İletişim : info@mebhaberim.com

Eğitim-Öğretim

Birbirimizi Anlıyoruz ile okullarda şiddet yüzde 50 azaldı

Yayınlandı

Ankara

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve Bilkent Üniversitesi’nin desteğiyle Prof. Dr. Şule Alan öncülüğünde Türk, Kürt, Suriye uyruklu 8 bin ilkokul öğrencisini kapsayan ve etki ölçümleri bilimsel metotlarla gerçekleştirilen “Birbirimizi Anlıyoruz” projesi ile şiddet olayları yüzde 50, sınıflardaki etnik gruplaşma ise yüzde 30 azaldı.

Floransa’daki Avrupa Üniversitesi Enstitüsü’nde (European University Institute) tam zamanlı, Bilkent Üniversitesi’nde ise yarı zamanlı öğretim görevlisi olan Prof. Dr. Alan ve ekibi, geçen yıl pilot çalışma olarak Şanlıurfa ve Mersin’de, Türk ve sığınmacı ailelerin çocuklarının birlikte eğitim aldığı 80 okulda, 8 bin ilkokul öğrencisi ve 200 öğretmenini kapsayan “Birbirimizi Anlıyoruz” projesini hayata geçirdi.

Proje kapsamında önce başkasının düşünce tarzını anlamayı; empatiyi içeren oyun odaklı aktivitelerin bulunduğu eğitim kitabı hazırlandı.

Projenin etkisini karşılaştırabilmek amacıyla okulların yarısı eğitimden yararlandırılırken geri kalanı buna dahil edilmedi. Öğretmen eğitimlerinin de tamamlanmasıyla aynı sınıfta eğitim alan, Türk, Kürt, Afganistan ve Suriye uyruklu olmak üzere farklı kültür, ülke ve sosyo ekonomik yapıya sahip çocuklar için “birbirini anlamayı” öğrenme dönemi başladı.

MEB, Şanlıurfa ve Mersin İl Milli Eğitim Müdürlüklerinin desteğiyle bir yıl uygulanan proje sonucunda eğitimlere katılan çocuklarda şiddet eğilimlerinin azalması, ön yargıları kırmaya dönük dikkati çekici değişimler gözlendi.

Projenin etkilerini belirlemek amacıyla yürütülen saha araştırmasının sonuçları ve projenin ilerleyişi hakkında AA muhabirine açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Şule Alan, uluslararası yardım kuruluşlarının yürüttüğü projelerin genellikle mülteci çocuklara yardım etme üzerine olduğunu ve daha çok kimliklerin ön plana çıkarıldığını söyledi.

Bu çalışmanın ise çocuklara yardım etme projesi olmadığına değinen Alan, “Öğretmenler için bir yol haritası. Türkiye’deki tüm çocukların etnik grup ayırmaksızın, farklılık gözetmeksizin eğlenceli bir şekilde birbirlerini anlamalarını ve tanımalarını amaçlıyoruz. Böyle bir çalışma şu ana kadar dünyanın hiçbir yerinde yapılmadı. Ölçümleriyle, sonuçlarıyla dünyada ilk kez yapılan bir çalışma.” diye konuştu.

Okullarda “akran şiddeti” yarı yarıya azaldı

“Çocuklara bir yıl boyunca ‘ben olsam ne hissederdim’i öğretmeye çalıştık ve bu yaklaşımın gayet güzel işe yaradığını gördük. İnsanların farklı görünüşte olduğunu ama duygularının aynı olduğunu, söylenmeyen bazı düşüncelerin de anlaşılabileceğini, haksızlık karşısında neler yapılabileceğini anlattık.” diyen Alan, araştırmada okul düzeyindeki akran şiddeti, sınıf düzeyindeki gruplaşma ve etnik ayrışma, empati, birbirine güven konusundaki davranış değişiklerinin incelendiğini kaydetti.

Prof. Dr. Alan, “Proje ile okul düzeyinde akran şiddeti yaklaşık yüzde 50 azaldı. Bunlar çok ciddi, ambulansın geldiği, ailelerin karıştığı şiddet olayları. Sınıf düzeyinde etnik ayrışmada ise yaklaşık yüzde 30 düşüş tespit edildi. Yani bir sınıfta çocukların sadece kendi etnik grubundan çocuklarla yakın arkadaş olmasında çözülme sağlandı. Eğitimlerle Türk çocukların Suriyeli çocuklardan da kendilerine en yakın arkadaşı seçtikleri, bir arada olmayı benimsedikleri belirlendi.” ifadelerini kullandı.

Birbirlerine güven duyguları yüzde 20 arttı

Öğrencilerin birbirlerine hediyeler yolladıkları bir oyun aracılığıyla birbirlerine olan güven duygularını ölçtüklerini ve çocuk bazında çok olumlu sonuçlar elde ettiklerini anlatan Alan, şunları kaydetti:

“Çocuklar için hediye o kadar önemli ki sadece gerçekten güveniyorsa hediyesini verir. Esasında okullarımızın da yer aldığı dezavantajlı bölgelerde birbirine güven çok azdır ama araştırmada empati eğitimi alan çocukların birbirlerine güven duygularının yüzde 20 arttığını saptadık. Güven konusunda bu kadar olumlu sonuçlar çıkacağını biz de beklemiyorduk. Bu, çok umut verici. Çocuklar, Türk, Kürt, Suriye uyruklu diye ayırt etmeden birbirlerine aynı şekilde güvenlerini artırmayı başardı. Ülke genelinde düşündüğünüzde güven faktörü birçok unsurun temeli.”

“Türkiye genelinde yaygınlaştırılacak noktaya geldi”

Bu proje ve sonuçlarının uluslararası üniversiteler, Dünya Bankası ve Avrupa Yatırım Bankası ile paylaşılacağının altını çizen Alan, “Elde ettiğimiz bu olumlu sonuçlarla proje artık Türkiye genelinde yaygınlaştırılabilecek noktaya geldi. Tüm okullarda tabana yayılması için çalışacağız.” dedi.

Bu sonuçların ilerleyen dönemde daha da gelişeceğinin altını çizen Alan, “Çocukların çoğu Türkiye’ye 2011’de geldi, bazıları da burada doğdu. Gözünü açıp burayı gördüler. Cumhuriyet Bayramı’nda Nene Hatun şiirini okuyorlar, İstiklal Marşı’mızı bizim gibi söylüyorlar. Yani bizim çocuklarımız aslında. Bunu nasıl avantaja çevirebiliriz diye düşünmemiz, onları eğitmemiz çok önemli.” değerlendirmesinde bulundu.

Yorum için tıkla

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğitim-Öğretim

Milli Eğitim Bakanı Selçuktan yarıyıl tatiline ilişkin videolu paylaşım

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Instagram hesabı üzerinden, yarın başlayacak yarıyıl tatiline ilişkin görüntülü mesaj paylaştı.

Videoda, çocuklar ve gençlere seslenerek, bir ricada bulunmak istediğini belirten Selçuk, “Lütfen, tatilde evlere, odalarınıza kapanmayın. Hayat çok güzel, çok anlamlı ve çok derin bir kitap. Yeni şeyler keşfedin, yeni insanlar tanıyın, yeni yerlere gidin, dinlemediğiniz şarkılar dinleyin, daha önce yaslanmadığınız ağaçlara yaslanın, dokunmadığınız toprağa dokunun, insan okuduğuyla zenginleşir. Bu tatilde ve fırsat bulduğunuz tüm zamanlarda yaşamın sonsuz hazinesinden faydalanın. İyi tatiller olsun.” değerlendirmesini yaptı.

Milli Eğitim Bakanı Selçuk’tan yarıyıl tatiline ilişkin videolu paylaşım

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

MEBden 1 milyon meslek lisesi öğrencisine yazılım eğitimi

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve Teknoloji Grubu (BTG) arasında 5 yıl süreli iş birliği protokolü imzalandı. 

Protokolle yazılım geliştirme programı Embarcadero Delphi’nin, Bakanlığa bağlı 1600’den fazla mesleki ve teknik okuldaki bir milyon öğrenciye ücretsiz erişimi sağlanacak.

MEB Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Kemal Varın Numanoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, mesleki eğitimde öğrencilerin ulusal ve uluslararası platformda iş piyasasının ihtiyaç duyduğu en ileri düzeyde becerilere sahip olarak yetişmesini ve tüm eğitim süreçlerinin sektörle yakın iş birliği içerisinde yürütülmesini önemsediklerini ifade etti.

Bu çerçevede çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Numanoğlu, dünyanın dijitalleştiğini ve yazılım sektörünün öneminin sürekli arttığını dile getirdi.

Bu sektörde her geçen gün yeni ve farklı iş imkanları doğduğunu söyleyen Numanoğlu, bilişim teknolojilerine hakim ve çağı yakalayabilen öğrenciler yetiştirmek istediklerini belirtti.

Bu kapsamda, BTG Genel Müdürü Sefa Akbaş ve BTG Şirket Kurucusu Yücel Tepeköy katılımıyla Bakanlık ve BTG arasında protokol imzaladıklarını aktaran Numanoğlu, “Protokolle öğrencilerimizi Embarcadero Delphi yazılımıyla tanıştıracağız. Öğrencilere sağlanan bu teknoloji desteğiyle meslek eğitimde kalitenin artırılmasına dair önemli bir katkı sağlanmış olacak.” diye konuştu.

Numanoğlu, derslerde modern uygulama geliştirme teknolojilerinin öğretilmesiyle eğitimde büyük yenilik sağlanacağını söyledi.

Numanoğlu, protokolle öncelikli olarak mesleki ve teknik Anadolu liselerinin bilişim teknolojileri, biyomedikal cihaz teknolojileri, elektrik-elektronik teknolojisi, endüstriyel otomasyon teknolojileri ve yenilenebilir enerji teknolojileri alanlarında okul bilgisayar laboratuvarlarına Embarcadero Delphi yazılımı kurulacağını ve bu alanlarda öğrencilerin bilgisayar yazılımları konusunda beceri seviyeleri yükseltilerek, bu alandaki yeterliklerinin arttırılacağını ifade etti.

BTG’nin protokolle yazılımların okullarda kurulumunu sağlamanın dışında öğretmenlere Delphi yazılımıyla ilgili eğitimler vereceğini söyleyen Numanoğlu, “Öğrenciler için ulusal yarışmalar düzenleyerek burs imkanı sunulacak. Protokolle ayrıca sektörel etkinliklerde öğrencilere de yer vererek, yazılım dünyasına yeni yetenekler kazandırılması hedefleniyor.” değerlendirmesinde bulundu. 

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

Yapay zeka mühendisliği için TUSAŞ/TAIden eğitim desteği

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

 Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Haluk Özen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, tıptan hukuka, istihbarattan savunma sanayisine kadar birçok alanda kullanılan yapay zekanın öneminin her geçen gün arttığını vurguladı.

Özen, Türkiye’de ilk olarak bu akademik dönemde başlatılan Hacettepe Üniversitesindeki Yapay Zeka Mühendisliği Lisans Programı’na 2019 yerleştirme puanına göre öğrenci alındığını anımsattı.

Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisinin, yaklaşık 1,5 ay önce, son 10 yılda Türkiye’deki tüm üniversitelerin yapay zeka konusundaki yayınlarını çıkardığını anlatan Özen, “Hacettepe, son 10 yılda Türkiye’deki bütün üniversitelerin arasında yapay zeka konusunda en çok çalışma yapan üniversite olarak belirlendi.” diye konuştu.

Dünyada hiçbir şeyin tesadüfen olmadığını belirten Özen, yapay zeka mühendisliği konusunda Hacettepe Üniversitesinin önünü açan Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç’a da teşekkür etti.

Prof. Dr. Özen, yeni açıldığından bu bölüme girecek öğrencilerin hangi dilimi kapsayacağını tam öngöremediklerini ifade ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Tahminlerimiz vardı ama tam olarak bilemiyorduk. ÖSYM, son 15 yılda yaklaşık 1,5-2 milyon çocuğun en çok tercih ettiği 100 bölümün hangisi olduğuna ilişkin araştırma yaptı. Hacettepe Üniversitesinin Türkçe tıp, İngilizce tıp, diş hekimliği, bilgisayar mühendisliği, yapay zeka mühendisliği ve elektrik-elektronik mühendisliği sıralamada yer aldı. İlk kez bu yıl açılan yapay zeka mühendisliği bölümüne öğrencilerin hangi dilimden girdiği bu listeden anlaşılıyor. Yapay zeka mühendisliği için öğrencilerin yer aldığı dilim, bilgisayar ile elektrik-elektronik mühendisliği arasında oldu.”

Tıp Fakültesi Yıllık Akademik Kuruluna katıldığını anlatan Özen, “Müfredatımıza, bilgisayar mühendisliği ve yapay zeka bölümünden dersler alınacak, bununla ilgili paneller yapılacak. Ayrıca YÖK’e bu alanda lisans üstü çalışmalara olanak verecek programlar sunuldu. Yapay zeka bölümünün içinde de özellikle sağlık alanıyla ilgilenen bilim insanları ayrışarak özelleşme yolunda ilerliyor.” diye konuştu.

“Bugün için doktorun yerine geçmesi söz konusu değil”

Özen, yapay zekanın radyoloji, patoloji gibi alanlarda kullanılmaya başlandığına işaret ederek, “Ama bu ‘Artık doktor patoloji sonuçlarına bakmasın, yapay zeka yapsın.’ demek değildir. Yapay zekanın, en azından bugün için doktorun yerine geçmesi söz konusu değil. İşlevi ancak hekimin hatasını azaltarak insana hizmetin niteliğini artırmak, hekime yardımcı olmaktır.” dedi.

Robotik cerrahinin kullanıldığı ameliyatları da yine hekimlerin gerçekleştirdiğini vurgulayan Özen, ancak robotla bir elin 360 derece dönebilecek şekilde kullanılarak daha nitelikli uygulama yapılabilme şansının yakalandığını söyledi.

“Karşılıklı anlaşmalar imzalamanın da zamanı geldi”

Prof. Dr. Özen, yapay zeka mühendisliğinde eğitimciler için TUSAŞ/TAI ile görüşmeler yaptıklarını anlatarak, “Bizim yerli ve milli uçak, helikopterlerimizi yapacaklar. Sayın (TUSAŞ Genel Müdürü) Temel Kotil ilk dersi üniversitemize gelerek verdi. Yapay zeka bölümündeki öğrencilerimize, tüm öğrenimleri boyunca, bizim Teknokent’teki ofislerinde çalışmak kaydıyla 1. sınıftan itibaren burs verildi.” diye konuştu.

ASELSAN’ın sağlıkta yerli tıbbi cihaz üretimi için harekete geçtiğini anımsatan Özen, sözlerine şöyle devam etti:

“Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli dış finansman açığını, sağlıkta yapılan ithalat oluşturuyor. Bu nedenle yerli aşı, ilaç ve tıbbi cihaz üretimi, yerli uçak üretimi kadar stratejik alanlardır Türkiye Cumhuriyeti adına. Devlet üniversitesi olarak, bizler de bu alanlarda çalışmak, üretmek ve bunun ülkemizde yapılabilmesi için altyapıyı oluşturmakla yükümlüyüz. ASELSAN ve HAVELSAN ile daha önce de iş birliği yapıyorduk ama bugünden sonra iş birliğinin içine artık yapay zeka mühendisliği de girdi.

Açılış dersinde Doç. Dr. Temel Kotil, ‘TUSAŞ/TAI olarak bizim daha 10 bin nitelikli mühendise ihtiyacımız var.’ dedi. Bu gerçekten çok büyük bir proje. Bu yatırımların meyveleri kısa vadede alınmayabilir ama yarın meyvelerin alınacağının habercisidir.”

Yapay zeka mühendisliği bölümünde okuyan öğrencilerin eğitimlerinin bir kısmını bu alanda öne çıkan yurt dışındaki üniversitelerde gerçekleştirmesi için iş birliği çalışması yapılacağını belirten Özen, “O konuda karşılıklı anlaşmalar imzalamanın da zamanı geldi.” açıklamasında bulundu.

Okumaya Devam