İletişim : info@mebhaberim.com

Eğitim-Öğretim

AUZEFe toplumun her kesiminden ilgi artıyor

Yayınlandı

İstanbul

İstanbul Üniversitesi bünyesinde açıköğretim ve uzaktan öğretim programlarının faaliyetlerini yürüten AUZEF, 18’i uzaktan eğitim 32’si açıköğretim programı olmak üzere 50 programa sahip. Kurulduğunda 8 bin öğrenciye akademik hizmet veren fakültenin, şu anda 200 bini aktif 130 bini pasif olmak üzere sistemine kayıtlı yaklaşık 330 bin öğrencisi bulunuyor.

Şahin, AA muhabirinin sorularını yanıtlarken, AUZEF’in özellikle üniversite okuma hayali kurup, zamanında bu fırsatı kaçırmış olanlara olanak sunduğunu dile getirdi.

İstanbul Üniversitesinin güçlü bir akademik kadroya sahip olduğunu belirten Şahin, şöyle devam etti:

”Bu güçlü akademik kadro, nadir diploma programlarının da etkin bir şekilde yürütülmesinde en büyük pay sahibi. Hemen her programımız, sahip olduğu özelliklerden ötürü önemli talep görmekte. Bu programlardan bazıları öğrencileri doğrudan iş hayatına hazırlama noktasında avantajlar sunarken, bazıları da daha çok entelektüel bilgi birikiminin artırılmasına hizmet ediyorlar. En fazla talep gören programımız, açıköğretim lisans eğitim düzeyinde Türkiye’de sadece AUZEF’te bulunan Çocuk Gelişimi Programı. Şu anda bu programa kayıtlı 80 bini aşkın öğrenci bulunmakta. Eğitim hayatından iş gücü piyasasına geçişi kolaylaştıracak programlar arasında da Sağlık Kurumları İşletmeciliği, Sivil Hava Kurumları İşletmeciliği, İş Sağlığı ve Güvenliği, İşletme, Adalet, Sosyal Hizmetler, Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik, Uluslararası Ticaret ve Lojistik Yönetimi, Yönetim Bilişim Sistemleri’nin yoğun talep edildiğini görüyoruz. Entelektüel bilgi birikiminin artırılmasında da çok nitelikli bazı programlarımız var. Sosyoloji, tarih, felsefe, kültürel miras ve turizm bölümleri gibi. Sosyoloji programımız, toplumun hemen her kesiminden yoğun bir şekilde tercih edilmekte.”

Şahin, AUZEF’in örgün öğretim yapan tüm fakültelerde olduğu gibi merkezi sınavla öğrenci aldığını, her yıl YÖK tarafından ilan edilen sayıda öğrenci kabul ettiğini hatırlatarak, “Bizi diğer fakültelerden farklı ve ayrıcalıklı kılan yönümüz, ikinci üniversite kapsamında sınavsız bir şekilde öğrenci kabul ediyor olmamız. Herhangi bir ön lisans programında hali hazırda öğrenciliğine devam eden veya daha önceki bir tarihte mezun olan bir kişi, AUZEF’teki açıköğretim programlarından dilediği bir ön lisans programına sınavsız ikinci üniversite kapsamında şart aranmaksızın kaydını yaptırabilir. Aynı durum lisans düzeyi için de geçerli. Lisans düzeyinde eğitimine devam eden veya mezun olmuş bir kişi, açıköğretim programları kapsamında dilediği bir lisans veya ön lisans programına doğrudan kayıt yaptırabilir. Bu da talebin artışında çok önemli bir faktör.” diye konuştu.

“40 yaş ve üzerinde yaklaşık 53 bin öğrenci”

Prof. Dr. Levent Şahin, AUZEF’in toplumun tamamına hitap ettiğini belirterek, şu bilgileri paylaştı:

“Özellikle hayat boyu öğrenme ekseninde ülkemizin en önemli eğitim kurumlarının başında geldiğini söyleyebilirim. 330 bin öğrencinin yaş dağılımına baktığımızda 18-24 yaş grubunun yüzde 23, 25-29 yaş grubunun yüzde 30, 30-39 yaş grubunun yüzde 31, 40-49 yaş grubunun yüzde 12, 50-59 yaş grubunun yüzde 3, 60 yaş ve üstü yaş grubunun yüzde 1 düzeyinde olduğunu görüyoruz. Bu bağlamda genel olarak genç ve dinamik bir öğrenci yapısına sahip olmakla birlikte 40 yaş ve üzerinde yaklaşık 53 bin gibi göz ardı edilemeyecek büyüklükte bir öğrenci potansiyeline sahip olduğumuz ortada. Cinsiyet dağılımına göre değerlendirdiğimizde kadınların daha fazla ilgi gösterdiğini görüyoruz. Şu anda sistemimizde 214 bin 500 kadın, 115 bin 550 erkek öğrenci bulunmakta. Dolayısıyla toplam öğrencinin yüzde 65’ini kadınlar oluşturmakta. Öğrencilerimizin mezun oldukları son eğitim kurumlarına göre eğitim düzeylerine bakıldığında ise lise mezunlarının yüzde 44, ön lisans veya lisans mezunlarının yüzde 24, ön lisansta veya lisansta öğrenciliğine devam edenlerin yüzde 24, yüksek lisans öğrencilerinin yüzde 2, yüksek lisans mezunlarının yüzde 8 ve doktora mezunlarının yüzde 1 olduğu görülmekte.”

Açık ve uzaktan eğitim alanında geleceği şekillendiren ve dünya çapında referans gösterilen bir fakülte olmak istediklerini aktaran Şahin, her bir programın o alanda uzmanlaşmış bir öğretim üyesince koordine edildiğini söyledi.

Şahin, eğitim hizmetlerinin tamamının dijital platformlar üzerinden öğrencilere ulaştırıldığına işaret ederek, “Bilimsel bilginin aktarılmasının yanında, teknolojik ve inovatif hizmetleri de çok hızlı bir şekilde sunabilme zorunluluğumuz var. Geliştirilmiş bir öğrenme ortamı sunmak ve bunu farklı öğrenme türlerini içselleştirecek eğitim materyalleri ile gerçekleştirmek olmazsa olmazlarımız.” dedi.

“Uzaktan eğitimin, hayatımızda daha fazla olacağını söylemek kehanet olmaz”

Pandemi sürecinin eğitim sektöründe ortaya çıkardığı en önemli etkilerden birinin “uzaktan eğitimi daha fazla tanınır ve kullanılır hale getirmesi” olduğunu dile getiren Şahin, “Dünyada yaklaşık 200 yıllık bir geçmişe sahip olduğunu bildiğimiz uzaktan eğitimin, bundan sonraki dönemlerde hayatımızda daha fazla olacağını söylemek kehanet olmayacaktır. AUZEF, pandemi sürecinde bir yandan Türkiye’nin en fazla diploma programına ve dolayısıyla ders ve öğrenci sayısına sahip olan İstanbul Üniversitesinin örgün öğretimlerinin uzaktan eğitime geçiş sürecini koordine etti, öte yandan da kendi öğrencileri için önümüzdeki ilk sınav olan vize sınavını çevrimiçi (online) gerçekleştirme kararı aldı.” diye konuştu.

İstanbul Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve AUZEF Dekanı Prof. Dr. Levent Şahin, sınavlarda uygulanacak kuralları şöyle anlattı:

“Öğrencilerimizi pandemi sürecinin olumsuz etkilerinden korumak için böyle bir karar aldık. Buna göre öğrencilerimiz, 1 Haziran 2020 saat 11.00- 14 Haziran 2020 saat 16.00 tarihleri arasında İstanbul Üniversitesi AUZEF resmi sitesine konulacak linkten, AKSİS kullanıcı adı ve şifreleri ile çevrimiçi sınavlarına girebileceklerdir. Öğrencilerimiz sisteme girdiklerinde karşılarına 2019-2020 Bahar Dönemi’nde ara sınavına girmeleri gereken dersler listesi gelecek ve bu ekrandan sınava girecekleri dersi seçerek o derse ait sınavını başlatabileceklerdir. Her bir dersten çoktan seçmeli 20 soru için 30 dakika süre verilecek. 30 dakikanın sonunda o derse ait sınav tamamlanmış olacak ve sınav ekranında o dersten aldıkları not gösterilecektir. Görme engelli öğrencilerimiz için her ders için 10 dakika ek süre verilecektir. Sınav esnasında her sayfada bir soru ve o soruya ait cevap şıkları gösterilecek, bir soru görüldükten sonra cevap işaretlenirse ya da işaretlenmeden diğer soruya geçilirse bir daha önceki soruya geri dönülemeyecektir. Sınavını bizzat tamamlamadan önce öğrencimizin kullandığı sistemde herhangi bir nedenden ötürü internet kesintisi, elektrik kesintisi ve benzeri bir kopma meydana gelirse öğrenci sisteme tekrar döndüğünde sınavına kaldığı sorudan devam edecek ve sistem kopuş anındaki süre dikkate alınarak kalan zaman kadar süre kullanabilecektir.”

Yorum için tıkla

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğitim-Öğretim

Milli Eğitim Bakanı Selçuk: 7 binin üzerinde köy okulu öğretmeni mesleki gelişim eğitimlerine katıldı

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü, Sabancı Vakfı iş birliği ile hayata geçirilen “Köy Okulları Birleştirilmiş Sınıf Öğretmenleri Mesleki Gelişim Programı“nın çıktılarını, ilkokula başladığı okul olan Ankara’nın Gölbaşı ilçesindeki Emirler Köyü İlkokulunda gerçekleştirilen toplantıda tanıttı. 

Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Doç. Dr. Adnan Boyacı, Sabancı Vakfı Genel Müdürü Nevgül Bilsel Safkan, Köy Okulları Değişim Ağı Derneği (KODA) Genel Koordinatörü Mine Ekinci’nin hazır bulunduğu toplantıya, Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı da canlı bağlantı ile katıldı.

Törenin gerçekleştirildiği köy okulunun bahçesinde konuşan Selçuk, “Bugün doğduğum köydeyiz. Bugün hatıralarımın başladığı yerdeyiz. Köy öğretmenleri ve köyde okuyan öğrencilerimizle ilgili bir konuda, özellikle bu okulu tercih ettik. Çünkü bu heyecanın bütün köy okullarına yansıması konusunda bir niyetimiz vardı. Burada sadece bir Bakan olarak konuşmuyorum, buranın bir öğrencisi, öğretmeni olarak da konuşuyorum. Benim nezdimde köy okullarının çok ama çok ayrı bir yeri var. Çünkü oradaki enerji, oradaki güzellik, oradaki çalışma aşkı, şevki bizi her zaman heyecanlandırıyor.” dedi.

Eğitimde fırsat adaleti sağlamayı çok önemsediğini dile getiren Selçuk, “Herkese eşit davranmak neticede adaleti doğurmayabilir. Herkese adil davranmak eşitliği doğurur. O yüzden de köy okullarımıza her zaman ayrıcalıklı bir şeklide imkanlar sağlamayı tercih ediyoruz.” diye konuştu.

“7 binin üzerinde köy okulu öğretmeni eğitimlere katıldı”

Köyde eğitimin ve şartların zor, iklimin de sert olduğunu ifade eden Selçuk, ancak hep menfi şeyler söylemenin doğru olmadığını vurguladı.

Köy okullarında öğretmen ve öğrenci ilişkisinin, öğretmen ve toplum ilişkisinin çok daha sıcak olduğunu anlatan Selçuk, “Yani köy okullarının hayatı öğrenmek bakımından çok ciddi avantajları da var. Bu avantajları daha da yükseltmek için köy öğretmenlerimize destek olmak için her türlü çalışmayı yapıyoruz.” dedi.

2023 Eğitim Vizyonu’nda köy okullarına ilişkin çalışmaların hızlandırılacağı hedefinin yer aldığına işaret eden Selçuk, buna ulaşmak için Bakanlığın imkanları ile sınırlı kalmayarak Türkiye’nin imkan ve birikimini kullanmayı tercih ettiklerini anlattı.

Köy okullarında birleştirilmiş sınıflarda görev yapan öğretmenlere yönelik mesleki gelişim programını hazırladıklarını belirten Selçuk, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunu tam da öğretmenimizin sahada ve mutfakta neye ihtiyacı var? Bu sorunun cevabını ortaya koyarak çalışmayı başlattık. Projede 7 binin üzerinde köy okulu öğretmeni mesleki gelişim eğitimlerine katıldı. Mesleklerinin ilk yılında ‘Neyi, nasıl yapacağım?’ sorusunu soran öğretmenlerimize ‘Hiç merak etmeyin, biz size dünya standartlarında bir eğitim vererek neyi, nasıl yapacağımızı çok açık ve net biçimde ortaya koyacağız.’ dedik. Birleştirilmiş sınıflarda görev yapan öğretmenlerimiz için özel yayınlar, kitaplar çıkardık. ‘Her gün bu kitaplara bakarak okulda, sınıfta, köyde neyi nasıl yapabiliriz?’ sorusunun cevabını bulabilirsiniz dedik. Bu çalışmalar sadece köy öğretmenleri için değil, bütün sınıf öğretmenleri için faydalı bir çalışma. Yani sadece köydeki öğretmenlerin ihtiyacına yönelik bir içerik de değil, mesleğine yeni başlayan her öğretmenin, her şekilde faydalanabileceği bir içerik var bu kitaplarda.”

“Köy okulu öğretmeni, köyde aynı zamanda liderdir”

“Güçlü Öğretmen Güçlü Gelecek” vizyonu içerisinde Sabancı Vakfının desteğinin büyük olduğunun altını çizen Selçuk, öğretmenlerin bu desteklerle daha iyi yetiştiklerini gördüklerini söyledi.

Dünyanın sürekli değiştiğini, her nesil farklılaştıkça öğretmenin ihtiyacının da farklılaştığını, bu nedenle öğretmenlerin hayat boyu eğitime ihtiyacı olduğunu anlatan Selçuk, “Sadece öğretmenlerin değil, hepimizin sürekli öğrenmesi gerekiyor.” dedi.

Köydeki öğretmenlerin başka bir özelliğinin bulunduğunu dile getiren Selçuk, şöyle devam etti:

“Köy okulu öğretmeni köyde aynı zamanda liderdir, onlar aynı zamanda bir psikolog, sosyologdurlar. Köy öğretmenleri, mesleklerinin ilk yılında köye gittikleri için başka tecrübeye ihtiyaç duyarlar ve köyde bu uyumu sağlamak için bizim bu eğitimimizin ve kitaplarımızın büyük ölçüde faydasını görecekler. Bakanlık olarak başta ben olmak üzere bütün ekip arkadaşlarım bu işe baş koymuş vaziyetteler. Biz bu iyi görevlerden görev, işlerden bir iş olarak görmüyoruz. Bu işi gönülden bir iş olarak görüyoruz. Bundan dolayı da çok daha büyük bir sahipliğimiz var.”

“Öğretmen, bütün bir köyü dönüştürebilir”

Mesleki gelişim programına katılan öğretmenlerin “Burası bizde Ziya Hoca.” dediklerinde çok mutluluk duyduğunu ve gözünün arkada kalmadığını dile getiren Selçuk, şunları kaydetti:

“On binlerce öğretmenimiz ‘Burası bizde.’ dediğinde aslında ‘Türkiye bizde, çocuklar bize emanet.’ demek istiyorlar. Bu emanetin de şuurunda olduklarını, öğretmenlik vazifesinin ilahi bir vazife olduğunu, bize emanet olan çocukların hakkını hukukunu korumak meselesi olduğunun farkındalar. Bu nedenle, öğretmenlerimiz bu şuurla işlerini çok daha kolay yapacaklar. Bize düşen onlara hizmet etmektir, ihtiyaçlarını karşılamaktır, problemlerini çözmektir. Bu vazifeyi mutlu şekilde yaparken, Allah rızası için yaparken biz daha büyük bir gayret buluyoruz. Biliyoruz ki bir öğretmene dokunursanız o öğretmen, sadece bir çocuğu değil bütün bir köyü dönüştürebilir.”

Selçuk, projenin hayata geçirilmesinde ve diğer eğitim konularında desteğini esirgemeyen Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı’ya, vakıf çalışanlarına ve KODA’ya teşekkür etti.

“Çok güzel kazanımlara sahip oluyoruz”

Güler Sabancı ise canlı bağlantı ile yaptığı konuşmada, Sabancı Vakfı olarak 46 yıldır bu topraklardan kazandıklarını, bu toprakların insanlarıyla paylaşmak için çalıştıklarını anlattı.

Toplumsal gelişme için yürüttükleri çalışmaların içinde en öncelikli konular arasında eğitimin bulunduğunu aktaran Sabancı, “Vakıf olarak eğitimde fırsat eşitliğinin sağlandığı bir toplumu hayal ediyoruz herkesle beraber. Eğitimin hakkı tartışılmaz diyoruz. Türkiye’nin her yerinde ve eğitimin her kademesinde desteklediğimiz projelerle kadın, genç ve engellilerin eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak için çalışıyoruz.” dedi.

Kırsalda eğitimin niteliğinin artırılması için de KODA ile 4 yıl önce çalışmaya başladıklarını ifade eden Sabancı, şöyle konuştu:

“Bakan Selçuk’un her fırsatta belirttiği gibi köy okullarının, eğitimin göz bebeği olduğuna biz de gönülden inanıyoruz. Yaklaşık bir yıl önce Bakanlık ile çıktığımız bu yolda çok güzel kazanımlara sahip oluyoruz. Online eğitimlerle Türkiye’nin neredeyse tüm köy okullarında hedeflediğimiz sayıda öğretmene ve öğrenciye ulaşıldığı haberini aldım ve çok mutlu oldum. Yüzlerce köy öğretmeni de yüz yüze eğitimlere katıldılar. Toplumsal gelişimin teminatı, eğitimin göz bebeği olan köy okullarımızın aydınlanması için meşaleyi her zaman en yukarıda tutan öğretmenlerimize bir kez daha çok teşekkür ediyoruz.”

“Nice Ziya Hocalar, nice mühendisler, nice öğretmenler bu köylerden yetişsin”

MEB Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Adnan Boyacı da 7 bin dolayında köy okulunda 240 bin dolayında öğrencinin eğitim aldığını kaydetti.

Köy okullarındaki öğretmenlere yönelik ısınmadan, tarım ve hayvancılığa kadar pek çok konuda farkındalık sağlayacak, velilerle etkileşimi artıracak, birleştirilmiş sınıflardaki öğrencilerde fark yaratacak eğitimlere başladıklarını anlatan Boyacı, şunları kaydetti:

“Köyler her zaman Anadolu’da medeniyetin ışığı oldular. Köylerden yetişenler, cumhuriyetle birlikte bugünün Türkiye’sinin değişimini yönlendiren, fark yaratan insanlar oldular. Bugün sayın Bakan’ın köyünde olmak bunun en önemli göstergesi. Bu köyden, bu okuldan çıkmış Ziya Hoca, Milli Eğitim Bakanı olmuş, biz istiyoruz ki daha nice Ziya Hocalar, nice mühendisler, nice öğretmenler bu köylerden yetişsin ve ilerlesin. Bu projeyle birlikte köylerde görev yapan öğretmenleri desteklemeye devam edeceğiz.”

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

Milli Eğitim Bakanı Selçuk: Yüz yüze eğitime yüzde 80lere yakın bir katılım var

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, okuduğu ilkokul olan Gölbaşı Emirler İlkokulu‘nda düzenlenen “Birleştirilmiş Sınıflarda Görev Yapan Öğretmenlerin Mesleki Gelişim Programı”nın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Emirler İlkokulu’na 5 yaşında başladığını anlatan Selçuk, Sabancı Vakfı iş birliğinde başlattıkları projenin de köy okullarında görev yapan ve okuyan öğrencileri desteklemek için hayata geçirildiğini ifade etti.

Yaklaşık 7 bin öğretmenle asgari 56 saat süren bir eğitim yaptıklarını, programın kitaplarının hazırlandığını aktaran Selçuk, “Bunu da benim okuduğum köy okulunda yapmayı özellikle istedik. Öğretmenlerimizle yaptığım temas sonucunda gerçekten çok yararlı bir çalışma olduğunu gördük. Benim kendi okuduğum okula dönüşüm ve bir köy okulunda okumam dolayısıyla bütün köy okullarını ilkokullar ve ortaokullar dahil olmak üzere 5 tam gün eğitim, öğretime açtık. Eğer İl Hıfzıssıhha Kurullarının özel bir sınırlaması olmazsa bütün okullarımızı eğitim öğretime açtık. Onun için de köy okullarındaki çocuklarımızın herhangi bir eksiği kalmaması noktasında her türlü tedbiri almaya devam ediyoruz.” diye konuştu.

“Okul daha kontrollü bir ortamdır”

Yüz yüze eğitime geçişte üçüncü aşamada 5’inci ve 9’uncu sınıfların okullara başlamasına ilişkin bir soru üzerine Selçuk, “5 ve 9’uncu sınıflar pedagojik olarak belirli bir öğretim kademesinden, yani ilkokul ve ortaokuldan bir üst kademeye geçişteki ilk senedir. Henüz yeni öğretmenlerle tanışma, yeni bir müfredatla karşılaşma aşamasındalar. Onların erken başlaması çok önemliydi.” değerlendirmesinde bulundu.

Eğitim ve öğretim yılının uzun bir dönem, bir maraton koşu olduğunu vurgulayan Selçuk, şunları kaydetti:

“Aşama aşama, salgının seyrine bağlı olarak sınıfları kademe kademe açacağız. Bunu da çok büyük bir kontrol içinde yapıyoruz. Birçok ülkede olduğu gibi bütün sınıfları her gün açmak ve maskesiz bir şekilde açmak şeklinde bir tercih değil de belirli sınıfları ve yaşları istatistiklere bakarak, bilim insanlarının ortaya koyduğu kanıtlara bakarak, aşama aşama, kontrollü bir şekilde açmayı tercih ettik. Bu da devam ediyor.

Bizi en çok mutlu eden okula devam eden çocuklarımızın kendilerinde ve ailelerinde bir artış olmadığı gibi bir azalmanın söz konusu oluyor olması da bizi ayrıca mutlu ediyor. Okul daha kontrollü bir ortamdır. Tatil yerinden, sokaktan, çarşı pazardan çok daha kontrollü bir yerdir. Bundan dolayı da bilimsel verilere dayalı ortaya koyduğumuz görüşün gerçekleşmesi bizi ayrıca memnun etti. Yüzde 80’lere yakın bir katılım var. Bu katılımın bizim beklentimizin üstünde olduğunu söyleyebilirim. Genel olarak tüm kademelerde yüzde 70’in üstünde bir katılım var. Ama bazılarında yüzde 90’lara varıyor, bazılarındaysa yüzde 75’lerde kalıyor. Genel olarak yüzde 80’lerde bir katılım var.”

Selçuk, 5’inci ve 9’uncu sınıfların usul ve esaslarının da diğer sınıflarla benzer olacağını vurgulayarak yarın bu konuda bir tebliğ yayınlanacağını ve hangi sınıfta hangi derslerin, kaçar saat olacağına ilişkin daha ayrıntılı bilgilerin paylaşılacağını sözlerine ekledi.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

Okulların 2021 yılı pansiyon ücretleri belirlendi

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

AA muhabirinin 2021 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi verilerinden yaptığı derlemeye göre, pansiyon ücretleri ilköğretim kurumları ve ortaöğretim okullarında gelecek yıl yüzde 9,8 artışla 4 bin 20 liraya yükselecek.

Mesleki-teknik okul ve kurumlar ile 3308 sayılı Kanun kapsamında olan okulların da pansiyon ücretleri yüzde 9,9 artacak ve 4 bin 520 liraya çıkacak.

2021 bütçe teklifiyle belirlenen pansiyon ücretleri ve bu yıla göre artış oranları şöyle:

Okul türleri ve kademesi

2020 (TL-Ücret)

2021 (TL-Ücret)

Artış Oranı (Yüzde)

İlköğretim Kurumları

(İlkokul, ortaokul, yatılı ortaokullar, imam hatip okulları ile özel eğitim okulları)

3.660

4.020

9,8

Ortaöğretim Okulları

(Genel ve mesleki teknik liseler ile imam hatip liseleri)

3.6604.0209,8
Mesleki ve Teknik Eğitim Okul ve Kurumları

(3308 sayılı Kanun kapsamındaki okullar)

4.1104.520

9,9

Okumaya Devam
Advertisement