İletişim : info@mebhaberim.com

Eğitim-Öğretim

Doğuda 50 bin öğrenci ilk kez sinema ile buluştu

Yayınlandı

Siirt

Kültür ve Turizm Bakanlığınca, Milli Eğitim Bakanlığı ile Sanat İçin Yola Çık Kültür ve Sanat Derneği iş birliğinde özel olarak üretilen “Gezen Sinema Tırı” yaşadığı il ve ilçelerde sinema bulunmayan çocuklara ulaşmak için seyrini sürdürüyor.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un 18 Eylül’de Ankara’dan uğurladığı tır, Ağrı, Van, Bitlis, Muş ve Bingöl’ün ardından Siirt’e ulaştı.

81 koltuk kapasiteli, teknik ekipman ve iklimlendirme imkanına sahip, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da sinema salonu olmayan illerde ve ilçelerde temel eğitim ve ortaöğretim öğrencilerine film gösterimleri yapılan tır ile 2 ayda 6 ilde 50 bin çocuğa sinema kültürü aşılandı.

Tır yıl sonuna kadar ziyaret edeceği Şırnak, Mardin, Diyarbakır, Şanlıurfa, Adıyaman ve Kahramanmaraş’ta da binlerce çocuğu sinema ile buluşturmaya devam edecek.

Siirt’te üç durakta çocuklara film gösterimi

Gezen Sinema Tırı Siirt durağında Kurtalan, Baykan, Şirvan, Pervari ve Eruh ilçeleri ile kent merkezindeki 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda öğrencilerin yoğun ilgisiyle karşılaştı.

Öğretmenleri eşliğinde filmleri heyecanla izleyen çocuklar, büyük mutluluk yaşadı.

Sanat İçin Yola Çık Kültür ve Sanat Derneği yetkilisi ve “Gezen Sinema Tırı” sorumlusu Harun Erkubilay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, projenin bu dönem rotasının Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki 12 ili kapsadığını söyledi.

Gittikleri yerlerde yoğun ilgi ile karşılaştıklarını, çocukların yüzündeki o mutluluk ile bakışlarını asla unutamayacaklarını ifade eden Erkubilay, 2 ayda 50 bine yakın öğrenciye ulaştıklarını, her gün bini aşkın öğrenciyi sinema ile buluşturduklarını belirtti.

Erkubilay, bölgede hiç sinemaya gitmemiş öğrencilerin sosyalleşmesini de sağladıklarını dile getirerek, sırasıyla Şırnak, Mardin, Diyarbakır, Şanlıurfa, Adıyaman ve Kahramanmaraş’a da giderek çocuklara ulaşacaklarını aktardı.

Bu imkanı sağlayan Kültür ve Turizm Bakanlığı ile ilgili illerin yetkililerine teşekkür eden Erkubilay, “İlk kez sinema ile tanışan öğrenciler bir günden daha fazla orada kalmamızı istiyor. Maalesef imkanımız olmuyor. Keşke bütün çocuklara bu mutluluğu verebilmiş olsak. Çocukların gözündeki o mutluluğu görmek yaptığımız işin güzelliğini gösteriyor.” dedi.

“Çocukların yüzünü güldürebiliyorsak ne mutlu bize”

Erkubilay, gittikler bölgelerin kendileri için önemine işaret ederek, şöyle konuştu:

“Yıllardır çektiği acılar nedeniyle bölge çocuklarının yüzünü biraz da olsa güldürebiliyorsak ne mutlu bize. 81 kişilik oturma kapasitemiz var. Bazen de daha fazla öğrenci alıyoruz. Ama bir günde en fazla bin ile bin 500 öğrenci alabiliyoruz. Dolayısıyla önümüzdeki dönemlerde inşallah bir daha bölgeye geleceğiz. Projedeki hedefimiz 75 bin çocuğa ulaşmak. Proje bittiğinde yaklaşık 85 bin çocuğa ulaşacağımızı ön görüyoruz.”

Cumartesi ve pazar günleri tatil olmasına rağmen çocuklar mahrum kalmasın diye özel gösteriler yaptıklarını aktaran Erkubilay, “Önemli olan çocuklarda sinema algısını oluşturmak. Bakanlığımızın asıl amacı çocukların sinema ile tanışması, sosyalleşmesi, hayal güçlerinin gelişmesi ve çocukların merak etmesini sağlamaktır. Çocukların aşırı ilgisi var. Sinema ortamı ve kültürü bambaşka. Çocukların hayal kurmaları, senaryo yazmaları, film çekmeleri noktasında gerçekten katkıda bulunuyor.” dedi.

“İlk kez sinemaya geliyorum”

Siirt’te Sancaklar Ortaokulu öğrencilerinden Nisa Nur Batur, ilk kez sinema filmi izlemenin mutluluğunu yaşadığını söyleyerek, “İlk kez sinema ile buluştum. Ülkemizde artık terör olaylarının olmasını istemiyoruz. Çocukluğumuzu yaşamak istiyoruz. Böyle etkinliklerin yapılmasını istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Elif Dicle Ekinci de “İlk kez sinemaya geliyorum, çok mutluyum. Kültür ve Turizm Bakanlığının gezici sinemasını çok sevdik. Bu tür etkinliklerin daha fazla olmasını istiyoruz.” diye konuştu.

Hasan Akyan da “Buraya ilk kez geliyorum, çok eğlenceliydi, çok beğendik. Biz sinema filmi izlemek, çocukluğumuzu yaşamak istiyoruz.” sözlerine yer verdi.

Yorum için tıkla

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğitim-Öğretim

Türkiyeden 82 üniversite, dünyanın ilk 2 bin 500 üniversitesi arasına girdi

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

ODTÜ Enformatik Enstitüsü bünyesindeki University Ranking by Academic Performance (URAP) Araştırma Laboratuvarı tarafından hazırlanan, dünyanın en iyi 2 bin 500 üniversitesinin sıralandığı listede Türkiye’den 82 üniversite yer aldı.

URAP’ın internet sitesinden bugün kamuoyuna duyurulacak “2019-2020 URAP Dünya Sıralaması”nda akademik performansı en yüksek 2 bin 500 üniversiteye yer verildi. Dünya sıralamasında, makale ve atıf puanları hesaplanırken sadece etki değeri yüksek yüzde 75’lik dilime giren dergilerdeki makaleler dikkate alındı.

Sıralamada, dünyanın ilk 2 bin 500 üniversitesi arasına Türkiye’den 82 üniversite girdi. İlk sıraya 389 üniversite ile Çin yerleşirken, ABD 352 üniversite ile ikinci, Japonya 141 üniversite ile üçüncü oldu.

Listede, 137 üniversitesi bulunan Hindistan 4’üncü, 105 üniversitesi bulunan İngiltere 5’inci sırada yer aldı. Türkiye ise 82 üniversite ile İngiltere’nin ardından 6’ncı sıraya yerleşti.

Türkiye, bu derece ile Fransa, Güney Kore, Almanya, İtalya, Brezilya, İspanya, Kanada ve Polonya’yı geride bıraktı.

Türk üniversiteleri arasında en iyi sıralama Hacettepe’nin

Türkiye’de son yıllarda yayımlanan makalelerin, etki değeri düşük dergilere kayması nedeniyle 2019-2020 URAP Dünya Sıralaması’nda ilk 100’e ve ilk 500’e girebilen Türk üniversitesi olmadı.

“Dünyanın en iyi ilk 500 üniversitesi” sıralamasına en yakın Türk üniversitesi ise Hacettepe oldu.

Hacettepe Üniversitesinin 534’üncü sırada yer aldığı listede, İstanbul Üniversitesi 582’nci, İstanbul Teknik Üniversitesi 698’inci, Orta Doğu Teknik Üniversitesi 706’ncı, Ankara Üniversitesi 787’nci oldu.

Ege Üniversitesi 842’nci sırada yer alırken, Gazi Üniversitesi 884’üncü, Bilkent Üniversitesi de 894’üncü oldu.

Dünyanın en iyi üniversiteleri

“Dünyanın en iyi 10 üniversitesi” sıralamasında ise ABD’den 5, İngiltere’den 3, Kanada ve Fransa’dan 1’er üniversite yer aldı.

Sıralamaya göre, dünyanın en iyi ilk üç üniversitesi sırasıyla ABD’den Harvard Üniversitesi, Kanada’dan Toronto Üniversitesi ve İngiltere’den Londra Üniversitesi oldu.

Sıralamada Çin üniversiteleri yükseldi, ABD ve Japonya’dakiler geriledi

Sıralamalarda son yıllarda en hızlı yükselişi Çin üniversiteleri gerçekleştirdi. Dünya sıralamasında 2011’de ilk 100’de 4 üniversitesi bulunan Çin, 2019’da bu rakamı üç kat artırarak 12’ye çıkardı. Çin’in 2011’de 31 olan ilk 500’deki üniversite sayısı 2019’da 69’a yükselirken, aynı dönemde ilk 1000’deki üniversite sayısı 84’ten 145’e ulaştı.

Japonya ve ABD’deki üniversiteler ise sıralamalarda geriledi. Japonya’nın 2011’de ilk 100’de 4 üniversitesi varken, 2019’da bu sayı 2’ye düştü. Japonya’nın ilk 500’deki üniversite sayısı ise 2011’de 21 iken, 2019’da 11’e geriledi.

ABD’nin 2011’de 42 olan ilk 100’deki üniversite sayısı 2019’da 34’e düştü. ABD’nin 2011’de ilk 500’de 129 üniversitesi bulunurken, 2019’da 111 üniversitesi yer aldı.

Türk üniversiteleri gayretli

URAP Koordinatörü Prof. Dr. Ural Akbulut, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünya sıralamalarının yapılmaya başlanmasının ardından farklı ülkelerdeki üniversitelerin üst sıralarda yer alabilmek için yoğun çaba harcadığını ve kaynak ayırdığını anlattı.

Türk üniversitelerinin de dünya sıralamalarında yükselmek için çaba sarf ettiğini belirten Akbulut, “Tüm çabalara rağmen üniversitelerimizdeki her öğretim üyesi bu yarışta aynı heyecanı yaşamayabiliyor. Oysaki Türk üniversitelerinin daha üst sıralarda yer alması için tüm öğretim üyelerinin azimle çalışması, makale yayımlaması gerekiyor. Bazı üniversitelerimizde akademisyenlerin yüzde 20-25’inin son 5 yılda hiç makale yayımlamadığını görüyoruz.” dedi.

Akbulut, etki değeri yüksek dergilerde yayımlanan makalelerin sayısının artması halinde Türk üniversitelerinin daha da üst sıralarda yer alacağını ifade ederek, “Bunun için de başarılı akademisyenlerin desteklenmesi, genç akademisyenlerin daha fazla araştırma yapması için motive edilmesi gerekiyor. Üniversitelerimizin Ar-Ge için ayırdığı bütçeyi artırmaları da büyük önem taşıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

YÖKten araştırma üniversitelerinin güçlü bölümlerine kadro desteği

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, ilk kez yürüttükleri çalışma kapsamında, araştırma ve aday araştırma üniversitelerinin sadece “en yüksek performans sergiledikleri alanlarına” olmak üzere 215 yeni akademisyenin atamasının yapılacağını bildirdi.

Saraç, YÖK’ün araştırma ve aday araştırma üniversitelerine ilişkin yürüttüğü çalışmalara ilişkin AA muhabirine açıklama yaptı.

Yeni YÖK olarak ülkenin öncelikli hedefleri ve alanları kapsamında nitelikli bilgi üretmeyi teşvik etmek, araştırmacı doktora sahibi insan sayısını artırmak, disiplinlerarası çalışmaları ve iş birliklerini teşvik etmek, uluslararası iş birliklerini güçlendirmek ve üniversitelerin uluslararası görünürlüğünü artırmak amacıyla Türk yükseköğretiminde bir ilk olan “İhtisaslaşma ve Misyon Farklılaşması Projesi”ni hayata geçirdiklerini hatırlatan Saraç, bu projenin araştırma üniversiteleri ve bölgesel kalkınma odaklı üniversiteler olarak iki kulvarda sürdürüldüğüne dikkati çekti.

Türk yükseköğretim sistemine kazandırdıkları bu süreçlerde yeni bir adım atarak araştırma ve aday araştırma üniversiteleri için ek kadro takviyesinin yapıldığını anımsatan Saraç, yeni çalışmalarında da bu kadroların kullanımı için ilgili üniversitelerin güçlü yönlerinin esas alındığını açıkladı.

Üniversitelerin en iyi performans sergiledikleri çalışma alanları belirlendi

Yekta Saraç, projenin hayata geçirilmesinden sonra YÖK tarafından araştırma ve aday araştırma üniversitelerine her yıl ek kadro desteğinin sağlandığını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Cari usule ilaveten araştırma üniversitelerine verilen bu ek kadrolar, rektörlükçe üniversitelerin çeşitli bölümlerine eşit olarak dağıtılmaktaydı. Bu dağıtımın YÖK’ün projesine olumlu katkısı sınırlı oluyordu. Bunun üzerine başarıyı esas alacak şekilde yeni bir uygulamaya geçilmesi gerektiği düşüncesiyle Yeni YÖK olarak yeni bir uygulamayı hayata geçirdik. Başarılı üniversitelerde başarılı birimlerin öne çıkarılmasını hedefledik. Bu projenin başarıya ulaşmasında veri yönetimine dayalı doğru bir yönlendirmenin öneminin büyük olduğu da dikkate alınarak, araştırma üniversitelerinin uluslararası görünürlüğü önde olan birimleri ve bölümleri, en yüksek performans sergiledikleri çalışma alanları titiz bir çalışma ile belirlendi.”

Belirlenen üst alanlar ve öneri mahiyetinde sunulan alt alanlar çerçevesindeki ilgili ana bilim dallarının öğretim elemanı kadrolarında, 2019 yılında kullanılmak üzere (cari usuldeki kadro atama izinlerine ilaveten) her bir araştırma üniversitesine 15, her bir aday araştırma üniversitesine de 10 adet ilave atama izninin Kurulumuzca yükseköğretim kurumlarına tahsisi teklifimiz Cumhurbaşkanlığı makamınca uygun bulunmuş ve bu politikamız desteklenmiştir. Kendilerine müteşekkiriz.”

“Atama yapılabilecek üst ve alt alanlar belirlenerek kadro tahsisi yapıldı”

Bu çalışmayla birlikte ilk kez, araştırma ve aday araştırma üniversitelerine verilen bu ilave kadrolar için YÖK’ün belirlediği üst alanlar ve öneri mahiyetinde sunduğu alt alanlardaki ilgili ana bilim dallarına atama yapılmasının şart koşulduğunu bildiren Saraç, “Üniversiteler, ilave atama izinlerini yapılan çalışma neticesinde belirlenen en yüksek performans sergiledikleri alanlarda kullanabilecek. Biz çerçeveyi belirledik, üniversiteler de bu çerçeve ile sınırlı olmak üzere ana bilim dallarını belirleyecek.” dedi.

Saraç, bu projeyle araştırma üniversitelerinin desteklenmelerinde ilk defa uluslararası sıralamalardaki yerlerine katkı sağlayan birimlerin merkezi olarak desteklenmesi aşamasına geçildiğini kaydederek, “Belirlediğimiz alanlar aynı zamanda bu üniversitelerin uluslararası sıralamalarda daha fazla varlık gösterdikleri alanlar. Bundan sonraki aşama ise bunun daha alt birimine geçmek, yani başarılı akademisyene değmek. Bütün sistem, başarılı üniversite, başarılı bölümler, başarılı bilim insanları ve başarılı öğrenciler merkeze alınarak, yani yukarıdan aşağıya doğru her düzeyde başarıya esaslı bir yapılanma ile yeniden inşa ediliyor. Sistemi tecrübe ve bilgiye dayalı bir zeminde, başarıyı önceleyerek yeniden kurguluyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Sağlık, fen ve mühendislik bilimleri üst alanlarda ağırlıkta

YÖK tarafından her üniversiteye farklı olacak şekilde belirlenen üst alanlar arasında fizik ve astronomi, yer bilimi, biyokimya, genetik ve moleküler biyoloji, enerji, farmakoloji, toksikoloji ve farmasötikler, bilgisayar bilimi, tarım ve biyolojik bilim, inşaat ve yapısal mühendislik, kontrol ve sistem mühendisliği, endüstri ve imalat mühendisliği, malzeme bilimi, tıp ve sağlık, diş hekimliği, kimya, kimya mühendisliği, psikoloji ve matematik gibi alanlar bulunuyor.

YÖK’ün yeni düzenlemesine göre örneğin Ankara Üniversitesi YÖK tarafından belirlenen sadece “fizik, tıp ve sağlık, çevre bilimi, diş hekimliği ve psikoloji” üst alanları ile önerilen alt alanlarla ilişkilendirilen kadrolara atama yapabilecek.

Üst alanlara ait alt alanlar da öneri mahiyetinde üniversitelere iletildi

Örneğin, İstanbul Teknik Üniversitesi için belirlenen yedi üst alandan biri olan “yer bilimi” alanı için depremler, aerosoller, hava kalitesi, iklim modelleri, flotasyon, uydu görüntüleri alt alanları önerildi.

Boğaziçi Üniversitesi için belirlenen 6 üst alandan biri olan “kontrol ve sistem mühendisliği” için “kontrolörler, karar verme sistemleri, bulanık mantık, çok etmenli (multi-agent) sistemler, robotik, hata tespiti (endüstriyel elektronik), proses izleme”; Gazi Üniversitesi için belirlenen 6 üst alandan biri olan “elektrik elektronik mühendisliği” için “galyum nitrür, ışık yayan diyotlar, yüksek elektron hareketlilik transistörleri, rüzgar enerjisi, elektrik enerjisi iletim ağları, kablosuz sensör ağları, sensör düğümleri” alt alanlar olarak önerildi.

Hacettepe Üniversitesi için belirlenen yedi üst alandan biri olan “tıp ve sağlık” için alt alan olarak “immünoloji, alerji, mikrobiyoloji, nörolojik hastalıklar ve omurga hastalıkları üzerine temel araştırmalar” önerildi.

Saraç, bu yaklaşımın diğer alanların ihmal edildiği anlamına gelmeyeceğini, sistemin bütününü, yani fen-mühendislik, sağlık ve sosyal alanları da desteklediklerini fakat bunu artık üst bir politika ve planlama çerçevesinde yaptıklarını söyledi.

Yekta Saraç, şunları kaydetti:

“Bu atılan son adım ise ülke kalkınmasının yanı sıra üniversitelerin dünya sıralamalarındaki yerinin yükselmesine de katkı sağlayacaktır. Yeni YÖK olarak üniversiteleri birbiriyle yarıştığı bir aşamaya getirdik. Bundan sonraki aşama olarak araştırma üniversitelerinin bölümlerinin ve ana bilim dallarının da birbirleriyle rekabet edeceği ve yarışacağı bir aşamaya geçirmek istiyoruz. Çok üreten ile az üreten tefrik edilmeli. Bu gibi yeni ve yenilikçi girişimlerimiz önümüzdeki günlerde devam edecektir. Bundan sonra başarılı akademisyenlere de değmek istiyoruz.”

Proje kapsamında 11 araştırma, 5 aday araştırma üniversitesi belirlenmişti

YÖK tarafından ilgili paydaş kurum ve kuruluşların da görüşleri dikkate alınarak Ankara, Boğaziçi, Erciyes, Gazi, Gebze Teknik, Hacettepe, İstanbul Teknik, İstanbul, İstanbul Üniversitesi – Cerrahpaşa, İzmir Yüksek Teknoloji ve Orta Doğu Teknik üniversiteleri “araştırma üniversitesi” olarak, Çukurova, Ege, Selçuk, Uludağ ve Yıldız Teknik üniversiteleri de “aday araştırma üniversitesi” olarak belirlenmişti.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

Prof. Dr. Selçuk Şirin: Hayalim Türkiyede her çocuğun evinde kitaplığının olması

Yayınlandı

Yazar :

New York

New York Üniversitesi Eğitim Kültür ve İnsan Gelişimi Fakültesi Uygulamalı Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Şirin, AA muhabirine, 3 ay önce internet sayfası üzerinden başlattığı “1 milyon kitap” projesi hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye’de her sene 1,3 milyon bebeğin doğduğunu ancak bunların sadece 300 bininin evinde bebeklerin beyin gelişimine fayda sağlayacak 0-6 yaş kitapların bulunduğunu vurgulayan Şirin, “Bu aileler de üniversite mezunu, varlıklı, kitapların çocuk beyninin gelişimine etkisini bilen kesimler. Geriye kalan yüzde 80’inin evinde ise kitap yok.” ifadelerini kullandı.

Şirin, bu soruna yıllardır cevap aradığına işaret ederek, “Türkiye’de bir milyon çocuğun evinde kitaplık yok, bu çocuklar kitapla ilk defa okula gittiği gün tanışıyor. Arada 6 yıllık bir makas oluyor, bu açığı daha sonra ne okullar ne de başka bir şey kapatabiliyor. Bu soruna yıllardır cevap aradım. Artık belli bir noktadan sonra dedim ki, ‘sadece araştırma yaparak olmaz, ben sahaya ineceğim’ ve geleceğe miras bırakmak anlamında bu projeye başladım.” diye konuştu.

“Proje, şeffaf şekilde bir şirket tarafından denetleniyor”

“Hayalim, Türkiye’de doğan her çocuğun evinde kitaplığının olması. Bir milyon çocuğun doğduğu gün evinde bir kitaplığının hazır olmasını istiyorum.” diyen Şirin, bunun çok zor bir proje olduğunu ama bir yerden de başlamak gerektiğini söyledi.

Şirin, kitap bulunmayan her ev için bir çözüm üretmeye çalıştıklarına işaret ederek şu ifadeleri kullandı:

“Projeye yaklaşık 3 ay önce başladık. Şu ana kadar her set 6 kitaptan oluşan, yaklaşık 22 bin set kitaplık kurduk. ‘1milyonkitap.com’ sitemizden imkanı olanlar için kitaplarımızı satıyoruz, elde edilen gelirin tamamınını da imkanı olmayanlar için kullanarak, yine siteden kitap isteyenlere ücretsiz olarak dağıtıyoruz. Bu projeden, ben dahil, kimse tek bir kuruş elde etmiyor, bütün proje şeffaf şekilde bir şirket tarafından denetleniyor. Bütün bunları açıklıyorum çünkü Türkiye’de bunlar kıymetli bilgiler.”

“Bir milyon eve 6 milyon kitap dağıtacağız”

İlk üç ayda toplam 150 bin kitap dağıttıklarının altını çizen Şirin, “Bu büyük bir başarı ama yetmez, çok çalışıp hedefimizi tamamlayacağız.” dedi.

Şirin, bu yola yalnız çıktığını, başta arkasında kimsenin olmadığını ancak şu an satış ve dağıtımda çalışan birçok gönüllünün bulunduğunu aktararak şunları söyledi:

“Hayalim bir milyon eve 6 milyon kitap dağıtmak. İnternet sayfamıza gelen herkese şu soruyu soruyoruz; paran varsa sana kitap satalım, paran yoksa sana kitap verelim. İlk 12 bin kişinin ücretsiz kitap setini dağıttık, sırada şu an sitede 50 bin kişi bekliyor. İnşallah yaptığımız satışlar ve yapılan bağışlar ölçüsünde gerisini de tamamlayacağız. Hedefim ilk sene 1 milyon kitap dağıtmak, bu da 160 bin set demek, ama en fazla 5 sene içinde bir milyon çocuğa bir milyon kitap seti dağıtmak istiyorum. Hayalim bu.”

“Ben de bir köy çocuğuyum”

Projeye gelen tepkilerin şu ana kadar çok iyi olduğuna değinen Şirin, “Anadolu’da kitaplarımız dağıtılıyor, özellikle köylerden çok güzel dönüşler alıyoruz. Bu beni çok daha mutlu ediyor. Ben de bir köy çocuğuyum, 18 yaşına kadar köyde büyüdüm, babam bir köy öğretmeniydi. O yüzden o ortamları biliyorum, oralara kadar ulaşmamız beni çok memnun ediyor.” diye konuştu.

Şirin, Amerikan Bilimler Akademisinde komisyon üyesi olarak gelişim psikoloğu olduğunu ve bu alanda yüzlerce çalışmasının bulunduğunu hatırlatarak, “Bildiğim bir gerçek var, o da çocukların beyin gelişiminin yüzde 90’ı ilk 3 yılda tamamlanıyor. Beynin en hızlı geliştiği bu dönemde, çocuklara ulaşmamız lazım.” dedi.

İş adamlarına da seslenen Şirin, “Ticaret yaparken bir sosyal iyilik de yapın. Yani geliriniz, kazancınız yaşam kalitesi olarak sadece sizin hayatınızı değiştirmesin, başkalarının hayatını da değiştirsin.” ifadelerini kullandı.

Okumaya Devam