İletişim : info@mebhaberim.com

Eğitim-Öğretim

Öğrencilere yüzdelik dilime ve okul kontenjanına göre tercih yapın önerisi

Yayınlandı

İstanbul

İbn Haldun Üniversitesi (İHÜ) Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sefa Bulut, AA muhabirine koronavirüs salgını nedeniyle öğrencilerin ikinci dönemin başından beri zor bir süreçgeçirdiklerini ve yorucu bir maratondan çıktıklarını anlattı. 

Milli Eğitim Bakanlığının EBA sistemi üzerinden eğitimi çok iyi bir şekilde yürüttüğünü belirten Bulut, okula gitmenin ayrı bir dinamiği olduğunu, bu yüzden öğrencilerin son zamanlarda evde olmaktan sıkıldıklarını, uyku düzenlerinin bozulduğunu, çalışma motivasyonlarının azaldığını ve hafif depresif semptomlar geliştirdiklerini söyledi.

Sınavın getirdiği doğal kaygı ve gerginliğin de buna eklendiğine işaret eden Bulut, “Ancak çocukların büyük bir çoğunluğu bu süreci gayet iyi atlattılar. Hedeflerine odaklanabildiler. Çalışmalarını devam ettirebildiler. Sınav öncesi sınavın nasıl yapılacağı, hangi tedbirlerin alınacağı, ne tür soruların sorulacağı konularında bilinmezlik yaşadılar. Varolan şartlarda yapılabilecek en güzel şeyleri yaptılar. Başarılı bir şekilde sınavın üstesinden geldiler.” diye konuştu.

“Başarılı olduğu alanlar tespit edilmeli”

Şimdi de sıranın en zevkli ve heyecanlı aynı zamanda en stresli dönemi olan tercih yapmaya geldiğini aktaran Bulut, öğrencilerin ileride ne yapmak istediklerinin ve hayatlarını nasıl yönlendireceklerinin seçimini yapacaklarını dile getirdi.

Prof. Dr. Bulut, sağlıklı tercih yapabilmek için şu önerilerde bulundu:

“Çocuklara empatik davranmamız ve yaşadıklarını anlamlandırmalarına yardımcı olmamız gerekiyor. Çok büyük bir kaygı ve gerilim altındalar. Belki olayı geri dönülmez, aşırı zor bir karar süreci olarak düşünüyorlar. Her şeyden önce anne babalar ve öğretmenler çocukları gerçekten iyi tanımalı. Çocukların başarılı olduğu alanlar tespit edilmeli. Sınav sonuçları çocukların hangi alanda yetenekli olduklarını ve başarı düzeyini gösteriyor. Bunlara bakarak karar vermeliyiz. Kararın çok duygusal ya da mantıksal olmaması gerekiyor. Çocukların arzuları, yapmak istedikleri şeyler, ‘ne tür bir liseye gitmek istiyor, gelecekte hangi mesleğe yönelmek istiyor’ bunlar belirlenmeli.”

“İlgi ve yeteneklerinizi birleştireceğiniz alanlara yönelin”

Bulut, Liselere Geçiş Sistemi’nin (LGS)  akademik yeteneği ölçen bir sınav olduğunu ancak öğrencileri uzun bir eğitim yolculuğunun beklediğini belirterek, “Öğrenciler liseye ve üniversiteye gidecekler. Sonra da belli uzmanlık alanlarına yönelecekler. Çocukları bir at yarışı gibi koşturacağız, daha yarışmacı okullara göndereceğiz ama çocukların akademik potansiyeli, bilişsel düzeyleri, zihinsel ve duygusal donanımları buna ne kadar elverişli? Önce bunları ölçelim. Biraz geleceği tahmin etmemiz gerekiyor, ‘Hangi çocuklar hangi okullarda daha başarılı olurlar?’ Fen liseleri, sosyal bilimler liseleri, teknik liseler, meslek liseler gibi farklı okul türleri var. Hayata hızlı atılmak isteyen çocuklara ilgi duydukları meslekleri yapabilmeleri için meslek liselerini de göz önünde bulundurmalarını tavsiye ediyorum. Akademik başarısı yüksek, uzun süre eğitim için enerjisi ve motivasyonu olan öğrenciler ise fen ve anadolu liselerini tercih edebilir.” ifadelerini kullandı.

Okul tercihinde çocukların ilgi ve isteklerinin önemini vurgulayan Bulut, “Yetenekli oldukları alanlarda aynı zamanda ilgili de olmaları gerekir. Bazen yetenekli olduğu alanlarda ilgili olmayabilirler ya da ilgileri olan bir alanda yetenekleri olmayabilir. Bu ikisi arasındaki bağlantıyı kurmamız gerekiyor. Çocuklar ilgi ve yeteneklerini birleştirebilecekleri bir alana yönelmeli, motive oldukları, zevk aldıkları bir alanı seçmeli.” dedi.

“Puana göre değil, yüzdelik dilime göre tercih oluşurun”

Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Uzman Psikolog Danışman Ece Tözeniş de salgın döneminde gerçekleşmesine ve bu yıl sınava giren öğrenci sayısının fazla olmasına rağmen sınavın başarıyla tamamlandığını ifade etti.

Sınav sonuçlarında bu yıl matematiğin ayırt edici olduğuna, öğrencilerin en çok Türkçe ve matematikte zorlandıklarına dikkati çeken Tözeniş, öğrencilerin kendi okullarında sınava girmelerinin kaygı düzeylerini azalttığını, ayrıca yine salgın sürecinden dolayı öğrencilerin bu yıl yüz yüze eğitim gördükleri konulardan sorumlu tutulduklarını, bunun da konu sayısını azalttığını anlattı.

Tözeniş, geçen yıl ile bu yılın sonuçlarını karşılaştırdıklarında puanlar ve yüzdelik dilimlerde farklılıklar gördüklerini dile getirerek, şunları kaydetti:

“Örneğin geçen yıl 494 puanla 0,11 yüzdelik dilimde yer alan bir öğrenci, bu yıl 492 puanla 0,04 yüzdelik dilimde yer alıyor. Yani bu yıl öğrenciler geçen yıla göre daha az puan ve daha iyi bir yüzdelik sonuç almışlar. Puanlar çok fark edeceğinden dolayı öğrencilerin tercihlerde en fazla dikkat edecekleri konu puana göre değil, yüzdelik dilime göre tercihlerini oluşturmaları. Tercihlerin başlayacağı 20 Temmuz’a kadar öğrencilerin kendilerine uygun bir liste oluşturmaları önemli. Bu yıl tercihlerde önemli değişikliklerden biri de geçen yıl sınavla öğrenci alan okullara 5 tercih hakkı varken bu yıl tercih hakkının 10’a çıkarılması. Bu da öğrencilerin tercih yapma haklarını arttırmış olacak.”

“Aldığınız kararla üniversite için de bir seçim yapıyorsunuz”

Bu yıl okulların kontenjanlarının geçen yıla göre yüzde 50 arttırıldığını aktaran Tözeniş, “Bu nedenle yüzdelik dilimleri doğrultusunda tercihlerini oluştururken okulların kontenjanlarını da dikkate almaları gerekiyor. Bir başka önemli nokta da tercih yaparken dikkat edilecek yüzdelik aralığı. Burada öğrenciler okul sayısı fazla olan şehirlerde yüzdelik aralıklarını daha dar, okul sayısı az olan şehirlerde ise yüzdelik aralıklarını daha geniş tutarak bir tercih listesi oluşturabilirler.” diye konuştu.

Tözeniş, tercih listesinde asıl önemli şeyin öğrencilerin isteği olduğunu belirterek, “Puanlar, yüzdelik dilimler ve kontenjanlar gibi kriterler bir kenara konularak öncelikle ‘Gerçekten ne istiyoruz, yeteneklerimiz neler, hangi alanlara ilgi duyuyoruz?’ bunlara bakmak gerekiyor. Bir taraftan lise tercihi yaparken aslında şu dönemde aldığımız kararla aynı zamanda üniversite için de bir seçim yapıyoruz. Sonuçta lise tercihi demek bir sonraki adım olan üniversite ve dolayısıyla meslek seçimi tercihi de demek. Bu nedenle öncelikle ‘Gerçekten ne istiyoruz?’ bunun cevabı verilmeli sonrasında da diğer kriterlere göre tercih yapılmalı.” önerilerinde bulundu.

Tözeniş, okullarla ilgili araştırmaların çok iyi yapılması ve meslek seçimi kriterlerine göre tercih listesi oluşturulması gerektiğinin altını çizdi.

“Aileler karar verici değil, yol gösterici olmalı”

Tözeniş, “Tercih döneminde rehber öğretmenlerin ve ailelerin karar verici değil, yol gösterici, yönlendirici olması gerekiyor. Bu dönemde karar verici öğrenci olmalı. Yetişkinler deneyimlerini ve düşüncelerini paylaşmalı fakat son kararı öğrenciye bırakmalılar.” uyarısını yaptı.

LGS’nin bir süreç olduğunu ifade eden Tözeniş, “Şu anda en önemli dönemece geldik, o da tercih. Her yıl yapılan sınavların kendi içinde bir dinamiği var. Bu nedenle adayların yüzdelik dilimlerini dikkate alarak ve mutlaka rehber öğretmenlerine danışarak bir tercih listesi oluşturmaları önemli. Çünkü sonuca ulaşmak için doğru tercih yapmak gerekiyor. Tüm adaylara sonunda hayallerine ulaştıkları bir tercih dönemi geçirmelerini dilerim.” şeklinde konuştu. 

Yorum için tıkla

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğitim-Öğretim

Milli Eğitim Bakanı Selçuk: 7 binin üzerinde köy okulu öğretmeni mesleki gelişim eğitimlerine katıldı

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü, Sabancı Vakfı iş birliği ile hayata geçirilen “Köy Okulları Birleştirilmiş Sınıf Öğretmenleri Mesleki Gelişim Programı“nın çıktılarını, ilkokula başladığı okul olan Ankara’nın Gölbaşı ilçesindeki Emirler Köyü İlkokulunda gerçekleştirilen toplantıda tanıttı. 

Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Doç. Dr. Adnan Boyacı, Sabancı Vakfı Genel Müdürü Nevgül Bilsel Safkan, Köy Okulları Değişim Ağı Derneği (KODA) Genel Koordinatörü Mine Ekinci’nin hazır bulunduğu toplantıya, Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı da canlı bağlantı ile katıldı.

Törenin gerçekleştirildiği köy okulunun bahçesinde konuşan Selçuk, “Bugün doğduğum köydeyiz. Bugün hatıralarımın başladığı yerdeyiz. Köy öğretmenleri ve köyde okuyan öğrencilerimizle ilgili bir konuda, özellikle bu okulu tercih ettik. Çünkü bu heyecanın bütün köy okullarına yansıması konusunda bir niyetimiz vardı. Burada sadece bir Bakan olarak konuşmuyorum, buranın bir öğrencisi, öğretmeni olarak da konuşuyorum. Benim nezdimde köy okullarının çok ama çok ayrı bir yeri var. Çünkü oradaki enerji, oradaki güzellik, oradaki çalışma aşkı, şevki bizi her zaman heyecanlandırıyor.” dedi.

Eğitimde fırsat adaleti sağlamayı çok önemsediğini dile getiren Selçuk, “Herkese eşit davranmak neticede adaleti doğurmayabilir. Herkese adil davranmak eşitliği doğurur. O yüzden de köy okullarımıza her zaman ayrıcalıklı bir şeklide imkanlar sağlamayı tercih ediyoruz.” diye konuştu.

“7 binin üzerinde köy okulu öğretmeni eğitimlere katıldı”

Köyde eğitimin ve şartların zor, iklimin de sert olduğunu ifade eden Selçuk, ancak hep menfi şeyler söylemenin doğru olmadığını vurguladı.

Köy okullarında öğretmen ve öğrenci ilişkisinin, öğretmen ve toplum ilişkisinin çok daha sıcak olduğunu anlatan Selçuk, “Yani köy okullarının hayatı öğrenmek bakımından çok ciddi avantajları da var. Bu avantajları daha da yükseltmek için köy öğretmenlerimize destek olmak için her türlü çalışmayı yapıyoruz.” dedi.

2023 Eğitim Vizyonu’nda köy okullarına ilişkin çalışmaların hızlandırılacağı hedefinin yer aldığına işaret eden Selçuk, buna ulaşmak için Bakanlığın imkanları ile sınırlı kalmayarak Türkiye’nin imkan ve birikimini kullanmayı tercih ettiklerini anlattı.

Köy okullarında birleştirilmiş sınıflarda görev yapan öğretmenlere yönelik mesleki gelişim programını hazırladıklarını belirten Selçuk, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunu tam da öğretmenimizin sahada ve mutfakta neye ihtiyacı var? Bu sorunun cevabını ortaya koyarak çalışmayı başlattık. Projede 7 binin üzerinde köy okulu öğretmeni mesleki gelişim eğitimlerine katıldı. Mesleklerinin ilk yılında ‘Neyi, nasıl yapacağım?’ sorusunu soran öğretmenlerimize ‘Hiç merak etmeyin, biz size dünya standartlarında bir eğitim vererek neyi, nasıl yapacağımızı çok açık ve net biçimde ortaya koyacağız.’ dedik. Birleştirilmiş sınıflarda görev yapan öğretmenlerimiz için özel yayınlar, kitaplar çıkardık. ‘Her gün bu kitaplara bakarak okulda, sınıfta, köyde neyi nasıl yapabiliriz?’ sorusunun cevabını bulabilirsiniz dedik. Bu çalışmalar sadece köy öğretmenleri için değil, bütün sınıf öğretmenleri için faydalı bir çalışma. Yani sadece köydeki öğretmenlerin ihtiyacına yönelik bir içerik de değil, mesleğine yeni başlayan her öğretmenin, her şekilde faydalanabileceği bir içerik var bu kitaplarda.”

“Köy okulu öğretmeni, köyde aynı zamanda liderdir”

“Güçlü Öğretmen Güçlü Gelecek” vizyonu içerisinde Sabancı Vakfının desteğinin büyük olduğunun altını çizen Selçuk, öğretmenlerin bu desteklerle daha iyi yetiştiklerini gördüklerini söyledi.

Dünyanın sürekli değiştiğini, her nesil farklılaştıkça öğretmenin ihtiyacının da farklılaştığını, bu nedenle öğretmenlerin hayat boyu eğitime ihtiyacı olduğunu anlatan Selçuk, “Sadece öğretmenlerin değil, hepimizin sürekli öğrenmesi gerekiyor.” dedi.

Köydeki öğretmenlerin başka bir özelliğinin bulunduğunu dile getiren Selçuk, şöyle devam etti:

“Köy okulu öğretmeni köyde aynı zamanda liderdir, onlar aynı zamanda bir psikolog, sosyologdurlar. Köy öğretmenleri, mesleklerinin ilk yılında köye gittikleri için başka tecrübeye ihtiyaç duyarlar ve köyde bu uyumu sağlamak için bizim bu eğitimimizin ve kitaplarımızın büyük ölçüde faydasını görecekler. Bakanlık olarak başta ben olmak üzere bütün ekip arkadaşlarım bu işe baş koymuş vaziyetteler. Biz bu iyi görevlerden görev, işlerden bir iş olarak görmüyoruz. Bu işi gönülden bir iş olarak görüyoruz. Bundan dolayı da çok daha büyük bir sahipliğimiz var.”

“Öğretmen, bütün bir köyü dönüştürebilir”

Mesleki gelişim programına katılan öğretmenlerin “Burası bizde Ziya Hoca.” dediklerinde çok mutluluk duyduğunu ve gözünün arkada kalmadığını dile getiren Selçuk, şunları kaydetti:

“On binlerce öğretmenimiz ‘Burası bizde.’ dediğinde aslında ‘Türkiye bizde, çocuklar bize emanet.’ demek istiyorlar. Bu emanetin de şuurunda olduklarını, öğretmenlik vazifesinin ilahi bir vazife olduğunu, bize emanet olan çocukların hakkını hukukunu korumak meselesi olduğunun farkındalar. Bu nedenle, öğretmenlerimiz bu şuurla işlerini çok daha kolay yapacaklar. Bize düşen onlara hizmet etmektir, ihtiyaçlarını karşılamaktır, problemlerini çözmektir. Bu vazifeyi mutlu şekilde yaparken, Allah rızası için yaparken biz daha büyük bir gayret buluyoruz. Biliyoruz ki bir öğretmene dokunursanız o öğretmen, sadece bir çocuğu değil bütün bir köyü dönüştürebilir.”

Selçuk, projenin hayata geçirilmesinde ve diğer eğitim konularında desteğini esirgemeyen Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı’ya, vakıf çalışanlarına ve KODA’ya teşekkür etti.

“Çok güzel kazanımlara sahip oluyoruz”

Güler Sabancı ise canlı bağlantı ile yaptığı konuşmada, Sabancı Vakfı olarak 46 yıldır bu topraklardan kazandıklarını, bu toprakların insanlarıyla paylaşmak için çalıştıklarını anlattı.

Toplumsal gelişme için yürüttükleri çalışmaların içinde en öncelikli konular arasında eğitimin bulunduğunu aktaran Sabancı, “Vakıf olarak eğitimde fırsat eşitliğinin sağlandığı bir toplumu hayal ediyoruz herkesle beraber. Eğitimin hakkı tartışılmaz diyoruz. Türkiye’nin her yerinde ve eğitimin her kademesinde desteklediğimiz projelerle kadın, genç ve engellilerin eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak için çalışıyoruz.” dedi.

Kırsalda eğitimin niteliğinin artırılması için de KODA ile 4 yıl önce çalışmaya başladıklarını ifade eden Sabancı, şöyle konuştu:

“Bakan Selçuk’un her fırsatta belirttiği gibi köy okullarının, eğitimin göz bebeği olduğuna biz de gönülden inanıyoruz. Yaklaşık bir yıl önce Bakanlık ile çıktığımız bu yolda çok güzel kazanımlara sahip oluyoruz. Online eğitimlerle Türkiye’nin neredeyse tüm köy okullarında hedeflediğimiz sayıda öğretmene ve öğrenciye ulaşıldığı haberini aldım ve çok mutlu oldum. Yüzlerce köy öğretmeni de yüz yüze eğitimlere katıldılar. Toplumsal gelişimin teminatı, eğitimin göz bebeği olan köy okullarımızın aydınlanması için meşaleyi her zaman en yukarıda tutan öğretmenlerimize bir kez daha çok teşekkür ediyoruz.”

“Nice Ziya Hocalar, nice mühendisler, nice öğretmenler bu köylerden yetişsin”

MEB Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Adnan Boyacı da 7 bin dolayında köy okulunda 240 bin dolayında öğrencinin eğitim aldığını kaydetti.

Köy okullarındaki öğretmenlere yönelik ısınmadan, tarım ve hayvancılığa kadar pek çok konuda farkındalık sağlayacak, velilerle etkileşimi artıracak, birleştirilmiş sınıflardaki öğrencilerde fark yaratacak eğitimlere başladıklarını anlatan Boyacı, şunları kaydetti:

“Köyler her zaman Anadolu’da medeniyetin ışığı oldular. Köylerden yetişenler, cumhuriyetle birlikte bugünün Türkiye’sinin değişimini yönlendiren, fark yaratan insanlar oldular. Bugün sayın Bakan’ın köyünde olmak bunun en önemli göstergesi. Bu köyden, bu okuldan çıkmış Ziya Hoca, Milli Eğitim Bakanı olmuş, biz istiyoruz ki daha nice Ziya Hocalar, nice mühendisler, nice öğretmenler bu köylerden yetişsin ve ilerlesin. Bu projeyle birlikte köylerde görev yapan öğretmenleri desteklemeye devam edeceğiz.”

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

Milli Eğitim Bakanı Selçuk: Yüz yüze eğitime yüzde 80lere yakın bir katılım var

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, okuduğu ilkokul olan Gölbaşı Emirler İlkokulu‘nda düzenlenen “Birleştirilmiş Sınıflarda Görev Yapan Öğretmenlerin Mesleki Gelişim Programı”nın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Emirler İlkokulu’na 5 yaşında başladığını anlatan Selçuk, Sabancı Vakfı iş birliğinde başlattıkları projenin de köy okullarında görev yapan ve okuyan öğrencileri desteklemek için hayata geçirildiğini ifade etti.

Yaklaşık 7 bin öğretmenle asgari 56 saat süren bir eğitim yaptıklarını, programın kitaplarının hazırlandığını aktaran Selçuk, “Bunu da benim okuduğum köy okulunda yapmayı özellikle istedik. Öğretmenlerimizle yaptığım temas sonucunda gerçekten çok yararlı bir çalışma olduğunu gördük. Benim kendi okuduğum okula dönüşüm ve bir köy okulunda okumam dolayısıyla bütün köy okullarını ilkokullar ve ortaokullar dahil olmak üzere 5 tam gün eğitim, öğretime açtık. Eğer İl Hıfzıssıhha Kurullarının özel bir sınırlaması olmazsa bütün okullarımızı eğitim öğretime açtık. Onun için de köy okullarındaki çocuklarımızın herhangi bir eksiği kalmaması noktasında her türlü tedbiri almaya devam ediyoruz.” diye konuştu.

“Okul daha kontrollü bir ortamdır”

Yüz yüze eğitime geçişte üçüncü aşamada 5’inci ve 9’uncu sınıfların okullara başlamasına ilişkin bir soru üzerine Selçuk, “5 ve 9’uncu sınıflar pedagojik olarak belirli bir öğretim kademesinden, yani ilkokul ve ortaokuldan bir üst kademeye geçişteki ilk senedir. Henüz yeni öğretmenlerle tanışma, yeni bir müfredatla karşılaşma aşamasındalar. Onların erken başlaması çok önemliydi.” değerlendirmesinde bulundu.

Eğitim ve öğretim yılının uzun bir dönem, bir maraton koşu olduğunu vurgulayan Selçuk, şunları kaydetti:

“Aşama aşama, salgının seyrine bağlı olarak sınıfları kademe kademe açacağız. Bunu da çok büyük bir kontrol içinde yapıyoruz. Birçok ülkede olduğu gibi bütün sınıfları her gün açmak ve maskesiz bir şekilde açmak şeklinde bir tercih değil de belirli sınıfları ve yaşları istatistiklere bakarak, bilim insanlarının ortaya koyduğu kanıtlara bakarak, aşama aşama, kontrollü bir şekilde açmayı tercih ettik. Bu da devam ediyor.

Bizi en çok mutlu eden okula devam eden çocuklarımızın kendilerinde ve ailelerinde bir artış olmadığı gibi bir azalmanın söz konusu oluyor olması da bizi ayrıca mutlu ediyor. Okul daha kontrollü bir ortamdır. Tatil yerinden, sokaktan, çarşı pazardan çok daha kontrollü bir yerdir. Bundan dolayı da bilimsel verilere dayalı ortaya koyduğumuz görüşün gerçekleşmesi bizi ayrıca memnun etti. Yüzde 80’lere yakın bir katılım var. Bu katılımın bizim beklentimizin üstünde olduğunu söyleyebilirim. Genel olarak tüm kademelerde yüzde 70’in üstünde bir katılım var. Ama bazılarında yüzde 90’lara varıyor, bazılarındaysa yüzde 75’lerde kalıyor. Genel olarak yüzde 80’lerde bir katılım var.”

Selçuk, 5’inci ve 9’uncu sınıfların usul ve esaslarının da diğer sınıflarla benzer olacağını vurgulayarak yarın bu konuda bir tebliğ yayınlanacağını ve hangi sınıfta hangi derslerin, kaçar saat olacağına ilişkin daha ayrıntılı bilgilerin paylaşılacağını sözlerine ekledi.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

Okulların 2021 yılı pansiyon ücretleri belirlendi

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

AA muhabirinin 2021 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi verilerinden yaptığı derlemeye göre, pansiyon ücretleri ilköğretim kurumları ve ortaöğretim okullarında gelecek yıl yüzde 9,8 artışla 4 bin 20 liraya yükselecek.

Mesleki-teknik okul ve kurumlar ile 3308 sayılı Kanun kapsamında olan okulların da pansiyon ücretleri yüzde 9,9 artacak ve 4 bin 520 liraya çıkacak.

2021 bütçe teklifiyle belirlenen pansiyon ücretleri ve bu yıla göre artış oranları şöyle:

Okul türleri ve kademesi

2020 (TL-Ücret)

2021 (TL-Ücret)

Artış Oranı (Yüzde)

İlköğretim Kurumları

(İlkokul, ortaokul, yatılı ortaokullar, imam hatip okulları ile özel eğitim okulları)

3.660

4.020

9,8

Ortaöğretim Okulları

(Genel ve mesleki teknik liseler ile imam hatip liseleri)

3.6604.0209,8
Mesleki ve Teknik Eğitim Okul ve Kurumları

(3308 sayılı Kanun kapsamındaki okullar)

4.1104.520

9,9

Okumaya Devam
Advertisement