İletişim : info@mebhaberim.com

Eğitim-Öğretim

Çeçen Vakfı Ağrıdaki öğrenciler için yeni eğitim seferberliği başlatıyor

Yayınlandı

Ankara

İbrahim Çeçen, maddi imkansızlıklarla geçen çocukluk ve gençlik yıllarının ardından 16 yaşında, üniversite eğitimi için doğduğu şehir Ağrı’dan ayrıldı. Üniversite yıllarında farklı işlerde çalışarak inşaat mühendisliği bölümünü bitiren Çeçen, eğitim çalışmalarına gönül verdi. 

Bireysel olarak 1984’ten itibaren maddi durumu yetersiz üniversite öğrencilerine karşılıksız burs vermeye başlayan İbrahim Çeçen, bu faaliyetlerini 2004’te kurduğu İbrahim Çeçen Vakfı çatısı altında yürüttü. İbrahim Çeçen’in, eğitime verdiği destek bununla da sınırlı kalmadı. Çeçen, memleketi Ağrı’da İbrahim Çeçen Üniversitesinin kuruluşuna da öncülük etti. 

Vakfın yönetimi 3 geline emanet

Kuruluşundan bu yana 15 binden fazla öğrenciye karşılıksız eğitim bursu veren Çeçen Vakfı, yeni dönemde Ağrı’daki öğrencilere yönelik eğitim, sanat ve spor dallarında yeni eğitim seferberliği planlıyor.

İbrahim Çeçen’in gelinleri Günseli Çeçen Vakfın Yönetim Kurulu Başkanlığı, Aslı Çeçen Başkan Yardımcılığı, Zeynep Çeçen ise Yönetim Kurulu üyeliği görevini yürütüyor.

AA muhabirinin vakfın yeni dönemdeki eğitim planlamalarına ilişkin sorularını yanıtlayan Çeçen, IC Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Çeçen’in hayatının her döneminde eğitimin toplum için taşıdığı önemin bilinciyle hareket ettiğini vurguladı.

Çeçen, kendinden sonraki nesillere eğitim alanında daha iyi koşullar sunmayı, ihtiyacı olan ve gelecek vadeden öğrencilere destek sağlamayı amaç edindiklerini belirtti.

Vakıfta kadın çalışanların ağırlıkta olduğunu dile getiren Çeçen, “Yönetim Kurulu üyeleri ve çalışma arkadaşlarımız kadın olunca, emeklerimizi de sanki daha fazla sabır, şefkat ve dayanışma temeli üzerine inşa etmekteyiz.” ifadelerini kullandı.

Başarılı ancak ekonomik ve sosyal dezavantajları olan üniversite öğrencilerinin, maddi sıkıntılarını çözerek, hak ettikleri eğitimi daha rahat sürdürmelerini hedeflediklerini anlatan Çeçen, “Bursiyer öğrencilerimiz için IC Vakfı, sadece burs veren yani para veren bir kurum değildir. Bizler, öğrencilerimiz için ve öğrencilerimizle birlikte kocaman bir aile olduk ve en büyük isteğimiz, bursiyerlerimizle dayanışma içinde, birlikte büyümek.” dedi.

Çeçen, vakıf olarak bursiyer öğrenci sayısını Türkiye genelinde artırmayı hedeflediklerini kaydederek, “Ayrıca yükseköğrenimdeki, özellikle pilot il Ağrı’daki öğrenciler için barınma problemini azaltacak faaliyetlerde ve yatırımlarda bulunacağız. Elbette ana isteğimiz, ülkemizde eğitim alanındaki ihtiyaçlara kendi katkımızca merhem olmaya çalışırken, daha kalabalık olmak. Yani kişileri, kurumları, herkesi eğitim seferberliğine davet edebilmek.” değerlendirmesinde bulundu.

“Sporu da destekliyoruz”

Günseli Çeçen, yeni dönemde Ağrı önceliğinde, gelişmekte olan şehirlerin sanatsal, sosyal ve kültürel yaşam düzeyini artırmaya yönelik girişimleri sürdüreceklerini belirterek, “Özellikle pilot ilimiz Ağrı’nın sosyokültürel gelişimi ve daha yaşanası bir il olması, vakfımızın öncelikleri arasında.” diye konuştu.

Çeçen, vakıflarının, spor alanında başarılı öğrencilere burs desteği sağladığını, olimpiyatlarda başarılı sporculara sponsorluk yaptığını, bursiyerlere ve Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesinin özellikle kayak, atletizm gibi dallardaki başarılarında sporculara ve eğitmenlere para ödülleri gibi teşvikler verdiğini anlattı.

“Üniversiteye yaptıracağımız spor tesisleri ve tenis kortlarıyla Ağrı’yı spor alanında uluslararası bir platforma taşımayı hedefliyoruz.” diyen Çeçen, ayrıca Ağrı’da ortaöğretim öğrencileri için de spor etkinlikleri planlandıklarını bildirdi.

İbrahim Çeçen Üniversitesi, Ağrı’nın çehresini değiştirdi

Ankara, Ağrı, Erzincan ve deprem sonrası Van’ın Erciş ilçesinde yaptırılan ve devlete bağışlanan 5 ilkokulun kalıcı eserleri arasında olduğunu ifade eden Çeçen, en büyük yatırımlarının ise 2007’de yaptırılan ve tamamı devlete bağışlanan Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi olduğunu belirtti.

Günseli Çeçen, İbrahim Çeçen’in “Hayattaki en değerli ve en gurur duyduğum yatırımım.” olarak nitelendirdiği bu üniversitenin, Ağrı’ya gönül borcu olduğunu söyledi.

Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesinin, her ne kadar devlet üniversitesi olsa da vakıf destekli olduğunu kaydeden Çeçen, “Ağrı’da okuyan öğrencilerimiz, bütçemiz dahilinde lisans burslarından yararlanıyor. Üniversitenin uluslararası platformda tercih edilebilirliğine katkıda bulunmak amacıyla yabancı öğrenciler de burslardan yararlanıyor.” bilgisini paylaştı.

Üniversitenin öğrencileri ve akademisyenlerinin, IC Vakfı tarafından her alanda desteklendiğini dile getiren Çeçen, öğrencilerin yurt dışı eğitimlerinde veya ERASMUS hak edişlerinde finans desteği, sosyal sorumluluk projelerine katkılar, meslek edindirme kursları, uluslararası kongre katılımları veya kongre düzenlenmesinde sponsorluk, uluslararası başarı gösteren akademisyenlere teşvik ödülleri, makale teşvik ödülleri, üniversite kitaplarına yayın desteği gibi faaliyetler yürüttüklerini anlattı.

Üniversitenin, kurulduğu andan itibaren kentin ekonomik ve sosyokültürel gelişimine katkı sağladığını, şehirde görünür bir değişim oluşturduğunu belirten Çeçen, 13 bin 645 öğrenci ve 472 akademisyenin kent ekonomisine ciddi katkı sağladığını kaydetti.

Çeçen, eğitimde iş çevreleri ve sanayiyle iş birliği, inovasyon projeleri, her yaş için hayat boyu öğrenme programları yürütüldüğünü sözlerine ekledi.

Yorum için tıkla

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğitim-Öğretim

Milli Eğitim Bakanı Selçuk: Açıköğretim lisesi öğrencileri 170 krediyle mezun olabilecek

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, açıköğretim lisesinde okuyan öğrencilerin azmini ve hayallerini bildiklerine işaret etti. 

Bakan Selçuk, “Mezuniyet hedeflerine bir adım daha yaklaştırmak için yeni bir karar aldık. Mezuniyet için gerekli olan krediyi 170 olarak belirledik. Hayırlı olsun.” ifadesini kullandı.

Açıköğretim liselerinde mezuniyet için alınması gereken kredi 192 idi.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

EBA dünya genelindeki eğitim siteleri arasında 1. oldu

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Eğitim Bilişim Ağı (EBA), kullanım miktarı ve internet trafiği kriterlerine göre, eğitim alanındaki tüm siteler arasında dünyada birinci sıraya yerleşti.

Milli Eğitim Bakanlığından yapılan açıklamada, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sürecinde ulusal ölçekte uzaktan eğitimin yürütüldüğü EBA’nın, 2020-2021 eğitim öğretim yılı birinci dönem istatistiklerini de geride bırakarak kullanım miktarı ve internet trafiği kriterlerine göre, eğitim alanındaki tüm siteler arasında dünyada birinci sıraya yükseldiği ifade edildi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Yenilik ve Eğitim Teknolojileri (YEĞİTEK) Genel Müdürü Anıl Yılmaz, EBA’nın 1 Ekim itibarıyla bir önceki aya göre, 27 basamak yükselerek küresel ölçekte eğitim alanında birinci sıraya çıktığını belirtti.

Yılmaz, yerli ve milli dijital eğitim platformu EBA’nın kullanımındaki bu artışta, yaz dönenimde yapılan iyileştirmelerin ve altyapı yatırımlarının büyük etkisi olduğunu kaydetti.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

Milli Eğitim Bakanı Selçuk: 7 binin üzerinde köy okulu öğretmeni mesleki gelişim eğitimlerine katıldı

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü, Sabancı Vakfı iş birliği ile hayata geçirilen “Köy Okulları Birleştirilmiş Sınıf Öğretmenleri Mesleki Gelişim Programı“nın çıktılarını, ilkokula başladığı okul olan Ankara’nın Gölbaşı ilçesindeki Emirler Köyü İlkokulunda gerçekleştirilen toplantıda tanıttı. 

Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Doç. Dr. Adnan Boyacı, Sabancı Vakfı Genel Müdürü Nevgül Bilsel Safkan, Köy Okulları Değişim Ağı Derneği (KODA) Genel Koordinatörü Mine Ekinci’nin hazır bulunduğu toplantıya, Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı da canlı bağlantı ile katıldı.

Törenin gerçekleştirildiği köy okulunun bahçesinde konuşan Selçuk, “Bugün doğduğum köydeyiz. Bugün hatıralarımın başladığı yerdeyiz. Köy öğretmenleri ve köyde okuyan öğrencilerimizle ilgili bir konuda, özellikle bu okulu tercih ettik. Çünkü bu heyecanın bütün köy okullarına yansıması konusunda bir niyetimiz vardı. Burada sadece bir Bakan olarak konuşmuyorum, buranın bir öğrencisi, öğretmeni olarak da konuşuyorum. Benim nezdimde köy okullarının çok ama çok ayrı bir yeri var. Çünkü oradaki enerji, oradaki güzellik, oradaki çalışma aşkı, şevki bizi her zaman heyecanlandırıyor.” dedi.

Eğitimde fırsat adaleti sağlamayı çok önemsediğini dile getiren Selçuk, “Herkese eşit davranmak neticede adaleti doğurmayabilir. Herkese adil davranmak eşitliği doğurur. O yüzden de köy okullarımıza her zaman ayrıcalıklı bir şeklide imkanlar sağlamayı tercih ediyoruz.” diye konuştu.

“7 binin üzerinde köy okulu öğretmeni eğitimlere katıldı”

Köyde eğitimin ve şartların zor, iklimin de sert olduğunu ifade eden Selçuk, ancak hep menfi şeyler söylemenin doğru olmadığını vurguladı.

Köy okullarında öğretmen ve öğrenci ilişkisinin, öğretmen ve toplum ilişkisinin çok daha sıcak olduğunu anlatan Selçuk, “Yani köy okullarının hayatı öğrenmek bakımından çok ciddi avantajları da var. Bu avantajları daha da yükseltmek için köy öğretmenlerimize destek olmak için her türlü çalışmayı yapıyoruz.” dedi.

2023 Eğitim Vizyonu’nda köy okullarına ilişkin çalışmaların hızlandırılacağı hedefinin yer aldığına işaret eden Selçuk, buna ulaşmak için Bakanlığın imkanları ile sınırlı kalmayarak Türkiye’nin imkan ve birikimini kullanmayı tercih ettiklerini anlattı.

Köy okullarında birleştirilmiş sınıflarda görev yapan öğretmenlere yönelik mesleki gelişim programını hazırladıklarını belirten Selçuk, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunu tam da öğretmenimizin sahada ve mutfakta neye ihtiyacı var? Bu sorunun cevabını ortaya koyarak çalışmayı başlattık. Projede 7 binin üzerinde köy okulu öğretmeni mesleki gelişim eğitimlerine katıldı. Mesleklerinin ilk yılında ‘Neyi, nasıl yapacağım?’ sorusunu soran öğretmenlerimize ‘Hiç merak etmeyin, biz size dünya standartlarında bir eğitim vererek neyi, nasıl yapacağımızı çok açık ve net biçimde ortaya koyacağız.’ dedik. Birleştirilmiş sınıflarda görev yapan öğretmenlerimiz için özel yayınlar, kitaplar çıkardık. ‘Her gün bu kitaplara bakarak okulda, sınıfta, köyde neyi nasıl yapabiliriz?’ sorusunun cevabını bulabilirsiniz dedik. Bu çalışmalar sadece köy öğretmenleri için değil, bütün sınıf öğretmenleri için faydalı bir çalışma. Yani sadece köydeki öğretmenlerin ihtiyacına yönelik bir içerik de değil, mesleğine yeni başlayan her öğretmenin, her şekilde faydalanabileceği bir içerik var bu kitaplarda.”

“Köy okulu öğretmeni, köyde aynı zamanda liderdir”

“Güçlü Öğretmen Güçlü Gelecek” vizyonu içerisinde Sabancı Vakfının desteğinin büyük olduğunun altını çizen Selçuk, öğretmenlerin bu desteklerle daha iyi yetiştiklerini gördüklerini söyledi.

Dünyanın sürekli değiştiğini, her nesil farklılaştıkça öğretmenin ihtiyacının da farklılaştığını, bu nedenle öğretmenlerin hayat boyu eğitime ihtiyacı olduğunu anlatan Selçuk, “Sadece öğretmenlerin değil, hepimizin sürekli öğrenmesi gerekiyor.” dedi.

Köydeki öğretmenlerin başka bir özelliğinin bulunduğunu dile getiren Selçuk, şöyle devam etti:

“Köy okulu öğretmeni köyde aynı zamanda liderdir, onlar aynı zamanda bir psikolog, sosyologdurlar. Köy öğretmenleri, mesleklerinin ilk yılında köye gittikleri için başka tecrübeye ihtiyaç duyarlar ve köyde bu uyumu sağlamak için bizim bu eğitimimizin ve kitaplarımızın büyük ölçüde faydasını görecekler. Bakanlık olarak başta ben olmak üzere bütün ekip arkadaşlarım bu işe baş koymuş vaziyetteler. Biz bu iyi görevlerden görev, işlerden bir iş olarak görmüyoruz. Bu işi gönülden bir iş olarak görüyoruz. Bundan dolayı da çok daha büyük bir sahipliğimiz var.”

“Öğretmen, bütün bir köyü dönüştürebilir”

Mesleki gelişim programına katılan öğretmenlerin “Burası bizde Ziya Hoca.” dediklerinde çok mutluluk duyduğunu ve gözünün arkada kalmadığını dile getiren Selçuk, şunları kaydetti:

“On binlerce öğretmenimiz ‘Burası bizde.’ dediğinde aslında ‘Türkiye bizde, çocuklar bize emanet.’ demek istiyorlar. Bu emanetin de şuurunda olduklarını, öğretmenlik vazifesinin ilahi bir vazife olduğunu, bize emanet olan çocukların hakkını hukukunu korumak meselesi olduğunun farkındalar. Bu nedenle, öğretmenlerimiz bu şuurla işlerini çok daha kolay yapacaklar. Bize düşen onlara hizmet etmektir, ihtiyaçlarını karşılamaktır, problemlerini çözmektir. Bu vazifeyi mutlu şekilde yaparken, Allah rızası için yaparken biz daha büyük bir gayret buluyoruz. Biliyoruz ki bir öğretmene dokunursanız o öğretmen, sadece bir çocuğu değil bütün bir köyü dönüştürebilir.”

Selçuk, projenin hayata geçirilmesinde ve diğer eğitim konularında desteğini esirgemeyen Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı’ya, vakıf çalışanlarına ve KODA’ya teşekkür etti.

“Çok güzel kazanımlara sahip oluyoruz”

Güler Sabancı ise canlı bağlantı ile yaptığı konuşmada, Sabancı Vakfı olarak 46 yıldır bu topraklardan kazandıklarını, bu toprakların insanlarıyla paylaşmak için çalıştıklarını anlattı.

Toplumsal gelişme için yürüttükleri çalışmaların içinde en öncelikli konular arasında eğitimin bulunduğunu aktaran Sabancı, “Vakıf olarak eğitimde fırsat eşitliğinin sağlandığı bir toplumu hayal ediyoruz herkesle beraber. Eğitimin hakkı tartışılmaz diyoruz. Türkiye’nin her yerinde ve eğitimin her kademesinde desteklediğimiz projelerle kadın, genç ve engellilerin eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak için çalışıyoruz.” dedi.

Kırsalda eğitimin niteliğinin artırılması için de KODA ile 4 yıl önce çalışmaya başladıklarını ifade eden Sabancı, şöyle konuştu:

“Bakan Selçuk’un her fırsatta belirttiği gibi köy okullarının, eğitimin göz bebeği olduğuna biz de gönülden inanıyoruz. Yaklaşık bir yıl önce Bakanlık ile çıktığımız bu yolda çok güzel kazanımlara sahip oluyoruz. Online eğitimlerle Türkiye’nin neredeyse tüm köy okullarında hedeflediğimiz sayıda öğretmene ve öğrenciye ulaşıldığı haberini aldım ve çok mutlu oldum. Yüzlerce köy öğretmeni de yüz yüze eğitimlere katıldılar. Toplumsal gelişimin teminatı, eğitimin göz bebeği olan köy okullarımızın aydınlanması için meşaleyi her zaman en yukarıda tutan öğretmenlerimize bir kez daha çok teşekkür ediyoruz.”

“Nice Ziya Hocalar, nice mühendisler, nice öğretmenler bu köylerden yetişsin”

MEB Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Adnan Boyacı da 7 bin dolayında köy okulunda 240 bin dolayında öğrencinin eğitim aldığını kaydetti.

Köy okullarındaki öğretmenlere yönelik ısınmadan, tarım ve hayvancılığa kadar pek çok konuda farkındalık sağlayacak, velilerle etkileşimi artıracak, birleştirilmiş sınıflardaki öğrencilerde fark yaratacak eğitimlere başladıklarını anlatan Boyacı, şunları kaydetti:

“Köyler her zaman Anadolu’da medeniyetin ışığı oldular. Köylerden yetişenler, cumhuriyetle birlikte bugünün Türkiye’sinin değişimini yönlendiren, fark yaratan insanlar oldular. Bugün sayın Bakan’ın köyünde olmak bunun en önemli göstergesi. Bu köyden, bu okuldan çıkmış Ziya Hoca, Milli Eğitim Bakanı olmuş, biz istiyoruz ki daha nice Ziya Hocalar, nice mühendisler, nice öğretmenler bu köylerden yetişsin ve ilerlesin. Bu projeyle birlikte köylerde görev yapan öğretmenleri desteklemeye devam edeceğiz.”

Okumaya Devam
Advertisement