İletişim : info@mebhaberim.com

Eğitim-Öğretim

Her çocuğun kendi içinde müfredat vardır

Yayınlandı

İstanbul

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, öğrencilerin okuldaki dersler ya da aldıkları diplomanın standart olduğunu belirterek, “Ama sizi (öğrenciler) herkesten farklılaştıracak olan şey, yaratılıştaki biricikliğinizi, hususiyetinizi ve Yaradan’ın size yönelik olarak bahşettiği içinizdeki müfredatı açığa çıkarıp çıkarmadığınızdır. Her çocuğun kendi içinde müfredat vardır. Dışarıdaki müfredattan öte içerideki müfredat çok önemli.” dedi.

Bakan Selçuk, Tenzile Erdoğan Kız İmam Hatip Lisesinde düzenlenen Kızlar İçin Vizyoner Hedefler Projesi (VİZE) Görev 1.3. Rozet Töreni’nde, öğrencilerin imam hatipli olmanın gururuyla bir kimlik inşa ediyor olması ve kendilerini yetiştirmelerinin çok önemli olduğunu söyledi.

Öğrencilerle olan bütün etkileşimleri değerlendirirken kullandığı bazı temel ölçütler olduğunu ifade eden Selçuk, şöyle konuştu:

“Bu ölçütler kişi ya da öğrencimiz, kendisiyle iletişim halinde mi? Yani kendi içerisine dönük olarak kendisini izleme, değerlendirme imkanı var mı? Başkalarını ve dünyayı izleme ve değerlendirme imkanı var mı? Bir şekilde bunları karşılaştırma imkanı var mı? Bunları çok önemsiyorum çünkü bizim iç dünyamız ve dış dünyamız arasındaki denge çok çok önemli. Bir insan muhakkak surette bu dengeyi koruyarak hayat görüşünü oluşturabilir. Sizin bu hayat görüşünü oluştururken sizden beklenen şey aslında okulda ne yaptığınızdan çok okul dışında ne yaptığınızla ölçülür. Yani sizlerin okuldaki dersler ya da diploma standart ama sizi herkesten farklılaştıracak olan şey yaratılıştaki biricikliğinizi, hususiyetinizi ve Yaradan’ın size yönelik olarak bahşettiği içinizdeki müfredatı açığa çıkarıp çıkarmadığınızdır mesele. Her çocuğun kendi içinde müfredat vardır. Dışarıdaki müfredattan öte içerideki müfredat çok önemli.”

“Her zaman şüphe duymanız lazım”

Okulun kendi başına bir kıymeti bulunmadığını bildiren Selçuk, okulu kıymetlendirenin idareciler, öğretmenler ve hayalleri olan öğrenciler olduğunu dile getirdi.

Parlayan Nesneler Sendromuna göre içerisinde bulunan çağın gençleri manipüle ettiğini belirten Selçuk, “Sizin beş altı sene sonra neyi tüketeceğinizi, neyi giyeceğinizi, içeceğinizi, neyi beğeneceğinizi şimdiden belirleyip manipülasyon yapıyorlar. Çünkü bu ekonominin bir parçasıdır. O yüzden sürekli parlak nesneler gösteriyorlar ve düşünmenizi, içinize dönmenizi, içiniz ve dışınızın dengesini kurmanızı önlemeye çalışıyorlar. Dışarıda çok fazla uyaran obje var. İnsanın dışına yatırım yapmasını istiyorlar. Bir insan dışına ne kadar yatırım yaparsa içi o kadar fakirleşir.” şeklinde konuştu.

Öğrencilere tavsiyelerde bulunan Selçuk, düşünce yapılarını oluştururken ezberlerden uzak durulmasının, farklı düşüncelere açık olmanın meselelerin daha iyi anlaşılmasını sağlayacağını aktardı.

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, öğrencilerden yaptıkları işin anlamını zihinlerinde oturtmaları gerektiğini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir işi neden yaptığınızı, şahsi sorumluluğunuzu, ailenize, memleketinize, insanlığa sorumluluğunuzu, kurda kuşa sorumluluğunuzu idrak ederseniz insanlaşırsınız. Beşerlikten insanlığa yolculuğunuz olur, kemale gidersiniz. Yok sadece var olanları tekrar ederseniz, eskiler ne yapıyorsa onu yaparsanız, taklitle hayatınızı sürdürürseniz o zaman beşer olarak kalırsınız, insanlaşamazsınız. Bütün bunlar hepimizin insanlaşma serüveni, yoksa diploma meselesi değil.”

Gazali’nin “Şüphe etmeyenin imanı olmaz.” sözünü hatırlatan Selçuk, “Eğer meselenin sadece madde ya da mana tarafını alırsanız, sorgulamazsanız, sadece belli yazarları okuyup diğerlerini okumazsanız, insanın kendi yaratılış haysiyetine ters davranmış olursunuz. Çok okuyanlar çok soru çözenlerden daha başarılı olur. Her zaman şüphe duymanız lazım. Eğer şüphe duymazsanız mevcudu tekrar edersiniz.” ifadelerini kullandı.

MIT’den Girişimcilik dersi

Okul Müdürü Prof. Dr. Aşkın Asan ise VİZE’nin lise çağındaki öğrencilerin kendi inisiyatifleriyle öğrenme sorumluluğu alarak, yetenekli deneyimler yoluyla kendileri ve toplum için yüksek katma değer üretmelerini teşvik eden ve onlara fırsat sunan bir girişim programı olduğunu söyledi.

Projenin detaylarına ilişkin bilgiler paylaşan Asan, Din Öğretimi Genel Müdürlüğünün vizyon belgesini, sonrasında Birleşmiş Milletler ve İslam Konferansı Örgütünün makale ve çalışmalarını alarak kız öğrenciler için üç ana hedef belirlediklerini bildirdi.

Büyük firmaların mülakatlarda sorduğu soruları da alarak projeyi şekillendirdiklerini ifade eden Asan, “Belirlediğimiz üç ana hedef, girişimcilik, liderlik ve topluma hizmet. Milli Eğitim Bakanlığının 2023 Eğitim Vizyonu belgesini de inceleyince aslında ne kadar doğru yolda olduğumuzu anladık. Projemizi bu sömestr başında başlattık.” diye konuştu.

Görev 1.1, Görev 1.2 ve Görev 1.3’te yer alan çalışma ve uygulama alanlarına da değinen Asan, mentor öğretmenler eşliğinde gruplar halinde çalışan öğrencilerin başarı durumlarına göre puan aldıklarını kaydetti.

Görev 1.3’teki görev ve uygulamalar hakkında da bilgiler veren Asan, şunları kaydetti:

“Görev 1.3’te liderlik grubu öz geleceklerini yazdı. Coursera platformu üzerinden Koç Üniversitesinden ‘etkili konuşma’ dersini aldılar. Girişimcilik grubu teknokent ziyareti gerçekleştirip mülakat yaptı. Ayrıca edX platformu ile MIT’den (Massachusetts Teknoloji Enstitüsü) girişimcilik dersi aldılar. Topluma hizmet grubu ise kendi oluşturduğu toplumsal fayda hareketine liderlik etti ve kendi ilgi alanına giren STK etkinliğinde bildiri sundular ve 3 bin puana ulaşmak için mücadele ettiler.”

Asan, gönüllü formatta uygulanan projede Görev 1.3’ü toplam 80 öğrencinin tamamladığını belirterek, her görevde yüzde 65 oranında rozet hak edişi olduğunu aktardı.

Konuşmaların ardından Bakan Selçuk ve protokol üyeleri Görev 1.3’ü başarıyla tamamlayan öğrenci ve mentor öğretmenlere rozet ve belgelerini verdi.

Okul konferans salonundaki etkinliğe İl Milli Eğitim Müdürü Levent Yazıcı, Üsküdar Kaymakamı Murat Sefa Demiryürek, Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, okulun bağışçıları Mutlu Alkan, İshak İbrahimzadeh Macit Haldız, Kezban Hatemi ve öğrenciler katıldı.

Yorum için tıkla

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğitim-Öğretim

Öğrenciler şiirin büyülü dünyasına adım attı

Yayınlandı

Yazar :

İstanbul

Kadıköy’de Bahariye Ortaokulunda Türkçe öğretmeni olan ve yayımlanmış 3 şiir kitabı bulunan Filiz Çelik Doğru’nun Atatürk’ün Samsun’a çıkışının 100. yılı anısına yürüttüğü proje kapsamında, 7. sınıfta okuyan 22 öğrenci 22 şairle buluştu.

Öğretmen Filiz Çelik Doğru, Atatürk’ün Samsun’a çıktığı tarih olan 19 Mayıs 1919’un 100. yılı anısına bir etkinlik düzenlemek için 7/B sınıfı öğrencileriyle harekete geçti.

Şiire olan sevdasından yola çıkan Doğru, öğrencilerini yaşayan şairlerle buluşturmaya karar verdi. Doğru, öğrencilerinden her birinin bir şairle buluşmasına katkı sağladı. Şairlerle bir araya gelen çocuklar, onlarla fotoğraflı ve görüntülü röportajlar yaptı.

Bu kapsamda Salih Bolat, Arife Kalender, Çiğdem Sezer, Ataol Behramoğlu, Hakan Güzeldere, Yaprak Öz, Betül Dünder, Gonca Özmen, Nur Saka, Şeref Bilsel, Baki Ayhan, Oya Uysal, Nilay Özer, Metin Fındıkçı, Dilruba Nuray Erenler, Haydar Ergülen, Şükrü Erbaş, Lale Müldür, Kadir Aydemir, Ömer Erdem, Barış Erdoğan ile görüşüldü.

Böylece hem şairi hem de şiirlerini tanıma fırsatı bulan çocuklar, Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde gerçekleştirilen “Bahariye Ortaokulu Şairlerle Buluşuyor” dinletisinde, aileleri ve arkadaşlarına şiir okudu. Öğrencilerden biri de şiir kitapları bulunan öğretmeni Doğru’nun bir şiirini okudu.

Çocukların yaptığı röportajlar da bir dergi halinde yayımlanacak.

3 aşamalı proje

Öğretmen Filiz Çelik Doğru, AA muhabirinin sorularını yanıtlarken, “Bahariye Ortaokulu Şairlerle Buluşuyor” projesinde 22 öğrencisinin yer aldığını belirtti.

Bu projenin, tek bir proje olarak adlandırılsa da aslında kendi içinde üç ayrı projenin birleşmesinden oluştuğunu anlatan Doğru, şunları kaydetti:

“Birinci proje, öğrencilerimin şiirlerini okudukları şairlerle iletişime geçmesi, şairleriyle tanışıp onlarla röportaj yapması, şiire dair merak ettikleri tüm soruları, şairlerine sormaları.

İkinci proje, şiir dinletisine hazırlanmak. Her öğrencime bir şiir paylaştırılması, öğrencilerimin şiirleri ezberlemeleri, vurgu ve tonlamaya çalışarak doğru ve anlamlı bir okuma gerçekleştirebilmeleri. Teatral bir ortamda şiirlerini okumaları.

Üçüncü proje, öğrencilerimin gerçekleştirdikleri söyleşileri yazıya aktararak tüm bu yazıların derlenmesi, birleştirilmesi ve güzel bir edebiyat dergisi çıkarılması.”

“Cep telefonlarından uzak kaldılar”

Eğitimin yaşayarak gerçekleşen bir süreç olduğunu vurgulayan Doğru, “Projenin en önemi amacı budur. Onlara bir süreç yaşatmayı amaçladım.” dedi.

Öğrencilerinin önemli bir kişiyle iletişim kurma, kurabilme becerilerini geliştirmeyi, planlama yaptırmayı, randevu almayı, zamanında görüşmede bulunmayı, karşılıklı iletişime geçerek dertlerini aktarmalarını, bunlara cevaplar almalarını sağlamaya çalıştığını aktaran Doğru, amaçlarını şöyle anlattı:

“Tüm bunlar aracılığıyla öz güvenlerini geliştirerek özerk bir birey olduklarını hissettirmek. Ekip çalışmasının önemini kavratmak, bir ekibin uyumlu çalışmasıyla ortaya çıkacak başarının hazzını yaşatmak. Tüm bu süreçlerde Türkçemizin inceliklerini, zenginliğini göstermek; şiir sanatının büyülü dünyasıyla öğrencilerimi tanıştırmak.

Öğrencilerimizin okumadığını söylüyoruz. ‘Oku!’ diyerek bunu başaramadığımızı Türkçe öğretmeni olarak iyi biliyorum. Böylesi etkinliklerin sonuç vereceğinden kuşku duymuyorum. Bu öğrencilerin içinden şiire yatkın olanları şiire bulaştırmanın, sanata bulaştırmanın başkaca bir yolu olduğunu sanmıyorum.
Tüm bu süreçlerde öğrencilerimin cep telefonundan hiçbir uyarım olmadan uzak kaldıklarını gözlediğimi ayrıca belirtmek isterim.”

“Öğrencilerim, keyifle öğrendikleri bir süreç yaşadı”

Filiz Çelik Doğru, röportajların kayıtlardan yazıya aktarılması sürecinin tam bir “Türkçe dil ve anlatım” çalışması süreci olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Öğrencilerim konuşmaları yazı diline aktarırken dilimizi doğru ve etkili kullanmayı tüm aşamalarıyla yaşadı. Ortalama dört bin sözcükten oluşan söyleşileri video kayıtlarından çözümleyerek yazıya aktarma çalışması, mevcut müfredatta asla gerçekleştiremeyeceğim bir süreçtir. Neleri amaçladıklarını iyi, layıkıyla, güzel, üstün, çelişkisiz bir dille ortaya koydular. Kalıcı bir eser ortaya koymanın heyecanını yaşadılar. Kendi eserlerini bu yaşta elleriyle tutabilecekleri somut bir deneyim yaşadılar. Aslında bu yapılan, Amerika’yı yeniden keşfetmek değildir, dünyanın en başarılı eğitim sistemi olarak gösterilen Finlandiya eğitim sisteminde, eğitim sürecinin önemli bir bölümünün sınıf dışında, hayatın içinde gerçekleştirildiği biliniyor. Bu nedenle öğrencilerim, çok zevk aldıkları, keyifle öğrendikleri bir süreç yaşadılar.”

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

Mesleki ve teknik eğitim güçlendikçe Türkiye güçlenecek

Yayınlandı

Yazar :

İstanbul

İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü Mesleki ve Teknik Eğitimden Sorumlu Müdür Yardımcısı Serkan Gür, AA muhabirinin mesleki ve teknik eğitime ilişkin sorularını yanıtladı.

//www.aa.com.tr/tr/meslek-liseleri” target=”_blank”>

Son birkaç yılda mesleki ve teknik eğitimin şaha kalkma noktasına ulaştığını, yükselişe geçtiğini ve tekrar eski kudretini kazanmaya başladığını belirten Gür, mesleki eğitimin Türkiye’nin gelişmesine, kalkınmasına ve üretimine katkı sağlayan çok özel bir alan olduğunun altını çizdi.

Milli Eğitim Bakanlığının 2023 vizyonu çerçevesinde merkeze aldığı eğitim politikalarının mesleki eğitimin kalkınmasına çok önemli katkı sağladığını vurgulayan Gür, “Güçlü mesleki eğitim, güçlü Türkiye, diyoruz. Ülke ekonomilerine ve kapasitelerine baktığımızda, bunların üretimle doğru orantılı değiştiğini gözlemliyoruz. Bu anlamda üretimin odağında yer alan eğitim türüne mesleki ve teknik eğitim diyoruz. Türkiye’de son dönemdeki ivmelenmeyle birlikte konumumuzu istediğimiz seviyeye çıkarabilirsek, ülkemizin gelişmesine de önemli katkı sağlamış olacağız.” diye konuştu.

Serkan Gür, İstanbul’daki yaklaşık 400 mesleki ve teknik eğitim kurumunda 50 alanda eğitim verdiklerini, bu anlamda kentin mesleki ve teknik eğitim için lokomotif bir şehir olduğunu anlattı.

Mesleki ve teknik eğitimde çalışmaların ve icraatların hayata geçirildiği çok özel bir dönem yaşandığını dile getiren Gür, “O yüzden mesleki ve teknik eğitimde tarih yazılıyor diyorum. Bu tarihi yazmaya devam etmek lazım. Yıllardır İstanbul’da mesleki eğitimde hiç sorun konuşmuyoruz. Çünkü o kadar belirgin ki sorunlar… Biz sorunların çözümüne ilişkin modeller geliştirdik bugüne kadar. Bu sorunların çözümüne işaret eden çok doğru politikalar konmuş 2023 vizyonuna. Bu politikaları özenli bir şekilde hayata geçirebilirsek, mesleki ve teknik eğitimin kalkınmasına çok önemli katkılar sağlayacağız.” değerlendirmesini yaptı.

“Sektörle iş birliği, mesleki ve teknik eğitimin çözüm anahtarı”

Milli Eğitim Bakanlığının 2023 vizyonunun insanı merkeze alan ve çocukların mutluluğuna odaklanan çok dokunaklı noktaları olduğuna işaret eden Gür, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sadece bilişsel alanın doyurulmasından ziyade bütün alanları kapsayıcı, dijital olgunluğun ve dünyanın da işlenmesini ele alıyor. Mesleki ve teknik eğitim için çok dikkat ve titizlikle kurgulanmış 7 özel mesleki eğitim politikası var. Özellikle 7. maddedeki eğitim, üretim, istihdam ilişkisinin güçlendirilmesi politikasını çok önemsiyorum. Çünkü mesleki ve teknik eğitimin kurtuluşu, sektörle kombine bir hareketlilikten geçiyor. Sektörle iş birliği, mesleki ve teknik eğitimin çözüm anahtarını oluşturuyor. Okul-sanayi iş birlikleri, bugüne kadar mesleki eğitimin ürettiği tarihsel süreçten gelen bazı sorunların kümülatif bir çözümünü oluşturuyor. Okul-sanayi iş birliği hareketliliği güçlendikçe, mesleki ve teknik eğitim güçlenecek. İstanbul’da biz bu konuda çok önemli çalışmalar yürütüyoruz. Mobilya, uçak, tekstil gibi birçok alanda sektörle 300’e yakın stratejik ortaklık yaptık. Sanayinin de burada olması çok avantajlı kılıyor.”

İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Gür, bakanlığın mesleki eğitimde, eğitim, üretim, istihdam ilişkisini güçlendirmesiyle son dönemde okul-sektör iş birliği protokollerinin sayısının arttığını ve okul-sektör ilişkisi olmaksızın mesleki ve teknik eğitimin idame ettirilmesinin zor olduğu düşüncesinin daha da güçlenmeye başladığını vurguladı.

Milli Eğitim Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, İstanbul Sanayi Odası, İstanbul Ticaret Odası ve İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) iş birliğinde tarihi bir Maçka Protokolü imzalandığını hatırlatan Gür, “Bu protokolle, yaklaşık 90 okulun Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile İTÜ tarafından desteklenmesi sağlandı. Sanayi ile mesleki ve teknik eğitimi entegre eden çok önemli bir protokol. Mesleki ve teknik eğitimin ürettiği öğretmen yeterlilikleri, okulların donanımsal kapasitesinin artırılması, mesleki eğitimdeki olumsuz algının ortadan kaldırılması gibi sorunlar, sektör iş birliğiyle çok daha hızlı ve kısa bir süre içerisinde çözüme kavuşturulacak.” bilgisini verdi.

Gür, Milli Eğitim Bakanlığı ve İTÜ arasında imzalanan protokolle kurulan İTÜ Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinin, iş piyasasının istek ve beklentilerine uygun nitelikli insan gücü yetiştirmek, mühendislik bilimine katkı sunmak, mesleki ve teknik eğitimi akademik arenaya taşımak için çok önemli olduğuna dikkati çekti.

“Döner sermayeli okullar ülkenin kalkınmasında çok önemli”

Mesleki ve teknik eğitimde üretimin önemine işaret eden Gür, şunları anlattı:

“Ülkenin kalkınması üretimle çok doğru orantılı. Bu yüzden mesleki ve teknik eğitimde üretim son derece önemli. Ülkemizin kalkınmasına mesleki ve teknik eğitimdeki üretim kapasitemizle destek olmaya çalışıyoruz. Bunun için Milli Eğitim Bakanlığı tarafından desteklenen döner sermayeli okullarımız var. İstanbul’da bu anlamda ‘Üreten Okullar’ projesini hayata geçirdik. Bu okullarda çok önemli üretim faaliyetleri gerçekleşiyor. Yüz milyonlar düzeyinde ciro elde ediliyor. Bu okullar para kazanmak için bir şirket gibi çalışmıyor. Eğitimi daha anlamlı kılıyor, pratiğe döküyor. Aynı zamanda çocukların girişimci bir ruhla yetişmesini sağlıyor. Öğrenciler iş yeri açma belgesiyle mezun oluyor. Üreten bir okuldan iş yeri açma belgesiyle mezun olan çocuklarımızın sanayiye katkı sunan müesseselerin de başına geçmesini öngörüyoruz. O yüzden döner sermayeli okullar çok önemli.”

Öğrencilerin okulda kupadan madalyaya, tişörtten eteğe, ayakkabıdan takıya kadar birçok şey ürettiklerini aktaran Gür, “Mesleki ve teknik eğitimin üretim kapasitesi yükselirse, nitelik kapasitesi de yükselir’ düsturundan hareket ediyoruz. O yüzden daha nitelikli bir eğitim için döner sermaye gelirlerini artırmaya çalışıyoruz. İstanbul’da geçen yıl 12 milyonun üzerinde bir ciromuz vardı. Bu yıl 15-20 milyon, 5 yıl sonra da 50 milyona çıkarmayı hedefliyoruz.” diye konuştu.

“Her mesleğin bir starı var, o star neden onlar olmasınlar”

İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Gür, mesleki ve teknik eğitim okullarına olan bakış açısının, öğrencilerin istihdama katılması, okulların cazip hale getirilmesi, öğrencilerin mühendisliğe hazırlanması ve bilim dünyasının içine sokulmasıyla son dönemde daha da güçlendiğini vurguladı.

Mesleki ve teknik eğitimde multidisipliner bir anlayışın olduğunu belirten Gür, şunları kaydetti:

“Çocuk, mesleki ve teknik lisede birçok alanla ilgili eğitim faaliyetlerine dahil ediliyor. İnsanın çok yönlü eğitiminin önemli olduğunu düşünüyorum. Sadece teorik ve pratik eğitimin değil… Çocukların duygusal, fiziksel, duyuşsal, bilişsel özelliklerini bütün olarak kabul eden bir anlayışla eğitim öğretim faaliyetleri mesleki eğitimde sürdürülüyor. Bir elbiseyi tasarlıyor, ayakkabıyı dizayn ediyor. Orada bir sorun varsa çözüyor. Öğrencilerimiz mesleki ve teknik eğitime gelip, kollarına bir bilezik takarak, bir mesleğin adamı olarak ayrılmalarını çok önemsiyorum. Her mesleğin bir starı var, o star neden onlar olmasınlar.”

Serkan Gür, gençlerin bir mesleği icra edebilecek yeterliliğe sahip olmasının Türkiye açısından da çok önemli bir kazanç olduğunu vurgulayarak, öğrencileri mesleki ve teknik eğitim kurumlarını tercih etmeleri önerisinde bulundu.

Mesleki eğitimde başarılı öğrencilere ihtiyaç olduğunu belirten Gür, “Kendi aracımızı, uçağımızı, milli markalarımızı ve ürünlerimizi üretmek için genç beyinlere ihtiyacımız var. Mesleki ve teknik eğitime daha çok yatırım yaparsak, buna çok daha kolay ulaşacağımızı düşünüyorum. Üreten okullarda ‘Milli eğitim milli üretim’ dedik. Mesleki eğitim sloganımız da ‘Güçlü mesleki eğitim güçlü Türkiye’. Milli üretime en çok katkı sağlayacak kurumların da mesleki ve teknik eğitim kurumları olduğuna yürekten inanıyorum. Milli Eğitim Bakanlığının mesleki eğitimle ilgili isabetli politikaları hayata geçirildikçe mesleki eğitim güçlenecek. Mesleki ve teknik eğitim güçlendikçe Türkiye güçlenecek.” ifadelerini kullandı.

Gür, mesleki ve teknik eğitimin güçlenmesinde çaba gösteren Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Bakan Yardımcısı Mahmut Özer, Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Kemal Varın Numanoğlu ve İl Milli Eğitim Müdürü Levent Yazıcı’ya teşekkürlerini sundu.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

MEBden liselere yeni eğitim modeli

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk‘un yarın tanıtacağı yeni ortaöğretim modeli, liselerde ders sayılarının azaltılması, “kariyer ofisleri”nin kurulması, 12’nci sınıflarda ders saatlerinin azaltılarak destek çalışmalarının getirilmesini içeren “reform” niteliğinde düzenlemeleri içeriyor.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) yetkililerinden alınan bilgiye göre, Bakan Selçuk’un yarın İstanbul’da tanıtımını yapacağı ortaöğretim modeliyle liselerde yeni bir dönem başlayacak.

Buna göre, ortaöğretimde ders sayıları azaltılacak, liselerde “kariyer ofisleri” oluşturulacak.

12’nci sınıflarda ders saatlerinin azaltılarak destek çalışmalarının getirilmesinin de planlandığı modelde, her öğrenci üniversitedeki gibi kendi istediği dersleri seçebilecek.

Yeni lise sistemi ilk olarak 2020-2021 eğitim-öğretim yılında 9’uncu sınıflardan başlayacak ve kademeli bir geçiş süreci olacak.

12’nci sınıflar için yenilikçi dersler gelecek

MEB’in ortaöğretime yönelik yeni modelinde “bilgi kuramı” zorunlu ders haline gelecek.

Derslerde yaparak, uygulayarak öğrenme ağırlık kazanacakken özellikle 12’nci sınıflar için yenilikçi dersler getirilecek.

Haziran ayında ders yerine “yaşam becerileri” etkinlikleri yapılacak

Yeni modele göre ayrıca öğrencilerin her alandan ders alabileceği dengeli bir ders çizelgesi oluşturulacak. Haziran aylarında dersler yerine proje sunumları, portfolyo hazırlıkları gibi yaşam becerileri etkinlikleri gerçekleştirilecek.

Ortaöğretimde yeni modele ilişkin detaylar, yarın Bakan Selçuk tarafından açıklanacak. 

Okumaya Devam