İletişim : info@mebhaberim.com

Eğitim-Öğretim

Destanın yazıldığı yarımadayı okul bahçesine taşıdılar

Yayınlandı

Konya

Konya’da Hüyük Makbule Durmuş Akkuş Anadolu İmam Hatip Lisesi öğretmen ve öğrencileri, Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı tarihi Gelibolu Yarımadası’nın minyatürünü okul bahçesinde 120 metrekarelik alana yaptı.

Hüyük ilçesindeki okulun öğretmen ve öğrencileri, yaklaşık 5 ay süren çalışmayla, Gelibolu Yarımadası içerisindeki savaş alanları, cephe, mevzi ve diğer önemli noktaların minyatürünü okul bahçesine taşıdı.

Sarsılmaz inanç ve kararlılıkla canını hiçe sayarak vatan savunması yapan Mehmetçik’in destansı mücadelesinin yaşandığı kara parçasının tüm ayrıntılarıyla okul bahçesine işlendiği minyatürde, öğretmenlerinin anlatımıyla öğrenciler, Çanakkale zaferini adeta yerinde yaşıyor.

Tarih şuuru kazandırmayı hedefliyorlar

Okul Müdürü Muhammed Zahid Kalaycı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, okulda 120 öğrencinin eğitim gördüğünü söyledi.

Sportif ve kültürel etkinliklerle öğrencilerinin ufuk ve vizyonuna katkı sağlamayı amaçladıklarını anlatan Kalaycı, şöyle konuştu:

“Okulumuzun tarih öğretmeni Hasan Hüseyin Yargı’nın önderliğinde bahçeye 120 metrekare alanda Çanakkale cephesinin minyatürünü, öğrencilerimizin de desteği ile yaptık. Burada tüm cephelerin birebir aynısını yapmaya çalıştık. Gemiler, şehitlik ve diğer savaş objelerini burada resmettik. Öğrencilerimizin boş vakitlerinde, onların da katkısıyla tarih şuuru ve Çanakkale şehitlerinin bilincini kazandırmak amacıyla çalışma sergiledik. Yaklaşık 5 ayda tamamladık. İlçedeki diğer öğrencilerin de burayı ziyaret ederek, istifade etmesini umuyoruz.”

“Geceli gündüzlü çalışarak tamamladık”

Tarih öğretmeni Hasan Hüseyin Yargı da öğrencilerle Çanakkale Gelibolu Yarımadası minyatürü için uzun mesai harcadıklarını dile getirdi.

Türk tarihindeki zaferleri öğrencilere farklı metotlarla anlatmak için fikir arayışı içinde olduğunu aktaran Yargı, şunları kaydetti:

“Çanakkale Zaferi’nin öğrencilerimize önemini daha etkili bir anlatımla göstermek için savaşın yaşandığı yerin minyatürünü yapmayı planladık. Ekim ayında başladığımız minyatürü geceli gündüzlü çalışarak tamamladık. Çanakkale Gelibolu Yarımadası’nın birebir aynısıdır. Burada öğrencilerimizin hepsinin Çanakkale’ye gidip görmesi mümkün değil. Çanakkale’ye gidemesek de acizane ‘Çanakkale’yi getirelim’ dedik. Öğrencilerimizin orada yaşananları görerek daha da içselleştirmelerini hedefledik. Derslerde anlatılanların kalıcı hale gelmesini sağladık.”

“Tam 3 bin 960 kazık çaktık”

Yargı, yarımadanın gerçekçi görünümü için detaylara son derece önem verdiklerini ifade etti.

Tam 3 bin 960 kazık çaktıklarını aktaran Yargı, “Dur yolcu” yazısı da dahil bir kompozisyon oluşturduklarını anlattı.

Yargı, “Düşman devletleri ve Osmanlı askerlerine yer verdik. Öğrencilerimizin hafızasına, tarihimizi en iyi şekilde nakşetmeye çalışacağız.” ifadelerini kullandı.

“Çanakkale’ye gitmiş gibi hissediyorum”

Okulun 11’inci sınıf öğrencisi Kübra Kemerkaya da yapılan çalışmanın kendisini son derece etkilediğini vurguladı.

Kitaplarda ve derslerde işlenen destansı mücadeleyi, minyatür başında anlatımıyla daha iyi öğrendiğini belirten Kemerkaya, “Çok yararlı olacağını düşünüyorum. Görerek dinlemek daha faydalı oldu. Çanakkale’ye gitmiş gibi hissediyorum. Minyatür olmasına rağmen çok gerçekçi duruyor.” dedi.

Suriye’nin Halep kentinden 4 yıl önce ailesiyle Konya’ya yerleşen öğrencilerden Rua El Humeyda ise Çanakkale’de İslam coğrafyasından çok sayıda şehidin mezarı olduğuna işaret ederek, “Suriyeliyim, bizim de dedelerimiz Çanakkale’de şehit oldu. Şimdi burada eğitim görüyorum. Çanakkale’de düşmana geçit verilmeyen mücadeleyi burada daha iyi öğrendim.” şeklinde konuştu.

Yorum için tıkla

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğitim-Öğretim

Öğrenci affı ile ilgili çalışmamız yok

Yayınlandı

Yazar :

TBMM

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, Milli Eğitim Bakanlığı ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK) ve ÖSYM Başkanlığı ile bağlı kuruluşların 2020 bütçeleri ve 2018 yılına ait kesin hesaplarının görüşüldüğü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, milletvekillerinin sorularını yanıtladı. 

Üniversite kontenjanlarını geniş katılımlı kurulların rasyonel planlamalarıyla belirleyen bir sisteme geçen yıl geçildiğini dile getiren Saraç, böylece tüm üniversite bölümleri ve meslek yüksekokullarında önemli bir doluluk oranı yakaladıklarını söyledi.

Milletvekillerinin dile getirdiği mezun-istihdam ilişkisinin sadece YÖK’ün değil devlet politikası olarak belirlenecek bir husus olduğuna dikkati çeken Saraç, planlamayı yaptıklarını ancak başka desteklerin gerekliliğini vurguladı.

Özel üniversitelerin neden kurulduğu yönünde 3 farklı sorunun sorulduğuna işaret eden Saraç, “Bu üniversiteleri biz kurmuyoruz, yasayla kuruluyor.” ifadesini kullandı.

Saraç, başka bir soruyu yanıtlarken, “Öğrenci affı ile ilgili çalışmamız yok, bu zaten yasama gerektirir. Son af 500 bin kişiyi sisteme soktu. Eğitim sistemi tek bir pastadır, dilimleri kesilmiştir. Eğitimi biz başarıya endeksli bir şekilde kurgulamamız, popülist yaklaşımlarla kurgulamamamız lazım.” dedi.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi’nin kaldırılmasına ilişkin de Saraç, bu konuda içerik itibarıyla hiçbir sorununun bulunmadığını, ancak getirilen her hususun toplumda geniş bir mutabakata zemin teşkil etmesi gerektiğini vurguladı.

Buradaki durumda farklı algılamaların toplumda birtakım ayrışmalara yol açtığını belirten Saraç, “Ama içeriği itibarıyla hiçbir problem yok. Meclisimiz bu konuda Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu kurmuş. Belki bu başlığı taşımak mümkün ama kelimelerin üzerinde birbirimizi kırmamamız, toplumu birbirine düşürmememiz lazım diye düşünüyorum. Ama içerik itibarıyla hiçbir sıkıntımız yok.” diye konuştu.

Yekta Saraç, bir bildiriye imza atmasından ötürü ihraç edilen akademisyenlerle ilgili sorunun, “Barış Akademisyenleri” şeklinde sorulmasını eleştirerek, “Ben de bu metni okudum, metin çok sert, ağır ve suçlayıcı bir husus. Kamuoyunda, Barış Akademisyenleri diye adlandırılan ama toplumun büyük bir kesimini rencide edip yaralayan o metinle ilgili birtakım üniversitelerimiz işlemler tesis etmiştir. İşlem tesis eden neresi? Üniversiteler tesis etmiştir bu işlemleri. YÖK, bizden önce şu şekilde şikayet ediliyordu, ‘Niye üniversitelere bu kadar müdahale ediyor?’ Şimdi ise YÖK şikayet ediliyor, ‘Niye üniversitelere müdahale edilmiyor?’ diye. Bu noktaya gelmemiz gerçekten beni çok mutlu ediyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

MEB öğretmenler arası öykü yarışmasının sonuçlarını açıkladı

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB) düzenlenen “Hasan Ali Yücel Edebiyat Ödülleri Öğretmenler Arası Kısa Öykü Yarışması“nın sonuçları açıklandı. Konusu “Anadolu” olan yarışmada Ankara’dan Müzeyyen Alver birinciliği, Antalya’dan Harun Görücüler ikinciliği, Diyarbakır’dan Işık Okçu üçüncülüğü elde etti.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Twitter hesabından, yarışmada ödül almaya hak kazanan öğretmenlerin isimlerini paylaştı.

Yarışmanın ödül töreninin 23 Kasım Cumartesi MEB Şura Salonu’nda düzenleneceğini bildiren Selçuk, “Hasan Ali Yücel Edebiyat Ödülleri Öğretmenler Arası Kısa Öykü Yarışması’nın sonuçları açıklandı. Bu bir başlangıçtı sevgili öğretmenlerim, durmasın, dilerim kaleminiz su gibi aksın. Ödül töreninde görüşmek üzere.” ifadelerini kullandı.

Konusu “Anadolu” olan yarışmada, Ankara’dan Müzeyyen Alver birinci, Antalya’dan Harun Görücüler ikinci, Diyarbakır’dan Işık Okçu üçüncü oldu.

Jüri özel ödülüne Giresun’dan Adem Çayan layık görülürken, mansiyon ödülleri İstanbul’dan Muhammet Tekiner, Manisa’dan İsmail Kuşen, Sivas’tan Osman Çelik, Erzincan’dan Veli Üstün, Ordu’dan Kadir Girgin ve Hatay’dan Mukadder Bilgili’nin oldu.

Yarışmada birinci olan eser sahibi 10 bin lira, ikinci 5 bin lira, üçüncü 2 bin 500 lira ile ödüllendirilecek. Ayrıca mansiyon ve jüri özel ödüllerini kazanan katılımcılara biner lira verilecek.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

Uluslararası öğrenci sayımız 172 bin oldu

Yayınlandı

Yazar :

TBMM

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Milli Eğitim Bakanlığının 2020 yılına ilişkin bütçesinin görüşmeleri devam ediyor.

Milletvekillerinin talebi üzerine komisyona bilgi veren YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, Plan ve Bütçe Komisyonunda ilk kez sunum yapacağını belirterek, duyduğu memnuniyeti ifade etti.

Türkiye’deki toplam 207 üniversitenin 129’u devlet, 73’ü vakıf ve 5’inin de müstakil meslek yüksekokulu olduğunu anlatan Saraç, öğrenci sayısının 7 milyon 800 bine ulaştığını, öğretim elemanı sayısının ise 168 bin olduğunu aktardı.

Saraç, yükseköğretimdeki kız öğrenci sayısının 3 milyon 700 bin olduğunu belirtti.

HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, Saraç’a “kız” yerine “kadın” demesi konusunda tepki gösterdi. Bunun üzerine Saraç’ın “Hoca olarak amfilerde ‘kızım’ diyoruz, ‘kadınım’ demiyoruz. Onun için biz ‘kız öğrenci’ diyoruz.” ifadelerini kullanması komisyon salonunda gülüşmelere yol açtı.

YÖK Başkanı Saraç, Türkiye’nin yükseköğretim kadın öğretim elemanı sayısının artış gösterdiğini dile getirdi.

YÖK’ün karar alma yöntemleri ve ilgi alanları ile odaklandığı noktaların değişmesine yönelik adımlar attıklarını anlatan Saraç, bu bağlamda bağımsız Kalite Kurulu’nun kurulduğunu anımsattı.

Saraç, diğer taraftan Türkiye’deki üniversitelerin birbirlerine benzedikleri yönündeki eleştirileri de dikkate alarak yükseköğretime çeşitlilik getirmeye yönelik 4 yıl önce başlattıkları iki proje bulunduğunu söyledi.

Yekta Saraç, Anadolu’daki her üniversitenin bölgelerinde İTÜ, ODTÜ gibi eğitim verebileceklerini ifade ederek, “Misyonlar verdik. O verilen misyonlar çerçevesinde de şu an için belki mütevazı ama kamu kaynaklarından bu alanlara has olmak üzere tahsis yapılıyor, yükseköğretim kurumu olarak biz de kadro tahsisi yapıyoruz.” diye konuştu.

“Komisyon üyelerine geniş bir sunum yapalım”

Yükseköğretim sistemini yapısal olarak değiştirebilecek unsurlardan birinin de uluslararasılaşma olduğunu dile getiren Saraç, bu unsurun, ülkenin görünürlüğüne katkı sağladığını, öte yandan nitelik ve kalitenin de uluslararası normlara taşınmasını gerekli kıldığını vurguladı.

Yurt dışından gelen yabancı öğrencilerin uluslararası öğrenci olarak adlandırıldığını belirten Saraç, “Başkan olduğumuzda 48 bin olan uluslararası öğrenci sayımız şu an 172 bin. Avrupa’nın hiç bir ülkesinde bu artış oranı yok.” ifadesini kullandı.

Saraç, uluslararası öğrencilerin, genellikle yakın coğrafya ülkelerinden geldiğini, Türkiye’de Balkanlar, Afrika, Orta Avrupa’dan uluslararası öğrenciler bulunduğunu bildirdi.

İktidar ve muhalefet parti milletvekillerini yaklaşık 2 ay önce YÖK’e davet ettiklerini, bazı milletvekillerinin bu toplantıya katıldığını anlatan Saraç, TBMM Plan ve Komisyonu üyelerini davet ederek, geniş bir sunum yapmak istediklerini dile getirdi.

Saraç, YÖK 100/2000 Doktora Projesi’nin 4 yıl önce başlatıldığını anımsatarak, aralarında robotik, nano teknolojinin de bulunduğu alanlarda doktoralı insan yetiştirmeyi hedeflediklerini ifade etti.

Saraç, “YÖK 100/2000 Doktora Projesi’nde burslandırılan öğrenci sayısı 4 bin 250 kişiye ulaştı. Burslandırılmalarıyla alakalı olumsuz, sıkıntılı tek bir şikayet dahi söz konusu değildir. En iyi üniversitelerimizdeki bu kişilerin asgari ücretin üstünde ülkenin öncelikli alanlarında da eğitimlerini almaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.

Okumaya Devam