İletişim : info@mebhaberim.com

Eğitim-Öğretim

Öğretmenlerin mazerete bağlı yer değiştirme başvuru tarihleri açıklandı

Yayınlandı

Ankara

Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB) 2020 yarıyıl tatili kadrolu öğretmenlerin aile birliği, sağlık, can güvenliği mazeretleri ve engellilik durumu ile diğer nedenlere bağlı yer değiştirme duyurusu yayımlandı.

MEB’in internet sitesinden yayımlanan duyuruya göre, 1. aşama başvuruları 2-7 Ocak 2020’de alınacak. Tercihlerin yapılması ve onay süreci 10-16 Ocak 2020 tarihlerinde gerçekleştirilecek.

Atamalar 17 Ocak 2020’de, tebligat ve ilişik kesme işlemleri ise 20 Ocak 2020’den itibaren yapılacak.

Bu başvurularda 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin ek 4’üncü maddesi kapsamında sözleşmeli öğretmen olarak görev yapmakta iken sözleşme gereği 3 yıllık çalışma süresini tamamlayıp öğretmen kadrolarına atananlara da özür tayini hakkı tanındı.

Eğitim kurumları ilan edilecek

Alanlar itibarıyla norm kadro açığı bulunan eğitim kurumlarının tamamı ile muhtemel boşalacak eğitim kurumları, Bakanlığın “http://personel.meb.gov.tr” internet adresinde ilan edilerek öğretmenlerin tercihlerine açılacak.

Yer değiştirmeler bilgisayar ortamında hizmet puanı üstünlüğü esasına göre yapılacak. Hizmet puanının hesabında yer değiştirme başvurularının son günü, hizmet süresinin hesabında ise 29 Şubat 2020 tarihi esas alınacak.

Sağlık durumu veya can güvenliği mazereti ile engellilik durumuna veya diğer
nedenlere bağlı olarak yer değiştirme başvurusunda bulunan ve bu uygun görülen öğretmenlerin talebi halinde öğretmen olan eşleri de yer değiştirme başvurusunda bulunabilecek.

Başvurular, “http://mebbis.meb.gov.tr” veya “http://personel.meb.gov.tr” adreslerindeki başvuru formu doldurularak yapılacak ve belgeler eğitim kurumu müdürlüğüne teslim edilecek.

Yurt dışında görevlendirilenler ile aylıksız izinli olan öğretmenlerden yurt dışı görev sürelerinin veya izinlerinin 3 Şubat 2020 tarihine kadar sona ereceğini belgelendirenler, diğer şartları da taşımaları kaydıyla yer değiştirme başvurusunda bulunabilecek.

Bu kapsamda yer değişikliği yapılanlardan en geç 7 Şubat 2020’ye kadar görevine başlamayanların atamaları iptal edilecek.

Yer değiştirme sürecinde yapılan işlemlerle ilgili gerçeğe aykırı beyanda bulunan öğretmenler ile gerekli kontrolleri yapmadan bu başvuruları onaylayan sorumlular hakkında yasal işlem yapılacak. 

Yorum için tıkla

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğitim-Öğretim

Yapay zeka mühendisliği için TUSAŞ/TAIden eğitim desteği

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

 Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Haluk Özen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, tıptan hukuka, istihbarattan savunma sanayisine kadar birçok alanda kullanılan yapay zekanın öneminin her geçen gün arttığını vurguladı.

Özen, Türkiye’de ilk olarak bu akademik dönemde başlatılan Hacettepe Üniversitesindeki Yapay Zeka Mühendisliği Lisans Programı’na 2019 yerleştirme puanına göre öğrenci alındığını anımsattı.

Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisinin, yaklaşık 1,5 ay önce, son 10 yılda Türkiye’deki tüm üniversitelerin yapay zeka konusundaki yayınlarını çıkardığını anlatan Özen, “Hacettepe, son 10 yılda Türkiye’deki bütün üniversitelerin arasında yapay zeka konusunda en çok çalışma yapan üniversite olarak belirlendi.” diye konuştu.

Dünyada hiçbir şeyin tesadüfen olmadığını belirten Özen, yapay zeka mühendisliği konusunda Hacettepe Üniversitesinin önünü açan Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç’a da teşekkür etti.

Prof. Dr. Özen, yeni açıldığından bu bölüme girecek öğrencilerin hangi dilimi kapsayacağını tam öngöremediklerini ifade ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Tahminlerimiz vardı ama tam olarak bilemiyorduk. ÖSYM, son 15 yılda yaklaşık 1,5-2 milyon çocuğun en çok tercih ettiği 100 bölümün hangisi olduğuna ilişkin araştırma yaptı. Hacettepe Üniversitesinin Türkçe tıp, İngilizce tıp, diş hekimliği, bilgisayar mühendisliği, yapay zeka mühendisliği ve elektrik-elektronik mühendisliği sıralamada yer aldı. İlk kez bu yıl açılan yapay zeka mühendisliği bölümüne öğrencilerin hangi dilimden girdiği bu listeden anlaşılıyor. Yapay zeka mühendisliği için öğrencilerin yer aldığı dilim, bilgisayar ile elektrik-elektronik mühendisliği arasında oldu.”

Tıp Fakültesi Yıllık Akademik Kuruluna katıldığını anlatan Özen, “Müfredatımıza, bilgisayar mühendisliği ve yapay zeka bölümünden dersler alınacak, bununla ilgili paneller yapılacak. Ayrıca YÖK’e bu alanda lisans üstü çalışmalara olanak verecek programlar sunuldu. Yapay zeka bölümünün içinde de özellikle sağlık alanıyla ilgilenen bilim insanları ayrışarak özelleşme yolunda ilerliyor.” diye konuştu.

“Bugün için doktorun yerine geçmesi söz konusu değil”

Özen, yapay zekanın radyoloji, patoloji gibi alanlarda kullanılmaya başlandığına işaret ederek, “Ama bu ‘Artık doktor patoloji sonuçlarına bakmasın, yapay zeka yapsın.’ demek değildir. Yapay zekanın, en azından bugün için doktorun yerine geçmesi söz konusu değil. İşlevi ancak hekimin hatasını azaltarak insana hizmetin niteliğini artırmak, hekime yardımcı olmaktır.” dedi.

Robotik cerrahinin kullanıldığı ameliyatları da yine hekimlerin gerçekleştirdiğini vurgulayan Özen, ancak robotla bir elin 360 derece dönebilecek şekilde kullanılarak daha nitelikli uygulama yapılabilme şansının yakalandığını söyledi.

“Karşılıklı anlaşmalar imzalamanın da zamanı geldi”

Prof. Dr. Özen, yapay zeka mühendisliğinde eğitimciler için TUSAŞ/TAI ile görüşmeler yaptıklarını anlatarak, “Bizim yerli ve milli uçak, helikopterlerimizi yapacaklar. Sayın (TUSAŞ Genel Müdürü) Temel Kotil ilk dersi üniversitemize gelerek verdi. Yapay zeka bölümündeki öğrencilerimize, tüm öğrenimleri boyunca, bizim Teknokent’teki ofislerinde çalışmak kaydıyla 1. sınıftan itibaren burs verildi.” diye konuştu.

ASELSAN’ın sağlıkta yerli tıbbi cihaz üretimi için harekete geçtiğini anımsatan Özen, sözlerine şöyle devam etti:

“Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli dış finansman açığını, sağlıkta yapılan ithalat oluşturuyor. Bu nedenle yerli aşı, ilaç ve tıbbi cihaz üretimi, yerli uçak üretimi kadar stratejik alanlardır Türkiye Cumhuriyeti adına. Devlet üniversitesi olarak, bizler de bu alanlarda çalışmak, üretmek ve bunun ülkemizde yapılabilmesi için altyapıyı oluşturmakla yükümlüyüz. ASELSAN ve HAVELSAN ile daha önce de iş birliği yapıyorduk ama bugünden sonra iş birliğinin içine artık yapay zeka mühendisliği de girdi.

Açılış dersinde Doç. Dr. Temel Kotil, ‘TUSAŞ/TAI olarak bizim daha 10 bin nitelikli mühendise ihtiyacımız var.’ dedi. Bu gerçekten çok büyük bir proje. Bu yatırımların meyveleri kısa vadede alınmayabilir ama yarın meyvelerin alınacağının habercisidir.”

Yapay zeka mühendisliği bölümünde okuyan öğrencilerin eğitimlerinin bir kısmını bu alanda öne çıkan yurt dışındaki üniversitelerde gerçekleştirmesi için iş birliği çalışması yapılacağını belirten Özen, “O konuda karşılıklı anlaşmalar imzalamanın da zamanı geldi.” açıklamasında bulundu.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

İYTEde kurulacak teknoloji üssü küresel firmaların merkezi olacak

Yayınlandı

Yazar :

İzmir

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran, AA muhabirine yaptığı açıklamada, teknoloji geliştirme bölgelerinin, katma değeri yüksek ürünlerin üretildiği, Ar-Ge firmalarının yerleştiği ve ekonomik büyümenin sağlanacağı merkezler olarak planlandığını kaydetti.

Türkiye’nin dördüncü ve Ege Bölgesi’nin ilk teknoloji geliştirme bölgesinin İYTE yerleşkesi içerisinde bulunan Teknopark İzmir olduğunu dile getiren Baran, “Burada şu anda 160 firmamızla, bine yakın tam zamanlı Ar-Ge personelimiz ve 1,1 milyar liralık ürettiğimiz bir değer mevcut.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 27 Aralık 2019’daki Türkiye’nin Otomobili Tanıtım Toplantısı’nda dile getirdiği yeni teknoloji geliştirme bölgesinin İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nün kampüsünde kurulacağı yönündeki sözlerini anımsatan Baran, projeyle ilgili somut adımların çok kısa zamanda atılacağını aktardı.

Bu yöndeki çalışmaların devam ettiğini vurgulayan Yusuf Baran, şöyle konuştu:

“Bölgenin teknoloji geliştirme bölgesi ilan edilmesiyle beraber, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsünde sahip olduğumuz nitelikli insan kaynakları, ileri düzey araştırma altyapımız ve üstün başarılı öğrencilerimizle bu bölgenin insan ve bilgi kaynağını sağlamaya çalışacağız. Aslında sadece İYTE değil, bugün İzmir’de yerleşik 9 üniversitemiz, 10 bin akademisyenimiz ve 170 bin üniversite öğrencimizle teknoloji geliştirme bölgelerimizin insan kaynağını karşılayacak. Bu bölgede amacımız sadece ulusal değil küresel firmaları da kazandırmak. Yeni teknoloji bölgesi bu anlamda küresel firmaların merkezi olacaktır. Daha da önemlisi küçük firmalarla yollarına başlayıp büyüyen, uluslararası ağlarını oluşturan ve özellikle de ülkemizin ithalat-ihracat dengesini lehimize dönüştüren firmaları kurma hedefimiz var.”

Prof. Dr. Yusuf Baran, yükte hafif pahada değerli yüksek teknolojik ürünler elde etmeyi hedeflediklerini kaydetti.

Teknoloji üssünün 9,6 milyon metrekarelik devasa bir alan üzerine kurulacağını dile getiren Baran, sözlerini şöyle tamamladı:

“Devasa bir alanda katma değeri yüksek ürünler üretirken bir yandan da yeni kurulan şirketleri bu bölgeye davet edeceğiz. Bu dönemin aslında anahtar kelimesi bilgi, bilim ve bilgi ile bilimin zemininde üretilen teknoloji. Bu anlamda ülkemizin hedeflerine ulaşabilmesinin en temel yolu daha fazla bilgi üretmek ve bu bilginin zemininde de teknoloji üretmek. Türkiye’yi yakın, orta ve uzak erimli hedeflerine ulaşabilmesini sağlayacak tek unsur güçlü üniversiteler ve tabi ki güçlü teknoparklar. İkisinin arasında kurulacak köprülerle, bilim insanlarının ürettiği bilgi, firmalarımızın ürettiği teknoloji ve ikisinin aynı masanın etrafında buluşması.”

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

Karne ödülünün sınırlarının iyi belirlenmesi önerisi

Yayınlandı

Yazar :

Düzce

Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ataoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yarın karnelerin alınmasıyla başlayacak yarıyıl tatili öncesi ailelerin çocuklarının sorunlarına çözüm odaklı yaklaşmaları gerektiğini söyledi. 

Çocukların bayarısızlıklarının nedenlerini araştırıp çözümü konusunda da rehber öğretmenlerle iş birliği yapılması gerektiğine dikkati çeken Ataoğlu, “Ne kızmak, ne üzülmek, ne öfkelenmek ne de eleştirmek bir faydası olmuyor. Sorunu ortaya koyup ‘Niye olmuyor?’ Eksik olan ne? Bu sorunu tespit ettikten sonra ‘Bunun için ne yapabiliriz?’ diye arayış içinde olmaları lazım. Bu arayışı da en kolay okuldaki rehber öğretmenleriyle beraber yaparak çözüm yolu üretebilirler.” ifadelerini kullandı.

Milli Eğitim Bakanlığının ara tatil uygulamasının doğru olduğuna değinen Ataoğlu, uygulamanın psikolojik açıdan sürekliliği kırarak arada yeni şeyler arama, yeni bir heyecan, ivme ve motivasyon kazandırmada faydalı olacağını vurguladı.

“Ödülsüz öğrenme olmaz”

Başarılı çocuklara verilecek ödüllerin düzeyine dair görüşlerini dile getiren Ataoğlu, insan biyolojisinin ödüle ihtiyacı olduğunu ifade etti.

Ataoğlu, ödülsüz öğrenme olmadığına işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Her öğrendiğimizin, davranışımızın altında ya ödül ya da cezalandırma vardır ama zihnimizi açan öğrenme şekli, ödülle öğrenmedir. Cezayla korkutarak öğrenme zihnimizi kapatır. Sınırlı öğrenmeler yaratır. Ödülle öğrenme zihnimizi daha çok açar, daha çok katmanlar oluşturur. Ödülle öğrenmenin iyi tarafı, insanda gittikçe artan bir istek oluşturur. O yüzden mutlaka bir ödül olacaktır. Ödülün sınırlarını iyi belirlemek lazım. Aşırı ödül kişide hak etmediği bir şeyi öğretir ki bu da daha sonra doyumsuzluklara ve olumsuzluklara yol açar. Yeni şeyler yapma isteğinin de önünü kapatır. Vereceğimiz ödül, içinde bulunduğumuz sosyal ve kültürel değerlere uygun olarak, ne aşırı ne de az olarak ihtiyaç kadar bir ödül içinde olması gerekiyor.” 

Çocukların sömestir tatilinde aile büyükleriyle bir araya gelmelerinin uygun olabileceğini anlatan Ataoğlu, en çok da kendi yaşıtlarıyla ve yeniliğe açık bir birliktelik içinde olmaları gerektiğini bildirdi.

Okumaya Devam