de bu uygulamayla problemleri aşarak hem eğitimlerini sürdürüyor hem kendilerine daha fazla vakit ayırabiliyor.

Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hasan Basri Memduhoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, köklü bir fakülte olarak yükseköğretimdeki gelişmeleri yakından takip ettiklerini ifade etti.

Eğitimin artık öğrenci merkezli olduğuna dikkati çeken Memduhoğlu, bunun uygulamada da pratik bir karşılığının bulunduğunu belirtti.

Memduhoğlu, bazı büyük üniversitelerde uygulanan “Öğrenci Merkezli Ders Programı”nı fakültelerinde hayata geçirdiklerini ifade ederek programın tamamen esnek olduğunu söyledi.

Öğrenciler memnun

Öğrencilerinin tercihlerine göre derslerini seçip programlarını oluşturduğunu anlatan Memduhoğlu, şöyle devam etti:

“Eski dönemde olduğu gibi 8 yarıyıl bir şubede çakılı olarak öğrenim görme zorunluluğu yok, kalktı. Artık bir şubede sürekli ders görme anlayışı yok. Bir derste çok farklı dönemlerde, şubelerde öğrenciler olabiliyor. Bir öğrenci artık açık olan derslerde alternatiflere göre farklı hocalardan farklı günlerde ve farklı saatlerde alternatifler içerisinde istediği dersi alma şansına sahip.”

Prof. Dr. Memduhoğlu, fakültedeki bir derste farklı bölümlerden öğrencilerin bir arada ders gördüğünü belirterek bu sayede öğrencilerinin kendilerine daha fazla zaman ayırabildiğini bildirdi.

Uygulamanın avantajını gördüklerini dile getiren Memduhoğlu, şöyle devam etti:

“Çalışan, KPSS gibi sınavlara hazırlanan son sınıf öğrencilerimiz var. Yeni gelen ve uyum sürecinde olan öğrencilerimiz var. Öğrencilerimiz haftalık ders programlarının dağılımını kendi ihtiyaçlarına göre yapma şansını yakalıyor. Biz burada öğrencinin derse zamanında yetişememe problemiyle karşılaşıyorduk. Öğrencinin, sabah uyanamama ve derse yetişememe problemi varsa bu programla dersleri yakalama şansı yakalıyor. Kimisi geç saatte çıkmayı problem olarak görüyorsa daha erken saatlerdeki dersleri seçme şansı bulabiliyor.”

Memduhoğlu, uygulamanın öğrencilerce de memnuniyetle karşılandığını ve akademik yıl başında sistemin devreye girdiği ilk yarım saatte 750 öğrencinin ders seçimini yaptığını sözlerine ekledi.

“Öğrenciye fırsat tanınması her zaman iyi”

Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Bölümü’nde okuyan Havva Bayır da uygulamayla istedikleri saatte okula gelmenin kendileri için büyük avantaj oluşturduğunu söyledi.

Erken uyanamadığını ve programını buna göre oluşturduğunu belirten Bayır, “Saat 07.00’de uyanmak çok zor geliyor. Derslerimi saat 10.00’da seçebiliyorum. İstediğim derslerden iyi anlayabileceğim hocayı seçiyorum. Öğrenciye fırsat tanınması her zaman iyi, seçimleri kendimizin yapması çok önemli.” diye konuştu.

Bayır, oluşturduğu program ile derslerinin dolu dolu geçtiğini kaydetti.

Türkçe Öğretmenliği Bölümü öğrencisi Derya Taş ise ikinci üniversiteyi okuduğunu belirterek “Daha önce bu program yoktu. Saat 08.00’den 16.00’ya kadar zamanımı okulda geçiyordum. Şu an evli ve çocuk sahibi olduğum için zaman sıkıntısı var. Bu program sayesinde hem çalışıyor hem de işten çıktıktan sonra derslere girebiliyorum.” ifadelerini kullandı.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

MEB destekleme ve yetiştirme kurslarını mercek altına aldı

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, 81 ilde ilk kez gerçekleştirilen, destekleme ve yetiştirme kurslarında Türkçe, matematik, fen bilimleri ve yabancı dilde öğrenci başarısı araştırmasına ilişkin “Çok kapsamlı bir araştırma oldu. Sonuçların değerlendirmesi devam ediyor. Değerlendirme sonunda bu kurslarımızın verimliliğini görmüş olacağız.” dedi.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 2023 Eğitim Vizyonu’nda belirlenecek sınıf düzeylerinde herhangi bir notlandırma olmaksızın “Öğrenci Başarı İzleme Araştırması” yapılmasını hedef olarak koymuş, bu kapsamda da 2019’da 81 ilde 4, 7 ve 10. sınıf düzeylerinde Türkçe, matematik ve fen bilimleri dersleriyle ilgili öğrenci başarı izleme araştırması yapmıştı.

Bakanlık 2019’da Örgün ve Yaygın Eğitimi Destekleme ve Yetiştirme Kursları (DYK) Yönergesinde yaptığı değişiklikle, her dönem sonunda 5’inci sınıftan 12’nci sınıfa kadar tüm seviyelerde Türkçe, matematik, fen bilimleri ve yabancı dil derslerinden izleme ve değerlendirmeye yönelik öğrenci başarı araştırması yapılmasını öngörmüştü.

Bu kapsamda, 2019’daki araştırmanın kapsamı genişletildi ve Bakanlık tarafından ilk kez 2019-2020 eğitim-öğretim yılı için DYK’lerde birinci dönem sonu öğrenci başarı araştırması, 5’inci sınıftan 12’nci sınıfa kadar tüm seviyelerde Türkçe, matematik, fen bilimleri ve yabancı dil derslerinden 81 ilde yapıldı.

Sınav, 1376 lise ve 971 ortaokul olmak üzere 2 bin 347 okulda uygulandı. 180 bin 177 öğrencinin katıldığı öğrenci başarı izleme araştırmasında, ders temelli araştırma uygulamasına öğrenci katılım sayısı ise 310 bin 76 olarak gerçekleşti.

Öğrenci başarı araştırmasında ortaokul 5, 6, 7 ve 8’inci sınıflardan DYK’lere katılan öğrencilere Türkçe, matematik, fen bilimleri ve İngilizce derslerinden ortak sınav yapılırken 9, 10,11 ve 12’nci sınıflardan DYK’lere katılan öğrencilere ise Türk dili ve edebiyatı, matematik, fizik, kimya, biyoloji ve İngilizce derslerinden ortak sınav yapıldı.

“Kapsamlı bir araştırma oldu”

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2023 Eğitim Vizyonu çerçevesinde farklı kademelerde 4, 7 ve 10’uncu sınıf öğrencilerine yönelik öğrenci başarı izleme araştırmasını Türkçe, matematik ve fen bilimleri alanlarında ilk kez 81 ilde 2019 yılı nisan ayında gerçekleştirdiklerini hatırlattı.

Destekleme ve yetiştirme kursları için de her dönem sonunda aynı yaklaşımı uygulamaya yönelik 2019’da mevzuat değişikliği yaptıklarını anımsatan Selçuk, “Bu araştırma 5’inci sınıftan 12’nci sınıfa kadar tüm sınıflardan bu kurslara katılan öğrencilerin dönem sonunda Türkçe, matematik, fen bilimleri ve yabancı dil derslerinden başarılarını izlemeye yönelik olduğu için 2019 yılında yaptığımıza göre daha kapsamlı bir araştırma oldu. ” diye konuştu.

Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğünün bu araştırmayı yapabilmek için aylardır yoğun bir çalışma yürüttüğünü aktaran Selçuk, bu kapsamda illerde ölçme değerlendirme merkezlerinde bu araştırmaların yapılmasıyla ilgili eğitimler düzenlendiğini belirtti.

“Kursların etkinliğini artırabilmek için gerekli destekleri sağlayacağız”

Soruların hazırlanması aşamasında illerle ortak çalışmalar yürütüldüğünü ifade eden Selçuk, şunları kaydetti:

“81 ilde araştırma eş zamanlı yapıldı ve sorunsuz bir şekilde tamamlandı. Araştırma 2 bin 347 okulda uygulandı ve tekil 180 bin 177 öğrenci katıldı. Aynı öğrenci birden fazla araştırmaya katıldığı için araştırmaya katılan ders temelli öğrenci sayısı 310 bin 76’ye çıktı. Dolayısıyla çok kapsamlı bir araştırma oldu. Sonuçların değerlendirmesi devam ediyor. Değerlendirme sonunda bu kurslarımızın verimliliğini görmüş olacağız ve bu kursların öğrencilerimizin başarılarına etkilerini ve dolayısıyla kursların etkinliğini artırabilmek için gerekli destekleri sağlayacağız. Sürece büyük emek veren Bakan Yardımcım Mahmut Özer’e, Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğümüze, tüm il müdürlerimize, 81 ildeki ölçme ve değerlendirme merkezlerimize, yöneticilerimize ve öğretmenlerimize teşekkür ediyorum.”

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

Yabancı öğretim elemanı istihdamında kalite çıtası yükseldi

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Yükseköğretim Kurulunca (YÖK) üniversitelere Yabancı Uyruklu Öğretim Elemanı İstihdamıyla İlgili Usul ve Esasları belirleyen genelge gönderildi. 

Üniversitelerin yabancı dil hazırlık sınıflarındaki eğitimle ilgili öğrenci şikayet ve görüşlerinin de etkili olduğu kararın alınmasıyla yükseköğretimde kalite çıtasını yükseltmek, ülkenin kalkınma hedefleri doğrultusunda ihtiyaç duyulan nitelikli bilgi üretimini gerçekleştirmek ve nitelikli insan gücü yetiştirmek için son dönemde bir dizi yeni ve yenilikçi uygulama hayata geçirilmiş oldu.

Bu bağlamda, eğitim ve öğretim süreçlerinde istifade edilecek yabancı uyruklu öğretim elemanı istihdam şartları da öncelikle eğitimde kaliteyi gözeten bir bakış açısıyla güncellendi.

YÖK Yürütme Kurulunca, Yabancı Uyruklu Öğretim Elemanı İstihdamıyla İlgili Usul ve Esaslar, sürekli iyileştirme ve tekamül esaslı bir süreci ortaya koyarken, sadece ders vermek amacıyla yabancı uyruklu öğretim elemanı istihdam etme anlayışına ilaveten araştırma amacı da gözetilerek sisteme yeni bir anlayış getirildi.

Türkiye’deki çok sayıda doktoralı kişi, akademik alanda çalışabilmek için bir dizi kritere tabi tutulurken, üniversitelerde, doktorasız ve akademik tecrübesi olmayan yabancı uyruklu öğretim elemanlarının istihdamının doğru olmadığı anlayışıyla hareket edildi.

Yabancı uyruklu öğretim elemanı istihdamında özel şartlar

Düzenlemeyle yükseköğretim kurumlarının yabancı dil hazırlık sınıflarında, yabancı uyruklu öğretim görevlilerinin istihdamında aranacak asgari şartlar da belirlendi. Bu kapsamda, İngilizce hazırlık sınıflarında yabancı dil öğretimi için istihdam edileceklerin ana dilinin İngilizce olması bu kişilerin İngilizce okutmanı olması için yeterli olmayacak. İngiliz dili ve edebiyatı, dil bilimi, öğretmenlik veya eğitim bilimleri gibi alanlardan birinde en az lisans derecesine sahip olmak gerekecek. Ana dili İngilizce olup bu bölümlerden mezun olmayanlardan da en az iki yıl dil öğretim tecrübesi aranacak.

Ana dili İngilizce olmayanların ise İngiliz dili, İngiliz edebiyatı, İngilizce öğretmenliği gibi alanlardan birinde en az lisans derecesine sahip olması yetmeyecek. Bu kişilerin uluslararası tanınırlığa sahip akredite bir dil öğretimi merkezinde ilgili dilin öğretiminde en az iki yıllık iş deneyimine, DELTA veya CELTA yabancı dil sertifikasına sahip olması gibi özellikleri bulunması gerekecek.

İngilizce dışındaki yabancı dillerin öğretimi için istihdam edilecek yabancı uyruklu öğretim elemanları için de aynı şekilde iş tecrübesi aranacak. Daha önce yabancı dil öğretiminde görevlendirme için herhangi bir lisans programından mezun olma ve ilgili dilin ana dili olması yeterli kabul ediliyor ve tecrübe aranmıyordu.

Lisans ve lisansüstü programlarda doktoranın yanı sıra akademik tecrübe ve yayın şartı

Yükseköğretim kurumlarında lisans ve lisansüstü düzeyde ders vermek amacıyla istihdam edilecek yabancı uyruklu öğretim üyeleri içinde yeni kriterler getirildi.

Buna göre bu kişilerin doktora derecesine sahip olmaları ve ders vereceği programın eğitim diliyle ilgili yeterliğini kanıtlamış olmak kaydıyla ya YÖK tarafından tanınan yükseköğretim kurumlarından birinde en az bir yıl süreyle öğretim elemanı olarak çalışmaları ya da alanında yayımlanmış en az bir kitabının bulunması veya son 5 yılda hakemli dergilerde yayımlanmış en az 5 makalesinin olması gerekecek.

Daha önce yabancı uyruklu öğretim üyelerinin ders verebilmeleri için doktor unvanına sahip olmaları yeterli görülürken birçok üniversitede iş tecrübesi ve yayın şartı aranmıyordu. Artık ön lisans programlarında istihdam için de aynı şekilde iş tecrübesi aranacak.

Ders vermekle birlikte aynı zamanda araştırma amaçlı istihdam

YÖK Yürütme Kurulu, yabancı uyruklu öğretim elemanlarının ders vermelerinin yanında projelerde ve araştırma faaliyetlerinde de görev almasını istedi.

Türkiye’nin başarılı bilim insanları için cazibe merkezi haline gelebilmesini amaçlayan bu düzenleme kapsamında, Türk üniversitelerinde araştırma yapmak isteyen yabancı uyruklu öğretim üyesinin, THE, QS ve ARWU gibi sıralamalarda yer alan üniversitelerin birinden yüksek lisans veya doktora derecesi varsa ya da bu üniversitelerde akademisyen ve araştırmacı olarak en az bir yıl çalışmış veya istihdam edileceği üniversitenin yetkili kurullarınca saygın kabul edilen endeksli dergilerde en az 10 makale yazmışsa ya da bilime ve sanayiye katkı sağlayan bilimsel mahiyette en az bir araştırma projesinde koordinatör, yürütücü veya araştırmacı olarak görev almışsa bu kişilerin istihdamı özellikle teşvik edilecek.

Ayrıca bu kapsamda ders vermekle birlikte aynı zamanda proje veya araştırmalarda da istifade edilebilecek öğretim elemanları, iki aydan az olmamak kaydıyla kısa dönemli olarak da istihdam edilebilecek.

Bu değişiklik ancak kısa dönemler için Türkiye’ye gelebilme durumunda olan üstün nitelikli ve ödüllü bilim insanlarının ülkede yürütülen araştırma ve projelerde görev alabilmelerine imkan tanıyacak.

Yeni koşulları sağlayamayanların sözleşme süreleri uzatılmayacak

YÖK’ün yabancı uyruklu öğretim elemanlarının istihdamına ilişkin getirdiği yeni koşullar, 20 Ocak’tan itibaren YÖK’e yapılacak başvurularda geçerli olacak. Yükseköğretim kurumlarında halen çalışan yabancı uyruklu öğretim elemanlarından göreve devamında fayda görülenlere, yeni istihdam şartlarını sağlamaları için sözleşmelerinin bitim tarihinden itibaren ek süreler verilebilecek.

Okumaya Devam