İletişim : info@mebhaberim.com

Eğitim-Öğretim

Ağrıdaki lisede haftanın bir günü sadece İngilizce konuşuluyor

Yayınlandı

Ağrı

Ağrı’da Türk Telekom Ağrı Sosyal Bilimler Lisesi Okul Müdürü Kürşat Akdeniz ve öğretmenler, okulda eğitim gören öğrencilerin İngilizce’yi kavrayıp daha iyi konuşmalarını sağlamak amacıyla farklı bir uygulamaya imza attı.

Uygulama çerçevesinde öğrenciler, İngilizceyi öğrenebilmek ve unutmamak için haftanın her cuma günü teneffüslerde ve boş zamanlarında sadece İngilizce konuşuyor.

Ayrıca okul yönetimince koridorlarda oluşturulan İngilizce Sokağı’nda bir araya gelen öğrenciler, birbirleriyle yine bu dil ile iletişim kurarken kantinde de alışverişlerini İngilizce olarak yapıyor.

Zaman zaman bir araya gelerek İngilizce sohbetler yapan okuldaki yaklaşık 496 öğrencinin tamamının İngilizce öğrenmesi ve bu dile hakim olmaları dikkati çekiyor.

Lisenin müdürü Kürşat Akdeniz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, öğrencilerinin dil öğrenme konusunda çok başarılı olduğunu ve hepsinin İngilizce öğrendiğini söyledi.

“Cuma günlerini İngilizce günü ilan ettik”

Öğrencileriyle gurur duyduğunu dile getiren Akdeniz, şöyle konuştu:

“Ağrı’da özellikle öğrencilerin İngilizce eğitimi konusunda sıkıntılar çektiği bir bölgede yaşıyoruz. Okulumuzda hazırlık sınıfının olması münasebetiyle buradaki dil eğitimi diğer okullara göre daha iyi. Fakat dil eğitimi vermemize rağmen çocuklar konuşmada zaman zaman sıkıntı yaşamaktaydı. Biz de çocukların konuşma kabiliyetlerini geliştirmek adına cuma günlerini okulumuzda İngilizce günü ilan ettik. Her alanda ve bölgede öğrenciler ve öğretmenlerimizin İngilizce konuşmalarını istedik.”

Bu uygulamayı sene sonuna kadar devam ettireceklerini ve bütün öğrencilerin rahatlıkla İngilizce konuşabilmesini sağlayacaklarını anlatan Akdeniz, şunları kaydetti:

“Bu uygulamadan sonra çocuklarımızın İngilizceyi daha rahat konuştuklarını gördük. Şu anda her öğrenci kendisini ifade edebilecek şekilde İngilizce konuşmaya başladı ve kendilerini ifade edebiliyorlar. Geçen sene 82 öğrencimiz mezun oldu. 55 öğrencimiz üniversitelerin lisans programlarına yerleşerek ilimizde büyük başarı elde etti. Bu öğrencilerimizden 21’inin hukuk fakültelerine yerleşmesi bizi çok mutlu etti.”

“Okuldaki öğrencilerin tamamı İngilizce konuşuyor”

İngilizce röportaj veren öğrencilerden Havva Saltan ise ortaokul yıllarında hiç İngilizce bilmediğini ve okuldaki uygulama sayesinde artık bu dili çok iyi konuştuğunu belirtti.

Okuldaki öğrencilerin tamamının İngilizce konuştuğunu ifade eden Saltan, şöyle konuştu:

“Bu okula geldiğimizde hiç birimiz İngilizce konuşamıyorduk ve konuşulanlardan anlamıyorduk. Okul müdürümüz ve öğretmenlerimizin desteğiyle her geçen gün adım adım İngilizce öğrenmeye başladık. Çoğumuz avukat olmak istiyor. Bu yüzden İngilizce öğrenmek istiyoruz. İngilizce öğrenmek bizim için çok faydalı. Dünya çapında en fazla kullanılan dil İngilizce olduğu için hepimiz öğrenmek zorundayız. Hepimiz İngilizce konuşup anlaşabiliyoruz. İngilizce konuştuğumuzda insanlar bize hayranlıkla bakıyor.” 

Yorum için tıkla

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğitim-Öğretim

YÖK Vakıf Yükseköğretim Kurumları 2020 raporunu açıkladı

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Yükseköğretim Kurulunca (YÖK), Türkiye’deki vakıf yükseköğretim kurumlarına ait akademik, idari ve mali verilerin yer aldığı “Vakıf Yükseköğretim Kurumları 2020” raporu hazırlandı.

YÖK yetkililerinden alınan bilgiye göre, bu yıl üçüncüsü yayımlanan ve paydaşların ilgi gösterdiği “Vakıf Yükseköğretim Kurumları 2020” raporu, sistemin güçlü ve zayıf yönlerini ortaya koydu.

YÖK tarafından yapılan denetlemelerdeki tespitlerinin yanı sıra vakıf üniversitelerinin dünya sıralamalarındaki yerleri ve sınav başarıları da raporda yer aldı.

Buna göre, 77 vakıf yükseköğretim kurumunun 47’si İstanbul’da yer alıyor. 3 yıl önce bölgelere göre ayrım yapılarak aranan asgari şartların yükseltilmesi sonucu, İstanbul için yapılan üniversite kurma başvurularında azalma görüldü.

İlki 2018 yılında yayımlanan rapora her yıl yeni başlıklarda veriler ekleniyor. Bu yıl önceki yıllardaki verilere ek olarak vakıf yükseköğretim kurumlarının toplam gelir ve giderlerine yönelik ayrıntılar, öğretim elemanlarına ödenen asgari ve azami ücretler, toplam ve öz kaynaklı Ar-Ge bütçelerinin yanı sıra gerçekleşen Ar-Ge harcamaları, öğretim üyesi yetiştirmeye katkı olarak değerlendirilen araştırma görevlisi sayıları, öğretim elemanı ve idari personel sayıları; hukuk, tıp, diş hekimliği, eczacılık programlarının yanı sıra öğretmen yetiştiren programlar ve mühendislik programlarına ait sıralamalar da raporda yer aldı.

Ar-Ge bütçeleri

Vakıf yükseköğretim kurumlarının 2018-2019 YÖK Denetleme Kurulu tarafından hazırlanan nihai denetim raporlarına göre toplam Ar-Ge bütçelerinin 751 milyon 88 bin 285 lira, toplam öz kaynaklı Ar-Ge bütçelerinin ise 172 milyon 432 bin 461 lira olduğu tespit edildi.

Toplam araştırma proje bütçesinin ortalaması 3 milyon 83 bin 21 lira olarak tespit edildi. Bunun yanında öz kaynaklı araştırma proje bütçesinin ortalaması 2017-2018 döneminde 58 bin 811 lira iken 2018-2019 döneminde bu rakam yaklaşık 8,3 kat artışla 488 bin 243 liraya ulaştı.

2018-2019 eğitim öğretim yılında 12 vakıf yükseköğretim kurumunun öz kaynaklı araştırma proje bütçesinin bulunmadığı ancak 7’sinin dış kaynaklı proje bütçelerinin olduğu, 5 vakıf yükseköğretim kurumunun Ar-Ge için hiç harcama yapmadığı tespit edildi. 38 vakıf üniversitesinin toplam araştırma bütçesinin ise 1 milyon liranın üzerinde olduğu ortaya çıktı.

Bunun yanı sıra bu yıl YÖK tarafından belirlenen öğrenci gelirinin yüzde 1’i kadar zorunlu Ar-Ge bütçesi konusunda ise belirli kalemler esas alındı. YÖK’ün raporunda, bu kalemlere ve bütçelerin yanı sıra harcamalara da yer verildi.

Akademik ve idari personel

Vakıf üniversitelerinin öğretim üyesi ve idari personel sayılarına da yer verilen raporda, henüz mezun vermemiş, öğrenci sayısı düşük olan üniversitelerde kadrolu öğretim üyesi başına öğrenci sayısı doğal olarak yüksek görüldü.

Ancak kadrolu öğretim üyesi başına 50’den fazla öğrenci düşen 18 üniversite olması ise dikkati çekti. İdari personel sayısının öğrenci ve akademik personel sayısına göre orantısız yüksek veya düşük olması da göze çarpan veriler arasında yer aldı.

Programlara göre aranan asgari öğretim elemanlarında yapılan iyileştirmelerle akademik personel sayısında gelecek yıllarda artış beklendiği ifade edildi.

Kütüphaneler

Vakıf yükseköğretim kurumları, 2017-2018 eğitim ve öğretim döneminde kütüphane için toplamda 60 milyon 242 bin 501 lira harcama yaparken, bu rakam 2018-2019 eğitim ve öğretim döneminde yüzde 42 oranında artarak toplamda 85 milyon 499 bin 393 liraya ulaştı.

Kütüphane için yapılan harcamaların ortalamasına bakıldığında ise 545 bin 243 lira olduğu görüldü.

Öğrenci başına basılı kitap sayısının sadece 13 üniversitede 10’un üzerinde olduğu tespit edildi. Yapılan denetimler ve uyarılar sonucu kütüphane alanlarında yüzde 19, basılı kitap sayısında ise yüzde 7 oranında artış meydana geldiği de raporda yer aldı.

Özellikle yeni kurulacak vakıf yükseköğretim kurumlarının planlamalarında, kütüphanelerin kaynak ve alan olarak yeterli kapasiteye sahip olmaları ve öğrenci ve öğretim üyelerinin çalışma koşullarına uygun, ferah alanlar olarak tasarlanmalarının altı çizildi. Daha önce kurulmuş kütüphanelerin de kapasitelerinin arttırılması istendi.

Yabancı uyruklu öğrenciler

Vakıf yükseköğretim kurumlarında, Güney Afrika’dan Cezayir’e, Amerika’dan Birleşik Krallığa, Endonezya’ya kadar 50’den fazla ülkeden 30 binin üzerinde yabancı uyruklu öğrenci yer aldığı tespit edildi. İlk 3 sırada Suriye, Irak ve İran’lı öğrenciler yer aldı.

Üniversitelerin tanıtım için yaptığı harcamalar

Vakıf yükseköğretim kurumları 2017-2018 eğitim ve öğretim döneminde reklam ve tanıtım için toplamda 219 milyon 476 bin 23 lira harcama yaparken bu rakam 2018-2019 eğitim ve öğretim yılında 216 milyon 796 bin lira oldu.

2018-2019 eğitim ve öğretim yılında yapılan reklam ve tanıtım harcamalarına bakıldığında ortalamasına 2 milyon 173 bin 178 lira olduğu görüldü. Bu rakamın kütüphaneye yapılan harcamaların ortalaması ile kıyaslandığında yaklaşık 4 katı olduğu ortaya çıktı. Alınan kararlarla getirilen sınırlamalar sonucu gelecek yıllarda bu rakamların oranlarının değişeceğinin öngörüldüğü kaydedildi.

Açıklamada, bu duruma ilişkin, “Yükseköğretim kurumlarının en büyük reklamı ve tanıtımı nitelikli eğitim ve öğretim vererek yetiştirdiği öğrenciler olduğundan, kurumlarımızın bütçe planlarını buna göre beklenmektedir.” ifadelerine yer verildi.

Öğrenci başına cari gider ortalaması

2017-2018 eğitim öğretim döneminde öğrenci başına cari gider ortalaması 12 bin 992 lira iken 2018-2019 eğitim öğretim döneminde öğrenci başına cari gider ortalaması yüzde 18 oranında artarak 15 bin 888 liraya yükseldi.

Bunun yanında 9 vakıf yükseköğretim kurumunun öğrenci başına cari gider harcamasının 10 bin liranın altında yer alması, dikkati çeken bir durum olarak değerlendirildi. Üniversitelerin bazılarının kira giderleri de dikkati çekti.

“Kurumlarımızın üzerine düşeni yapacağına inanıyoruz”

YÖK yetkililerince, üniversitelerden farklı programlarda kendi marka değerlerini oluşturmasının beklendiği vurgulanarak, şunlar kaydedildi:

“YÖK olarak şeffaflığın ve elimizdeki verilerin kamuoyu ile paylaşılmasının denetlemelerden daha etkin olduğunu düşünüyoruz. Bilindiği üzere devlet üniversitelerinin mali verileri de şeffaflık gereği her yıl açıklanıyor. Bu bağlamda kamu imtiyazına sahip bütün kurumlarda da mali hususların açıklanması tabidir. Akademik, idari ve mali hususlarda mevcut durumun analizine imkan sağlayacağını düşündüğümüz verilerle gelişmeye katkı sağladığımızı düşünüyoruz. Nitekim sistemin geneli içerisinde üniversitelerimiz kendilerini karşılaştırabiliyor ve geliştirilmeye açık yönlerini ele alıp buna yönelik planlamalar yapabiliyor.

İlgili programlarda gerekli olan kazanımların elde edilebilmesi için gerekli olan asgari standartların sağlanmasının istenmesi de tabidir. Kurulumuzca oluşturulan standartlarda asgari kriterler getirilirken tüm hususlar göz önünde bulundurulmuş, kurumlarımıza geniş hareket alanı bırakılmıştır. Üniversitelerimizden beklenen kendi marka değerleriyle standartları sağlamaları ve asgari kriterlerin çok üzerinde olanaklar sağlamalarıdır. Farklı alanlarda ulusal ve uluslararası standartlar gözeterek yaptığımız mevzuat düzenlemeleri bu bakışla devam edecektir. Vakıf yükseköğretim kurumlarımızın tüm yöneticilerine iyileştirmelere sunmuş oldukları katkılardan dolayı teşekkür ediyoruz.”

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

YÖKten küresel salgında yeni normalleşme süreci rehberi

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Yükseköğretim Kurulunca (YÖK), yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına ilişkin “yeni normal” sürecinde, üniversitelerdeki uygulamalara yönelik “Küresel Salgında Yeni Normalleşme Süreci Rehberi” hazırlandı.

YÖK’ten yapılan açıklamaya göre, Kovid-19 küresel salgınının devam ettiği normalleşme sürecinde üniversitelerin, salgının bölgesel ve yerel dinamiklerini gözeterek çeşitli programlar için ilgili programın yeterlikleri, kazanımları, öğrenci sayıları, altyapı imkanları gibi hususları göz önünde bulundurup farklı uygulamalar yapması ve önlemler alması gerekebilecek.

Bu bağlamda ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile yükseköğretim kurumlarından alınan görüşler doğrultusunda, 2020-2021 eğitim öğretim dönemine yönelik planlamaların yapılabilmesi için çeşitli konularda çerçeve kararları içeren Küresel Salgında Yeni Normalleşme Süreci Rehberi oluşturuldu.

Rehberde, uzaktan öğretim uygulamaları, uygulamalı eğitimler, ölçme ve değerlendirme uygulamaları, yabancı uyruklu öğrenciler, toplantılar, kongreler ve değişim programları başlıkları altında çerçeve kararlar ve öneriler yer aldı.

Salgının 2020-2021 eğitim öğretim döneminde de devam etmesi ihtimaline karşı yeni düzenlemeler yapılması ihtiyacına yönelik hazırlanan rehber, Amerika ve Avrupa ülkeleri başta olmak üzere salgının bulunduğu ülkelerin yükseköğretim otoriteleri ve üniversitelerin aldıkları kararlar da değerlendirilerek oluşturuldu.

Rehberde neler var?

Rehberde, dinamik bir süreç olduğu göz önünde bulundurulduğunda, üniversitelerin ilgili kurullarınca salgının bölgesel ve yerel seyrine göre farklı programlar özelinde planlama yapılması gerektiğine işaret edildi. 

Salgının kontrol altında olduğu bir ilde yapılacak birebir pilotaj eğitimi ile vaka sayısının artma eğiliminde olduğu bir ilde Kovid-19 hastalarını takip eden bir klinikte yapılacak staj eğitimleri için alınacak önlemlerin farklı olacağı da rehberde vurgulandı.

Eğitim ve öğretim yılının farklı aylarında, yine salgının seyrine göre alınan önlemlerin de çeşitleneceğine işaret edilen rehberde, ekimde uygulamalı eğitimlere devam eden bir programın, salgının yerel seyrine göre kasımda çevrim içi uygulamaya geçmek zorunda kalabileceği belirtildi.

Yetki, üniversitelerin ilgili kurullarında

Kılavuzun olası senaryolara göre genel bir çerçevede çizdiği ifade edilen rehberde, salgının bölgesel ve yerel seyrine göre farklı programlar için yapılacak uygulamalara yönelik hususlarda yetkinin üniversitelerin ilgili kurullarına bırakıldığı bildirildi. 

Salgın süresince devletin ilgili kurum ve kuruluşlarının yanı sıra yerel otoritelerin kararlarının takip edilmesi ve buna göre uygulamalarda değişikliğe gidilmesi gerektiğinin de açık olduğu vurgulanan rehberde, üniversitelerin koronavirüs komisyonları ve ilgili diğer kurul ve komisyonları marifetiyle genel planlamalar yapabileceği gibi alternatif planlar da hazırlayarak gerektiğinde uygulamaya koyabileceği belirtildi.

Uzaktan öğretim uygulamaları

Rehberde, uzaktan öğretim uygulamalarına ilişkin, “yeni normal” süreci ve devamında uzaktan öğretimin mümkün olduğunca çerçevesi çizilmiş ve yapılandırılmış bir uzaktan öğretim olması gerektiğine işaret edilerek, şu ifadelere yer verildi:

“Salgının etkinliğinin azalmakla birlikte devam ettiği yeni normal süreçte harmanlanmış (karma) öğrenme uygulamalarına yer verilebilir. Böylece öğrenci sayısı ve fiziki altyapıya göre, sınıflara belli sayıda öğrenci kabul edilip, aynı anda çevrim içi uygulamayla da sınıfın kalanının derse katılması sağlanabilir. Öğretim elemanı kapasitesi değerlendirilerek sınıfların gruplara bölünmesi suretiyle aynı ders birden fazla grupta da anlatılabilir. Yüz yüze yürütülen dersleri desteklemek üzere sınıf içi eğitimin yanı sıra çevrim içi uygulamalar da gerçekleştirilebilir. Yüz yüze yürütülen derslerde sınıf içi eğitimlerin yanı sıra bazı etkinlikler (ders notu paylaşımı, makale yazdırma/ödev, alıştırma ve kaynak paylaşımı vb.) belirli haftalarda ya da her hafta belirli oranlarda uzaktan öğretim uygulamalarıyla desteklenerek ÖYS (Öğretim Yönetim Sistemi) ve canlı ders sistemleri üzerinden yürütülebilir.

Önceden ders materyallerinin sisteme yüklenerek öğrencinin kullanımına açılması ve sınıf içi eğitim sürelerinin daha etkin kullanımına dayalı tersyüz uygulama benzeri çevrim içi destekli yöntemlerle hem öğrencilerin derse hazırlanması hem de sınıf içi yüz yüze veya eş zamanlı çevrim içi dersler için zamanın etkin kullanılması sağlanabilir. Dersler sırasında zaman problemi nedeniyle derinlemesine ele alınamayan konular bu şekilde daha kapsamlı ve nitelikli işlenebilir. Gerektiğinde günlük rutin mesai dışı saatler ve hafta sonu da yüz yüze uygulamalar için değerlendirilebilir.”

Rehberde, “Salgının bölgesel ve yerel seyri, ilgili örgün programdaki öğrenci sayısı ve altyapı imkanları göz önünde bulundurularak üniversitelerimiz, ilgili programların teorik eğitimlerini vermeye ve uygulamalı eğitimlerini desteklemeye yönelik uzaktan öğretim süreçlerini planlamalıdır.” ifadelerine yer verildi.

Yükseköğretim kurumlarının yetkili kurulları tarafından verilecek kararla, öğrencinin alması gereken toplam ders sayısının yüzde 40’ına kadarının uzaktan öğretimle verilebileceği hatırlatılan rehberde, uzaktan öğretimle yürütülecek derslerin, mümkün olduğunca 2020-2021 eğitim öğretim yılında ve özellikle ilk dönemde yoğun verilmesi önerildi.

Rehberde, uzaktan öğretimi, süreğen hastalığı bulunan ve engelli öğrencilere mümkün olduğunca erişilebilir kılmak için gerekli tedbirlerin de alınması istendi ve buna yönelik öneriler yer aldı.

Uygulamalı eğitimler

Rehberde, salgının hız kesmekle birlikte devam ettiği yeni normal sürecinde 2019-2020 bahar döneminde verilemeyen uygulamalı eğitimlerle ilgili eksikliklerin tespit edilerek telafi eğitimlerinin verilmesi gerektiğine işaret edildi. 

Bu kapsamda küçük grup çalışmaları ve dönüşümlü eğitim gibi çeşitli öneriler rehberde sıralandı.

Daha önce neler yapılmıştı?

YÖK, koronavirüs salgınına yönelik bugüne kadar birçok tedbir aldı. 2019-2020 eğitim öğretim yılı bahar döneminde eğitim ve öğretim süreçlerinin kesintiye uğramaması ve bu sürecin en az hasarla aşılması için çevrim içi eğitime geçildi ve uzaktan eğitimle ilgili bazı mevzuat değişiklikleri yapıldı.

“YÖK Dersleri” adı verilen bir arayüzle üniversitelerin dijital ders malzemeleri açık erişime açıldı. Uygulamalı eğitimler, stajlar, iş yerinde mesleki eğitim gibi konularda da salgının seyrine göre kararlar alınarak üniversitelere iletildi. Türk yükseköğretimi, bütün alanlarda mümkün olan önlemleri alıp, dinamik ve çevik yönetim anlayışıyla süreçleri yöneterek hızlı uyum kabiliyeti bulunduğunu da ortaya koydu.

Okumaya Devam

Eğitim-Öğretim

Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumundan sosyal bilimleri tercih edecek öğrencilere burs

Yayınlandı

Yazar :

Ankara

Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Dr. Muhammet Hekimoğlu, sosyal bilimler alanında tercihi yapacak üniversite öğrencilerine verilecek burslara ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulundu. 

Kuruluş kanununda Yüksek Kurum’un “sosyal bilimler bütünlüğü içinde tarih, dil, kültür alanında bilgi üretmek ve insan kaynağı yetiştirmekle görevli olduğunun” belirtildiğini anlatan Hekimoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Yüksek Kurumumuz bünyesinde, 1931 ve 1932’de kurulan Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu gibi iki güzide kurumumuz da görev yapıyor. Atatürk, bu iki kurumu çok önemli planlamalar ve yüksek bir idealle kurmuştur. Bu kurumlar, kurulduğundan bu yana tarih, arkeoloji, dil, sanat tarihi başta olmak üzere kültürün birçok alanında önemli çalışmalar yapıyor. Atatürk, bu kurumları, dünyadaki örneklerine benzer şekilde, ileride akademi olmaları hedefiyle kurgulamış. Biz de bu hedef doğrultusunda çağdaş gerekliliklere uygun olarak çalışmalar yapıyoruz.”

Atatürk’ün bu kurumlara verdiği değerin sadece sözle olmadığını vurgulayan Hekimoğlu, “İş Bankasındaki hisselerin nemalarını bu iki kuruma bağışlayarak, bu iki kurumun uzun ömürlü olmalarını güvence altına almıştır. Bizler Yüksek Kurum ve bağlı kurumlarımız olarak, onun milletine emaneti olan bu gelirleri, gerekli yerlere harcamak hususunda son derece titiz davranıyoruz.” dedi.

“Yeni burs stratejilerini belirlemede önemli bir cesaret kaynağı oldu”

Bu gelirlerin, yeni burs stratejilerini belirlemede önemli cesaret kaynağı olduğunu ifade eden Hekimoğlu, Türkiye’nin iyi bir insan kaynağı bulunduğunu söyledi. Hekimoğlu, organizasyon açısından birtakım problemleri olsa da bu insan kaynağını daha da geliştirerek, bilgi üretim stratejileri belirleyerek, stratejik bilgi üretimi üzerinde çalışacak, belli bir hedefe yönelik bilgi üretecek ve akademik bakış açısına sahip araştırmacılar yetiştirmek istediklerini dile getirdi.

Bugüne kadar lisans, yüksek lisans, doktora ve doktora sonrası burslar verdiklerini, bu yıl yelpazeyi daha da genişlettiklerini anlatan Hekimoğlu, Türk Tarih Kurumunun bu yıl tarih, sanat tarihi, arkeoloji, sosyoloji, siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler alanlarında tercih yapacak öğrencilere burs imkanı tanıyacağını bildirdi. Hekimoğlu, bunun da Türk Tarih Kurumu açısından bir yenilik olduğunu vurguladı.

“Dil bölümlerinde birinci sırada tercih yapmış öğrenciler burslandırılacak”

Hekimoğlu, burslara ilişkin şu bilgileri verdi:

“750 liradan 2 bin liraya kadar bir burslandırma yelpazesi belirledik. Son yapılan YKS’de ilk bine girmiş, Türk Dil Kurumunun ve Tarih Kurumunun ilanda belirtilen alanlarında ilk 3 tercihine bu bölümleri yazarak yerleştirilen öğrencilere, 2 bin lira gibi çok ciddi bir burs vereceğiz. İlk 5 bine giren öğrencilere bin 500 lira, 5 bin ila 10 bin sıralamasına girenlere bin lira, 10 bin ila 15 binlik dilimde tercih yapanlara ise aylık 750 lira burs vereceğiz.

Bu yıl ilk defa, yabancı dil alanında tercih yapacak öğrencilere, ilk bine girmiş ve ilk tercihini ilana çıkacağımız dil bölümleri arasından yapacaklara 2 bin lira burs vereceğiz. Dil bölümlerinin hemen hepsinde birinci sırada tercih yapmış öğrenciler burslandırılacak.”

“Sosyal bilimlere nitelikli öğrenciler gelsin istiyoruz”

Bu bursları “başarı bursu” olarak tanımladıklarını belirten Hekimoğlu, şöyle devam etti:

“Türkiye’de başarılı öğrencilerimiz çok. Ama genelde bir algı vardır ki ‘Çok başarılı öğrenciler öncelikle tıp fakültesi, sonra hukuk fakültesini tercih eder.’ Kurumlarımızın görev alanına giren bölümler, yani dil bölümleri ve sosyal bilimler biraz dezavantajlı duruma geldi maalesef. Bunu avantaja dönüştürmek, YKS’de ilk 100’e, ilk bine girmiş öğrencileri sosyal bilimler alanlarına çekmek istiyoruz ki sosyal bilimlere nitelikli öğrenciler gelsin. Türkiye’nin bu alandaki ihtiyacını karşılayacak nitelikte bilim insanı, araştırmacı yetişsin.”

Hekimoğlu, Türkiye’nin kültür coğrafyaları ve komşularının dilleri olan Arapça, Arnavutça, Boşnakça, Bulgarca, Çağdaş Yunanca, Çince, Ermenice, Farsça, Fransızca, Hintçe, Macarca, İbranice, İtalyanca, İspanyolca, Japonca, Kürtçe, Rusça, Süryanice, Ukraynaca, Urduca ile Yunanca dil ve edebiyat ile mütercim tercümanlık bölümlerini tercih edecek öğrencilerin de burs imkanlarından yararlanabileceğini ifade etti.

Çift ana dal ve yan dal öğrencilerine burs imkanı

“Başarı düzeyi yüksek öğrencileri bu alanlara çekerek bu alanlarda bir sıçrama yapmak istiyoruz.” diyen Hekimoğlu, tarih, tarih eğitimi, tarih öğretmenliği, arkeoloji, sanat tarihi, antropoloji, coğrafya, sosyoloji ve siyaset bilimi bölümlerinden birinde 2020 yılında kayıt yaptırarak öğrenim gören ve bu sayılan dil programlarından birinde çift ana dal veya yan dal programına bu sene kayıt yaptıracak öğrencilere de burs vereceklerini bildirdi.

“Kültürümüzün yurt dışındaki görünürlüğünü sağlamayı amaçlıyoruz”

Yabancı dile önem verdiklerine, bu konuda özel bir amaçları olduğuna işaret eden Hekimoğlu, “Çeviri dendiğinde başka dillerden Türkçeye çeviri akla geliyor. Türkiye kabuğunu kırdı, Türkiye artık Cumhurbaşkanımızın liderliğinde dünyada siyasi ve insani diplomaside çok ciddi bir konum elde etti. Çeşitli uluslararası kurumlarımız vasıtasıyla insani yardımlar ve destekler konusunda dünya artık Türkiye’yi bir numara kabul ediyor.” ifadelerini kullandı.

Kalıcı etki bırakacak şeyin, kültür diplomasisi olduğunu vurgulayan Hekimoğlu, şunları kaydetti:

“Türkiye’yi, Türkleri, Türk tarihini, Türk dilini, Türk edebiyatını, Türk sanatını, Anadolu medeniyetini, Türk İslam medeniyetini anlatacak yayınlar yapacak araştırmacılar yetiştirmemiz gerekiyor. Afrika, Asya, Güney Amerika’da bir kitapçıya girildiğinde ya da bir dergiye bakıldığında Türkiye’ye dair bir makalenin, Türkiye’yi anlatan bir kitabın o dillerde satılıyor olması, Kültür ve Turizm Bakanımızın da önem verdiği bir kültür diplomasisi hareketi olacak. Bu sayede insani diplomasiyi desteklemek ve siyasi önderliği kültür diplomasisiyle güçlendirmek, Türkiye’nin yurt dışındaki görünürlüğünü ve etkisini kalıcı hale getirmek istiyoruz.”

“Burs Takip Sistemi kurulacak”

Bu kapsamda kurum bünyesinde bir “Burs Takip Sistemi” kuracaklarını bildiren Hekimoğlu, “Böylece bursiyerlerimizin gerek eğitim hayatı boyunca gerekse iş hayatlarında kurumumuzla sıkı irtibatta olmalarını sağlayacağız. Bursiyerlerimizin akademik açıdan iyi yetişmeleri için onları Bilim Kurulu ve Haberleşme Üyelerimizle buluşturacağız.” dedi.

Hekimoğlu, düzenleyecekleri “Kariyer Günleri” kapsamında, Türkiye ve dünyada isim yapmış önemli tarihçileri, dil bilimcileri, sosyologları ve araştırmacıları bursiyerlerle bir araya getireceklerini belirterek, “Bu sayede gençlerimiz ufuklarını genişletecek ve dünya çapında bir bilim insanı olmayı hayal edecek.” diye konuştu.

Burslara ilişkin detaylar, “//burs.ayk.gov.tr/” target=”_blank”>https://burs.ayk.gov.tr/” internet adresinden öğrenilebilecek.

Okumaya Devam