İletişim : info@mebhaberim.com

Eğitim-Öğretim

Anadolu üniversitesinden Avrupada yaşayan Türklere çağrı

Yayınlandı

Köln

Anadolu Üniversitesi (AÜ) Rektörü Prof. Dr. Şafak Ertan Çomaklı, yüksek öğretim imkanı bulamayanlara açık öğretim sistemiyle bu fırsatı sunduklarını belirterek, Avrupa’da yaşayan Türklere de üniversite mezunu olabilmeleri için kapılarının açık olduğunu söyledi.

AÜ Batı Avrupa Bürosunca Almanya’nın Köln kentinde düzenlenen iftara katılan Çomaklı, iftar sonrası gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Prof. Dr. Çomaklı, “Anadolu Üniversitesinin açık öğretim sistemi, Türk devlet teşkilatının dünyaya yayılmış olan eğitim sisteminin öncüsü olarak karşımıza çıkıyor. Biz de yapmış olduğumuz faaliyetlerle daha çok Türk ve daha çok soydaşımıza bu eğitim hizmetlerini götürmeyi amaçlıyoruz. Avrupa’da yaşayan Türklere de üniversite mezunu olabilmeleri için kapımız açık.” dedi.

Öğrenci sayısı olarak dünyadaki ilk üç üniversiteden biri olduklarını ifade eden Çomaklı, Türkiye’de dijital dönüşümü gerçekleştiren öncü kurumlardan biri olduklarını, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü gibi kurumlarla da dijital dönüşüm konusunda bilgi paylaşımı yapıp protokoller imzaladıklarını kaydetti.

Şafak Ertan Çomaklı, Anadolu Üniversitesi binasının dijital dünyanın eğitim binası olacağını dile getirerek, “Buraya gelme sebebimiz öğrencilerimize, sivil toplum kuruluşlarımıza ve burada yaşayan Türklere ‘biz dijital dönüşüm konusunda yerimizde durmadık, devam ediyoruz ve daha da iyisini yapacağız’ mesajını vermektir.” ifadelerini kullandı.

Açıköğretim programları hakkında da bilgi veren Çomaklı, şöyle konuştu:

“Bizim ilahiyat programlarıyla beraber sosyoloji ve tarih programlarımız var fakat bununla birlikte çocuk bakımı, yaşlı bakımı gibi oldukça geniş alana hitap eden programlarımız da var. Bizim bine yakın bu alanda programımız var. Burada insanlar dilediği programı girip seçebilirler. Kitaplarımızı artık biz dijital alanda aktarıyoruz. Sadece dijital kitap formatında değil, materyallerimiz belli bir süreçten geçerek dünyada akredite olmuş şekilde öğrencilerimizin hizmetine sunuluyor. O nedenle öğrencilere kendi yeteneklerine uygun, dışarıya gitmeden evlerinden eğitim alabilecekleri programlara girip bakmalarını tavsiye ediyoruz.”

2019-2020 eğitim öğretim dönemi Batı Avrupa Yüksek Öğretim Programları seçme sınavı için kayıt yaptırmak isteyenlerin, 22 Haziran 2019 tarihine kadar başvuru yapmaları gerektiği belirtildi.

7 ülkedeki 13 merkezde sınavları yapılan programlar için, üniversitenin internet sitesinde daha geniş bilgi yer alıyor.

Yorum için tıkla

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğitim-Öğretim

Öğrenciler şiirin büyülü dünyasına adım attı

Yayınlandı

Yazar :

İstanbul

Kadıköy’de Bahariye Ortaokulunda Türkçe öğretmeni olan ve yayımlanmış 3 şiir kitabı bulunan Filiz Çelik Doğru’nun Atatürk’ün Samsun’a çıkışının 100. yılı anısına yürüttüğü proje kapsamında, 7. sınıfta okuyan 22 öğrenci 22 şairle buluştu.

Öğretmen Filiz Çelik Doğru, Atatürk’ün Samsun’a çıktığı tarih olan 19 Mayıs 1919’un 100. yılı anısına bir etkinlik düzenlemek için 7/B sınıfı öğrencileriyle harekete geçti.

Şiire olan sevdasından yola çıkan Doğru, öğrencilerini yaşayan şairlerle buluşturmaya karar verdi. Doğru, öğrencilerinden her birinin bir şairle buluşmasına katkı sağladı. Şairlerle bir araya gelen çocuklar, onlarla fotoğraflı ve görüntülü röportajlar yaptı.

Bu kapsamda Salih Bolat, Arife Kalender, Çiğdem Sezer, Ataol Behramoğlu, Hakan Güzeldere, Yaprak Öz, Betül Dünder, Gonca Özmen, Nur Saka, Şeref Bilsel, Baki Ayhan, Oya Uysal, Nilay Özer, Metin Fındıkçı, Dilruba Nuray Erenler, Haydar Ergülen, Şükrü Erbaş, Lale Müldür, Kadir Aydemir, Ömer Erdem, Barış Erdoğan ile görüşüldü.

Böylece hem şairi hem de şiirlerini tanıma fırsatı bulan çocuklar, Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde gerçekleştirilen “Bahariye Ortaokulu Şairlerle Buluşuyor” dinletisinde, aileleri ve arkadaşlarına şiir okudu. Öğrencilerden biri de şiir kitapları bulunan öğretmeni Doğru’nun bir şiirini okudu.

Çocukların yaptığı röportajlar da bir dergi halinde yayımlanacak.

3 aşamalı proje

Öğretmen Filiz Çelik Doğru, AA muhabirinin sorularını yanıtlarken, “Bahariye Ortaokulu Şairlerle Buluşuyor” projesinde 22 öğrencisinin yer aldığını belirtti.

Bu projenin, tek bir proje olarak adlandırılsa da aslında kendi içinde üç ayrı projenin birleşmesinden oluştuğunu anlatan Doğru, şunları kaydetti:

“Birinci proje, öğrencilerimin şiirlerini okudukları şairlerle iletişime geçmesi, şairleriyle tanışıp onlarla röportaj yapması, şiire dair merak ettikleri tüm soruları, şairlerine sormaları.

İkinci proje, şiir dinletisine hazırlanmak. Her öğrencime bir şiir paylaştırılması, öğrencilerimin şiirleri ezberlemeleri, vurgu ve tonlamaya çalışarak doğru ve anlamlı bir okuma gerçekleştirebilmeleri. Teatral bir ortamda şiirlerini okumaları.

Üçüncü proje, öğrencilerimin gerçekleştirdikleri söyleşileri yazıya aktararak tüm bu yazıların derlenmesi, birleştirilmesi ve güzel bir edebiyat dergisi çıkarılması.”

“Cep telefonlarından uzak kaldılar”

Eğitimin yaşayarak gerçekleşen bir süreç olduğunu vurgulayan Doğru, “Projenin en önemi amacı budur. Onlara bir süreç yaşatmayı amaçladım.” dedi.

Öğrencilerinin önemli bir kişiyle iletişim kurma, kurabilme becerilerini geliştirmeyi, planlama yaptırmayı, randevu almayı, zamanında görüşmede bulunmayı, karşılıklı iletişime geçerek dertlerini aktarmalarını, bunlara cevaplar almalarını sağlamaya çalıştığını aktaran Doğru, amaçlarını şöyle anlattı:

“Tüm bunlar aracılığıyla öz güvenlerini geliştirerek özerk bir birey olduklarını hissettirmek. Ekip çalışmasının önemini kavratmak, bir ekibin uyumlu çalışmasıyla ortaya çıkacak başarının hazzını yaşatmak. Tüm bu süreçlerde Türkçemizin inceliklerini, zenginliğini göstermek; şiir sanatının büyülü dünyasıyla öğrencilerimi tanıştırmak.

Öğrencilerimizin okumadığını söylüyoruz. ‘Oku!’ diyerek bunu başaramadığımızı Türkçe öğretmeni olarak iyi biliyorum. Böylesi etkinliklerin sonuç vereceğinden kuşku duymuyorum. Bu öğrencilerin içinden şiire yatkın olanları şiire bulaştırmanın, sanata bulaştırmanın başkaca bir yolu olduğunu sanmıyorum.
Tüm bu süreçlerde öğrencilerimin cep telefonundan hiçbir uyarım olmadan uzak kaldıklarını gözlediğimi ayrıca belirtmek isterim.”

“Öğrencilerim, keyifle öğrendikleri bir süreç yaşadı”

Filiz Çelik Doğru, röportajların kayıtlardan yazıya aktarılması sürecinin tam bir “Türkçe dil ve anlatım” çalışması süreci olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Öğrencilerim konuşmaları yazı diline aktarırken dilimizi doğru ve etkili kullanmayı tüm aşamalarıyla yaşadı. Ortalama dört bin sözcükten oluşan söyleşileri video kayıtlarından çözümleyerek yazıya aktarma çalışması, mevcut müfredatta asla gerçekleştiremeyeceğim bir süreçtir. Neleri amaçladıklarını iyi, layıkıyla, güzel, üstün, çelişkisiz bir dille ortaya koydular. Kalıcı bir eser ortaya koymanın heyecanını yaşadılar. Kendi eserlerini bu yaşta elleriyle tutabilecekleri somut bir deneyim yaşadılar. Aslında bu yapılan, Amerika’yı yeniden keşfetmek değildir, dünyanın en başarılı eğitim sistemi olarak gösterilen Finlandiya eğitim sisteminde, eğitim sürecinin önemli bir bölümünün sınıf dışında, hayatın içinde gerçekleştirildiği biliniyor. Bu nedenle öğrencilerim, çok zevk aldıkları, keyifle öğrendikleri bir süreç yaşadılar.”

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

Mesleki ve teknik eğitim güçlendikçe Türkiye güçlenecek

Yayınlandı

Yazar :

İstanbul

İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü Mesleki ve Teknik Eğitimden Sorumlu Müdür Yardımcısı Serkan Gür, AA muhabirinin mesleki ve teknik eğitime ilişkin sorularını yanıtladı.

//www.aa.com.tr/tr/meslek-liseleri” target=”_blank”>

Son birkaç yılda mesleki ve teknik eğitimin şaha kalkma noktasına ulaştığını, yükselişe geçtiğini ve tekrar eski kudretini kazanmaya başladığını belirten Gür, mesleki eğitimin Türkiye’nin gelişmesine, kalkınmasına ve üretimine katkı sağlayan çok özel bir alan olduğunun altını çizdi.

Milli Eğitim Bakanlığının 2023 vizyonu çerçevesinde merkeze aldığı eğitim politikalarının mesleki eğitimin kalkınmasına çok önemli katkı sağladığını vurgulayan Gür, “Güçlü mesleki eğitim, güçlü Türkiye, diyoruz. Ülke ekonomilerine ve kapasitelerine baktığımızda, bunların üretimle doğru orantılı değiştiğini gözlemliyoruz. Bu anlamda üretimin odağında yer alan eğitim türüne mesleki ve teknik eğitim diyoruz. Türkiye’de son dönemdeki ivmelenmeyle birlikte konumumuzu istediğimiz seviyeye çıkarabilirsek, ülkemizin gelişmesine de önemli katkı sağlamış olacağız.” diye konuştu.

Serkan Gür, İstanbul’daki yaklaşık 400 mesleki ve teknik eğitim kurumunda 50 alanda eğitim verdiklerini, bu anlamda kentin mesleki ve teknik eğitim için lokomotif bir şehir olduğunu anlattı.

Mesleki ve teknik eğitimde çalışmaların ve icraatların hayata geçirildiği çok özel bir dönem yaşandığını dile getiren Gür, “O yüzden mesleki ve teknik eğitimde tarih yazılıyor diyorum. Bu tarihi yazmaya devam etmek lazım. Yıllardır İstanbul’da mesleki eğitimde hiç sorun konuşmuyoruz. Çünkü o kadar belirgin ki sorunlar… Biz sorunların çözümüne ilişkin modeller geliştirdik bugüne kadar. Bu sorunların çözümüne işaret eden çok doğru politikalar konmuş 2023 vizyonuna. Bu politikaları özenli bir şekilde hayata geçirebilirsek, mesleki ve teknik eğitimin kalkınmasına çok önemli katkılar sağlayacağız.” değerlendirmesini yaptı.

“Sektörle iş birliği, mesleki ve teknik eğitimin çözüm anahtarı”

Milli Eğitim Bakanlığının 2023 vizyonunun insanı merkeze alan ve çocukların mutluluğuna odaklanan çok dokunaklı noktaları olduğuna işaret eden Gür, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sadece bilişsel alanın doyurulmasından ziyade bütün alanları kapsayıcı, dijital olgunluğun ve dünyanın da işlenmesini ele alıyor. Mesleki ve teknik eğitim için çok dikkat ve titizlikle kurgulanmış 7 özel mesleki eğitim politikası var. Özellikle 7. maddedeki eğitim, üretim, istihdam ilişkisinin güçlendirilmesi politikasını çok önemsiyorum. Çünkü mesleki ve teknik eğitimin kurtuluşu, sektörle kombine bir hareketlilikten geçiyor. Sektörle iş birliği, mesleki ve teknik eğitimin çözüm anahtarını oluşturuyor. Okul-sanayi iş birlikleri, bugüne kadar mesleki eğitimin ürettiği tarihsel süreçten gelen bazı sorunların kümülatif bir çözümünü oluşturuyor. Okul-sanayi iş birliği hareketliliği güçlendikçe, mesleki ve teknik eğitim güçlenecek. İstanbul’da biz bu konuda çok önemli çalışmalar yürütüyoruz. Mobilya, uçak, tekstil gibi birçok alanda sektörle 300’e yakın stratejik ortaklık yaptık. Sanayinin de burada olması çok avantajlı kılıyor.”

İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Gür, bakanlığın mesleki eğitimde, eğitim, üretim, istihdam ilişkisini güçlendirmesiyle son dönemde okul-sektör iş birliği protokollerinin sayısının arttığını ve okul-sektör ilişkisi olmaksızın mesleki ve teknik eğitimin idame ettirilmesinin zor olduğu düşüncesinin daha da güçlenmeye başladığını vurguladı.

Milli Eğitim Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, İstanbul Sanayi Odası, İstanbul Ticaret Odası ve İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) iş birliğinde tarihi bir Maçka Protokolü imzalandığını hatırlatan Gür, “Bu protokolle, yaklaşık 90 okulun Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile İTÜ tarafından desteklenmesi sağlandı. Sanayi ile mesleki ve teknik eğitimi entegre eden çok önemli bir protokol. Mesleki ve teknik eğitimin ürettiği öğretmen yeterlilikleri, okulların donanımsal kapasitesinin artırılması, mesleki eğitimdeki olumsuz algının ortadan kaldırılması gibi sorunlar, sektör iş birliğiyle çok daha hızlı ve kısa bir süre içerisinde çözüme kavuşturulacak.” bilgisini verdi.

Gür, Milli Eğitim Bakanlığı ve İTÜ arasında imzalanan protokolle kurulan İTÜ Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinin, iş piyasasının istek ve beklentilerine uygun nitelikli insan gücü yetiştirmek, mühendislik bilimine katkı sunmak, mesleki ve teknik eğitimi akademik arenaya taşımak için çok önemli olduğuna dikkati çekti.

“Döner sermayeli okullar ülkenin kalkınmasında çok önemli”

Mesleki ve teknik eğitimde üretimin önemine işaret eden Gür, şunları anlattı:

“Ülkenin kalkınması üretimle çok doğru orantılı. Bu yüzden mesleki ve teknik eğitimde üretim son derece önemli. Ülkemizin kalkınmasına mesleki ve teknik eğitimdeki üretim kapasitemizle destek olmaya çalışıyoruz. Bunun için Milli Eğitim Bakanlığı tarafından desteklenen döner sermayeli okullarımız var. İstanbul’da bu anlamda ‘Üreten Okullar’ projesini hayata geçirdik. Bu okullarda çok önemli üretim faaliyetleri gerçekleşiyor. Yüz milyonlar düzeyinde ciro elde ediliyor. Bu okullar para kazanmak için bir şirket gibi çalışmıyor. Eğitimi daha anlamlı kılıyor, pratiğe döküyor. Aynı zamanda çocukların girişimci bir ruhla yetişmesini sağlıyor. Öğrenciler iş yeri açma belgesiyle mezun oluyor. Üreten bir okuldan iş yeri açma belgesiyle mezun olan çocuklarımızın sanayiye katkı sunan müesseselerin de başına geçmesini öngörüyoruz. O yüzden döner sermayeli okullar çok önemli.”

Öğrencilerin okulda kupadan madalyaya, tişörtten eteğe, ayakkabıdan takıya kadar birçok şey ürettiklerini aktaran Gür, “Mesleki ve teknik eğitimin üretim kapasitesi yükselirse, nitelik kapasitesi de yükselir’ düsturundan hareket ediyoruz. O yüzden daha nitelikli bir eğitim için döner sermaye gelirlerini artırmaya çalışıyoruz. İstanbul’da geçen yıl 12 milyonun üzerinde bir ciromuz vardı. Bu yıl 15-20 milyon, 5 yıl sonra da 50 milyona çıkarmayı hedefliyoruz.” diye konuştu.

“Her mesleğin bir starı var, o star neden onlar olmasınlar”

İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Gür, mesleki ve teknik eğitim okullarına olan bakış açısının, öğrencilerin istihdama katılması, okulların cazip hale getirilmesi, öğrencilerin mühendisliğe hazırlanması ve bilim dünyasının içine sokulmasıyla son dönemde daha da güçlendiğini vurguladı.

Mesleki ve teknik eğitimde multidisipliner bir anlayışın olduğunu belirten Gür, şunları kaydetti:

“Çocuk, mesleki ve teknik lisede birçok alanla ilgili eğitim faaliyetlerine dahil ediliyor. İnsanın çok yönlü eğitiminin önemli olduğunu düşünüyorum. Sadece teorik ve pratik eğitimin değil… Çocukların duygusal, fiziksel, duyuşsal, bilişsel özelliklerini bütün olarak kabul eden bir anlayışla eğitim öğretim faaliyetleri mesleki eğitimde sürdürülüyor. Bir elbiseyi tasarlıyor, ayakkabıyı dizayn ediyor. Orada bir sorun varsa çözüyor. Öğrencilerimiz mesleki ve teknik eğitime gelip, kollarına bir bilezik takarak, bir mesleğin adamı olarak ayrılmalarını çok önemsiyorum. Her mesleğin bir starı var, o star neden onlar olmasınlar.”

Serkan Gür, gençlerin bir mesleği icra edebilecek yeterliliğe sahip olmasının Türkiye açısından da çok önemli bir kazanç olduğunu vurgulayarak, öğrencileri mesleki ve teknik eğitim kurumlarını tercih etmeleri önerisinde bulundu.

Mesleki eğitimde başarılı öğrencilere ihtiyaç olduğunu belirten Gür, “Kendi aracımızı, uçağımızı, milli markalarımızı ve ürünlerimizi üretmek için genç beyinlere ihtiyacımız var. Mesleki ve teknik eğitime daha çok yatırım yaparsak, buna çok daha kolay ulaşacağımızı düşünüyorum. Üreten okullarda ‘Milli eğitim milli üretim’ dedik. Mesleki eğitim sloganımız da ‘Güçlü mesleki eğitim güçlü Türkiye’. Milli üretime en çok katkı sağlayacak kurumların da mesleki ve teknik eğitim kurumları olduğuna yürekten inanıyorum. Milli Eğitim Bakanlığının mesleki eğitimle ilgili isabetli politikaları hayata geçirildikçe mesleki eğitim güçlenecek. Mesleki ve teknik eğitim güçlendikçe Türkiye güçlenecek.” ifadelerini kullandı.

Gür, mesleki ve teknik eğitimin güçlenmesinde çaba gösteren Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Bakan Yardımcısı Mahmut Özer, Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Kemal Varın Numanoğlu ve İl Milli Eğitim Müdürü Levent Yazıcı’ya teşekkürlerini sundu.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

MEBden liselere yeni eğitim modeli

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk‘un yarın tanıtacağı yeni ortaöğretim modeli, liselerde ders sayılarının azaltılması, “kariyer ofisleri”nin kurulması, 12’nci sınıflarda ders saatlerinin azaltılarak destek çalışmalarının getirilmesini içeren “reform” niteliğinde düzenlemeleri içeriyor.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) yetkililerinden alınan bilgiye göre, Bakan Selçuk’un yarın İstanbul’da tanıtımını yapacağı ortaöğretim modeliyle liselerde yeni bir dönem başlayacak.

Buna göre, ortaöğretimde ders sayıları azaltılacak, liselerde “kariyer ofisleri” oluşturulacak.

12’nci sınıflarda ders saatlerinin azaltılarak destek çalışmalarının getirilmesinin de planlandığı modelde, her öğrenci üniversitedeki gibi kendi istediği dersleri seçebilecek.

Yeni lise sistemi ilk olarak 2020-2021 eğitim-öğretim yılında 9’uncu sınıflardan başlayacak ve kademeli bir geçiş süreci olacak.

12’nci sınıflar için yenilikçi dersler gelecek

MEB’in ortaöğretime yönelik yeni modelinde “bilgi kuramı” zorunlu ders haline gelecek.

Derslerde yaparak, uygulayarak öğrenme ağırlık kazanacakken özellikle 12’nci sınıflar için yenilikçi dersler getirilecek.

Haziran ayında ders yerine “yaşam becerileri” etkinlikleri yapılacak

Yeni modele göre ayrıca öğrencilerin her alandan ders alabileceği dengeli bir ders çizelgesi oluşturulacak. Haziran aylarında dersler yerine proje sunumları, portfolyo hazırlıkları gibi yaşam becerileri etkinlikleri gerçekleştirilecek.

Ortaöğretimde yeni modele ilişkin detaylar, yarın Bakan Selçuk tarafından açıklanacak. 

Okumaya Devam