İletişim : info@mebhaberim.com

Eğitim-Öğretim

Bakan Selçuk: Sertifikaların bizim sistemimiz içinde değer bulmasını istiyoruz

Yayınlandı

Ankara

Bakan Ziya Selçuk, MEB Başöğretmen Salonu’ndaki, Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü ile CISCO Network Akademi iş birliğinde düzenlenen “Akıllı Teknolojiler ve Yazılım Geliştirme Mesleki Gelişim Programı Sertifika Töreni”ne katıldı.

Göreve başladığı ilk hafta Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) veriye dayalı yönetim, yapay zeka ve diğer dijital becerilerle çok yakından ilgileneceğini ve bütün sistemin buna evrileceğini söylediğini anımsatan Selçuk, bunun hayata geçiyor olmasının, öğretmen ve öğrencilerin becerilerine yönelik bir takım sertifikalara dönüşmesinin ne yapmak istediklerini gösteren somut bir kanıt olduğuna işaret etti.

Selçuk, bu çalışmaların gelişerek, derinleşerek devam edeceğini, öğretmenler ve dolayısıyla öğrencilerin becerilerinin yeni çağın becerileriyle eşleşmesi noktasında kararlı olduklarını vurguladı.

Bu tip kurslar ve sertifika programlarıyla öğretmenlerin becerisinin artmasını çok önemsediklerini belirten Selçuk, şöyle konuştu:

“Salgın döneminden hep problem olarak bahsediyoruz ama bir taraftan da bazı kazanımlara yol açtığını da söylemek mümkün. Çünkü salgın sürecinde öğretmenlerimizin dijital becerilerinde inanılmaz bir artış oldu. Yüz binlerce saat eğitim alındı ve sürekli sürdürülebilir bir eğitim yaklaşımının hayata geçmesi söz konusu oldu. Eskiden yıllık 20-30 binlerde düşündüğümüz öğretmen eğitimi çerçevesi artık 500, 600, 700 bine, 1 milyona çıktı. Yani bunu yapabiliyoruz ve tam da bu araçlar vasıtasıyla yapabiliyoruz. O yüzden bu çalışmalar bizim değişime olan inancımızı ve zamanın ruhuna olan saygımızı gösteriyor.”

Sertifikaların lisede kredilendirilmesine ilişkin alt yapı oluşturuluyor

Bakan Selçuk, Bakanlık olarak ulusal ve uluslararası akredite sertifikalarını çok önemsediklerini, öğretmenlerin dünya penceresiyle bir arada olmasını, öğrencilerin dünyanın her yerinden sertifikalar almasını istediklerini belirterek, “Bu sertifikaların da bizim sistemimiz içinde değer bulmasını istiyoruz. Yani ‘ben şu sertifikayı aldım, akredite bir sertifika. Bu sertifikanın okuduğum lisede kredilendirilmesini istiyorum’ diyebilmesi için bir alt yapı oluşturuyoruz.” diye konuştu.

Bu çalışmayı aslında çoktan hayata geçirmeyi planladıklarını, salgın süreci sebebiyle süreçteki önceliklerin biraz farklılaştığını anlatan Selçuk, “On binlerce öğretmenimizin aldığı bu eğitim son derece önemli ama daha önemlisi bu eğitimi alan öğretmenlerimizin öğrencilere ulaşarak eğitici eğitimleri vasıtasıyla pencereyi genişletmesi.” ifadelerini kullandı.

Törene canlı bağlantıyla katılanlar arasında Aksaray, Konya, Adana, İstanbul gibi illerden sertifika almaya hak kazanan öğrenci ve öğretmenlerin bulunduğuna değinen Selçuk, öğretmenlerin yanı sıra böyle bir dönemde böyle uzun bir eğitime katılarak sertifika alan öğrencilere de ayrı bir saygı duyduğunu vurguladı.

Lise öğrencilerinin dünyada geçerli olan bu akredite sertifikaları almasının onların geleceği açısından da önemine işaret eden Selçuk, bunu geleceğe yatırım olarak değerlendirdiklerini, geleceği tasarlama ve inşa etme konusunda da bütün sistemin öğretmenlerin omuzunda yükseldiğini söyledi.

Bakan Selçuk, öğretmenlerin bu çalışmaları bir ülke ödevi, millete hizmet olarak görmelerinin önemine vurgu yaparak, “Öğretmenlerimizle beraber bu heyecanla, hevesle, yaklaşımla biz çok işler başarırız.” dedi.

Çalışmalarda emeği geçenlere teşekkürlerini ileten Selçuk, “Onların sayesinde bu eğitimler bu binada kalmıyor, bu ülkenin kılcal damarlarına ulaşıyor. Şehirlerde, ilçelerdeki okullarda öğretmenlerimizle, öğrencilerimizle buluşuyor ve onların hayatları değişiyor. Bunu çok önemsiyorum. Bunun yüz binlercesi daha olacak, çok yeni eğitimler, farklı çalışmalar geliyor.” açıklamasını yaptı.

Selçuk, veri yönetimi, dijital beceriler gibi konuların takibinde olduklarını, bu iş birliklerini bundan sonra da devam ettireceklerini aktararak, şunları kaydetti:

“Öğretmenlerimizin eğitim, beceri seviyesi bizim bütün eğitim sistemimizin beceri seviyesiyle doğrudan doğruya alakalı. O yüzden de öğretmen eğitimi diyoruz. Öğretmenlerimizin yetkinlikleri belli bir seviyeye geldiğinde çocuklar zaten gelecekler. Bundan dolayı çocuklarımızın iyiliği öğretmenlerimizin iyiliğinden geçiyor. Öğretmenlerimizin beslenmesi, itibarının yükseltilmesi, öğretmenlerimize katkı sağlamak birinci vazifemiz ki asıl mesele öğrencilere yönelik olarak katkı sağlamak. Bütün bunları da hep beraber başaracağız.”

Sertifika programı eğitimlerine yaklaşık 30 bin öğretmen katıldı

Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Adnan Boyacı da konuşmasında, “güçlü öğretmen, güçlü gelecek” sloganıyla öğretmenlere 21. yüzyıl becerilerinin kazandırılması amacıyla 14 Ocak’ta başlayan bu çalışmalarda birinci aşama eğitimlerin tamamlandığını anlattı.

Bu eğitimlerin MEB bünyesinde bu büyüklükte ve uluslararası düzeyde yapılmış ilk program olma özelliğini taşıdığını belirten Boyacı, “Uluslararası akredite sertifika programı eğitimlerine yaklaşık 30 bin öğretmenimiz katıldı. Dört temel alanımız vardı; nesnelerin interneti, Python, siber güvenlik ve ağ yönetimi.” bilgisini paylaştı.

Eğitimlerin amacının öğretmenleri teknolojik yönden güçlendirerek öğrencilere ulaşmak olduğunu anlatan Boyacı, ayrıca Python eğitici eğitimlerine katılan öğretmenler tarafından, ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören ve ilgili genel müdürlükler tarafından başvuruları alınarak belirlenen öğrencilere uzaktan eğitim sistemi üzerinden canlı olarak Python eğitimlerinin verildiğini ifade etti.

CISCO Network Akademi Genel Müdürü Didem Duru ise öğretmenlere bu desteği vermekten büyük mutluluk duyduklarını belirtti.

Pandemi ile hayatın her alanına dijitalin hakim olduğuna, yapay zeka gibi gelişmekte olan teknolojilerin yeni dönemde daha da hız kazanacağına işaret eden Duru, sertifikalarla öğretmen ve öğrencilerin bu alanlardaki yetkinliklerini artırmayı hedeflediklerini aktardı.

Törende sertifika almaya hak kazanan bazı öğretmen ve öğrenciler de yapılan canlı bağlantıyla konuşmalarını gerçekleştirdi.

Konuşmaların ardından eğitim sonucunda programı başarıyla tamamlayarak uluslararası akredite sertifika almaya hak kazanan 13 bin 987 öğretmen ve 1235 öğrenciye sertifikaları Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk tarafından çevrimiçi bağlantıyla sembolik olarak takdim edildi.

Bütün öğretmen ve öğrencileri kutlayan Selçuk, bu sertifikaları bir gurur abidesi olarak gördüğünü vurguladı. Bakan Selçuk, bütün öğretmenlerin benzeri sertifikaları alması, var olan sertifikalara da yenilerinin eklenmesi temennisinde bulundu. 

Yorum için tıkla

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğitim-Öğretim

Milli Eğitim Bakanı Selçuk: Mesleki eğitimde şehre özgü model üzerinde çalışıyoruz

Yayınlandı

Yazar :

İstanbul

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Giresun’da gerçekleştirdiği ziyaretler kapsamında, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Başkanı Muhiddin Gülal’ın da katılımıyla basın mensuplarıyla bir araya gelerek değerlendirmelerde bulundu.

Demokrasiyle ilişkilendirilmemiş, ekonomiyle bağlantısı bulunmayan bir eğitimin her zaman içe kapalı ve üretimden kopuk olduğunu belirten Selçuk, bu nedenle eğitimin her zaman çağın ve günün becerilerini dikkate alan, bu becerileri kazandırmak için de hem milli hem de evrensel eksende insan yetiştirme hedeflerini gözeten bir kurum olması gerektiğini söyledi.

Selçuk, Türkiye’de meslek lisesindeki beceri setleri ile sanayi ve hizmet sektörünün ihtiyaç duyduğu beceri setlerinin örtüşmesini hedeflediklerini vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Bu yüzden de 50’nin üstündeki sektörle birebir toplantılar yapıp, uzun süreli çalışmalar yapıp, ‘Sanayi ve hizmet sektöründe becerilerin yenilenmesine ilişkin neye ihtiyacınız varsa bizim müfredatımız odur. Öğretim programlarımız buna uyum sağlar. Çünkü bizim mezunlarımızın sizin üretimde beklediğiniz niteliklerle yüzde 100 örtüşmesi ana hedefimiz.’ dedik. Bu gerçekleşti ve sektör temsilcileri kendi dijital altyapıları, otomasyon yapıları ve uluslararası birtakım standartları gözeterek… Örneğin, ayakkabıcılık sektörü, robotik alan, otomasyon alanı, turizm alanı, hangi alan olursa olsun her birisinin ihtiyacı olan beceri havuzu ortaya konuldu ve ‘Biz bunları ders olarak istiyoruz.’ denildi. Bu sağlandı ve bunun ötesinde de ustabaşılarının derse girebilmesinin önü açıldı. Fabrikaların içine okul açılabilmesiyle ilgili bir mevzuat düzenlemesi yapıldı.”

Mesleki eğitimdeki üretimden elde edilen gelirde yüzde 15 Hazine kesintisi varken bunun yüzde 1’e indiğini anımsatan Selçuk, bu sayede meslek liselerinde üretim patlaması yaşandığını söyledi.

Fabrika ve otel içerisinde okul

Ziya Selçuk, uzun yıllardır sanayide ve hizmet sektöründe makine parkı, dijital altyapı ve iletişim altyapısının dijitalleştiğini belirterek, otomasyonun da çok arttığına işaret etti.

Okullardaki makine parkı, araç-gereçler, öğretmen nitelikleri, müfredat içerikleri ve benzeri birçok hususun mevcut gelişmelere paralel yenilenme ihtiyacı olduğunu aktaran Selçuk, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Biz şu anda bir şekilde yapabildiğimizi okullarda yapıyoruz, yapamadığımız hususlarda da özel sektörün imkanlarını değerlendiriyoruz. ‘Bir otelin içerisinde okul kuralım. Zaten çalışma alanı orası, müşteri orada, orada öğrensinler ve orası okul olsun.’ dedik. Turizm Bakanlığımızla iki yıl içerisinde 200 civarında bir okul açacağız, şu anda 50 civarında okulumuz var. Bunların hepsi iş öncelikli, iş garantili okullar… Tabii bu arada ekonomide, üretimdeki gelişmeleri dikkate alan bir eğitim yaklaşımı… Örneğin, savunma sanayimiz dünyada öncü noktada. O zaman savunma sanayisinin teknisyen altyapısını yetiştirmek gerekiyor. O zaman ASELSAN’ın içine okul açıyoruz. Gebze’de organize sanayi bölgesine ya da İstanbul Teknik Üniversitesi’nin teknoparkının içine lise açtık ve bunlar Türkiye’de ilk kez yüzde 1’lik dilimden öğrenci alıyor.”

Selçuk, elektrikli otomobil lisesi açtıklarını anımsatarak, buna benzer neye ihtiyaç varsa artık okulun ve eğitimin o olduğunu söyledi.

Türkiye’de özel sektörün meslek eğitim merkezi açabilme iznini aldığını belirten Selçuk, “Meslek eğitim merkezi, çıraklık eğitimi demek. Mesela, Almanya’da mesleki eğitimin yüzde 85’i özel sektörün elindedir. Bizde meslek okullarının yüzde 5’i özel sektörle ilgili. Bu niye önemli? Çünkü özel sektör zaten fabrikasına, makine parkına yatırım yapıyor, güncelliyor kendini. Hazır orada imkan varken, o zaman okul orası, eğitim ortamı orası olsun, orayla beraber çalışalım. Makine parkını okula kurmak yerine orada hazır olanı kullanalım, beraber çalışalım ve ustabaşıları da derse girsin. Bunun yasal ve uygulama altyapısı hazır.” diye konuştu.

Selçuk, meslek eğitim merkezlerinden mezun olanların yüzde 88’inin istihdam edildiğine dikkati çekerek, bu kapsamda çıraklık eğitimine başvuran öğrenci sayısında da önemli bir artış yaşandığını kaydetti. 

Üretimin gerektirdiği beceri setine yönelik eğitim

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, meslek eğitim merkezini bitirenlerin lise mezunu sayıldığını, orada zaten derslerin verildiğini söyledi.

Eskiden, “Ben lise okuyacağım, bir de çıraklık-kalfalık bitireceğim, herkes 4 sene okurken ben niye daha fazla yıl kaybedeyim?” sorununun yaşandığını ifade eden Selçuk, “Bunu çözdük ve artık çıraklığı bitiren, kalfalığı bitiren lise mezunu sayılıyor. Erkeklerin askerlikle ilgili yaşadığı güçlükler vardı meslek okullarında. Üniversite okumuyorlarsa mezun olduktan iki yıl sonra askere gitmek zorundaydılar. Milli Savunma Bakanımızın da desteğiyle bu güçlükler ortadan kaldırıldı. Okul sonrası tecil de 2 yıldan 6 yıla çıkarıldı. Meslek lisesi mezunlarının ön lisans okuması halinde yedek astsubay olabilmesi için de bir kanun çıkartıldı.” dedi.

Selçuk, bütün bunların üretimin gerektirdiği beceri setine yönelik bir eğitim anlayışıyla yapıldığını, aksi takdirde okulların sanayinin beklentilerini karşılamama durumunun ortaya çıktığını kaydetti.

Bu kapsamda bir ekosistem kurduklarından bahseden Selçuk, şöyle devam etti:

“Ar-Ge kısmı, okul kısmı, üretim kısmı… Bunun İstanbul’da ekosistemini kurduk. İstanbul’a plastik sanayisiyle ilgili sektörün öncülüğünde bir mükemmelliyet merkezi kurduk. Okulunu kurduk, yanında fabrikası var. Böylece daha lisedeyken daha ileri uygulamalar yapabilme konusu gündeme geldi. Meslek liselerinin önünü açabilmek için Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’yle (TOBB) ortak bir çalışma yaptık ve organize sanayi bölgelerinin içinde ya da dışındaki yüzlerce okulun hamiliğini üstlendiler. Yani birebir artık okulun yönetimi sadece öğretmenler tarafından yapılmayacak, iş dünyasının temsilcileri de yönetim kurulunda olacak ve ihtiyaçları birlikte değerlendirecekler. Okulun gidişatını, dersini, içeriğini birlikte değerlendirip sektörün ihtiyacı neyse ona göre düzenleyecekler. Şöyle de bir şey getirdik; bu liselerin okul yöneticileri teknik alandan olmak zorunda. Çünkü daha önce önemli bir kısmı sosyal bilimler alanındandı ve kimileri konuya hakim değildi. Kişinin yetkinliğinden dolayı orada müdür olması konusunda bir istişare de söz konusu.”

Şehre özgü okullar

Ziya Selçuk, her ülkenin mesleki eğitim modelinin kendine özgü olduğunu, mesleki eğitimin milli gelire bakarak yapılandırıldığını söyledi.

Meslek liseleri ve bulundukları şehirlerde yapılan üretimin örtüşme oranının yüzde 20’ler civarında olduğunu belirten Selçuk, “Şimdi biz tüm ekibimizle bu bağlantıyı kuruyoruz. Şehrin ihtiyaçlarını ve buradaki üretimi dikkate alan bir model bu.” dedi.

Selçuk, savunma sanayi lisesi kurarken, “bu alanda mühendisimiz çok ama teknisyenimiz yok” düşüncesiyle hareket ettiklerini, hangi alanda ileri gidiliyorsa oraya yönelik eksikleri gideren bir altyapı kurduklarını anlattı.

Eğitimde şehre özgü okul modeline yönelik örnekler de veren Selçuk, “Konya’da tarımla ilgili büyük bir üretim var. Orada üniversitenin içine dünyanın en gelişmiş tarım teknolojilerini içeren bir tarım lisesi açtık, dünyadaki tarım liselerine bakıp. Diyelim bir ineğin DNA’sına bakmak, gebelik testi yapmak, birtakım Ar-Ge çalışmaları yapmak… Bütün bunlarla ilgili gördüğümüz manzara şuydu; Tokat’ta ve Konya’da tarımla ilgili, Tokat’taki üniversitenin kampüsünün içine, son derece modern laboratuvarların olduğu, lise öğrencisinin bir Ar-Ge ortamını rahatlıkla görebildiği liselerden bahsediyoruz. Bu şehre özgü bir şey… Oralarda tarımın ilerlemesi, yükselmesiyle ilgili bir durum.” şeklinde konuştu.

Selçuk, salgın döneminde meslek liselerinin kısa sürede dijital solunum cihazı, maske ve siperlik üretimi gerçekleştirdiğini, bunun onların üretim kapasitesinin olduğunu gösterdiğini ifade etti.

Meslek liselerinin, üretimin alanlarına dönüştürülmesi gerektiğini vurgulayan Selçuk, bunun sadece kitaptan okuyarak yapılamayacağına işaret etti.

“Mesleki eğitim konusunda en çok öğretmen eğitimi yapan ülkeyiz”

Bakan Selçuk, Türkiye’de ahşap oyuncak konusunda ciddi bir ithalatın olduğunu gözlemlediklerini, bu kapsamda yerli ahşap oyuncak sektörünün oluşmasına öncülük ettiklerini belirterek, “Dedik ki ‘Bizde ahşap var ama okulu yok. Hemen 4 yerde okul açtık. ‘Biz bunu burada üretiriz ve kendimize özgü tasarımlar yaparız.’ dedik. Bunu da yaptık, şimdi artık ihracata başlıyoruz.” dedi.

Faydalı model ve patent konusunda ciddi manada eğitim verdiklerini ifade eden Selçuk, meslek okullarındaki öğretmenlerin tamamının kendi alanlarındaki sektör temsilcileri tarafından eğitime alındığını söyledi.

Selçuk, “Bir taraftan Cumhuriyet tarihinin ve aynı zamanda bugünkü dünyadaki dijital beceri eğitim ve bu mesleki eğitim konusunda en çok öğretmen eğitimi yapan ülke olduk. Bunu da uluslararası kuruluşlar söylüyor. İşte bu hafta mesela EBA eğitim alanındaki dünyadaki bütün siteler içerisinde birinci sıraya yükseldi. Daha da ilerleyeceğiz, açık ara fark olacak.” diye konuştu.

Öğrencilere hayatın ve sektörün ihtiyacı olan eğitimin verilmemesi halinde istihdamla ilgili bir tıkanıklık oluştuğuna işaret eden Selçuk, konuşmasını şöyle tamamladı:

“(Meslek Liseleri) Buradan mezun olan yüz binlerce insan sürekli işsiz kalınca kültür burada bir kırılma yaşıyor. Diyor ki, ‘Artık bunlar işe giremiyor, dolayısıyla meslek lisesi işe yaramaz.’ Bu kültürü dönüştürmenin yolu da kırıldığı yerden başlamak. ‘Siz buradan mezun olduğunuzda iş önceliğiniz olacak’ denildiğinde kültür değişiveriyor birden. Türkiye’de şu an itibarıyla 332 bağımsız ve 295 meslek lisesi bünyesinde toplam 627 okul ve kurumda mesleki eğitim programımız var. Bizim eğitim ve ekonomi dememizin sebebi bu. Demokrasi dememizin sebebi… Bütün bu 1.000 okulu bir demokratikleştirme projesi aynı zamanda. Bu okullarımıza dijital tasarım beceri atölyelerini koyma, bahçesine spor merkezlerini koyma… Çocuğun yaşam sahnesini dönüştürmek istiyoruz ve onları büyük yazarlarla, müzisyenlerle buluşturmak, yani kültürel olarak bir dönüşümü de tetiklemek istiyoruz. Onun ötesinde de tabii bu bir fırsat adaleti sağlıyor. Mesela 8 bin 200 civarında tasarım beceri atölyesi açtık bir senede. Bunların tamamını sosyoekonomik olarak daha düşük seviyedeki bölgelerimize açtık. Niye? Baz oluşturmak için yaptık.”

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

KPSS ön lisans oturumu yapıldı

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezince (ÖSYM) Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) Ön Lisans oturumu yapıldı.

Sınav, Türkiye‘de 81 ilde ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti‘nin (KKTC) başkenti Lefkoşa’da düzenlendi.

Saat 10.15’te başlayan sınavda, adaylara genel yetenek ve genel kültür testlerinden toplam 120 soruyu yanıtlamaları için 130 dakika süre verildi. 

KPSS ön lisans sonuçları 26 Kasım’da açıklanacak.

Koronavirüs önlemleri

Sınavda yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına karşı tedbirler alınıyor. Bu kapsamda, sınav binaları ve salonları, sınavdan önce detaylı temizlik yapılarak dezenfekte edildi.

Koronavirüs önlemleri kapsamında adaylara ve görevlilere sınav binası girişlerinde maske ve dezenfektan dağıtıldı. İsteyen adaylar ve görevliler kendi dezenfektanları, maske ve siperlikleriyle sınava girdi.

Sınav görevlileri ile adayların Kovid-19 durumları HES kodu aracılığıyla takip edilerek önlemler alındı.

Okul bahçelerindeki yığılmayı önlemek ve sosyal mesafeyi korumak için adaylar ve sınav görevlileri dışında okul bahçelerine girişe izin verilmedi.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

Kuruluş bakımı altındaki engelli öğrenciler için yüz yüze eğitim talimatı

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

//www.aa.com.tr/tr/koronavirus” target=”_blank”>


KORONAVİRÜS HABERLERİ

  • A’DAN Z’YE KOVİD-19 REHBERİ: //www.aa.com.tr/tr/koronavirus/adan-zye-kovid-19-rehberi/1777116″ target=”_blank”>Koronavirüsle ilgili aradığınız tüm cevaplar
  • KORONAVİRÜSE NASIL YAKALANIYORUZ: //www.aa.com.tr/tr/koronavirus/koronaviruse-nasil-yakalaniyoruz/1925840″ target=”_blank”>Bulaşma riskini artıran ortamlar
  • RAKAMLARLA: //www.aa.com.tr/tr/koronavirus/koronavirus-yayilma-haritasi/1756685″ target=”_blank”>Ülke ülke koronavirüs istatistikleri
  • SAĞLIK BAKANLIĞI VERİLERİ: //covid19.saglik.gov.tr/” target=”_blank”>Türkiye günlük ve genel koronavirüs tablosu


AA muhabirinin edindiği bilgilere göre,  Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı,  Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından bakım altındaki engelli bireylerin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında eğitim süreçlerinin aksamaması amacıyla 81 ildeki kuruluşlara talimat gönderildi.

Türkiye genelinde Kovid-19 nedeniyle alınan tedbirler doğrultusunda, eğitim-öğretim çağındaki engelli öğrencilerle ilgili izlenecek yol ve uygulamaların belirlendiği talimat yazısında, okulların kademeli şekilde açıldığını hatırlatıldı.

Buna göre, kuruluşlarda bakım altında bulunan ve okula devam eden engelli bireylerin durumları, kronik hastalıklarının bulunup bulunmadığı dikkate alınarak, İl Hıfzısıhha Kurulu kararları çerçevesinde, kuruluş sağlık servisi personeli ve meslek elemanlarının katılımıyla oluşturulan “Koordinasyon ve Değerlendirme Kurulu” tarafından değerlendirilecek.

Engellilerin yüksek yararı gözetilerek, bireysel ve grup eğitimi alma durumuna göre yüz yüze eğitime devam süreçleri, kurulun kararları doğrultusunda belirlenecek.

Engelli öğrencilerin okula gönderilmesi sürecinde, il milli eğitim müdürlükleri koordinesinde planlama yapılacak. Öğrencilerin okulda alınan tüm tedbirlere riayet etmesi, belirlenen gün ve saatlerde okulda bulunmaları sağlanacak.

Okula gidiş ve dönüşlerde ateş ölçümleri yapılacak

Koordinasyon ve Değerlendirme Kurulları, engelli bireylerin okula devam etme durumlarını haftalık değerlendirecek.

Okula giden ve okuldan dönen engelli öğrencilerin ateş ölçümleri ile el yıkama, kıyafet değişimi gibi temizlik kontrolleri de bakım elemanlarınca yapılacak.

Okumaya Devam
Advertisement